Sivas - Sivasliyiz.Com

Tam Görünüm: GuRuN/Kurkcu Koyu
Şu Anda Hafifleştirilmiş Görüntüleme Modundasınız. Tam Görünüm Modu için, Buraya Tıklayın
Sayfalar: 1 2
Kurkcu Koyu

[Resim: koylericlipimage0020044cy2.jpg]
Gurun ilcesinin kuzeybati kesiminde, ilce merkezine 52 km .-lik mesafede bulunan Kurkcu Koyu ismini, Kurkcuoglu adindaki kisinin burali olmasi nedeniyle almistir. Asagi kurkcu ve Yukari kurkcu olmak uzere iki koyden olusan Kurkcu Koyu, daha onceleri Gellos/Koyunlu Koyunun mezrasiydi.

Kurkcu Koyu-nun dogu kesiminde bulunan cukuryurt mevkiinde tarih oncesi caglara ait oldugu sanilan iki yerde eski yerlesim yerlerinin kalintilari bulunmaktadir. uorakyurt mevkiinde tarih oncesi donemlere ait birtakim mezarliklar ve oren yerleri bulunmaktadir. Sunbullu Daginda en az besyuz adet koyunun sigacagi kadar buyuklukte bir dogal magara bulunmaktadir. Kurkcu koyunun hudutlari soyledir: Kurkcu koyunun komsusu olan Gellos koyu ile olan siniri; kuvvet tasi, kurudere. Yenibektasli koyu ile siniri; Magara, Colukyurt, kaleliyurt. saksakpinar koyu ile siniri; kaleli yurt gediginden gecen hat. uicekyurt koyu ile siniri; Gullupinar ayagi.Koy halkinin gecim kaynagi tarim ve hayvanciliktir. Kurkcu Koyu camisi halk tarafindan yaptirilmistir. Koy ilkokulu devlet tarafindan yaptirilmistir. Fakat goc nedeniyle ogrenci bulunmadigindan koy ilkokulu kapalidir. Koyun en buyuk sorunlarindan birisi icme suyu, digeri yol sorunudur. ilce merkezine 52 km .-lik mesafede bulunan Kurkcu Koyunun 39 km .-lik bolumu asfalttir. 18 km .-lik bolumu stabilize yoldur. Bu yolun asfaltlanmasi gerekmektedir. Bu yol kis aylarinda tamamen kapali kalmaktadir.

Kurkcu Koyu halkinin buyuk bir kismi Azerbaycan, Baku-Tiflis bolgesinden yasarken 1914 yilinda ilk once Kars ve Erzurum bolgesine yerlesmisler, daha sonra Ruslarin Erzurum-u isgal etmeleri uzerine Gurun ilcesinin Kurkcu koyune gelerek yerlesmislerdir. Kafkas (Azeri) Turku olan bu koyumuz halkinin hingel adi verilen yemegi unludur. Kurkcu Koyu 1960 yilinda 30 hane iken, 1997 yili itibariyle uc hane Yukarikurkcu-den, yedi hane Asagikurkcu Koyunden kalmistir. 2000 yili itibariyle Asagi ve Yukari Kurkcu Koylerinin hane sayisi dokuzdur. 1997 yili E.T.F. sonuclarina gore de Yukarikurkcu Koyu-nde 4 erkek, 3 kadin, toplam 7 kisilik nufusa sahip bulunurken, Asagikurkcu Koyu-nde de 11 erkek, 7 kadin, toplam 18 kisi yasamaktadir. 2000 yilinda ise; 15 erkek, 14 kadin, toplam 29 kisi yasamaktadir.

Koy Halkindan; Mehmet kisiler (Sogukbulak), Caferogullari (Aktas), Efendievi (cakmak), Kurbankisiler (Atmaca), SariOsmanogullari (Guldu+Tok+Kok), Azerbaycan bolgesinden gelerek Kurkcu Koyune yerlesmislerdir. Asagi Kurkcu-de yasayan Kamolar (Atmaca), Malatya Akcadag Bolgesinden gelmislerdir.
emeğinize sağlık güzel şiir için Smile
hoşgeldinizSmile
çorak mevkii..y.kürkçü köyü
özledim be

çorağına gidip çayır biçmeyi.
gölpınara gidip tırmık çekmeyi
elimden düşmeyen yavan ekmeği
özledim be köyüm seni zledim

bektaşın kaşından çıkıp bakmayı
yekedağ önünde keven yakmayı
selvideki kuşlara sapan sıkmayı
özledim be köyüm seni özledim

çukuryurda gidip tavşan vurmayı
hacabaan güneyinde kenger yolmayı
damların üstünden kurut çalmayı
özledim be köyüm seni özledim

aşık sülom derki bu gurbet niye
senedebir olsada dönelim köye
doğup büyüdüğümüz daşduvar eve
özledim be köyüm seni özledim

süleyman..çelik





[Resim: lastscanan3.jpg]
[size=x-large]
yalnızmı kaldın

gül açmıyor derelerde bellerde..
kimi sorsan diyar gurbet ellerde..
yanık mısra olur adı dillerde..
benim kürkçü köyüm yalnızmı kaldın..

kimler kırdı kanadını kolunu..
kimse geçmez olmuş tozlu yolunu..
nerede bulurum soğuk suyunu..
benim kürkçü köyüm yalnızmı kaldın..

yaz gelince çayır çimenle bağlar..
kış gelince yağar kürtükle karlar..
senin bu halında yüreğim dağlar..
benim güzel köyüm yalnızmı kaldın.

süleyman çelik..
Terekeme Yemekleri

HANGEL : Terekemelerin en önemli yemeğidir. Değerli bir misafir geldiğinde ikram için yapılır. Hangeli sevmeyen terekeme yoktur. Kars yöresinde çok yaygındır. Sivasta da terekeme köylerinde Hıngel adı ile yapılır. Birkaç farklı şekili vardır. En yaygın olanı boş hamur yaprakları ile yapılanıdır. Hamuru mayasızdır. Hamurun açılmamış her bir topağına pazı adı verilir , bir pazı bir kişiyi doyurur ve büyüklüğü yaklaşık iki avuç içini dolduracak kadardır. Hamurun en büyük özelliği sert açılmasıdır. Hamur hazırlanırken her pazı için birer adet yumurta kırılır ve bir miktar tuzlu su ile sert bir kıvamda yoğrulur. Hazırlanan hamur bir süre dinlendirilir , yufka şeklinde ince olarak açılır ve kareler şeklinde kesilir. Kaynar suda haşlandıktan sonra süzülür ve bir siniye çekilir. Üzerine sarımsaklı yoğurt ve içinde küçük soğan parçacıkları kavrulmuş tereyağı dökülerek servis yapılır. Bekletilmeden ve soğutulmadan yenmesi gerekir. Hangel sosu ile ilgili yöremize has kurut isimli bir malzeme vardır. Kurut yaklaşık bir avuç içi büyüklüğünde , kurtulmuş süzme yoğurt topağıdır. Hangel içine atılacak yoğurt yerine kurut eritilerek yoğurt sosu hazırlanır. Kurut hangele farklı ve kendine has bir lezzet verir.Sos için bir önemli bir nokta da kullanılan tereyağının saf tereyağı olması ve içinde kavrulan soğan parçacıklarının ne yanık tadı ne de çiğ soğan tadı vermeyecek şekilde kavrulmuş olmasıdır. Hangel üzerine dökülen bu zengin sos o kadar lezzetlidir ki sini üzerinde bir arada yenildikten sonra kalan sos karışım genelde gençler ve çocuklar tarafından ekmek ile sıyrılır.



KAYGANAK: Bilinen yağda yumurtadır. Tek özelliği seçilen yağın saf , ateşte köpüren yağ olmasıdır. Dışarıdan ithal edilen omlet , bizde kayganak adı ile Karadenizde ve Kuzey İç Anadoluda Kaygana adı ile , peynirli , domatesli ve sade olarak yüzyıllardır tüketilmektedir.

HAŞIL : Haşıl yapılırken ince yarma önce bulamaç şeklinde pişirilir. Sonra ortası havuz gibi açılır ve üzerine tereyağı konur. Çevresine ise sarmısaklı yoğurt gezdirilir. Haşıl ortasına açılan yağ havuzu nedeni ile ayrı tabaklara bölünmez ve tek bir kaptan yenir.

HELVA : Un, yumurta, süt ve su ile hazırlanan hamur önce elde ufalanır. Rengi hafif kırmızı oluncaya kadar kavrulduktan sonra içine ceviz katılıp üzerine soğuk şerbet gezdirilip servis edilir.

KAYMAK HELVASI : Yukarıda anlatılan helvanın içine kaymak atılarak pişirilen helvadır. Rengi kaymaktan dolay daha koyu ve kıvamlıdır.

ERİŞTE PİLAVI : Evde kesilen erişte ve yeşil mercimekle hazırlanır. Önceden haşlanan yeşil mercimek, erişteyle bir taşım kaynatılıp süzüldükten sonra yağlanmış tencerenin tabanına patates dizilir, üzerine mercimekli karışım konur. Son olarak üzerine kızdırılmış yağ gezdirilir ve patatesler kırmızı renk alıncaya kadar pişirilir. Ters çerilip servis edilen bu yemek, kimi zaman patates yerine lavaş ekmeği ile de yapılır.

ERİŞTE ÇORBASI : Yine evde kesilen erişte mercimek ile birlikte tıpkı diğer hamur çorbaları gibi pişirilir. Servis yaparken üzerine sarımsaklı yoğurt dökülür.


KATMER: Katmer yapılması oldukça zahmetli bir tür börektir. Normal hamur mayalanır hamurun ekşimesi beklenilir. Daha sonra hamur, yufka seklinde açılır ve yufkalar beşerli olarak,aralarına yağ sürülmek kaydıyla rulo yapılır. Ve tepsinin ortadan başlamak kaydıyla, kıvrımlı olarak sarılır, tepsi düzeltilir. Üzerine yumurta sarisi sürülerek fırına verilir.

KETE: Kete de önemli misafirlere ikram için hazırlanan bir terekeme yemeğidir.Kete hamuru da katmer gibi normal ekmek hamurudur. Ancak mayalandıktan sonra fazla bekletilmez. Hamur yine yufka seklinde açılır. Bu arada daha önceden açtığımız yufkanın içine konulmak üzere, yağda un kavrularak İç dediğimiz kete içi hazırlanır. Hazırlanan bu içten, açılan yufkanın arasına bir miktar konur ve yufka oval olarak sıkı ve güzel bir seklide içe doğru kapatılır.


alıntı
Standart Cevap: Asil Türk Boyu;Terekeme Boyu
» Terekeme Türklerinde KiRVELiK
Karapapaklar için çocuklarının kirvesi çok önemlidir.

Ardahan'dan Sivas'a kadar olan sahada, yani Erzurum, Kars, Erzincan, Artvin, Elazığ, Malatya, Maraş, Bakü-Amasya çizgisinde yaşayan Karapapaklar'da; Tunceli, Bingöl, Adıyaman, Diyarbakır, Çorum, Kayseri, Mersin, Adana, Tokat ve Yozgat illerinde kirvelik yaygındır. Kirvelerin çocuklarının birbirleriyle evlenmeleri yasaktır.

Kirve 'Sünnet olan çocuğun elini kolunu tutan ve çocuk üzerinde babalık hakkı olan kimse' demektir, Göle-Kars'ta kirve, 'kirva-kirva' şeklinde söylenir. Terekemeler'ce 'kirve' denir.

Ziya Gökalp'e göre kirvelik eski Türkler'deki 'potlaç' geleneğinin Anadolu'daki görünümüdür. Özen'e göre de kirvelik bir Türk geleneğidir. Kirvelik peygamber sevgisinden kaynaklanır ve sülale-soy sürer. Mesela kirve, kirve olduğu insanın bir başka çocuğunun sünnetinde bulunmayacak kadar uzaktaysa, onun izni alınmadan ya da onun tayin ettiği biri olmadan sünnet ettirilemez.

Ozanlar, Karapapaklarda önceleri kirvelik çok önemliyken, günümüzde önemini yitirmiştir. Ancak kirveler hala kız alıp vermezler. Eskiden bu köylerde kirvelik, kardeşlikten öndeyken, günümüzde sadece sosyal ilişkileri pekiştirici bir rolle sınırlandırılmıştır. Karapapaklarda kullanılan, 'kirvenin damının üstüne çıkılmaz' yani 'onun kızı kızım, oğlu oğlumdur. Ona kötülük yapılmaz' deyimi kirveliğin önemini ifade etmektedir.

Ayrıca Posof-Kars köylerinde de 'kirvenin damından ve kapısından don-gömlek geçilmez' deyimi kullanılmaktadır.



» DOğUM ÇOCUK GELENEKLERi
Karapapaklar için çocuk, kısmet ve bereket olarak nitelenmektedir.Kız bereket, oğlan devlet' deyimi yaygındır. Bu anlayış ise çok çocukluluğu ve çocuga ilgiyi artırmaktadır.ilk çocuk erkekse 'baca sökme' denen gelenek uygulanır. Komşu çocukları bacaya çıkarak kiremitleri kaldırır yada toprak dökerler. Bu aile reisinin bahşiş vermesine değin sürer.

Hamilelik döneminde gebelerin istekleri karşılanmazsa, çocuğun saglıklı olmayacağına inamlır. Doğumun sancıları başlayınca ebe çagrılır. Doğumu kolaylaştırdığına inanılarak bacadan silah atılır. Doğumdan sonra göbek bağı ninenin ayakkabısı üzerinden kesilir. Bu iþte kullanılan çakıyı yıkamadan kapatılır ve annenin yastığı altına konur. çocuğun göbeği kuruduktan sonra çakı açilır vc yıkanır. ilk banyo suyuna teni güzel olsun diye yumurta kırılır. Terlemesini önlemek için tuz serpilir. Daha sağlıklı olacağı inancıyla kundağa yatırlıp elenmiş toprak konur. Yaşamının aydınlık olması için gündüz de olsa anasinin ve çocuğun baş ucunda lamba yakılır. Bebek lamba ışığında anasinin çevresinde üç kez dolandırılır. Bu sırada ebe 'sen mi ağır, yük mü ağır ana?' diye sorar. Anne 'ne ben ağır, ne de yük ağır deyince' kundak yanına bırakılır.



Çocuk al yanaklı, al dudaklı olsun diye yüzüne ve dudaklarına kalın, kara kaþlı, kara gözlü olsun diye de ceviz kabuğu yakılıp külü kaşının gözünün üzerine sürülür. Al basmasına karşı baş ucuna Kuran-ı Kerim asılır.

Yatağının çevresine kıldan örme ip gerilir ve yalnız bırakılmaz. Doğumdan hemen sonra da aym amaçla ilk lokmayı ebe alır. Üç kez anaya uzatıp geri çekerek kendisi yer. Kırkı dolmadan loğusa çocuk dışarıya çıkarılmaz. Bezi dışarıya asılmaz, cinleri kaçırmak inancıyla yanlarında sürekli ateş yakılır.





» Terekeme Türklerinde GİYİM VE KUŞAM GELENEKLERİ
Karapapakların yaşadıkları yer olan Kuzey Kafkasya'nın konumu, iklimi ve etnik yapısı giyim-kuşamı da etkilemiştir. ilçeden ilçeye değişen giysilerde halk, Türkmen, Kıpçak ve Azeri geleneklerinin izleri görülmektedir. Kars ili merkezinde de giyim kuşamı mevcut toplumsal yapı belirlemektedir. Kentteki askeri garnizon yaşama biçimi yanında, giysilerde de yöreye degişik etkilerde bulunmuştur. Bu etkinin kırsal kesime yansıması ise ancak 1960'lı yıllara rastlamaktadır.

KADIN GİYİM KUŞAMI

Yörede anılan etkenlerin yanında, yaşlılık ve gençlik de geleneksel kadın giyiminin belirleyici özellikleri arasıdadır. Yaşmak biçiminde başa örtülen tülbentin (leçek) denen türü ve (vala) en yaygın baş örtüleri arasındadır. Bazı kesimlerde leçek yerine renkli ipekten (kalağı) denen bir örtü kullanılır. Kalağı, fes ya da dar kasnak üstüne örtülür. Evli kadınlarsa altın ve gümüş paralar ya da boncuklarla süslenmiş taç biçiminde ki kasnak üstüne (İpuşi) bağlarlar. Buna (dinge) denir. Yerli Türkmenlerde tülbent tepeye bir iğne yada çengelli iğneyle tutturulur. Kuman-Kıpçak kökenli genç kızlarda ak leçeklerin arkadan dizlere dek Sarkıtılması bekar olduklarının belirtisidir. Yaşlılarda da leçeğin ucu topuklara değin uzanır, üçgen biçiminde ve koyu renklidir. Bunlara "kalagey" ya da "kıygaç" denir. Yeni gelinler ya da evliler bu başörtülerinin üstüne "çalma" denen bir atkı atarlar. Yine yünden dokuma bir şal da kullanırlar. 'İboylama' denen uzun entariler giyilir. En yaygm entari biçimi "dayra" denen, diz üzerinde kısa fistanlardır. Dayra daha çok genç kız giysisidir. Gelinlerde ise üçetek yaygındır. Kollarda ipek ya da pamuklu kumaştan "kolçak" bulunur. Bu iş görürken, çalışırken giysinin yıpranmaması ve kirlenmemesi içindir. Göğüste de yine aynı bir kumaştan 'önlük' ya da 'döşlük' bulunur . Üstten kopçayla giysiye tutturulun bir tür göğüslük de kullanılır.

Bu giysilerin omuz ve eteklerinde 'potur' denen süs öğesi kırmalar bulunur. Bunlar sırma, yedek, etek, püştek, yaragidek, heziran gibi adlarla anılır. Gelinler ve yaşlı kadınlar 'peştamal' da kullanmaktadır. Yaşlılarda düz, gelinlerde ise desenli peştemaller yaygındır. Üçetek, yaşlılarda yerini tek eteğe bırakır. Yalın koyu renkli kumaşlardan dikilir, geniş kırmalar bulunur, potur konmaz. Önlüklerde koyu renklidir. Daha çok arkadan düğmeli olur. Gençlerde ketenden, pamuklu kumaştan koyu renkli peştemaller yaygındır. Koçboynuzu yada çiçekli desenlerle süslüdür. Altına 'komşu çatlatan' denen yanardöner renkli, geniş ağızlı, ayak bileklerine dek uzanan 'tuman' (bir tür şalvar) giyilir. Elle örülen renkli yün çoraplar kış aylarında varlılığını korurken naylon çoraplarda kırsal kesim kadm giyiminde ilgi görmektedir. Giyilen ayakkabı türleri 'fizlemef' ya da kısa çorap, mest-galaş, kundura, yemeni gibi çeşitleri giyilir.

ERKEK GİYİM KUŞAMI

Geleneksel erkek giysileri kalpak, papak, Çuha Şalvar ve Çivekidir. Şapka ve Kılık Kıyafet Devriminden sonra da yaygınlığını koruyan kalpak ve papakların çeşitli türleri vardır. Azerbaycan ve Daığstan tipi kalpaklar daha kabarık ve sivricedir. Kalpaklar püsküllerin biçimine göre dalfes, dalf külah gibi adlar da alır. Kars, Arpaçay ve kağızman ve sarıkamış yöresinde börk ve Ahmediye denen başlıkklar vardır. Börk külah üzerine vala baglanarak kullanılır. Ahmediye ise kızılımtırak, mor yada turuncu renkli olur. Bunları daha çok yaşlılar kullanır. Suta genellikle açık renkli kumaştan uzun kollu, yakasız köynek... giyilir. Üste boyun bölümü sedef düğmeli olan 'füst köyneği giyilir. Bunun 'gazeki' denen daha kısa eteklileri de yaygın giysilerindendir. Gazeki yakasızdır ve göğsü açıktır. Bu biçimdeki ceketi andıran giysilere 'arkalık' denir. Kars'ta üstte en çok çuha giyilir. Koyu renkli kumaş yada çuhadan diktirilir ve kol ağızdan geniştir. Dizlere dek uzanır. Göğsün iki yanında gümüş süslemeli veznelikler bulunur. Bunların eskiden fişeklik olarak kullanıldığı da söylenmektedir. Geleneksel giysilerden varlığını koruyan 'kırk düğme' denen yeleklerde oldukça yaygındır. Şalvarın çeşitli biçimlerine rastlanır. Örneğin Azeri şalvarları dardır. Kadı biçimi denen tür daha genişçedir. Ancak 'külef' denen ağ bölümü güney bölgelerin şalvarlarındaki gibi torbalanmaz. Paçası ve ağı dar, baldırı geniş şalvarlara yörede 'İzıgva' denir.

Yaşlılar dizden aşağı geçirilen ve ayağın üstünü de örten kıldan 'paçalık' kullanırlar. Kimi yörelerde de 'dolak' geçirilmektedir. Geleneksel ayakkabı ince deriden, bacağı ve ayağı iyice saracak biçimde dikilen çivekidir. 'Cızma' denilen tür ise daha kalın deriden yapılır.





Terekeme Yemekleri

HANGEL : Terekemelerin en önemli yemeğidir. Değerli bir misafir geldiğinde ikram için yapılır. Hangeli sevmeyen terekeme yoktur. Kars yöresinde çok yaygındır. Sivasta da terekeme köylerinde Hıngel adı ile yapılır. Birkaç farklı şekili vardır. En yaygın olanı boş hamur yaprakları ile yapılanıdır. Hamuru mayasızdır. Hamurun açılmamış her bir topağına pazı adı verilir , bir pazı bir kişiyi doyurur ve büyüklüğü yaklaşık iki avuç içini dolduracak kadardır. Hamurun en büyük özelliği sert açılmasıdır. Hamur hazırlanırken her pazı için birer adet yumurta kırılır ve bir miktar tuzlu su ile sert bir kıvamda yoğrulur. Hazırlanan hamur bir süre dinlendirilir , yufka şeklinde ince olarak açılır ve kareler şeklinde kesilir. Kaynar suda haşlandıktan sonra süzülür ve bir siniye çekilir. Üzerine sarımsaklı yoğurt ve içinde küçük soğan parçacıkları kavrulmuş tereyağı dökülerek servis yapılır. Bekletilmeden ve soğutulmadan yenmesi gerekir. Hangel sosu ile ilgili yöremize has kurut isimli bir malzeme vardır. Kurut yaklaşık bir avuç içi büyüklüğünde , kurtulmuş süzme yoğurt topağıdır. Hangel içine atılacak yoğurt yerine kurut eritilerek yoğurt sosu hazırlanır. Kurut hangele farklı ve kendine has bir lezzet verir.Sos için bir önemli bir nokta da kullanılan tereyağının saf tereyağı olması ve içinde kavrulan soğan parçacıklarının ne yanık tadı ne de çiğ soğan tadı vermeyecek şekilde kavrulmuş olmasıdır. Hangel üzerine dökülen bu zengin sos o kadar lezzetlidir ki sini üzerinde bir arada yenildikten sonra kalan sos karışım genelde gençler ve çocuklar tarafından ekmek ile sıyrılır.

