Belki forumlarda ben rastlamadım.
Belki gözden kaçırdım...
Eğer öyle ise yazdıklarımı hiç dkkate almayı.
Dün 23 Nisandı.
Her ne kadar çocuk bayramı olarak algılasakta; Ulusal egemenlik bayramımızdı. Ulusal Egemenlik bayramının ne anlama geldiğini anlatmaya elbette gerek yok. hepimizin bildiğine eminim. Ulus olmanın, miletce hareket etmenin birlik ve beraberliğin coşkuya dönüştüğü gündü yani.
Ancak ne yazık ki, sitemizde ne bir yazıya nede BİR BAŞLIĞA RASTLADIM
Üzüldüm..
herkese sevgilerimi gönderiyorum.
yazıldı sanırım dikkat etmemişsin
göremedim.
katılımmı olmadı.
göremedim.
katılımmı olmadı.
MERHABA ÇOK İYİ BAKARSANIZ VAR
GENELDE SİTEDEKİ ARKADAŞLAR BU KONUYA ÇOK DUYARLIDIR
göremedim.
katılımmı olmadı.
MERHABA ÇOK İYİ BAKARSANIZ VAR
GENELDE SİTEDEKİ ARKADAŞLAR BU KONUYA ÇOK DUYARLIDIR
VAR DİYORSANIZ SEVİNİRİM.
BU ELBETTE Bİ KABAHAT DEĞİL.
YANLIŞ ANLAŞILMASIN...
EN HAFİF SİTELERDE BİLE (İÇİ HER NE KADAR BOŞALTILMIŞ OSADA) FORUM AÇILDIĞINI GÖRÜNCE SIKILDIM.
ASLINDA BELKİDE BENİM AÇMAM GEREKİRDİ.
BAŞKALARINDAN BEKLEMEK YERİNE.
Tüm Dünya çocuklarının Bayramı kutlu olsun......
ATATÜRK ADANA'DA NEDEN YETİM ÇOCUKLARA SELAM VERDİ!
Yazar Cezmi YURTSEVER
Çarşamba, 16 Nisan 2008
-GAZİ MUSTAFA KEMAL, 15 mART 1923 TARİHİNDE ADANA'YA GELDİ. vE O GÜN ŞEHRİN UKZEYİNDEKİ yETİMHANE OKULU ÖĞRENCİLERİNİ HUZURUNA ÇAĞIRDI.
-Şehir merkezinde bir okul gezisi esnasında merdivenlerden aşağı inerken çocuklara selam verdi ve o anın fotoğrafını çektirdi.
-Ülkenin en büyük sorununun sokak çocuklarına sahip çıkılması gerektiği mesajı verildi.
Gazi'nin başına giydiği kalpak, Kuvayi Miliye günlerinin hatırası idi. Üzerindeki paltosu, elinde tuttuğu bastonu, yakası yukarı kalkan kolalı beyaz gömleği, onu tamamlayan kravatı 15 Mart 1923 tarihinde Adana'ya geldiğinde üzerindeki giysisi idi. Ulucami yakınındaki Sanayi Mektebi'ni gezdiği anda da üzerindeki kıyafet bu idi. Okulun iki parçalı, yukardan aşağı doğru birbiri ile bağlantılı tahta merdivenlerinden aşağı inerken Gaziyi Adana okullarından gelen öğrenciler karşıladı. İçlerinde henüz okul çağına gelmemiş, üzerlerinde beyaz elbise bulunan boynu bükük kız çocukları ve onlarla aynı kaderi paylaşan yine başlarında kalpak bulunan erkek çocukların ellerini çırparak sevinç gösterisi yapmaları boşuna değildi. Karşılarında bulunan Türkiye Devletinin kurucusu ve Kuvayi Milliye önderine idi bütün sevgileri. Gazi, karşısında duran öğrencilere önce tebessüm etti, sonra sağ elini baş hizasına kalırarak onlara selam verdi. Başlarında öğretmenleri, ellerinde tuttukları yazılı bez pankart ve bayrak flamalar ile aynı fotoğraf karesi içinde yer almışlardı. çocukların hepsinin ortak bir özelliği vardı ki insanı derin derin düşündüren; onların hepsi yetimhane öğrencileri idi. Yani babalarını kaybetmiş yetim çocuklar. Muhtemelen cephelerde şehit düşen gidip de gelmeyenlerin emanetleri onlar. Boyunları bükük tutunacak bir dal arayan çocuklar... Gazi'nin onları selamlaması da boşuna değildi. Sanki başımızın üstünde yeriniz var çocuklar diyordu. BAĞLARBAŞINA DOĞRU Gazi, 15 Mart 1923 Perşembe günü gündüz vakti kendisini karşılayan selam duduğu yetim çocukları okullarına giderek bizzat görmek istiyordu. Gazi'nin arabası, şehrin kuzeyine bağlarbaşına doğru ilerlemeye başladı. Seyhan Nehrine yakın bir yerde yeşillikler arasında görülen tarihi binaya geldi. Dıştan bakıldığında bir saray yavrusunu andıran içerisi ferah ve sütunlarla dolu kalın duvarları, küçük pencereleri gökyzüüne doğru yükselen çatısı ile Avrupa ülkelerinde rastlanan tarihi bir yapıyı andırıyordu. Zaten okunu yapılış tarihi de Adana tarihinde çok önemli bir olay sonrası gerçekleşmişti. 1909 yılında Adanada çıkan iç savaş İĞTİŞAŞ sonrası yetim kalan Ermeni çocukları barındırmak ve eğitmek için yaptırılmıştı. Zamanın Adana Valisi Cemal Paşa okulun açılışına yardımcı olmuş. Osmanlı Hükümeti on bin altın lira yardımında bulunarak okulun yapımına katkıda bulunmuştu. Savaş şartları dolayısı ile 1921 yılı sonlarında okulun Ermeni yetim öğrencileri Beyrut'ta taşınmış, okul kendihaline bırakılmış. Gazinin Adana'ya geldiği gün okulda 400 civarında yetim Türk çocukları barınıyordu. Gazi, okulun kapısından içeri girdi. Sınıfları dolaştı. Üstteki teras katına çıktı. Yanında yöneticiler, Maarif Müdürü İsmail Habib, muallim Remzi Oğuz, Vali ve diğer yöneticiler vardı. Gazi, okulun teras katında kapısında bulunan Seyhan nehrine dalgın gözlerle baktı. Bir ara okul müdürünün öğrencilere bağırarak Susun dediği işitildi.Gazi bu durumu merak etti. Merdivenin başına kadarg eldi. Sevgili yavrularım, oynayın, zıplayın dedi. Bir anda okulun içini yetim çocukların cıvıltıları kapladı. Ve aynı gün Adana ufkunda henüz güneş batmamıştı ki Gazi'nin arabası yeniden şehrin içine doğru yol almaya başladı. Daha yapacak çok işler vardı.
Atatürk yetimhanedeki çocuklarla..
DÜN BU KONUYU HESNA KARDES ACMISDI:KENDISINE TESEKKÜR EDERIM:BIZ DÜN NE YEDIGIMIZI UNUTABILIRIZ AMA TARIHIMIZI ASLA: