02-06-2008, 01:39 AM
Kaybedenlerin vazgeçilmez sözüdür "neden ben?"
Bu yaşanmış hikâyeyi okuduktan sonra fikriniz değişecek!
Branda yamaç tırmanışı yapmak isteyen genç bir kadındı. Bir gün
cesaretini toplayarak bir grup tırmanışına katildi.
Tırmanacakları yere vardıklarında, neredeyse duvar gibi dik,
büyük ve kayalık bir yamaç çıktı karsılarına.
Tüm korkularına rağmen, Branda azimliydi. Emniyet kemerini
takti, ipi yakaladı ve kayanın dik yüzüne tırmanmaya başladı.
Bir süre tırmandıktan sonra, nefeslene bileceği bir oyuk buldu..
Orada asili dururken, gruptan yukarıda ipi tutan kişi dalgınlığa
düşerek ipi gevşetiverdi. Aniden boşalan ip, hızla Brandanın gözüne
çarparak lensinin düşmesine neden oldu.
Lens çok küçüktü ve bulunması neredeyse imkansızdı.
Lens yamacın ortasında bir yerlerde kalmıştı ve Branda artik bulanık görüyordu.
Ümitsizlik içinde Branda, lensini bulması için Allah'a dua edebilirdi yalnızca..
Ve içten içe düşünüp dua etmeye başladı. " Allah’ım! Sen bu anda
buradaki tüm dağları görürsün. Bu dağlar üzerindeki her bir taşı ve
yaprağı bildiğin gibi, benim lensimin yerini de biliyorsun. Onu bulmama
yârdim et."
Patikalardan yürüyerek aşağı indiler. Aşağı indiklerinde, tırmanmak
üzere oraya doğru gelen yeni bir grup gördüler. İçlerinden biri
"Aranızda lens kaybeden var mı?" diye bağırdı.
Branda’nın sonradan öğrendiğine göre, lensi bir karınca
taşıyordu ve karınca yürüdükçe yavaşça kayanın üzerinde hareket edip
parlayan lens kızların dikkatini çekmişti.
Eve döndüklerinde Branda lensini nasıl bulduklarını babasına
anlatacak ve bir karikatürcü olan babası da ağzıyla lens taşıyan bir
karınca resmi çizerek, karıncanın üzerindeki baloncuğa bunları
yazacaktı:
" Allah’ım! Bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum.
Bunu yiyemem ve neredeyse taşıyamayacağım kadar ağır. Ama istediğin sadece bunu
taşımamsa, senin için taşıyacağım..."
"BU YÜKÜ NIYE TASIYORUM" demeyin
alıntı