Ayrıca aynı şekilde hazırlanan hamur kurutularak daha sonra haşlanmak üzere de saklanır ve genelde kışa hazırlık yiyeceklerine dahil edilir.

Hangelin bir diğer hazırlanışı ise kemikli et ile yapılanıdır. Yukarıdaki gibi hazırlanan hamur haşlanmış kemikli et suyu içerisine kaynatılır. Üzerine aynı soslar konulur. Yapılan bu yemeğe Etli Hangel denir. Aslında Hangel yemeğinin orijinal hali budur. Bunlarla beraber , terekemeler Kayseride yapılan mantıya benzer, fakat daha büyük olan , açılan yufkanın içine daha önceden hazırlanan et karışımının konulduğu , mantı yemeğini de yine aynı soslarla Hangel adı altında yaparlar.

FESELİ : Önemli bir terekeme hamur işidir.Una su, maya, tuz konur, katı hamur yapılır. Hamur kabarsın diye 1-1,5 saat bekletilir. Sonra hamurdan yuvarlak parçalar yapılır ve 0,5 mm kalınlığında açılır. Hamurun üzerine yağ sürüp 5-6 kat birbirinin üzerine konur. Üçgenler kesilir sigara şeklinde sarılır. Sonra bunlar halka şekline getirilir. Böylece çapı 10-12 cm, kalınlığı 1.5-2 cm olacak şekilde feseli şekline getirilir. Daha sonra feselinin her iki tarafı yağda kızartılır. Feseli sofraya verildiğinde yanında bal da konur yada üzerine pudra şekeri serpilir. Feseli hem sıcak hem de soğuk olarak servise sunulabilir.

FETİR: Mayalanmış hamurun, yufka seklinde açılarak doğrudan sacın üzerinde pişirilmesidir. Yağlanarak veya kuru olarak yenir. Yufkadan kalın lavaştan ince olduğu için yöremize özeldir. Genelde et yemeklerinin yanında tüketilir.

VELBAK: Mayalanmış hamur gözleme şeklinde açılarak içerisine daha önceden haşlanmış ve ezilmiş koyu kıvamlı patetes püresi konularak sac üzerinde direkt ateşte pişirilir.

BOZBAŞ: Bozbaş genelde et için koyun kuzu kesildiğinde yapılan bir et yemeğidir.Önce normal bir tencereye soğanları küçük küçük kıyıp konulur. Et normal büyüklükte doğranır, yağla birlikte hafif kızartılır. Sonra domates doğranıp, salçayı da hafif sulandırıp tencereye dökülür. Tencerenin yarısına gelecek şekilde su konur. Kaynadıktan sonra nohut konur. Patatesleri dörde bölünüp tuzu da ekleyerek tencerenin kapağı kapatılır. Altını da hafif kısarak yarım saat kadar pişmesini beklenir. Fetirle birlikte veya tandır ekmeğiyle yenir.



KAYGANAK: Bilinen yağda yumurtadır. Tek özelliği seçilen yağın saf , ateşte köpüren yağ olmasıdır. Dışarıdan ithal edilen omlet , bizde kayganak adı ile Karadenizde ve Kuzey İç Anadoluda Kaygana adı ile , peynirli , domatesli ve sade olarak yüzyıllardır tüketilmektedir.

HAŞIL : Haşıl yapılırken ince yarma önce bulamaç şeklinde pişirilir. Sonra ortası havuz gibi açılır ve üzerine tereyağı konur. Çevresine ise sarmısaklı yoğurt gezdirilir. Haşıl ortasına açılan yağ havuzu nedeni ile ayrı tabaklara bölünmez ve tek bir kaptan yenir.

HELVA : Un, yumurta, süt ve su ile hazırlanan hamur önce elde ufalanır. Rengi hafif kırmızı oluncaya kadar kavrulduktan sonra içine ceviz katılıp üzerine soğuk şerbet gezdirilip servis edilir.

KAYMAK HELVASI : Yukarıda anlatılan helvanın içine kaymak atılarak pişirilen helvadır. Rengi kaymaktan dolay daha koyu ve kıvamlıdır.

ERİŞTE PİLAVI : Evde kesilen erişte ve yeşil mercimekle hazırlanır. Önceden haşlanan yeşil mercimek, erişteyle bir taşım kaynatılıp süzüldükten sonra yağlanmış tencerenin tabanına patates dizilir, üzerine mercimekli karışım konur. Son olarak üzerine kızdırılmış yağ gezdirilir ve patatesler kırmızı renk alıncaya kadar pişirilir. Ters çerilip servis edilen bu yemek, kimi zaman patates yerine lavaş ekmeği ile de yapılır.

ERİŞTE ÇORBASI : Yine evde kesilen erişte mercimek ile birlikte tıpkı diğer hamur çorbaları gibi pişirilir. Servis yaparken üzerine sarımsaklı yoğurt dökülür.

KATMER: Katmer yapılması oldukça zahmetli bir tür börektir. Normal hamur mayalanır hamurun ekşimesi beklenilir. Daha sonra hamur, yufka seklinde açılır ve yufkalar beşerli olarak,aralarına yağ sürülmek kaydıyla rulo yapılır. Ve tepsinin ortadan başlamak kaydıyla, kıvrımlı olarak sarılır, tepsi düzeltilir. Üzerine yumurta sarisi sürülerek fırına verilir.

KETE: Kete de önemli misafirlere ikram için hazırlanan bir terekeme yemeğidir.Kete hamuru da katmer gibi normal ekmek hamurudur. Ancak mayalandıktan sonra fazla bekletilmez. Hamur yine yufka seklinde açılır. Bu arada daha önceden açtığımız yufkanın içine konulmak üzere, yağda un kavrularak İç dediğimiz kete içi hazırlanır. Hazırlanan bu içten, açılan yufkanın arasına bir miktar konur ve yufka oval olarak sıkı ve güzel bir seklide içe doğru kapatılır.




GAGALA : Normal hamur mayalanır bir süre bekletilir Yöresel değimle Hamurun ekşimesi beklenilir. Daha sonra bir miktar hamur (Künde) ortası delinerek elips biçimde şekillendirilir. Yağlanmış tavaya 5-6 tane dizilen gagalalarin üzerine yumurta sarisi sürülerek fırına verilir. Köyde ise ocak (Şömine) üstüne dört adet demir çubuk konur. Bunun üzerine tepsi konduktan sonra, tepsinin üzerine sac ters çevrilerek kapatılır. Ters çevrilmiş diş büken sacın üzerine ise, demir hare kapatılarak içine tezek koru konur. Ateşte pişen yiyeceklerin daha leziz olduğunu anımsatarak afiyet olsun diyoruz...




NEZİK : Hamur su yerine kaymakla yoğrulur. Lezizliğini de zaten ilk burada kazanır. Biraz bekletilen hamur, fazla büyük olmamak kaydıyla ve birazda kalınca yufka biçiminde açılır. Açılan yufkalar doğrudan ters çevrilmiş sacın üzerinde, ters düz edilerek pişirilir. Teflon tavada yapılabilir. Afiyet olsun....




KUYMAK: Önce bir tavaya kaymak konulur ve işitilir. Daha sonra alabildiği kadar Mısır unu (Cadı unu) veya buğday unu konularak sürekli bir biçimde karıştırılır. Biraz su dökülerek karıştırılamaya devam edilir. Ta ki kaymağın yağı çıkıncaya kadar, yağ çıktığı zaman yenmeye hazırdır. Afiyet Olsun...

HASUDA : Hasuda tatlı bir yiyecektir. Önce şerbet hazırlanır. Şerbetin içine çok az un atılır ve çırpılır. Daha sonra tavada yağ işitilir ve içine hazırladığımız şerbetle un dökülerek karıştırılır. 5-10 dakika böylece ateşte pişirildikten sonra hazır olan hasuda yenmeye hazırdır. Afiyet olsun...

PİŞİ: İsteğe göre, süt veya su ile mayalanarak yoğrulan hamur, biraz bekletildikten sonra, elle hafif ekmek boyutuna getirilinceye keder çevrilir, yuvarlak hamur kızgın yağa atılarak kızarıncaya kadar pişirilir.




MAFİŞ: Mafişin hamuru da pişi gibi hazırlanır, yalnız mafiş baklava dilimi olarak kesilir ve ayni şekilde kızgın yağa atılarak pisirilir.

LOKMA: Lokma hamuru da süt veya su ile yoğrulur, fakat lokmanın hamuru pisi ve mafişten farklı olarak daha akışkandır. Yemek kası ile bir miktar alınıp kızgın yağa atılarak pişirilir. Peynir veya bal, reçel gibi tatlılarla da yenebilir.




PİTİ : Nohut yemeğidir.



KESME ÇORBASI : Açılan yufka üçe veya dörde bölünür. Bu parçalar üst üstü konarak tel kesilir. Makarna seklinde kesilen parçacıklar kaynamış suya atılarak pişirilir. Bu arada ince ve uzun olarak yuvarlatılmış hamurdan küçük parçalar kesilerek kızgın yağda kavrulur. Pişen kesme çorbasına bu parçacıklar atılarak servis yapılan çorba, yoğurtla oldukça leziz bir tat verir.

Kars Gravyer Peyniri

Ülkemizin zengin peynir çeşitleri arasında iri gözenekli ve sert bir peynir olan Kars gravyer peynirinin özel bir yeri vardır. İyi bir Gravyer peyniri, sıvı yağda toz mayayla değil, buzağı şirdeninden elde edilen maya ile mayalanır. Özellikle otlakları ve hayvanı bol Kars yöresinde tam yağlı inek sütünden yapılan Kars gravyer peyniri biçim olarak Fransız, tat olarak ise İsviçre peynirine benzer.

Fakat Kars gravyer peynirinin hem delikleri daha ufak çaptadır, hem de daha az serttir. Gravyer peyniri; 50-70 cm. çapında, 10-15 cm. yüksekliğinde ve ortalama 15-45 kg. ağırlığında tekerlekler şeklinde yapılır. Olgunlaşma süresi 10 aya kadar çıkabilen ve zaman zaman kabuğu yıkanıp fırçalanan gravyer peynirinin içinde 1-2 cm çapında kiraz büyüklüğünde delikler bulunur. Delikler irili ufaklı ve düzensiz olmamalıdır. İyi bir Kars gravyer peynirinde delikler aynı boyda ve düzenli; renk parlak sarı, kabuk ise daha koyu bir renktedir.



Terekeme Türkçesinde;
ATASÖZLERİMİZ

Çiğnenen sakkız tez çürüyer
Pehlivan güleşte belli olar
Vuran oğul atıya bakmaz
Yaz gününün yağışı, ermeni arvadın doğuşu
Lotuynan gezen Lotu olar
Allah dağına bakar kar verir, bağına bakar bar verir
At ölür tayı kalır, namerdin neyi kalır
Derdini vaktinde ağla
Ağlamayan uşağa papa vermezler
Kalkan öküz yatan öküzün başına pisler
El elinden gül derme, öz elinnen diken yon
İnsaf dinin yarısıdır
Yetime öğüt veren çok olur, ekmek veren az olur.
Sevildiğin yere çok gitme
Hesabini bilmeyen kasabın elinde kalır masat
Kız bibiye, oğlan dayıya benzer
Deli kuyuya bir taş atti, kirk akilli inandı
Arvat erini rezil de eder vezir de
Eşek kanır at yiyer
Herkes kendi evinin kıblesini bilir
Akıllı düşünene kadar, delinin oğlu olur
Garga nedir gaziği ne ola, pire nedir büzüğü ne ola
Taş yerinde ağırdır
Ersiz arvat yularsız ata benzer
Yumurtana göre gıgılla
Yapı taşı yerde kalmaz
Tavuk su içer Allah''a bakar
İtinen çuyala girilmez
İt korktuğu tarafa ürür
Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme
Desinler ki haçonun hançeri var.
Yetimi döveceğine üstünü cır
Yatan aslandan, gezen tilki iyidir
Ayının yüz oyunu bir armudun başınadır
Gönlü balık isteyen soğuk suda ıslanır
Kendine umaç uvalamıyor, ele kesme kesecek
Herkes sakız çiğner, ama kurt kızı tadını çıkarır
Dereden geçerken at değiştirilmez.
Dırdırcı kadın adamın ömrünü yer
Herkese yanaşan köpek, kapı beklemez
Bir malın başında sahibi gerek.oğlu da değil babası gerek
Puharının eğriliğine bakma, dumanın düz çıkmasına bak

alıntı
Standart Cevap: Asil Türk Boyu;Terekeme Boyu
Terekeme Türkçesi

AGOZ abanın açtığı izabanın açtığı iz

Ağa: Büyük erkek kardeş, Ağabey::

Ağartı: Yağ, peynir, süt yoğurt gibi yiyeceklerin genel adı::

AĞBUN :Gübre:Gübre

Ağıl: Hayvanların dışarıda kapatıldığı yer:

Ağırsak Teşinin üst kesiminde çengelli olan yuvarlak parça:

Ahan İşte, burada:

Ahırı: Sonu:

AKHORA :Yakın bir yer:Yakın bir yer

Akuçka Pencere:

ALAF: Hayvanlara verilen yem, Alaflamak-Yemlemek:

Alaf: Kışlık için hazırlanan hayvan yemi. Ot Saman:

Alha: Hele gör:

AMANAT: Geçici olarak yapılmış, bozulabilir:

ANDIR:Uğursuz şey:

Andıra Kalsın: Uğursuz olan şeylerin sonu gelsin:

Anık Yeterince mayalanmamış ekmek hamuru:

ARHEYİN: Rahat,gamsız:

Asaca Yıkımak: Başını önden yıkamak:

Atol: Patatese benzer fındık büyüklüğünde kök:

Avlu: Odaların önüne yapılan koridor:

Axbun: Gübre:

Axee: Eyvah anlamında olan sözcük:

Axır: Son, insanı son:

Axırın gele: Sonun gele, ölesin:

Axur: Hayvenlerin konulduğu yer. Ahır:

Ayar: Atın sırtına vurulan eğer:

Ayvan: Eyvan Balkon, evlerin önüne yapılan örtme:

Azgun: Şimarık:

B:

Baca: Evlerin üst kısmını konulan küçük pencere:

BAÇ ETMEK:Öpmek:

BADİYE :Geniş ağızlı tas:Geniş ağızlı tas

Badval: Ambarın bir çeşidi:

Baga,Pege: Ahırda hayvanlara ot ve samanın verildiği tahta bölme:

BALACA: Küçük :

Barç Etmek: Seslice şapırdatarak öpmek:

BASMA: Hayvan gübresinin tezek yapmak için biriktirilip düzleştirildiği yer

Beç: Biraz geri zekalı anlamında, safca:

BED:Çirkin:

BEDASILoysuz:

Bednar: Bir çeşit çıban yarası:

Bege: Ahırda ot ve samının konulduğu yer.:

BEL: Kürek:

Belli: Bilinen:

Beng: Ben, hal, insan vücudunda ki siyah lekeler:

Berf: Kar:

Besmi: Bir isim:

BEYABUR:Rezil:Rezil

BEYE: Hayvanların yemliği:

Bıçğı, Bışxı: Testere:

BILDIR: Geçen yıl:

Bınıvız: Sinsi:

bırakılmış tarla:

Bışkol: Koyun pişliği:

BİBİ:Hala :Hala

Biçin: Tırpanla biçilmiş ot ya da ekin:

Bidibidi Az, az ufak ufak:

BİJLİivri ivri

Bişi: Yağ içinde kızartılarak yapılan ekmek::

Bişka: Kibrit::

BİTİG:Köpek yavrusu:Köpek yavrusu

BİZDİivri:

Boğozlu: Obur.çok yemek yiyen:

Bölme: Büyük tepsi:

BUDAMAK: DÖVMEK:

Buğari, puxari: Evlerin üstündeki duman çıkan baca:

Buluz: Elbise:

Büzdük: Kalça:

C:

Cadi: Yağcı, insanlara yağ yakan kimse:

Cağ: Şiş ya da mil:

Camuş: Manda:

Cancur: Bir tür küçük erik:

CANCUR:Erik:

Cazigudiyan: Yağcı ya da şeytan:

CEHRE: İp eğirmek için kullanılan alet:

CEMDEĞH: Beden:

CEMSE:Askeri araç konvoyu:Askeri araç konvoyu

Cıcık: Güzel::

Cığız: Oyun bozan Cığıza cur bahane::

Cılcıbıl Çırıl- Çıplak::

CIRBAĞA: Yaramaz, ufak tefek erkek çocuk::

Cırcır: Fermuar::

CIRILMAĞH: Yırtılmak, (Yemekten cırılmağh-çok yemek yemek)::

CIRMAĞH: Yırtmak::

Cırnağ: Tırnak::

Cırnak Kuşların ayak parmak ucu::

CİCE:Büyük Abla:Büyük Abla

Cici bici Süslü, püslü::

CİCİP:Ağız kenarında ve yüzde çıkan yaralar:Ağız kenarında ve yüzde çıkan yaralar

CİCLOBA :Arpacık:Arpacık

Cigerakraba: Enyakın akraba::

Cillenmek Toprağın yeşillenmesi::

Cinav: Kamçı ya da bir ot çeşidi::

CİNCAR:Isırgan Otu :Isırgan Otu

CİNCAR:Isırgan Otu::

CİNDAL:Kedi Yavrusu:Kedi Yavrusu

CİRTAKOZelieli

CİZLAVET: Lastik ayakkabı::

Coc: Bataklık,::

COPLANMAK:Şişmek:Şişmek

CUCULivciv ivciv

Cucul: Civciv, ::

CUGA(CULLUK):Hindi::

Culuk: Hindi::

Cur: Çocuk oyunlarında oyun bazmak::

CÜCÜK: Yavru kaz, hindi:








ÇAĞILDAMAK:Gülmek

ÇALĞI: Çalı ile yapılmış, odun saplı süpürge:

Çar: Bir tür bez çarşaf:

Çaynik: Çaydanlık:

ÇAYNİK: Çaydanlık:

Çeçil: Tel peyniri:

Çemirlemek: Gömlek kolunu katlayarak çevirmek:

ÇENGEL: Çatal:

Çengel: Kargaburnu Çatal:

ÇENKÜRMEK:Küçük Köpeğin Havlaması

ÇEPER: Taş duvar:

ÇIKMAK:Yırtmak

Çırılçıplak :

Çigelek: Yaban çileği:

ÇİĞELEM: Yabani çilek:

ÇİMMEK:Banyo yapmak

Çimmek: Yıkanmak, banyo yapmak:

ÇİMMEK:Banyo yapmak:

ÇİNÇAVAT :Varyemez, cimri

ÇİRNAĞ:Tırnak

ÇİRNAĞ:Tırnak:

Çit: Kadın baş örtüsü:

Çor: Sinirli bir zamanda söylenilen söz:

Çorax: Verimsiz:

D:

Dabak: Bir hayvan hastalığı:

Dadax: Ağabey, Kardeş:

Dadda: Çocuk maması:

Damçı: Damla:

DAŞGÖZER: Bulgur yapılırken kullanılan taşlar:

Davar: Koyun:

davranmak,Koşmak:

De hayde: Çabukça gel:

Degenek: Sopa, çubuk:

Değirmi: Yuvarlak:

DEĞİRMİ: Yuvarlak şekilli :

Demiray: Bir tür yara, egzama:

Derekep: Derhal, hemen:

Desinler için: Gösteriş olsun diye:

DEYHORA :Uzağı tarif eden işaret zamiri

DIBILGA: Yün çırpmak amacı ile kullanılan ince çubuk:

DILDIBIL:Çırılçıplak

DILDIBIL::

Dıldıbıl: Çırılçıplak:

DILLO:Hafifmeşrep

Dınaz etmek: Alay etmek:

Dınaz: Alay:

DINAZA :Alay etme

DINDILI: Küçük:

Diksinmek: Tiksinmek:

Dilimizdeki Bilinmeyenler:

Dillo: Ketenden örülmüş çuval:

Dolamaç: Dönemeç:

Dolap: Büyük su değirmeni:

Dolça: Maşrapa:

DOLÇA: Su ve Ayran içmek için kullanılan kupa:

DOY DOY:Güvercin

Doydoy: Güvercin:

Dummak: Suya dalmak:

Düge: Düve:

Düğmeç: Ekmek ve yağla yapılan bir çeşit yamak, ekmek aşı:

E:

Eebele gel: İşte böyle bu yana gel:

Efsene: Saf insan:

EFSENE: Saf, sarsak:

Eğiş Teknede hamur kazıyan, kazıyacak :

EĞİŞ: Tandırdan ekmek çıkarmak için kullanılan demirden alet:

Ekmek aşı: Düğmeç:

Ele deme: Öyle söyleme:

ENDEZE OLMAKyalanmak

Endeze olmak: Oyalanmak:

Eqgo: Nene, ana anlamında:

Erek: Orman içinde ki açıklık alan:

Eringen: Tembel, üşenen:

Eseslice: Esaslıca:

Eşgere Açık , alenen:

Evlek: Tarla sürümünde pulluğun açtığı iz:

Eze Teyze:

F:

Fanti: İskambil :

FARS:Kötü rezil kadin

Ferik: Henüz yumurtlamamış tavuk, Piliç:

Fırtık: Sümük:

Fırtıklı: Sümüklü:

FIRTTIĞH: Sümük:

Fışğı: Tezeğin ufalanmış şekli:

Fitoz: Sevimli:

Fizahlanmak: Bağırmak, ağlamak:

Fizzah: Bağırmak:

FURĞUN:Öküz Arabası

FURĞUN: Kağnı benzeri ot taşıma aracı:

Furuç: Armat kurusu:









Gada: Dert, bela:

Gadan alem: Dertlerini ben üstüme alayım:

GAGAÇ:İnce Kurumuş Ot

Gagaç: Kurumuş otlara verilen ad:

GAGAL:Göz

Gağ: Meyve kurusu:

GAJ GÖZ:Çakır göz

Gakka: Çocuk dilinde şeker:

GALAĞ: Tezek, yappa veya tetan yığını:

GALAK:Tezek Yığını

Galak: Tezek yığını:

GALAMAK:Yakmak

Galet: Bisküvi:

Ganayahlı: Kadın ya da kız için söylenilen bir söz:

Ganfet: Akide Şekeri:

GANPET:Şeker:

