BİR ŞEHRİ SEVMEK
"Bırak ya hu sevecek şey mi şaştın" demeyiniz; ben Sivas'ı seviyorum. Bunda bir fevkaladelik yoktur, herkes doğduğu büyüdüğü şehri sever. Ama bazen sevgiyi alışkanlıkla karıştırırız. Şairin, "Bir aşk oluverdi aşinalık" diye anlattığı şey güzeldir ama sevginin alışkanlığa dönüşmesi kötüdür; içinde sevgi olmayan her bağlılığın kötü olduğu gibi. "Ben Sivas'ı seviyorum" derken uzun uzun düşündüm: "Beni buraya bağlayan alışkanlıklrım mı yoksa başka bir şey mi?" diye. Kararımı burada değil başka yerlerde verdim; güzel şehirlerde; tabiatıyla, iklimiyle, güzellikleriyle insanı sarıp sarmalayan, Sivas'tan daha güzel, daha gelişmiş yerlerde de düşündüm Sivas'ı. sonuç hep aynıydı; Sivas'a dönmek gibisi yoktu ve şair yine onikiden vurmuştu. Sizde bu duyguyu mutlaka yaşamış olmalısınız. Mesela Ankara'dan veya İstanbul'dan Sivas'a döneceğiniz zaman daha otobüse adım atar atmaz bir rahatlama duyarsınız. Sonra tekerleklerin her dönüşünde artan bir sabırsızlıkla kilometre levhalarını takip edersiniz.Sivas sevgisi büyür aşikar bir sevinç ve neş'eye dönüşür. Bir sabah erkeninin iç titreten soğuğunda istasyon caddesinin tenha kaldırımlarına atılan ilk adımda farkedersiniz Sivas'ı sevdiğinizi. Bir sabahçı kahvesinde kazan simidini çaya katık ederken çevrenizde oturan kişileri hiç tanımadığınız halde onlara yakınlık duyduğunuzda farkedebildiğiniz bir şeydir bu. Öğle vaktinin kalabalığında akşamın alacakaranlığında farkedersiniz gidecek bir yeriniz vardır. Sevdikleriniz vardır ve Sivas o anda sevdiğiniz herkesle ve her şeyle bir olur. Burası sizi ürkütmeyen endişelendirmeyen korkutmayan emin bir beldedir. Şaşırmazsınız olamdık bir sürprizle karşılaşmanın tedirginliği yoktur bu şehrin sokaklarında Burada deniz yoktur ne ufuk çizgisine kadar dalgaların hışırtısıyla öpüşen bir kumsal ne portakal ve limon çiçeklerinin baş döndüren rahiyası ne de olağanüstü güzelliklerin baştan çıkardığı bir şehir büyüsü.... Geniş caddelerin, yemyeşil parkları, sevimli ve aydınlık binaları ile modern bir şehir çizgisi de bulamazsınız. Sivas Sivas dediğiniz iki yüzbin küsür nüfuslu, asıl mevcudunun yarısını gurbet ellere göndermiş pek de bakımlı sayılmayan yazı ferah ama kışı zehir zemberek bir Orta Anadolu şehridir. Sivas'ı hiç görmeyen bir yabancı için Sivas Çifte Minare ve Gökmedrese'den ibaret gerisi her yerde bulunabilir. Nedir öyleyse bize Sivas'ı sevdiren odun kömür parası vermekten illallah deyip de soluğu Antalya'lara Bursa'lara atanları bile rahat bırakmayan o iç sızısı nedir? Memleket sevgisidir Sivas'ta selamlaşmaya bile üşendiğiniz yedi kat yabancılarla gurbette sizi sarmaş dolaş ettiren... MEMLEKET HASRETİDİR. İnsanca bir şeydir..... Sevgidir.
alıntı
" Siz, Sıvaslı mısınız beyefendi? "
Hele de bahayım sen Suvaslımısın gardaş la?
Neresindensin? Sarıyer'den mi, Ümraniye'den mi, Avcılar'dan mı?
Yoksa Bezirci'den, Mehmetpaşa'dan, Gökçebostandan'mı
" Siz, Sıvaslı mısınız beyefendi? "
Efendim?... Sivaslıyım dediniz galiba, doğru mu?
Peki öyleyse şimdi beni dinle ve hakikaten sivaslı olup olmadığına kendin karar ver.
-Kepenek suyunu belki yarım kulak işittin, peki Ünzile'yi, Mihrivefa'yı, Behrampaşa'yı bilirmisin. Mahallenin fırınından yeni çıkmış yerli undan yapılma dumanı üstünde türüm türüm tüten ekmeğin arasına, kıyma tenekesinden kıyma eşip de arasına taze soğan yatırıp yedin mi? Bacalardan balta kesmez buz sarktığı, "pu desen havada donacak" rezil ayazlarda, uydurma kızaklara bipip yokuş aşağı "tarhana" kaydın mı, met-deynek oynadın mı, aşık oynarken kınalı enekeni bile utuzduğun oldu mu? , bir "tos osman" bostanından hırsızlama söktüğün patatesleri, gazellerin arasında pişirirken doğrucu bir mahalle büyüğü kulağının tözüne bir amansız sille çekip de gözünü kararttı mı? Kanlıbahçede top oynadın mı gardaş? Kızılırmağın eğri köprüsünün dördüncü gözünden balıklama atlamışlığın var mı? Bir zamamlar Kepçeli'de icra_yı sanat eyleyen "böyük fedakarlıklarla Afrikadan getirtilmiş olan iki başlı devlerle balıkkızların" da teşhir edildiği tiyatroları seyrettin mi? Sen hiç Palas'ta maça kızı, Kristal'de tavla oynadın mı? hemşerim. Çerkezin Kavede akla sığmaz kahveler içip Kenedi Üsüyünden amansız Hafik hikayeleri dinledin mi? Mevlana'da, Bengiler'de, Tekke'nin dibinde amandan habersiz çimip çimipte, akşama beyazını kaybetmiş ıslak kahverengi donunla sopa yedin mi? İlk hırsızlama cigaranı nerede içtin gardaş.
-Hele bi yol de bakayım, otomobilin "ufo" gibi nadirattan uğradığı taş göşeli sokaklarda devrile yıkıla giden faytonların arka dingiline asılıp da, şöyle esaslı bir "yağlı kamçı" yedin mi hemşerim? Mahalle kavgasında kafanı en az oniki dikiş kutrunda yardırıp gazi oldun mu? Ellibeş kuruşu denkleştiremediğin için direkten dönen top gibi sinama kapılarından dönmenin inkisarını yaşadın mı?
"Cıkk" mı?
-Olsun hemşerin, senin kafa kağıdında Sivas yazmıyor mu? Tamam bizdensin. Belki Sıvas denilen şu "Kaybolmuş şehir" de yekün üç saat bile kalmadın; olsun, sende bizdensin.
-Başka ne söyleyim aziz hemşerim sen de bizdensin.
- Emetükte 5 kiloluk zeytinyağı tenekesini kızak yapıp kaymasanda, üç beş arkadaş birleşip aldığın üçüncü sigarasını içmek için ta eğri köprüye gitmesen de, sokaktan geçen çemenci dayının 50 kuruşluk yarım ekmek arası çemenini, tahıl meydanındaki ciğerci dayının ciğerini yemesen de, olsun sende bizdensin SIVASLI hemşerim sende bizdensin, ama istersen bir uğra Sivas'a ha ne dersin.
alıntı
emeğine sağlık metin abi...
ÇOK SAĞOLUN HESNA VE MELTEM ÇOK TŞKLER