Sivas - Sivasliyiz.Com

Tam Versiyon: NE OLACAK BU GENÇLİĞİN HALİ?
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
Türkiye yi yoketmek isteyenler tarafından Bencillik, bireycilik, kültürel dejenerasyon şırınga edildi.

Hamburgerli, kolalı, blu jeanli, uzun saçlı küpeli bir cilalı imaj devri başladı,gençler din ve maneviyattan uzaklaştırıldı.

Kendi oluşturdukları araçlarıyla genç kulaklara fısıldandı;

Özgür birey ol... yalnız ve yalnız kendini düşün...

Dediler ki “hiç bir ideal uğruna ölünecek kadar değerli değildir...” (vatan,bayrak,din)

Dediler ki, senden gayrı herkes hiçtir...

Sen, sen ol... Sen, kendin ol...

Ve genç beyinler, genç düşünceler fısıldanan bu öğütlerle büyüdü, yarınlara hazırlandı...

Artık çağ atlayan bir Türkiye’nin, çağ atlamaya hazır bir gençlik potansiyeli karşılarında duruyordu...

Değerler mi? Onlar, efendilerinin tabirleriyle ‘ın’ ve ‘out’ diye formüle edildi;

Yani Türkçe anlamıyla yükselen ve alçalan değerler...

Ahlaksızlık, namussuzluk, yalan, riya, çirkeflik IN,

Dürüst ve onurlu olmak OUT...

Barlar, kafeler IN... Çaybahçeleri, muhallebiciler, pastaneler OUT...

“Birlikte yaşam” İN, evlilik OUT...

Her şey hızlı bir değişim içindeydi.

Değişimin yönü “amerikanlaşmaya ve avrupalılaşmaya” doğruydu. Öyle ki, selamlaşmalar, sevinç haykırışları bile artık “amerikan ve avrupa tarzı” olacaktı...


Ahlaklı Olmak Ya Da Olmamak

Gençliğin dinamizmini, ideallerini köreltmenin en kestirme yolu, gençliğin ahlakını, namus anlayışını içten içe çürütmekti.

Ahlaklı olmak, önce belirsizleştirilmeli, ardından da OUT olmalıydı.

Halkın değer yargılarını yaşayan ve yaşatan bir gençliği halktan koparamazlardı elbette... Ahlaklı insan, güzel insandı çünkü...

Kendisinden büyüklere saygılı davranmak, küçüklerini... insanları sevmek...

Özü, sözü bir olmak... Kimsenin hakkını yememek, hakkını aramak...

Namussuza, anasının sütü bile helal olmazdı.

Gençlik, bunu bildi, bunu gördü.

Yaşadığı ilişkilerde buna dikkat etti. Sevdiğini bir kere sevdi. Halkı için, bağımsızlık için fedakarlıkta sınır tanımadı...

Ama istenen yeni oluşum bu saflığı ve temizliği kaldıramazdı... “Sam Amca’nın gençliği”nde bunlara yer yoktu.

Söylenen şarkılardan şiirlere, filmlerden kitaplara kadar her şeyde temiz olan ne varsa kirletildi. “Özgür aşk” teraneleriyle o kutsal evlilikler bile geri kafalılık olarak adlandırıldı.

Çünkü büyük amerika? da böyleydi.

Başta üniversiteler olmak üzere gençlik içinde de, özgürlük söylemiyle, çağdaşlık ve modernleşme adı altında ahlaksızlık özendirildi.

Bireysel kurtuluşa inanan, özgür aşklarla değersizleştirilen, adım adım tek tipleştirilen bir kuşak böyle doğdu.

Bunların oluşmasında baş rollerde medya da vardı...

Medya, çıplak kadınlı reklamlarıyla, aynı tarzda filmleriyle, bilboardları, müzik programları, talk showlarıyla... tüm bu yozlukları meşrulaştırmış, kanıksatmıştır. .. gençlik, hiç küçümsenemeyecek ölçülerde bir kültürel dejenerasyon içinde bulur kendini.

Ne Olacak Bu Gençliğin Hali?

Şimdi asıl sorumuza gelebiliriz. Verdiğimiz örnekler ve geçmişle ilgili kıyaslamalarla kötümser bir tablo çizdiğimiz söylenebilir. “Gençlik içinde bu politikalardan etkilenmeyen, vatanını,milletini,bayrağını,dinini ve halkını seven hiç kimse kalmadı mı?” diye sorulabilir. Doğru ve yerinde bir sorudur.

Buna elbette, “Hayır kalmadı” cevabı veremeyiz.

Her türlü pisliğin, çirkefliğin, ahlaksızlığın parlatılıp yüceltildiği günümüzde bu bataklığa saplanıp kalmayanlar da vardır.


Bir yandan yok edilmeye çalışılan değerlere sahip çıkarak yaşatılan bir mücadele geleneği; bir diğer yandan de derviş sabrı misali sürdürülen çalışmalar.

Gençlik Mirasına Sahip Çıkacak

Ülkemiz gençliği belki de, dünyanın pek az ülkesinde yaşanmış bir geçmiş ve tarihe sahiptir. Bu, öylesine güzelliklerle dolu bir geçmiştir ki, her anından bir ibret ve ders çıkarmak mümkündür.

Dış güçlerin, gençliğe yönelik bütün propagandalarının, demagojilerinin temelinde de ülkemiz gençliğini şanlı geçmişinden koparma, onu unutturma çabası vardır.

Bilinir ki, tarihinden, geçmişinden kopuk bir gençlik, köksüz bir ağaç gibi olacaktır. Düşmanların saldırılarına direnemeyecektir. Amaçlanan budur. Tablosunu çizmeye çalıştığımız gençlik de biraz budur. Yabancı yoz kültürden etkilenmiş, yaşama umutla bakamayan, ama hayatından da memnun olmayan, arayış içinde bulunan ve çözümsüzlük kısır döngüsü içinde boğulan bir geçliktir bu.

Gençliğimizi bu bunalımın içinden çıkaracak olan kendi geçmişi ve gelenekleridir. Yoksa...

Bireysellik, imaj adına, moda adına sunulan rezillikler, pazarlanmaya çalışılan bütün kirlenmiş duygular, özendirilen sapıklıklar, dizboyu giden ahlak çöküntüsü, yani şu amerikancı,avrupacı yaşam tarzı değildir derman...

Bize ait, bize has olmayan her şeyin yok olması gibi, bu da yok olacaktır.

Biz, bize has olanı severiz...

Bize haslık, genç yüreklerin bir köşesinde daima duran bir vatanseverlik ve dindarlık yanıdır.

Bize haslık, hiç hesapsızca sevebilmektir.

Hiç hesapsızca onlar için kendini sunabilmektir.

Zalimlere “dur bakalım” diyebilmektir...

Çöplükte bir lokma ekmek arayan ellere uzatılan bir el demektir...

Gençlik üzerinde büyük tahribatlar var belki; ama gençliği teslim alamadıkları da kesindir. Başta söylediğimiz gibi, çürüyen bir yan olsa da, diri yanımız vardır hala. Ve geleceği belirleyecek olan da bu diri yanımızdır.

UYANIK OLALIM.ALLAHA EMANET OLUN.
Referans URL