04-30-2008, 10:11 AM
> Gercek bir olay. Bu olay Kayseri'nin Bünyan ilçesi'nde yasanmis.
Olay
>Alfred Hitchcock'un meshur korku filmlerini bile çok gerilerde
birakacak
>kadar tüyler ürpertici. Gece bindiginiz otomobilde direksiyonda
kimse yoksa
>ne yapardiniz? Kendisi Bünyanli olmayan, politikayla ugrasmis ve
halen
>Kayseri'de yasayan isadami, 22 Subat 2005 tarihinde Bünyan sinirinda,
>Kayseri Malatya kara yolu üzerinde, bir benzin istasyonuna girer.
Lokantaya
>Oturur ve orada kalabalik toplulukla birlikte bir ufak raki içer.
>
> Yürüyüs mesafesindeki Bünyan'a gitmek için, lokantadan çikar.
Ancak
>disarisi hem zifiri karanliktir hem de korkunç bir kar-tipi firtinasi
>baslamistir. Benzin istasyonuna yaklasik 300 metre mesafedeki,
Bünyan'a
>dönüs yolu kenarina varir. Oradan geçen bir arabaya binip,
Bünyan'a ulasma
>derdindedir. Firtina daha da siddetlenir. Adam bir-kaç adim ötesini
bile
>görememektedir. Gelip-geçen bir araba da yoktur. Nihayet karanliklar
>içerisinde, hayalet gibi yavas yavas yaklasan bir arabanin iki farini
>farkeder. Arabanin, tam önünde yavaslamasiyla birlikte hemen arka
kapiyi
>açar ve arabaya biner. Kapiyi kapatir, araba yeniden hareket eder.
>Içeridekilere merhaba demek ister. Ama o da ne? Arabada kimse
olmadigi
>gibi,
>direksiyonda da kimse yok. Birden panige kapilir. Korkuyla, hemen
arabadan
>atlayip, oradan kosarak uzaklasmak ister ama hem araba hizlanmis, hem
de
>korku ile dizleri baglanmis, hareket edemez hale gelmistir. Araba
keskin
>bir
>viraja dogru yaklasir. Adam dua etmeye baslar. Tüm günahlari için
tövbe
>eder. Arabayi durdurmasi için Allaha yalvarir. Tam bu esnada,
pencereden
>bir
>el uzanir ve direksiyonu kivirarak sert virajdan arabanin dogru yola
>dönmesini saglar. Her tehlikeli dönemece yaklastikca, Allah'a
yalvaris ve
>yakarisi artar ve her seferinde de bir el disaridan uzanip,
direksiyonu
>çevirir. Sonunda kendisini biraz toparlar, ayaklarini kimildatir. "Ya
Allah
>koru beni..." deyip, kapiyi açmasiyla birlikte, kendisini arabadan
disari
>firlatir. Bir kaç takla attiktan sonra, sarampolde kendisine gelir.
>Defalarca üç Kulfu-bir Elham okuyarak, Bünyan'a yürüyerek ulasir
ve bir
>kahvehaneye girer. Üstü basi islak ve soka girmis haldedir.
Kendisini
>taniyanlar hemence sobanin basina alirlar. Eline bir çay verirler.
Bir
>müddet sonra kendisine gelip, sesi titreyerek, basina gelen doga
üstü ve
>korkunç olayi anlatir. Olayi dinleyenler inanmak istemeseler de,
anlatan
>kisinin akli basinda ve toplumsal sorumluluk tasiyan bir pozisyonda
>oldugunu
>bildiklerinden, herkeste derin bir sessizlik olusur. Yaklasik yarim
saat
>sonra, ayni kahvehaneye Koyunabdal Köyü'nden iki kisi girer. Bir
masaya
>oturur ve iki bardak çay söylerler. Bu arada, gelenlerden birisi,
digerine
>sunlari söyler :
>-Ahmet baksana, su sobanin basin da oturan gerizekali, bizim araba
yolda
>kalinca, biz arabayi iterken, arabaya binip-inen öküz degil mi?
