04-30-2008, 09:53 AM
ZAMANE ANNELERİ
Sen de dedem gibi ölecek misin, anneanne?" sözleri hasta odasinda
yogun sessizlik
yasanmasina neden olmustu. Geçirdigi ameliyatlardan sonra pek
toparlayamamis yasli bayan hastamizi ilkokula yeni baslamis torunu ve kizi
ziyarete gelmisti. Küçük çocuklari hasta ziyaretine kabul etmememiz
baslangiçta sorun yaratmis, kisa süreli ziyaret için izin koparmislardi.
Hasta odasinda ana kiz konusup dertlesirken torun araya girip sormustu o
can sıkici soruyu. Kafami egip elimdeki dosya ile ilgileniyormus gibi
yaptim. Hastamiz torununu yatagin kenarina oturttu. Ellerini
tutarak "simdi degil, iyilesip eve dönecegim, merak etme. Hemen
ölmeyeceğim. Ama er
veya geç hepimiz ölecegiz" dedi. Torun yanittan pek tatmin olmus gibi degildi.
- Ama bu haksizlik, anneanne. Ölünce onlari bir daha
göremiyoruz. Dedemi çok özledim ben.
- Merak etme, insanlar ölünce görünmez olular ama hepten yok olmazlar.
Torun bir süre ananesinin boynundaki kolye ile oynayarak düsündü.
Sonra "Peki insanlar ne oluyor, ölünce" diye sordu. Anneanne önce bana sonra kizina
bakti. Torununun saçını oksayarak;
- Bir şekilde aramizda oluyorlar, ölenler. Kimi bir renk,kimi tat veya koku kimi de dokunus olup geri geliyorlar. Mesela rahmetli annemin yaptigi
puf böregini hiç unutmadim. Nerede o kokuyu veya tadi bulsam annemin orada
yanimda olduğunu bilirim. Dedeni ise saçlarimdaki dokunus ile hatirlarim.
Nerede bir rüzgar saçlarimi oksasa dedenin yanimda oldugunu düsünür,sevinirim.
- Peki sen ölünce ne olup geleceksin, anneanne?
- Onu sen bileceksin. Beni nasil hatirlamak istersen o
sekilde gelecegim
yanina.
Ziyaret kisa sürmüstü. Onlar odadan çiktiktan sonra hastamiz torununu çok özlemis oldugunu belirterek ziyarete engel olmadigimiz için tesekkür etti.
- Bu küçük torunumu büyügünden daha çok seviyorum, doktor bey.
- Torunlariniz arasinda ayirim yapmamaniz gerekmez mi?
- Haklisiniz ama böyle olmasinda biraz kizimin da
kabahati var. Ilk çocugunu çabuk büyütmeye çabaladi. Kendince basardi da. Ama hepimizden uzak soguk, agir biri oldu çikti, büyük torunum. Şimdi hepimiz yakiniyoruz
ama is isten geçti.
- Neden böyle oldu?
- Ne yazik ki, kizim da digerleri gibi zamane
annelerinden oldu. Çocuğunu en iyi sartlarda, en iyi okullarda en iyi egitim ile yetistirecegim diye tutturdu. Çocugun almadigi ders kalmadi neredeyse. Bale, piyano, tenis, yüzme dersleri yetmedi kolejlerde okuttu. Onunla birlikte ders çalisip
sinavlara birlikte girdi sanki. simdi adi sani duyulmus kolejlerden
birinde okuyor. Ama hepimizden uzaklasti. Derslerinden baska oyun bilmeyen
soguk agir biri oldu.
Bir süre sustu, soluklandi. Elimi tutup yataginda dogruldu.
Yastiklarini düzelttim.
- Zamane anneleri böyle oluyor, iste. Çocuk yetistirmeyi yemek yapmak saniyorlar. Parayi bastirip en donanimli mutfakta en iyi malzemeleri
kullanirsa yemegin mükemmel olacagini hayal ediyor, ortaya çikan yemege bakip neden lezzetli olmadigini soruyor, kabahati mutfakta veya malzemede
ariyorlar. Kendilerine hiç kabahat bulmuyorlar. Halbuki elinin emegi,sabri, özeni olmadikça lezzeti yakalayamazsin. Hele bir sarma sarsinlar da göreyim ben onlari. Bu kez de "o kadar emek verdim, kimseye yedirtmem" diye tutturur bunlar. Sanki analarindan böyle gördüler. Hayat kolaylasip
hizlandikça her seyin ayni kolaylikla asilacagini saniyor bu zamane anneleri. Çocuklarini da çabuk büyütmeye ugrasiyorlar. Onlari hizli
yaslandirdiklarinin farkinda bile degiller.
- Yani?
- Çocuk bu, yetistigi ortamdaki insanlara anne babasina benzeyecek elbet.
Çocuk onlara benzemeye basladikça anneler kendi begenmedigi yönlerini çocuklarinda görüp kiziyor, nerede hata yaptiklarini bulmaya çabaliyorlar.
Ikinci çocukta ise o ilk heves kalmiyor da öyle kurtariyor onlar
kendilerini.
Bogazi kurumustu. Bir yudum su içip eskiden ailelerin ilk
çocuklarinin agabey ve abla agirligi ile yetistirildigini ilk çocuklarin aileyi iyi yansitma görevi oldugu için daha degerli oldugunu ama artik devrin degistigini
ailelerin kendilerini degil de hayallerini çocuklarina yükledigini ilk çocuktan sonra gelenlerin ise daha özgür olgunlasip aileye daha çok benzedigini anlatti.
Birkaç gün sonra hastamizin bas ucunda suluboya bir resim vardi.Mavi gökyüzünde sapsari günes ve bir de uçurtma uçuran kiz çocugu vardi, resimde. Hastamiz resim ile ilgilendigimi görünce okumakta oldugu gazetesinden kafasini
kaldirip;
- Torunum benim için yapmis bu resmi, doktor bey.
Resimdeki kiz kendisiymis. Karar vermis, ben ölünce resimdeki gökyüzünün mavisi olacakmisim, onun için. Gökyüzüne her baktiginda benim yaninda oldugumu bilecekmis, böylelikle. Bu simsicak günes ise dedesiymis.
Gözleri dolmustu. Birkaç damla yas süzüldü gözlerinden. "Torunumun gözünde gökyüzünün mavisi olacakmisim, dedesi de hepimizi isitan günes. Daha ne olsun?" dedi. Ögle arasinda bahçeye çiktim. Yagan yagmurun ardindan
masmavi gökyüzünde açan günes, sicakligini iyice hissettiriyor, agaçlar sonbahara hazirlaniyordu.
Mehmet Uhri
