02-22-2008, 04:29 PM
Öncelikle düşünüp sormak gerek kendimize. Acaba çevremizdeki güzellikleri, kültürel edinimlerimizi koruyabiliyor muyuz?
Kültürel yayılma politikaları içerisin de, kişiliksiz-kimliksiz, sorgusuz-sualsiz, vurdumduymaz-umursamaz bir nesil oluşturma çabası içerisindemiyiz. Bu konuda "Kerhen" de olsa her türlü katkıda bulunuyormuyuz?
Gerek, konuşmalarımızla, gerek sosyal yaşantımızla, gerekse eylem ve hareketlerimizle bu yayılmacı kültürel politikalara yardımcı oluyormuyuz?
Soracak olursanız eğer, her şey çağdaşlaşma ve küreselleşme de ileri ülkeler seviyesine gelme adına yapılıyor derler. Ne derece inandırıcı olur tartışılır.
Çocuklarımız ve gençlerimiz, batı hayranlığı ile yetişen bir nesil olmaktadır... Bu nesil baştan sona kendi ÖZ kültür ve değerlerinden uzaklaşmaktadır.
Saygısızlık boyutuna ulaşmış "Öğretmen-Öğrenci" "Ebeveyn-Çocuk"... İlişkileri şimdilerde. Hele o düğünlerimiz, o güzelim örf adet ve adetlerimizden oluşan hislerimiz hızla bizden uzaklaşıyor.
Tamamen yabancı bazı kültürler çerçevesinde yapılan düğünlerimizle yarınlarımızın temel taşı olan ailenin başlangıcında gençlerimize kötü bir örnek olarak çıkıyor karşımıza.
Tokuşturulan kadehlerden sonra, biz çocuklarımıza ve gençlerimize nasıl içkinin zararlarını anlatacağız. Öncelilke bizim örnek olmamız gerekmez mi?
Ya evimzin o baş misafiri olan Televizyona ne demeki ? O ayrı bir baş ağrısı apayrı bir dert. Sanki özellikle kültürümüzü, kültürel değerlerimizi bozma yarışında; en önde olan o, gözde olan o, değer gören o...
Hemen hemen herkes televizyonun ailede çocuklarımızın üzerindeki tahribatını sizler de eminim ki biliyorsunuz. Ya kültür yozlaşmasının rehberliğini yapan... Bazı görsel yayınlardan gazetelere ne demeli.
Kim, kimle, nerde, ne yapıyor, nasıl evlenmiş, neden evlenmiş, nerde evlenmiş, nasıl frikik vermiş, neyin kritiğini yapmışar gibi magazinsel haberleri ballandıra ballandıra evlermizin içine kadar sokarak aile yapımızı tehtit etmektedirler.
Çocuklarımızın henüz idrak etme ve yorumlama durumlarında olmadıkları; kendilerine örnek almakta. Dolayısıyla aile de ebeveynler ile çocuklar arasın da bir olumsuzluklar ortaya çıkmaktadır.
Çoğu kez geri dönüşü olmayan bir yola girmektedirler. Özellikle ve öncelikle kültür değerlerimz ele alınmalı ve sahiplenerek bu değerlerimizi korumak için tedbirler almalıyız. İzleyelim ama yerinde ve zamanın da...
Yarınlarımızın teminatı olan gençlerimizi, kültür ve sanatta bu yozlaşmış canavarın önüne atmayalım. İlgililerin, yetkililern, sorumluların, öğretmenlerin elbette etkisi olacaktır amma özellikle biz anne ve babalar mutlu geleceğimiz için, Kültürümüze ve gençlerimize sahip çıkalım...
Gençliğimiz olmadan biz de olmayız unutmayın...
Gençlerimiz yarınlarımızın teminatıdır...
Yarın Çok Geç olabilir...

Kültürel yayılma politikaları içerisin de, kişiliksiz-kimliksiz, sorgusuz-sualsiz, vurdumduymaz-umursamaz bir nesil oluşturma çabası içerisindemiyiz. Bu konuda "Kerhen" de olsa her türlü katkıda bulunuyormuyuz?
Gerek, konuşmalarımızla, gerek sosyal yaşantımızla, gerekse eylem ve hareketlerimizle bu yayılmacı kültürel politikalara yardımcı oluyormuyuz?
Soracak olursanız eğer, her şey çağdaşlaşma ve küreselleşme de ileri ülkeler seviyesine gelme adına yapılıyor derler. Ne derece inandırıcı olur tartışılır.
Çocuklarımız ve gençlerimiz, batı hayranlığı ile yetişen bir nesil olmaktadır... Bu nesil baştan sona kendi ÖZ kültür ve değerlerinden uzaklaşmaktadır.
Saygısızlık boyutuna ulaşmış "Öğretmen-Öğrenci" "Ebeveyn-Çocuk"... İlişkileri şimdilerde. Hele o düğünlerimiz, o güzelim örf adet ve adetlerimizden oluşan hislerimiz hızla bizden uzaklaşıyor.
Tamamen yabancı bazı kültürler çerçevesinde yapılan düğünlerimizle yarınlarımızın temel taşı olan ailenin başlangıcında gençlerimize kötü bir örnek olarak çıkıyor karşımıza.
Tokuşturulan kadehlerden sonra, biz çocuklarımıza ve gençlerimize nasıl içkinin zararlarını anlatacağız. Öncelilke bizim örnek olmamız gerekmez mi?
Ya evimzin o baş misafiri olan Televizyona ne demeki ? O ayrı bir baş ağrısı apayrı bir dert. Sanki özellikle kültürümüzü, kültürel değerlerimizi bozma yarışında; en önde olan o, gözde olan o, değer gören o...
Hemen hemen herkes televizyonun ailede çocuklarımızın üzerindeki tahribatını sizler de eminim ki biliyorsunuz. Ya kültür yozlaşmasının rehberliğini yapan... Bazı görsel yayınlardan gazetelere ne demeli.
Kim, kimle, nerde, ne yapıyor, nasıl evlenmiş, neden evlenmiş, nerde evlenmiş, nasıl frikik vermiş, neyin kritiğini yapmışar gibi magazinsel haberleri ballandıra ballandıra evlermizin içine kadar sokarak aile yapımızı tehtit etmektedirler.
Çocuklarımızın henüz idrak etme ve yorumlama durumlarında olmadıkları; kendilerine örnek almakta. Dolayısıyla aile de ebeveynler ile çocuklar arasın da bir olumsuzluklar ortaya çıkmaktadır.
Çoğu kez geri dönüşü olmayan bir yola girmektedirler. Özellikle ve öncelikle kültür değerlerimz ele alınmalı ve sahiplenerek bu değerlerimizi korumak için tedbirler almalıyız. İzleyelim ama yerinde ve zamanın da...
Yarınlarımızın teminatı olan gençlerimizi, kültür ve sanatta bu yozlaşmış canavarın önüne atmayalım. İlgililerin, yetkililern, sorumluların, öğretmenlerin elbette etkisi olacaktır amma özellikle biz anne ve babalar mutlu geleceğimiz için, Kültürümüze ve gençlerimize sahip çıkalım...
Gençliğimiz olmadan biz de olmayız unutmayın...
Gençlerimiz yarınlarımızın teminatıdır...
Yarın Çok Geç olabilir...
