02-05-2008, 05:04 PM
Hayatımızın üçte biri uykuda geçiyor. Uyku bozuklukları ise sağlığımızı
tehdit ediyor, günlük yaşamımızı ciddi ölçüde etkiliyor. Uykusuz gecelerle
ilgili çok fazla bilgi sahibi değiliz ve Türk toplumunun yüzde 90'ı
uykusuzluk çekiyor.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Uyku Laboratuvarı Başkanı Prof. Dr. Hakan Kaynak,
uykusuzlukla ilgili merak edilen soruları yanıtladı.
Uyku sorunu çok sık karşılaşılan sorun mu?
Toplumun yaklaşık yüzde 90'ı hayatının bir döneminde uykusuzluk problemiyle
karşılaşıyor ve üçte biri haftanın birkaç gecesini istediği gibi uyuyamadan
geçiriyor. Her 100 kişiden en az beşi solunum problemleri nedeniyle uykusunu
alamadan uyanıyor, birçoğu ertesi gün uyuklamasına engel olamıyor. Toplumun
yüzde 40'ı horluyor ve daha da önemlisi horlamayı normal olarak kabul
ediyor. Çoğumuzu yakından ilgilendiren uyku bozuklukları, günlük yaşamımızı
ve sağlığımızı ciddi ölçüde etkilediği halde maalesef üzerinde çok az bilgi
sahibiyiz. Birçoğumuz uykusuzluğun, gündüz yeteri kadar yorulmamaktan veya
psikolojik nedenlerden kaynaklandığını düşünür. Aşırı uyumak veya kolay
uyanamamak genellikle bir tembellik belirtisi olarak kabul edilir veya
gündüz aşırı yorulmaya ve strese bağlanır.
Ne zaman uyku sorunu için doktora gitmeli?
Haftada ikiden fazla olan ve iki aydan uzun süren uyku sorunları için
doktora gidip tedavi görmek gerekir.
Uyku ilaçları çözüm olur mu?
Uyku sorununun nedeni bulunmadan ilaçla önlemi alınamaz. Alınan uyku ilacı
yapay uykudan başka bir işe yaramaz. Alkol alıp uyumak gibi insanda yorgun
bir uyku sürecine neden olur o kadar.
Hayatımızda ne kadar süreyi uykuda geçiriyoruz?
Hayatımızın yaklaşık üçte birini uykuda geçiriyoruz. Çevremizde seyrek de
olsa çok daha kısa süreli uykuyla yetinen insanlara rastlarız. Uyku
süresinin genetik etkenlerin etkisiyle kişiden kişiye 4 saat ile 11 saat
arasında değiştiği biliniyor. Genetik olarak belirlenen bu süreyi belli
sınırlar dışında değiştirmek mümkün değil. Uyku süresi kısaltmak zorunda
kalındığında, uyku yoksunluğunun yol açtığı istenmeyen belirtilerle
karşılaşılır. Genetik geçişin varlığını gösteren en iyi kanıt; tek yumurta
ikizlerinin uyku sürelerinin bütünüyle aynı oluşudur. Türkiye'de toplumun
yüzde 75'inin 7-8 saat süreyle uyuma alışkanlığına sahip olduğu yapılan
araştırmalarla biliniyor. Ünlü insanlardan bazılarının çok az uyuduğu
basında yer alır. Napolleon ve Churchill gibi bazı tarihi kişilikler kısa
uyku süreleriyle tanınmıştır. Kısa bir süre uyuduğu halde ertesi gün
fonksiyonlarında değişiklik olmayanların sayısı çok fazla değildir.
Türkiye'de toplumun yalnızca yüzde 10'u 6 saatin altında uykuyla halatını
sürdürebilir. Kısa süreli uykularla yetinenlerden bahsederken bahsederken
hafta içi 6 saat uyuyup, hafta sonunda uyku sürelerini 8-10 saatte uzatarak
uykularını telâfi edenleri değerlendirme dışında bırakmak gerekir. Sekiz
saatten daha uzun süre uyuyanlara, kısa süre uyuyanlara oranla biraz daha
sık rastlanır, bunların oranı yüzde 15'e kadar yükseliyor. Uyku süreleri
kısa olanlar ile uzun olanların uykularının yapısı birbirinden farklıdır.
Kısa süreli uykuyla yetinenlerin uykuları, daha yoğun olarak derinyavaş uyku
ve derin uyku döneminden oluşur. Gece içi uyanıklık sayısı ve 2. evre oranı
bu tür insanlarda azalmıştır. Dolayısıyla kısa süreli, ancak daha ekli bir
uykuları olduğu söylenebilir. Uzun süreli uykularla yetinenlerse asıl uyku
olarak adlandıran derin yavaş uyku ve derin uyku dönemlerini uyku süresi
kısa olanlar kadar uyuyup, onlardan farklı olarak uykunun derin olmayan
evrelerini daha uzun uyurlar. Gece içinde özellikle de sabaha karşı sık sık
uyanıp yeniden uykuya dalarlar.
Uyku süresini kısaltmak mümkün müdür?
Uyku süresi uzun fakat çalışmak için daha çok zamana ihtiyacı olanlar
genellikle uyku sürelerini kısaltmak isteği duyarlar. Ancak uyku süresini
belli bir oranın ötesinde kısaltmak mümkün değildir. Üniversite öğrencileri
arasında yapılan bir çalışmada; uyku süresinin kısa bir zaman diliminde
kısaltılması mümkün olmadığı, deneklerde ertesi gün yorgunluk, halsizlik,
konsantrasyon güçlüğü ve hafıza bozukluğu gibi şikayetler saptandı. Deneye
katılanlar uygunsuz zamanlarda uyku ihtiyaçlarına yenilip, uyuyakaldılar.
Ancak başka bir çalışma uyku süresinin uzun bir zaman dilimi içinde 1-2
saati aşmamak şartıyla azaltılmasının mümkün olduğunu ve bu azaltmanın
deneklerin performansında bozukluğa yol açmadığını gösterdi. Bu çalışmanın
yalnızca genç deneklerle yapılmış olduğu unutulmamalı. Çocuk ve yaşlılarda
uyku süresi kısaltıldığında daha değişik belirtilerle karşılaşılır.
Çocuğun uyku süresi ne olmalı?
Yenidoğan ilk üç aylık dönemde günün yaklaşık 16-18 saatini uykuda geçirir.
Bebekler, gece ve gündüz eşit sayıda olmak üzere, birçok kez uyanır, tekrar
uyurlar. Okul öncesi dönemde ise uyku, erişkin dönemdeki gibi çocuk gün
içinde sadece bir kez öğleden sonra uyur. Sonra da iş hayatının getirdiği
zorunluluklarla 24 saatte bir kez uyunan gece uykusuna dönüşür.
alıntı