GARABAN:Köy evinin girişi

GARAVUL :Bekçi

Garo: Eski anbar:

Garonun yokuşu: Ambar yokuşu:

GAŞGA:At Arabası

Gaşka: At Arabası:

GATAKLAMAK:Kovma, Uzaklaştırma

Gav: Kil, toprak:

Gavçe: Çengel:

GAYGANAĞH: Omlet:

Gayğana: Sahanda yumurta:

Gecen xere kalsın: İyi geceler:

Gedek: Manda yavrusu:

Gejjo: Aptal, bilinçsiz:

Gem: Döven:

GEŞLENMEKonmak,Üşümek

Geven: Dikenli derelerde olan bitki:

GHAP: Ölçerek süt alışverişi yapma:

GHIZEYH: Kızak (kaymak için kullanılan araç):

Gıdella: Küçük sepet:

Gıdıl: Küçük:

GIDİKğlak

GIGIL YÜZLÜ:Yüz yapısı küçük olan kimseler için söylenir

GIJGIRMAK:Yoğurdun ekşimesi

GIJGIRMAK:Ekşime:

GIJİK:Kıvırcık saç

Gıjjik: Kıvırcık saç:

GIJO:Kozalak

Gımı Atol denen bitkinin uzanmış sapı:

Gımı gıçlı İnce bacaklı:

Gınco: Zayıf, çelimsiz:

Gırgal: Hayvanları bağlamak için ağaçtan yapılmış boyun bağı:

GIRGAL: İnekleri bağlamak için kullanılan Paluttan u şeklinde boyunluk:

Gırnap: Sağlam ip:

GİDİL:Küçük

Gizenguggi: Saklambaç oyunu:

GİZLENGUGİaklambaç

Gobbal: Büyük burun:

Gobbuz: Yumruk:

GOCİK:Kaban

Gocik: Kaban:

God: Bir ağırlık ölçüsü:

GODA:Büyük zar

Godda: Büyük zar, makara:

GODETüpürge sapı

Godik: Manda yavrusu:

GOLLO: Kuyruğu kesik hayvan:

GOLOP:Ağaçtan yapılmış yoğurt kapı

Golopi: Tahtadan yapılmış sitil:

GOMBA DÖNMEK:Takla atmak

GONCİK:Çam Ağacının Çürümeyen Kökü

GOPPAL:Büyük burun

Gor: Mezar:

Gorbagor: Toplu mezar:

Gorhana: Mezarlık:

Gorluk: Cenaze için saklanan para:

GORUĞÇU:Kır Bekçisi

GORUĞÇU:Bekçi:

Goruhçu: Kır bekçisi:

GOTİK:Manda Yavrusu

GOYUT: Buğdayı iki taşın arasında ezerek yapılan un:

Gozo: Biçimsiz, düzeni bozuk:

GÖDEK: Kısa:

Göze: Pınarın suyunun çıktığı yer:

GUDİK:Küçük Köpek

Gudik: Enik, köpek yavrusu:

GUDİK:Küçük Köpek:

Guli: Hindi:

GULLEP:Menteşe

GUNÇUL:Uç

GUNİT: Kamçı:

Gurban: Bir isim:

Gurduşka: Kadınların giydiği bir çeşit gömlek:

GURGUL: Koyun dışkısı:

Gurra,Gurre: Kendini beğenmiş:

GURUĞ TAVUK:Anaç tavuk

GUŞGANA:Tencere

Guşhana: Tencere:

GUZUK:Kambur

Guzzik: Kambur:

Güman etmek: Umut etmek:

Güman: Umut:

GÜZGİ:Ayna

ĞUĞUN:Ağlama

H:

Hacillenmek: Yaptığına pişman olmak:

Hal: Siyah ben:

HALA:Teyze :

Hamarat: Becerikli:

HANCARI: Nasıl:

Harbi: Doğru:

Harbutlamak: Sıcak su ile soğuk suyu karıştırmak:

Hardahurda: Kırık ya da döküntü:

Harğ: Ark, su kanalı:

HARMUTLAMAKuyu ılıtmak

HARO:Kiler,ambar

Haro: Ambar ya da samanlık içinde ki bölme:

HAROS:Nadasa bırakılmış tarla

Haros: Ekilmemiş tarla:

HAROS:Nadasa:

Hasıllama: Yoğurmak:

Hedik: Haşlanmış buğday, diş hediği:

HELEHTEN SALMAK: Yormak:

Helek olmak: Yorgun düşmek:

Helek: Yorgun:

HELHEL :Havai kimse

Hengel: Mantı:

HERGürülmüş Tarla

HERİKürülmüş:

Herk: Sürülmüş tarla:

HERSLENMEKinirlenmek

Herslenmek: Sinirlenmek:

HERSLENMEKinirlenme:

HERZAL:Tekerleksiz el arabası

Hetircek: Ocak taşları üzerine, yemek pişirmek için konulan demir çubuk:

Hevenk: Kara batmamak için ayağa giyilen geniş ayakkabı:

Heyat,hayat: Bahçe:

HINGILIM ATMAK:Gereksiz hareket ve işler

Hırkal: Mantı:

HIRZEL: Hayvan gübresini basmaya taşımak için kullanılan 4 kollu:

HIŞIR: Dolu:

Hışt: Çivili köpek tasması:

Hızan: İş bilmeyen:

Himm: Bina yapımı için kazılan temel:

Hodak: Öküzün boyunduruğuna binen ve öküzleri süren çocuk:

HODAK:Tarlaları sürmek için koşulan öküzlerin boyunduruğunda :

Hop, xop: Sabanın demir olan ucu:

HOYLU: Havlu:

Hozan: Biçilmiş tarlanın birdiyer adı:

HÜNDÜR: Yüksek:

İ:

İRBET: Çirkin:

İskat: Ölünün arkasından günahına karşılık verilen para:

İSTEKAN: Bardak :

İstikan: Çay bardağı:

İSTOL:Yer sandalyesi

İSTOLandalye:

İŞKAPolap:

İşkınlanmak: Filiz vermek:

İşkirlenmek: Şüphelenmek:

İşmar: İşaret etmek :

İtelemek: İtmek:

JUJUN :Tatlı kaşıntı

K:

KAFTAR: İhtiyar:

Kanfet: Akide şekeri:

Kargun: Yazın karların erimesiyle oluşan sel:

Kart: Yeşil çimenlik ama sert olan yer:

KARTOLatates :

KARTOPUatates

Kaşka: Ağaçtan yapılmış el arabası, küçük araba:

KAVÇAL:Uzun çene

Kayış: Kemer:

Kebani: Ev işlerinde hamarat olan kadın:

Kefterkuski: Hortlak:

KERENTİ: Tırpan:

Kerme: Koyan pisliginden yapılan tezek:

KERME: Koyun Basması:

KERSEN:Hamur teknesi

KERSEN :Hamur teknesi

KERSEN:Hamur:

Kerti: Bayat:

KERTİ: Bayat:

Kınnap: İnce dayanıklı ip:

Kırlent: Sekilere konulan yastık:

Kidik: Keçi yavrusu:

Kirtil: Kısa ve oldukça sert ot:

Kitmir: Küçük:

Kodik: Manda yavrusu:

Kolik: Boynuzu olmayanan hayvanlara denir:

Kollik: Kuyruğu kesilmiş hayvan:

KOLOPA :İçi oyulmuş kap

KOM: Bir çeşit ahır:

KOR ARABA:Kağnı

Kor: Kör:

Koraraba: Kağnı:

Korberevi: Önünü görmeyen:

Koroğlu: Köroğlu:

Koşat: Binalarda yük taşıyan kalın ağaç :

Kotan: Pulluk:

KOTAN: Pulluk:

