03-25-2008, 12:17 AM
Öyle Ol ki..
On bir yaşındaydı ve New Hampshire gölünün ortasındaki
adadaki evlerinde ne zaman eline bir fırsat geçse hemen balığa giderdi.
Levrek avı yasağının kalkmasından bir gün önce, babasıyla akşamın
ilk saatlerinde küçük güneş balıklarından yakaladı. Sonra oltasına yem
takıp, oltayı fırlatma talimi yaptı.
Yem suya değdiği zaman gün batımında suda altın haleler
oluşturmuş, daha sonra gölün üzerinde ay doğmuştu. Oltasının hızla
çekildiğini hissedince, oltaya büyük bir balık geldiğini anladı. Babası
oğlunun balığı çekişini hayranlıkla izledi.
Çocuk sonunda yorgun düşen balığı sudan çıkardı. O güne kadar
gördüğü en büyük balıktı, bir levrek; ama av yasağının kalkmasına sadece saatler kalmıştı.
Baba oğul güzelim balığa baktılar, pulları ay ışığında ışıl, ışıl
parlıyordu. Babası bir kibrit yakıp saatine baktı. Saat on olmuştu.
Av yasağının bitmesine daha iki saat vardı.
Önce balığa, sonra oğluna baktı.
"Suya geri bırakman gerekiyor, oğlum," dedi.
"Baba!" diye itiraz etti çocuk ağlamaklı bir sesle.
"Başka balıklar da var," dedi babası.
"Ama hiçbiri bunun kadar büyük değil!" dedi çocuk.
Göle şöyle bir göz attı. Gölde hiçbir balıkçı teknesi yoktu.
Babasının yüzüne baktı bu kez. Kendilerini hiç kimsenin görmemiş olmasına,
kimsenin ne balığı yakaladıklarını bilmesinin olanaksız olmasına
karşın, babasının sesinden bu konuda hiçbir ödün vermeyeceğini anlamıştı.
Oltanın ucunu balığın ağzından çekti ve balığı gölün karanlık sularına
bıraktı. Balık suya düşer düşmez, şöyle bir çırpındı ve gözden kayboldu.
Çocuk bir daha bu kadar büyük bir balık tutamayacağından emindi.. Bu olay
bundan tam otuz dört yıl önce oldu. Bugün o çocuk New York City'nin
ünlü mimarlarındandır. Babasının küçük evi hâlâ o adadadır.
Oğlunu ve
kızlarını hâlâ o adadaki küçük eve balık tutmaya götürür.
Çocuk haklıydı. Bir daha o kadar büyük bir balık tutamadı.
Fakat değerler konusunda bir ikilem yaşadığı zaman hep o balığı gözünün önüne getirir.
Babasından öğrendiği gibi değerler doğru ile yanlışın ne olduğu
konusunda çok basit bir konudur. Güç olan yalnızca değerlerin
uygulanabilmesidir. Birileri görmediği zaman da doğru olanı yapabiliyor
muyuz? Evet, küçüklüğümüzde bizlere balığı suya geri bırakmak
öğretilseydi, doğru olanı yapabilirdik. Çünkü gerçeğin ve doğrunun ne
olduğunu öğrenmiş olurduk. Doğru olanı yapma kararı belleklerimizdeki
canlılığını hiçbir zaman yitirmez. Bu anıyı dostlarımıza ve torunlarımıza
göğsümüz kabara, kabara anlatırız. Fırsatlardan yararlanmak değil, doğru
olanı yapmaktır önemli olan.
ÇOCUĞUNU ÖYLE KARŞILA Kİ;
Eve geldiği zaman, en güzel yere geldiğini hissetsin....
EŞİNİ ÖYLE KARŞILA Kİ;
Yanına geldiği zaman, en doğru insana kavuştuğunu hissetsin....
ANNENİ ÖYLE KARŞILA Kİ;
Doğumundaki ağrıları lezzetle takas etsin...
BABANI ÖYLE KARŞILA Kİ;
Ömür boyu bir başka evlada imrenmesin...
FAKİRİ ÖYLE KARŞILA Kİ;
Ona serdiğinden büyük, bir dua sofrası sersin....
ZENGİNİ ÖYLE KARŞILA Kİ;
Gönlünü gördüğünde, kendi gönlünün fakirliğinden kahretsin.....
ALINTI...
PEKİ SİZ OLSAYDINIZ BALIĞI GÖLE GERİ ATARMIYDINIZ??
Ben bugüne kadar bazen zarar görsem bile doğru olanı yapmaktan çekinmedim ve bundan da gurur duyuyorum...
