Sivas - Sivasliyiz.Com

Tam Versiyon: PEYGAMBER EFENDİMİZ ZİYARETİNİZE GELSE
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
EFENDİMİZ ZİYARETİNİZE GELSE


Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse,yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapınızı,Merak ediyorum neler yapacağınızı...Biliyorum ama böylesine şerefli bir konuğa açaçğınızı en güzel odanızı,O'na sunacağınız yemeklerin en güzeli olacağını ve inandırmaya çalışacağınızı,O'nu evinizde görüyor olmaktan mutluluk duyacağınızı;Gerçekten o'na evinizde hizmet etmekten alacağınız hazzı.

Fakat söyleyin,Efendimizi evinize doğru geliyor gördüğünüzde,O'nu kapıda mı karşılayacaksınız? Yoksa O'nu içeri almadan önce,aceleyle,bazı gazeteleri,dergileri çarçabuk saklayıp yerine Kur'an'ı mı koyacaksınız? Hala uygunsuz proğramları seyredecekmisiniz televizyonda? Yoksa kapatmayamı koşacaksınız aceleyle

O size kızmadan önce?

Kim bilir? Belki de ağzınızdan hiç çıkmamış olmasınımı dilerdiniz, hatırlayamadığınız en son çirkin kelimeyi...Peki CD'lerinizi, kasetlerinizide saklayacakmısınız? Onların yerine ortalığa,kitaplığınızın raflarında tozlanmış hadis kitaplarını mı çıkaracaksınız? Hemen içeriye girmesine izin verecek misiniz? Yoksa telaşla ne yapayım diyerek,saga sola mı koşturacaksınız? Eğer Peygamber Efendimiz,sizinle birlikte birkaç gün yaşasa,yapmaya devam edecekmisiniz,her zaman yaptığınız şeyleri? Ailenizdeki sohbetler eski halini koruyacak mı? Her yemekten sonra sofra duası etmeyi yine zor mu bulacaksınız?

Hiç yüzünüzü asmadan, oflayıp puflamadan,her vakit namazınızı kılacak mısınız? Ya sabah namazı için,sıcak yatağınızdan,erkenden fırlayacak mısınız? Peki yine mırıldanacak mısınız,her zaman söylediğiniz şarkıları? Okuyacakmısınız,her zaman okuduğunuz kitapları?Peki,yürümesine izin verecekmisiniz,aklınızın ve ruhunuzun beslendiği şeyler?

Yoksa hiç bilmemesinimi isterdiniz? Şöyle diyelim yada:gideceğiniz her yere götürebilecekmisiniz Peygamberide? Yoksa birkaç günlügüne planlarınız mı degişecek? Tanıştırmaktan onur mu duyacaksınız en yakın arkadaşlarınızla.Yoksa hiç karşılaşmamalarını mı umardınız,Peygamberin ziyaret bitinceye kadar birbirleriyle?

Şimd açık yüreklilikle söyleyin,O'nun sizinle kalmasını istermisiniz? Sonsuzadek,hep birlikte...Yoksa rahat bir nefes mi alacaksınız ziyareti bitip gittiğinde? Gerçekten bilmek ilgi çekici olabilir degilmi? Bilmek ve düşünmek,eger bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse yapacağımız şeyleri...Eğer birgün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse,yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapınızı,neler yaparsınız,hayatınız nasıl degişir düşünmeye varmısınız
Şimd açık yüreklilikle söyleyin,O'nun sizinle kalmasını istermisiniz? Sonsuzadek,hep birlikte...Yoksa rahat bir nefes mi alacaksınız ziyareti bitip gittiğinde? Gerçekten bilmek ilgi çekici olabilir degilmi? Bilmek ve düşünmek,eger bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse yapacağımız şeyleri...Eğer birgün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse,yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapınızı,neler yaparsınız,hayatınız nasıl degişir düşünmeye varmısınız


--------------------------------------------------------------------------------
Ben Türküm Türk Esir OLMAZ !
Ben Türküm Türk Devletsiz OLMAZ !
Ben Türküm Türk Bayraksız OLMAZ !
Ben Türküm Türk Ezansız OLMAAZ ! ...
M.Yazıcıoğlu
MERHABA NIZAM KARDES :EFENDILERIN EFENDISINE SELATÜ SELAM OLSUN:BENIM PEYGAMBER EFENDIMIZE BAKACAK GÖZÜMDE YOK YÜZÜMDE:
HANGİMİZDE VARKİ MEHMET ABİ
PAYLAŞIM İÇİN ALLAH RAZI OLSUN.

