02-16-2008, 10:36 AM
Güven insanın asil bir vasfı. Güveni seçebilmek, ayırt edebilmek için insanı seçmek gerekiyor. Eğer diyologlarımız insan olmayı anlamamış,basit , fasit bir dairede hareket eden kişiliksiz bir çerçevede oluşuyorsa bu güven kavramına dair yanlış bakış açısı oluşturmamızı sağlıyacaktır. Ve bu da bizi 'kimseye güvenim kalmadı',' artık güvenmiyorum' naralarını söylettirecektir..
Eğer her gelen duyarlılığı/etkiyi kendi bünyemize alırsak içimizi bir çöplüğe çevirmiş oluruz .Bu çöpler birike birike bir gün basınç yapar ve bünyemize zarar verir. Algılamamıza muhatap olan her etkiyi; etkin/aktif hale getirmemeliyiz. Bu doğrultuda kendimize bir 'Güvenlik Duvarı'oluşturmalıyız. Kendi bünyemizde oluşturduğumuz güvenlik duvarımız, gereksiz/değersiz etkileri değerlendirmeye alarak değersizleşmemize/basitleşmemize izin vermemeli.
Tanıma ile Güveni karıştırmamak gerekiyor. İlişkilerde öncelikli sıra tanıma sonra güvendir.
Tanıma özveriyi, çabayı ve sabrıgerektirir. Güvenmiyorum dediğimiz zaman ben tanıdım güvene layık değil demiş oluyoruz.Ama hiçbir çaba sarfetmeden güvenmiyorum dediğimiz
zaman aslında bende güven/vermeye layık değilim demiş oluyoruz.
Yanlızlık bilinçli bir tercih olabilir.Bu anlaşılabilir. Ama ben kimse ile anlaşamıyorum, uyuşamıyorum demek aslında muhataplarımızın dakendimiz gibi olmasını istemek demektir.
Yani benim gibi değiller bundan dolayı yanlızım demektir bu.Allah her insan tekini özel yaratmıştır. Her insan ayrı bir dünyadır-okunması gerekenHer insan tekine ait bu özel yaratılıştan dolayıdır ki insan ilişkilerinde 'bire bir' uyuşma yoktur diye düşünüyorum.Elbette bu öznellikten doğan farklılıklar olacaktır.
Zaten paylaşmakta bu farklılıkları insanı potada eritip sevmek,sev'ebilmek' değil midir?
alıntı