04-24-2008, 08:06 AM


Abdülhamid'in petrol haritası
Güneydoğu'da petrol var mı, yok mu? Sultan II. Abdülhamid tarafından
hazırlanan petrol haritasında bu soruya 100 yıl önce cevap verilmiş. İşte
detaylar!...
____________ _________ _________ __
Türkiye petrol denizi üzerinde mi? Sınırın öteki yakasında petrol çıkıyor da
Güneydoğu'da niye çıkmıyor? Ya da başlayıp bitmeyen bir polemik; Türkiye'de
petrol var ancak yabancılar çıkarmamıza izin vermiyor! Peki gerçekten
petrolü bol denilen Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde petrol var mı?
Bu soruya Sultan II. Abdülhamid yüz yıl öncesinden cevap veriyor.
Sultan'ın hazırlattığı tespit haritasında Güneydoğu Anadolu'nun neredeyse
tamamında yüksek ölçekte petrol rezervinin olduğu saptanıyor. Görevli
mühendisler araştırmalarını Doğu ve Güneydoğu ile sınırlı tutmayıp Osmanlı
toprakları içinde bulunan Zaho, Erbil, Kerkük, Süleymaniye, Musul ve Bağdat
gibi bölgeleri de tarıyorlar. İşin en ilginç tarafı yüz yı l önce hazırlanan
petrol haritasının birçok yerinde hâl-i hazırda petrol çıkarılıyor olması. 6
ay önce Barzani ailesi tarafında Habur Çayı'nın öteki kıyısında çıkartılan
ve Türkiye'nin, tabir yerindeyse, iştihanı kabartan petrol kuyuları
bunlardan sadece biri.
BİTLİS'TE PETROL
Sultan II. Abdülhamid özellikle 1800'ün son çeyreğinde tüm dünyada gündeme
gelen ve stratejik bir maden olduğu kabul edilen petrol için büyük çaba
harcadı. Yetişmiş jeoloji ve maden mühendisi olmaması Devlet-i Aliye'nin
elini kolunu bağlıyordu. Ancak uğruna savaşların çıkartılacağı, yeni bir
dünya düzeninin oluşturulacağı petrolün ehemmiyetini anlayan Abdülhamid
sıkıntıları kendi fedakarlıkları ile aştı. Hazine-i Hassa'dan, yani
padişahın şahsi malından ödenek çıkartılarak geniş kapsamlı bir petrol
rezervi çalışmasına girildi. Sultan'ın kendi parasıyla yaptırdığı çalışmada
yabancı ve yerli mühendisler yer aldı. Musul ve Bağdat havalisinde, Dicle ve< BR>
Fırat nehirleri havzasında petrol taraması yapıldı.
Alman maden mühendisi Paul Groskoph ve Habip Necip Efendi yönetimindeki
araştırma ekibi çalışmalarını 22 Ekim 1901'de Sultan II. Abdülhamid'e
sundular.
Bu zamana kadar söylenen ancak mahiyeti hakkında bir bilginin bulunmadığı
"Sultan'ın petrol haritası" sadece Güneydoğu'da değil, Hakkâri ve Bitlis
gibi illerde de petrol bulunabileceğ ini öngörüyor. Haritayı hazırlayan
heyet, Bitlis Suyu denilen çayın kıyısı boyunca önemli petrol rezervleri
tespit etmiş. Heyetin başkanı Paul Groskoph, petrol noktalarını tek tek
tespit ettiklerini aktarırken, takip ettikleri güzergâhı da detaylı bir
biçimde anlatıyor. Petrol havzasını dolaşan Paul, Siirt tarafında ve Dicle
Nehri kıyısında zengin petrol rezervlerinin bulunduğunu belirtiyor. Dicle
Nehri kıyısındaki noktalarda yeterli araştırmayı yükselen sulardan dolayı
yapamadıklarını da raporuna ilave eden Paul, nehrin kıyısı dışında,
Dicle 'nin kıyı şeridi boyunca uzayıp giden yüksek dağlarda da petrol
bulunduğunu kaydetmiş. Yine de o dönemin teknik imkanları açısından 900
metre yükseklikteki bu dağlardan petrolün çıkarılması ve nakliyatının zor
olacağını eklemeyi unutmamış raporuna.