Ahir zaman ümmeti olmak, ve O Gül Nebiye hasret kalmak; anlatılamayacak kadar zor ,yazılamayacak kadar derin duygulardır. Bunlar, en güzel o Kutlu Nebiye gönderilen yanık salavatlarla ve ıslak gözlerle anlatılır.
O Gül Nebi öyle sevgi dolu,öyle rakik, öyle vefalı bir dosttu ki,sabah akşam yüzünü görerek selamını alanlar bile özlüyorlar,bir zamanlar görememenin sancısını çekip yataklara düşüyorlardı.
Ashabı kiram için, O Sevgili ile beraber olmak ne denli hoş ve doyumsuz ise, biz O’na hasret ümmeti için de O’nu özlemek ,O’nu hayal etmek o denli zor ve dayanılmaz…
Bizler garip ve mahzun ahir zaman ümmetleri ;şimdi O sevgiliden kalan sakalı şeriflerle, birde bizler için bırakmış olduğu inci hadis-i şerifleriyle yetiniyoruz. Ve haykırıyoruz “
Ey şanlı sevgili,bir sakalı şerifin bile bu kadar güzel, bu kadar mübarekse, ya Sen, ya Sen nasıl güzeldin?
Ey denizler kadar engin vefalı yar;sözlerindeki incelik bile bu kadar hassasken; ya Sen , ya Sen nasıl bir dosttun?
Bir tebessümüne neler vermezdik,bir emrini yerine getirmek için kaç ana babayı, evladı ,yari feda etmezdik.
Alemlerin Rabbi Allah(cc)’nin bile “Habibim”diye medh ettiği Sevgiliye sevdalanmak, O’nunla birlikte olmak,O’nu her an yanı başında hissetmek,O’nun yıldızlarıyla aydınlanmak….
Sevgilerin ve muhabbetlerin yapağılaştığı günümüzde gönlümüzü besleyen tek gıda…
Bizler de öyle yapıyoruz şu soğuk kış günlerinde. Ellerimizde kitaplarımız, dillerimizde salavatlarla, gözlerimizi kapatıp Kutlu şehir Medine’ye kanatlanıyoruz. Bizlere her birini yıldızlar olarak tanıttığı ashabıyla olan muhabbetlerine şahit oluyoruz. Bazen, hizmetinde bulunan Enes(ra)oluyoruz. Bazen, namaz için gölünü ferahlatan Bilal (ra)oluyoruz. Bazen de kutlu hanesine varıp Aişe’si, Hatice’si olma cüretinde bulunuyoruz.
Ama hayır!kendimizi nebinin hizmetine adanmış bir köle olarak görüp, Onun daim hadimi olan Enes olmak istiyoruz.
Ya Rab ne büyük saadet! O Nebinin tebessümüne şahit olmak
Ya Rab !ne büyük bahtiyarlık O Habibin rızasını almak.
İstiyoruz ki, bizi de annemiz küçücükken Şanlı Misafire hediye versin.Küçücük ellerimiz ,körpe yüreklerimizle O Sevgilinin yanında olalım. O’nun gül yüzüne bakarak doyalım O’nun doyumsuz nefeslerini dinleyerek büyüyelim. O vefalı dostun abdest suyunu dökelim. Mübarek ellerine havlu sunalım. Önüne yemeklerini getirip, suyu için saatlerce ayakta bekleyelim.Nalinlerini biz tamir edelim. Yattığı yere hırkamızı serip ,ipek tenini koruyalım. Mekkelilere karşı önünde biz set olalım. Ayaklarına batan taşları, ellerimizle öğütelim. O yari ağlatan ,hüzünlendiren her şeyi yok edelim . Bütün geceler uğraşıp, didinip istediği bütün güzellikleri Ona verelim…
Ama bizler Enes(ra)gibi yapmazdık.O’nun gözlerinin içine bakar,O daha emretmeden yerine getirir, özellikle bir iş buyurduğu zaman oyundan, eğlenceden ,arkadaştan yüz çevirir,canımızı feda etmek bahasına o işi yerine getirirdik.
Yemek yemezdik O’nun yanında, ama binlerce kez doyar,su içmeden yaşar ama hiç susuzluk çekmezdik. Çünkü bizim ab-ı hayat kaynağımızın yanı başındaydık. Ne gerek vardı dünyevi gıdalara…
Uyumazdık ,acaba kutlu Sevgilinin bir ricası olurda gecikir miyiz diye. Başucunda ellerimiz divan tutmuş bekler dururduk.
Hatta bazen dizine bile baş koyamazdık, O gül nebiye rahatsızlık verir miyiz düşüncesiyle…Yunus gibi kapısında pas pas olur , ayak tozları olabilmek için uğraşırdık.
Vahy geldiğinde üzerindeki ağır yükü almak için çabalar , O Sevgili ‘yi dinlendirmek için her şeyi seferber ederdik.
Set olurduk savaşlarda ,Obüyük Önderin sağında solunda.O’na değil mızrak sert rüzgarların bile dokunmasına engel olurduk.
Hoşnut olmadığı şeyleri, kimseleri yaklaştırmazdık O’nun yanına. Kötü sözlerden ,fena hallerden her beri tutardık.
Gideceği yere O’ndan önce varır,yerini hazırlar ,havasını güllerle misklendirirdik.
Ağzından çıkan sözleri hemencecik ezberler,günler gecelerce uzak diyarlara ulaştırırdık.
O’nu izleyip yaptıklarını yapma bahasına, gözümüzü bile kıpmadan kopyalardık.
Hele O Mübarek sohbete başladığında başımızda kuş varda kıpırdarsak uçuverecekmiş gibi donar kalırdık. Hayamızdan başımızı kaldırıp o engin gözlerine bile bakamazdık.
İsmimizi mübarek ağızlarından bir kere duyma servetine neler vermezdik…
Mecliste bir işi emredip “kim yapmak ister”diye buyurduğunda her seferinde “biz ya habiballah” diye haykırmak isterdik.
Rabbimizin verdiği gücü, kanımızın son noktasına kadar adardık Rasul için.
Sabah akşam ,anam babam,evladım,bu canım Sana fedadır ,eyGönüller Sultanımız diye ağıtlar yakar,inlerdik.
Ya rab!O Sevgili hürmetine,bizi kendine layık kul,O Sultana layık ümmet eyle. Şu verdiğin canımızı O Gül nebinin yolunda şehit olanlardan eyle.(amin