)
Olay
>Alfred Hitchcock'un meshur korku filmlerini bile çok gerilerde
birakacak
>kadar tüyler ürpertici. Gece bindiginiz otomobilde direksiyonda
kimse yoksa
>ne yapardiniz? Kendisi Bünyanli olmayan, politikayla ugrasmis ve
halen
>Kayseri'de yasayan isadami, 22 Subat 2005 tarihinde Bünyan sinirinda,
>Kayseri Malatya kara yolu üzerinde, bir benzin istasyonuna girer.
Lokantaya
>Oturur ve orada kalabalik toplulukla birlikte bir ufak raki içer.
>
> Yürüyüs mesafesindeki Bünyan'a gitmek için, lokantadan çikar.
Ancak
>disarisi hem zifiri karanliktir hem de korkunç bir kar-tipi firtinasi
>baslamistir. Benzin istasyonuna yaklasik 300 metre mesafedeki,
Bünyan'a
>dönüs yolu kenarina varir. Oradan geçen bir arabaya binip,
Bünyan'a ulasma
>derdindedir. Firtina daha da siddetlenir. Adam bir-kaç adim ötesini
bile
>görememektedir. Gelip-geçen bir araba da yoktur. Nihayet karanliklar
>içerisinde, hayalet gibi yavas yavas yaklasan bir arabanin iki farini
>farkeder. Arabanin, tam önünde yavaslamasiyla birlikte hemen arka
kapiyi
>açar ve arabaya biner. Kapiyi kapatir, araba yeniden hareket eder.
>Içeridekilere merhaba demek ister. Ama o da ne? Arabada kimse
olmadigi
>gibi,
>direksiyonda da kimse yok. Birden panige kapilir. Korkuyla, hemen
arabadan
>atlayip, oradan kosarak uzaklasmak ister ama hem araba hizlanmis, hem
de
>korku ile dizleri baglanmis, hareket edemez hale gelmistir. Araba
keskin
>bir
>viraja dogru yaklasir. Adam dua etmeye baslar. Tüm günahlari için
tövbe
>eder. Arabayi durdurmasi için Allaha yalvarir. Tam bu esnada,
pencereden
>bir
>el uzanir ve direksiyonu kivirarak sert virajdan arabanin dogru yola
>dönmesini saglar. Her tehlikeli dönemece yaklastikca, Allah'a
yalvaris ve
>yakarisi artar ve her seferinde de bir el disaridan uzanip,
direksiyonu
>çevirir. Sonunda kendisini biraz toparlar, ayaklarini kimildatir. "Ya
Allah
>koru beni..." deyip, kapiyi açmasiyla birlikte, kendisini arabadan
disari
>firlatir. Bir kaç takla attiktan sonra, sarampolde kendisine gelir.
>Defalarca üç Kulfu-bir Elham okuyarak, Bünyan'a yürüyerek ulasir
ve bir
>kahvehaneye girer. Üstü basi islak ve soka girmis haldedir.
Kendisini
>taniyanlar hemence sobanin basina alirlar. Eline bir çay verirler.
Bir
>müddet sonra kendisine gelip, sesi titreyerek, basina gelen doga
üstü ve
>korkunç olayi anlatir. Olayi dinleyenler inanmak istemeseler de,
anlatan
>kisinin akli basinda ve toplumsal sorumluluk tasiyan bir pozisyonda
>oldugunu
>bildiklerinden, herkeste derin bir sessizlik olusur. Yaklasik yarim
saat
>sonra, ayni kahvehaneye Koyunabdal Köyü'nden iki kisi girer. Bir
masaya
>oturur ve iki bardak çay söylerler. Bu arada, gelenlerden birisi,
digerine
>sunlari söyler :
>-Ahmet baksana, su sobanin basin da oturan gerizekali, bizim araba
yolda
>kalinca, biz arabayi iterken, arabaya binip-inen öküz degil mi?
)
güzeldi emeğine sağlık...