Sivas - Sivasliyiz.Com

Tam Versiyon: Kendi Fırsatlarınızı Nasıl Yaratırsınız!
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.

Şu cümleyi hiç duydunuz mu, “Fırsat kapıyı çaldığında… kimse evde olmaz” ?



Şayet duyduysanız, size sorum şu olacak, “Fırsat kapıyı çaldığında evde yoktuysanız, neredeydiniz?”



Fırsat kapıyı çaldığında, bence evdeydiniz, sadece gözlerinizi yeterince açmadığınız ve bu fırsata hazırlıklı olmadığınız için… kapınızı çalan fırsatı fark etmediniz.



Gördüğünüz gibi, hazırlıklı değilseniz, fırsat kapıyı ne kadar çok çalsa da, duymazsınız.



Hepimiz aynı fırsatlar ile karşılaşmayız, ancak fırsatlara hazırlıklı olup, fırsat aradığınızda, hayal edebileceğinizden daha fazla fırsat ile karşılaşacaksınız.



Aslında, fırsatlar her yerdedir. Tüm yapmanız gereken, fırsatları fark etmesini öğrenmek. Fırsatları fark etmenin ve onlardan yararlanmanın en iyi yolu, ne olurlarsa olsunlar fırsatlara hazır olmaktır. Bu fırsatlar, mükemmel bir iş, hayallerinizin kadını yada erkeğiyle karşılaşmak, şirketinizin yönetim kurulu başkanlığına seçilmek vb. şeyler olabilir.



Fakat, bir fırsata tam olarak hazırlıklı olmanız, onunla karşılaşmanızı garanti etmeyecek, karşılaşma şansınızı çok fazla artıracaktır.



Whitney Young Jr.’ın söylediklerine bakın…



“Bir fırsata hazırlıklı olup, bu fırsatı yakalamamak, bir fırsat yakalayıp, bu fırsata hazırlıklı olmamaktan daha iyidir.”



Francis Bacon şöyle demiştir… “Akıllı bir insan, bulduğundan daha fazla fırsat yaratır.”



Hayatın Verdiği Küçük Talimatlar Kitabı (Life’s Little Instruction Book) adlı çok satan bir serinin yazarı olan H. Jackson Brown ise şöyle diyor… “Fırsat, dans pistinde hazır bekleyenlerle dans eder.”



Siz de benim gibi, inanılmaz bir fırsatla karşılaşan, fakat bu fırsata hazır olmadığı için, yararlanamayan birini büyük ihtimalle tanımış yada duymuşsunuzdur.



Belki de bu durum sizin de başınıza geldi, değil mi?



Hazırlıklı olan insanların, tüm fırsatları üstlerine çekmesi, öte yandan hazırlıksız olanlarınsa, ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar, tek bir fırsatla bile karşılaşmaması, çok ilginç, değil mi?



Johnny Carson bakın ne diyor… “Yetenek tek başına, sizi başarılı yapmaz. Hazır olmadığınız sürece, doğru yer ve doğru zamanda olmak da. Önemli olan soru şu: “Hazır mısınız?”.



Kendinize şu soruyu sorun, “Eğer hayatınızın fırsatı ile yarın karşılaşsaydınız, bu ne olurdu… ve bu fırsattan yararlanmak için hazır olur muydunuz?”



Eğer hayatınızın fırsatı için hazır değilseniz, bu, neden hayatınızın fırsatınızı kaçırdığınızı yada neden daha önce karşılaşmadığınızı açıklıyor büyük ihtimalle. Size, hemen şimdi hayatınızın fırsatı için hazırlanmaya başlamanızı öneriyorum. Aksi halde, bu fırsat size hiç gelmeyebilir yada geldiğinde, fark etmezsiniz bile.



Ne yazık ki, bu birçok insanın başına geliyor.



Birbirini ardına büyük fırsatlar ile karşılan birisini tanımlamak için birçok insanın hangi sözcüğü kullandığını tahmin edebilir misiniz?



Evet, kesinlikle haklısınız,



ŞANSLI!



Bana göre ŞANS, “Doğru Bilgiyle Emek Sarf Etmektir.”



Birisi, hem akıllıysa hem de çok çalışıyorsa, çok şanslı olur, değil mi?



Siz de şanslı olmak istiyorsanız, ulaşmak istediğiniz için çalışın, çabalayın ve hazır olun.



Örneğin, çalıştığınız işten memnun değilsiniz ve şu anda başka bir iş bulmak istiyorsunuz, istediğiniz iş için şu anda gerekli nitelikleri sahip olmayabilirsiniz, o halde her gün, bu işe hazırlanmak için kendinize belirli bir zaman ve enerji ayırın. Böylece, istediğiniz iş fırsatını yakaladığınızda, bu iş ve fırsat için hazır olacaksınız.



Siz de birçok kişinin yaptığı gibi, rahat koltuklarınızda oturup, daha iyi bir iş bulmayı, daha fazla para kazanmayı, daha iyi bir evde yaşamayı, daha hoş insanlarla tanışmayı, daha şanslı olmayı sadece dilemeyin ve sadece bunların hayalini kurmayın.