On bir yaşındaydı ve New Hampshire gölünün ortasındaki
adadaki evlerinde ne zaman eline bir fırsat geçse hemen balığa giderdi.
Levrek avı yasağının kalkmasından bir gün önce, babasıyla akşamın
ilk saatlerinde küçük güneş balıklarından yakaladı. Sonra oltasına yem
takıp, oltayı fırlatma talimi yaptı.
Yem suya değdiği zaman gün batımında suda altın haleler
oluşturmuş, daha sonra gölün üzerinde ay doğmuştu. Oltasının hızla
çekildiğini hissedince, oltaya büyük bir balık geldiğini anladı. Babası
oğlunun balığı çekişini hayranlıkla izledi.
Çocuk sonunda yorgun düşen balığı sudan çıkardı. O güne kadar
gördüğü en büyük balıktı, bir levrek; ama av yasağının kalkmasına sadece saatler kalmıştı.
Baba oğul güzelim balığa baktılar, pulları ay ışığında ışıl, ışıl
parlıyordu. Babası bir kibrit yakıp saatine baktı. Saat on olmuştu.
Av yasağının bitmesine daha iki saat vardı.
Önce balığa, sonra oğluna baktı.
"Suya geri bırakman gerekiyor, oğlum," dedi.
"Baba!" diye itiraz etti çocuk ağlamaklı bir sesle.
"Başka balıklar da var," dedi babası.
"Ama hiçbiri bunun kadar büyük değil!" dedi çocuk.
Göle şöyle bir göz attı. Gölde hiçbir balıkçı teknesi yoktu.
Babasının yüzüne baktı bu kez. Kendilerini hiç kimsenin görmemiş olmasına,
kimsenin ne balığı yakaladıklarını bilmesinin olanaksız olmasına
karşın, babasının sesinden bu konuda hiçbir ödün vermeyeceğini anlamıştı.
Oltanın ucunu balığın ağzından çekti ve balığı gölün karanlık sularına
bıraktı. Balık suya düşer düşmez, şöyle bir çırpındı ve gözden kayboldu.
Çocuk bir daha bu kadar büyük bir balık tutamayacağından emindi.. Bu olay
bundan tam otuz dört yıl önce oldu. Bugün o çocuk New York City'nin
ünlü mimarlarındandır. Babasının küçük evi hâlâ o adadadır.
Oğlunu ve
kızlarını hâlâ o adadaki küçük eve balık tutmaya götürür.
Çocuk haklıydı. Bir daha o kadar büyük bir balık tutamadı.
Fakat değerler konusunda bir ikilem yaşadığı zaman hep o balığı gözünün önüne getirir.
Babasından öğrendiği gibi değerler doğru ile yanlışın ne olduğu
konusunda çok basit bir konudur. Güç olan yalnızca değerlerin
uygulanabilmesidir. Birileri görmediği zaman da doğru olanı yapabiliyor
muyuz? Evet, küçüklüğümüzde bizlere balığı suya geri bırakmak
öğretilseydi, doğru olanı yapabilirdik. Çünkü gerçeğin ve doğrunun ne
olduğunu öğrenmiş olurduk. Doğru olanı yapma kararı belleklerimizdeki
canlılığını hiçbir zaman yitirmez. Bu anıyı dostlarımıza ve torunlarımıza
göğsümüz kabara, kabara anlatırız. Fırsatlardan yararlanmak değil, doğru
olanı yapmaktır önemli olan.
ÇOCUĞUNU ÖYLE KARŞILA Kİ;
Eve geldiği zaman, en güzel yere geldiğini hissetsin....
EŞİNİ ÖYLE KARŞILA Kİ;
Yanına geldiği zaman, en doğru insana kavuştuğunu hissetsin....
ANNENİ ÖYLE KARŞILA Kİ;
Doğumundaki ağrıları lezzetle takas etsin...
BABANI ÖYLE KARŞILA Kİ;
Ömür boyu bir başka evlada imrenmesin...
FAKİRİ ÖYLE KARŞILA Kİ;
Ona serdiğinden büyük, bir dua sofrası sersin....
ZENGİNİ ÖYLE KARŞILA Kİ;
Gönlünü gördüğünde, kendi gönlünün fakirliğinden kahretsin.....
ALINTI...
PEKİ SİZ OLSAYDINIZ BALIĞI GÖLE GERİ ATARMIYDINIZ??
Ben bugüne kadar bazen zarar görsem bile doğru olanı yapmaktan çekinmedim ve bundan da gurur duyuyorum...