02-19-2008, 07:23 PM
Artık günümüzün şehir çocukları hayvanları tanımıyor. Tavukla horozu başka bir hayvan sanıyorlar. İnekleri de karikatürlerdeki gibi benekli sanıyorlar. Geçenlerde tatile çıktık, yolda giderken bizim kız inekleri göstererek “bu hayvanların adı ne?” dedi. Kızım onlar inek dediğimde, “siyah beyaz benekli olmaz mı inekler?”diye sordu. Kızım kahverengi ve sarı ineklerin olabildiğine hayret etti.” Tatile giderken babamlara da uğramıştık. Şöyle bakkala gidelim biraz gezelim demiştim, kızı da aldık yanımıza. Tavuk gördük. Yine kızım “Anne bu hayvan ne demez mi?” Şaşırdım kaldım. Halbuki, resimlerini her zaman görüyordu.
-Haklısınız.Şimdiki çocuklar dört duvar arasında büyüyorlar. Evden dışarı çıkıp bir yerlere yürümelerine gerek bile yok. Servisleri önüne geliyor, okula gidiyorlar. Bakkal diye bir şeyin varlığını unuttular. Büyük alış veriş merkezleri ne güne duruyor.
-Çocuklarımızın yedikleri önünde, yemedikleri arkalarında. Her istedikleri önüne geliyor.
-Ama bu onların doyumsuz insan olmalarına yol açıyor, hiçbir şeye memnun olmuyorlar. Ha bire her çıkan şeyden istiyorlar.
-Evde kırk bebeği varsa kırk birinciye de hayır demiyor.
-Her şeyin kolay elde edildiğini sanarak büyüyen bu çocuklar, ileride mutsuz olacaklar.
-Neden?
Nedeni çok basit. Hazırcılığa alışıyorlar.Hazırcılık tembelliğe neden oluyor. Çalışmak zor geliyor onlara. Kendiliğinden ders çalışan çocuk pek kalmadı gibi. İllaki başında bekleyeceksin ya da sorularına yardım edeceksin, yoksa çalışmıyor bizimkisi.
-Zorluk yaşamadan kolay elde edilenin de değeri pek olmaz. Bunu ana babalar bilmiyorlar mı?
-Okumak, mesleğini ele almak kolay değil.
-eskiden okumak çok mu kolaydı sanki. Bu kadar okul ve üniversite yoktu.
-Eskiden öğretmenler iyi öğretirlerdi.
-Eskiden öğretmene saygı vardı. Sınıflar bu kadar kolay geçilmiyordu.
-Şimdiki çocuklar nasıl olsa sınıf geçecekler diye ders bile çalışmıyorlar.
-Çalışanları da var, öyle deme. Öyle çok ders çalışıyorlar ve çalıştırılıyor ki çocukluklarını yaşayamıyorlar.