Bunların yerine, kendinizi mümkün olduğunca tam hazırlayarak, kendi şansınızı yaratmanın sorumluluğunu alın. Bunu yaptığınızda, yararlanmanızı bekleyen birçok fırsatla karşılaşacaksınız.






Hayatınızdan Sorumlu Olduğunuza İnanmıyorsunuz

O Halde, Hayatınızdan Kim Sorumlu?

Üzerinde en çok kontrole sahip olduğumuz kişinin, kendisine en az güvendiğimiz kişi yani KENDİMİZ olması ilginç, değil mi?

Ulaşmak istediğimiz başarıdan sorumlu olan kişi, anneniz yada babanız, erkek yada kız kardeşiniz, patronunuz yada iş arkadaşınız değil, aynada gördüğümüz kişi. Geleceğinizin nasıl olacağına bir tek siz karar verebilirsiniz. Bu yüzden kendinize bir şans verin.

Gelecek, beklediğinizi getirir.

Kendi hayatınızın kontrolünü ele geçirmek, zor bir şeymiş gibi geliyorsa, o halde, hayran olduğunuz birisinden ihtiyacınız olan güveni alın. Hayran olduğunuz kişi gibi davranın, kısa bir süre sonra, etrafınızdaki insanlar, size, hayran olduğunuz kendine güvenen kişi gibi davranacaklardır.

Bu güzel tepkiyle, kendi özgüveninizi kurmaya başlayacaksınız. Bir kariyer değişikliği yapmaya ihtiyacımın olduğuna karar verdiğimde, kariyer yapmak istediğim alanda benden daha önce başarılı olmuş olanlardan ihtiyacım olan güveni ödünç aldım. Şimdi bulundukları yerlere gelmek için yaptıklarını yaparak, onların öğrendiklerinden ve deneyimlerinden yararlanabilirim.

Hiçbir şey size, öğrenmek ve öğrendiği uygulamak gibi özgüven kazandırmaz.

Hepimiz, kimsenin sahip olmadığı özel bir yeteneğe sahibiz. Yeteneğimizi bulup, onu çok iyi bir hale getirmek ve yeteneğimizin, tüm eksik noktalarımızı daha iyi bir duruma getirebilmesi bize bağlı. Ben, iyi bir konuşmacıdan çok, iyi bir dinleyici olduğumu keşfettim. Bir sünger gibi tüm konuşulanları emdiğimi fark ettim. Daha sonra, bu benim özsaygımı artırdı ve artık herkesle konuşabiliyorum.

Çocukken kaçımız normal birisi olmanın hayalini kuruyorduk? Pek çoğumuzun böyle hayaller kurmadığını tahmin ediyorum. Hayallerimizi gerçekleştiremediğimiz için kimi suçluyoruz? Başkalarının tercihlerinin bizim gerçeğimiz olmasına izin vermemeliyiz. Düşünme tarzımızı değiştirmek için çok geç değil. Büyürken edindiğimiz alışkanlıklar, kolayca unutulabilir.

Çocukken sahip olduğunuz yaşama tutkusunu tekrar kazanmalısınız. Hayallerinizin peşinden koşmak için asla çok geç değildir. Bir zamanlar, hep aynı biçimde yaşayacağımı düşünürdüm, ta ki bana önem veren birisi şunları söyleyen dek, “Kendine bir şans ver ve bir birey ol.” Eğer arkadaşım bana güveniyorsa, peki, neden ben kendime güvenmeyeyim?

Pozitif olmaya yönelik yapılan bilinçli bir çaba, pozitif hareketle sonuçlanacaktır. Bu hareketle birlikte, bir birey olmaya uzanan güven gelir, çünkü gelişiyorsanız, büyüyorsunuz demektir. Gelişmeye elinizden geldiğince devam edin.

Yaşayacağınız özgürlük, hayatınızda yaşayacağınız hiçbir şeye benzemez. Kendine güvenli kişiler, sürekli gelişirler. Büyük şirketlerin başkanları ve önde gelen yöneticilerinin ilgilerini nasıl çekip, onlarla nasıl konuştuğum hala beni şaşırtıyor. Daha birkaç yıl önce, böyle bir şeyi yapabilecek bir durumda değildim. Herkesin eşit ve aynı olduğunu öğrendim. Hepimizin korkuları aynı. Sadece korkularımızın bizi ele geçirmesi izin vermeyelim.

Yapabileceğiniz en tehlikeli şey, kendinizi geliştirmeyi bırakmaktır. Neden kendinizi geliştirmekten vazgeçiyorsunuz ki? Gökyüzüne uzanmaya devam edin, çünkü önünüzdeki tek sınır o.

Sonsuza dek yaşamayacaksınız. Hayatın tadını çıkarın. Hayatı tam anlamıyla yaşayın



alıntı

EMEĞİNE SAĞLIK ABİ
ÇOK SAĞOL TŞKLER
emegıne sağlık.....
ÇOK SAĞOL TŞKLER
Referans URL