__________________
---------
Yoksa hiç bilmemesinimi isterdiniz? Şöyle diyelim yada:gideceğiniz her yere götürebilecekmisiniz Peygamberide? Yoksa birkaç günlügüne planlarınız mı degişecek? Tanıştırmaktan onur mu duyacaksınız en yakın arkadaşlarınızla.Yoksa hiç karşılaşmamalarını mı umardınız,Peygamberin ziyaret bitinceye kadar birbirleriyle?


EMEĞİNE YÜREĞİNE SAĞLIK
İLGİNÇ BİR YAZI.
BEN ÖNCE ONUN GELMESİNİ DİLERİM.
SONRA ŞEFAATİNİ.
YÜCE İNSAN ELBETTE BENİ HOŞ GÖRECEKTİR.
İKİ YÜZLÜ OLMAYA GEREK YOK.
PLAN DEĞİŞTİRMEM.
TÜM ARKADAŞLARIMLA TANIŞTIRIRIM Kİ ONLARDA O YÜCE İNSANIN ŞEFAATİNE NAİL OLSUNLAR DİYE.
YETER Kİ GELSİN.KAPILARIMI SONUNA KADAR AÇARIM.
EVİMİN İÇİNDE NE OLURSA OLSUN.
AYAKLARINA KAPANIRIM BENİMLE DAHA ÇOK KALSIN DİYE.
SÖYLEDİM YA İKİ YÜZLÜLÜĞE GEREK YOK...
Sayfa: 1 2 3
Referans URL