Güneydoğu Anadolu'nun neredeyse tamamı ve Doğu Anadolu'nun bir kısmını
kapsayan petrol haritasında Diyarbakır, Mardin, Bismil, Hazro Çayı etrafı,
Sinan, Batman Çayı etrafı, Dicle bölgesi, Midyat, Bedran, Tulan, Siirt,
Botan Çayı etrafı, Habur, Fındık, Cizre, Habur Çayı etrafı, Bitlis Çayı
kıyısı ve Hakkâri (Çölemerik)'de önemli petrol yataklarının bulunduğu
kaydediliyor.
HARİTA İLK KEZ YAYIMLANIYOR
Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da çalışmalarını tamamlayan heyet daha sonra bugün
Irak sınırları içinde kalan merkezlerde petrol taramasına devam ediyor.
Kerkük, Babagürgür, Zaho, Süleymaniye, Bağdat, Musul ve Altınköprü'deki
petrol noktaları kilometre ve yerleşim yerlerine göre yön t ayini yapılarak
kayıt altına alınıyor. Raporda Kerkük ve şehre 15 kilometre uzaklıktaki
Babagürgür bölgesinde yoğun miktarda petrol rezervinin bulunduğu
belirtiliyor. Babagürgür bölgesinin II. Abdülhamid'in şahsî malı olduğu, ve
bu topraklarda Türkiye'deki Nefçi ve Doğramacı ailesinin pay sahibi olduğu
biliniyor. Ekip yaptığı tetkikler sonucunda en kaliteli petrolün Bağdat
yakınlarındaki El-Kayra ile Mendel'de olduğu sonucuna da varıyor.
Ulaşımın Dicle'de sal üstünde, karada da at ve eşek sırtında yapıldığı bir
dönemde aylarca süren bir çalışma sonunda Başmühendis Paul Groskoph, ince
detayların yer aldığı raporun sonuna iki önemli noktayı da ilave etmeyi
unutmuyor: "Dicle ve Fırat nehirleri havzasında zengin ve mühim petroller
bulunuyor. Bunların işletilmesi ve pazarlanması için Bağdat'a uzanan bir
tren yolu lâzım. 1889'da inşaatına başlanan ve 1902'de biten demiryolu
petrolün Anadolu'ya taşınmasını sağlayacaktır. Bunun için ana hat ta sadece
birkaç ilave ek hattın yapılması yeterlidir." Başmühendisin ikinci notu ise
iyi değerlendirilmesi durumunda bu petrol coğrafyasının gelecekte dünyanın
en önemli merkezlerinden biri olacağı şeklinde.
Kısa bir zamanda bu kadar noktada tarama yaptırarak günün kıt imkânlarına
rağmen petrol tespitini belgelendiren Sultan II. Abdülhamid'in saltanat ömrü
petrol çıkartmaya yetmedi. İlk kez yayımlanacak olan 'Sultan'ın petrol
haritası' Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan
ve önümüzdeki günlerde kamuoyuna sunulacak olan "Osmanlı Döneminde Irak"
isimli kitapta yer alacak. Devlet Arşivleri Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr.
Mustafa Budak, bu çalışmayla Irak'taki Osmanlı'yı kamuoyuna sunacaklarını
belirtiyor. Kitabın editörlüğünü yapan Cevat Ekici de kitaptaki birçok belge
ve çizimin, özellikle de petrol bölümündeki haritaların halen üzerinde
çalışılmaya değer belgeler olduğunun altını çiziyor.
Çalışmanın kapsamı petrol haritası ve bununla ilgili raporlarla kısıtlı
değil. Hazine-i Hassa'ya devredilen petrol hakları ve bununla ilgili
yazışmalar da bulunuyor kitapta. 18 Kasım 1902'de Yıldız Sarayı'na
gönderilen belgede Musul vilayetindeki petrol madenlerinin imtiyazının
Hazine-i Hassa'ya verildiği kaydediliyor. Daha sonraki tarihlerde padişaha
ait araziler Maliye Hazinesi'ne devrediliyor. Ancak 12 Ocak 1920'de Maliye
Hazinesi'ne devredilen padişaha ait bütün malların tekrar Hazine-i Hassa'ya
devri için bir kararname çıkartılıyor.
Aksiyon dergisinin 480. sayısında yer alan "Hanedan Musul'u istiyor^"
başlıklı haberde, Osmanoğullarını n Sultan Abdülhamid'ten miras kalan
Musul'daki gayrimenkullerini almak için hukuki bir mücadele başlattıklarına
yer veriliyordu. Aynı haberde hanedanın mirasçılarının daha önceki
dönemlerde Musul'daki gayrimenkulleri dava yolu ile kazandıkları, ancak
birtakım siyasi manipülasyonlar sebebiyle bu kararın uygulanmadığı da
vurgulanıyordu.