KOTETE:Tabure

Kozik: Ahırda danaların kapatıldığı yer:

KÖÇMEK:Evlenmek

KÖÇMEK:Evlenmek taşınmak:

KÖMBEütlü ekmak:

Köynek: Gömlek:

Kudik: Küçük köpek, Enik:

Kullik: Bere:

Kulun: Kısrakların yavrusu:

Kunkul: Omuz:

Kurig: Kısrakların yeni kulunu tay:

Kurun, Kürün: Ağaçtan oyularak yapılan su kabı:

KUŞGANA:Tencere:

Kuşkana: Küçük tencere:

Kuzzik: Kambur:

Külek: Ağzı geniş, altı dar su kabı:

Küllah: Böğürtlen:

Külül, Külür: Yabani bezelye:

KÜSGİ :Ağaç sırık

Küski: Kaldıraç Söz sözün küsküsüdür:

Kütan: Kotan,Pulluk:




















Laçin: Doğan:

Lallo: Konuşamayan, lal:

LAPATGA: Kürek:

Laz: Karadenizliye denilir:

Lazo: Oy Karadenizli:

LAZUT:Mısır

Lazut: Mısır:

Leçek: Beyaz renkli başörtüsü:

Lelê: Ana, bakıcı:

Lenger: Geniş ve derin leğen:

LEPİĞH: Yassı, plaka halinde taş:

LEYAKIL DÜŞMEK:Yorgun düşmek

Lezgi: Halk müziğinde bir makam adı. İsim, bir aşık adı:

LIBBIZarasız, Züğürt

Lıbbız: Parasız, Züğürt:

Lığlanmak: Mızmızlanmak gibi:

Lili: Lakap,:

Lobya: Fasulye:

LOBYA: Fasulye:

LOBYE:Fasulye

Loda: Büyük ot yığını:

Lokko: Büyük kaba:

LÖK:Büyük

Lök: Büyük:

Lüle Musluk, Suyun aktığı boru:

M:

Mafiş: Küçük kare şeklinde kesilmiş yufkanın yağda kızartılması:

Mahal: Yer, mesken:

MAHNA: Bahane:

Makat: Tahtadan yapılmış sedir:

MAMA:Hala:

Mar: Yılan:

MARŞAPA: Kupa (dolça):

Maşrapa: Kulplu bir çeşit su kabı:

Mattavar: Bir çeşit hastalık:

Maya: Kadın adı:

Mazi: İki teker arasında ki mil:

Mehriban: Kadın adı, merhametli:

Mercana: kışlık yakacağın ormandan temini.:

Merek: Ot ya da saman konulan ev: Merek yandı sıçana da kalmadı:

MEREK: Saman vs yığılan depo:

MERTEK: Damda kullanılan uzun odun:

Meşe: Orman:

Mintan: Gömlek:

Miras kalsın: Mal sahibinin ölmesini dilemek:

Modgam: İmece:

Morbet: Çırak, yardım eden çocuk:

MOTAL: Tuluğh, peynir konulan kurutulmuş koyun derisi:

MOZİK****** büyüğü

Möğkgem: Sağlam:

MÖKKEM: Sağlam:

MUÇURLAMAK:Buruşturmak

MURUSLARINI DÖKMEuratını asma

MURUSLARINI DÖKMEKuratını asmak

MURUZUNU SALLAMAK: Suratını asmak:

Muzveil: Muhbir:

Muzveillenmek: İhbar etmek:

MÜRGÜLEMEK:uyuklamak:

N:

Nahır: Sığır sürüsü:

Napuzzar: Kapının önünde ya da arkasında kalan tarla:

Nat: Tırpan sapı:

Nataş: Çıra parçasına verilen ad:

Neft: Gazyağı:

NEHRE: Yağ yapmak için kullanılan alek:

Nevale: Erzak:

NİGART:Tavuğun gagası

Nöker: Hızmetkar:

O:

OBBAZ:İşe yaramaz aylak

Oçkur: Uçkur:

Ola Çabux Gaç: Hemen kaç:

Ola, Ula: Ulan, arkadaş:

oturan kimse:

Ö:

Ögeç: Bir yaşını geçmiş erkek kuçu:

P:

Pağaç: Yuvarlak ve kalın bir tür ekmek, somun:

PALAZ:Bez

PALAZ:Bez:

Pampara: Bir tür yabani bitki:

Panta: Yabani armut, ahlat:

Papağ: Başa giyilen tiftik başlık:

Papul: Çocuk ayakkabısı, patik:

PATOS:Tahılları samanından ayırmak için kullanılan alet:

Paxıl: Kıskanç:

Paxıllanmak: Kıskanmak :

PEC: Soba :

Peçkir: El havlusu:

Peg: Yıkıntı, virane olmuş ev kalıntısı için denir:

Pege: Ahırda hayvanların ot ya da saman yedikler bölme:

Peleş: Boynuzları yanlara doğru açılmış hayvanlara verilenad:

PELLÜK:Ayaktaşi oyunu

Pepe: Kekeme:

PEŞ GÜNofra

Peş: Arka:

Peşgun: Ayakları kısa yer sofrası:

Peşine gitmek: Arkasından gitmek:

PEŞKİR:Havlu

PEŞKİR: Havlu:

Peşlemek: Kovalamak:

Pırti: Elbise:

Pızık: Yabani arı:

Pızıklanmak: Sineklenmek:

Pin: Tavuk yuvası, kümes:

Pingal: Folluk, tavuk yuvası:

Pisik: Kedi:

PİŞİK:Kedi

Pitik: Köpek yavrusu:

POCİLEMEK :Baltayı taşa vurma

PORTLAK:Göz Yapısı büyük plan

Portlak: Göz yapısı büyük olan:

Poşa: Çingene,:

POŞGUN:Yer Sofrası:

Potur: Büzgü:

Poy Poy: Hele bakın anlamında Poy Poy Gülen :

Pöçük: Kuyruk, en geride kalan:

Pöçük: Son. Kuyruk:

PÖRÇÜK :Tırpanı sapına bağlayan yeri

Pörçük: Tırpanı sapına bağlanan yeri:

Pörçüklü: Yağcı, :

Puç: Hiç, yitirmek Emegim puç oldu:

PULULt Yığını

Pulul: Ot demeti:

PULULt Yığını:

Pumpul: Yastık başlarına dikilen püskül, süslü :

Punğar: Çeşme:

Punğar: Pınar:

Put: Bir ağırlık ölçüsü:

Puti: Yiyeceği olmayan ailenin fertlerini komşuları alıp besleme işi:

PÜRÇEKaç Tutamı

PÜRÇÜKLÜ: Havuç:

Püşürik aşı: Bir tür çorba:

RAPATA: Tandıra hamuru yapıştırmak için kullanılan alet:









Sağ: Kara karga:

Sağdıç: Düğünde damadı gezdiren kişi:

Sahi mi: Gerçek mi:

Sahi: Gerçek:

Sak: Çorabın tabandan yukarı olan kısmı:

SAKO :Kolsuz ceket

Sako: Sakar, dökülen:

Sambağı. Samileri bağlıyan ip:

Sami: Boyunduruğa takılan ağaç ya da demir çubuk:

Sanaksal: Ahırların orta yerinde çukur hayvan bokunun toplandığı kanal:

Sap: Başakların tutunduğu dal:

Sarol: Can eriği:

Sazna: Arazi ölçümünde kullanılan bir ölçü aleti:

Secele: Soy kütüğü:

Segirtmek: Çabuk gitmek:

SEĞİRTMEK:Çabuk davranmak

SEĞİRTMEK:Çabuk:

Seki, Sevki: Sedir:

SEKİivan,:

SEKÜivan

Sıggavus: Ahır temizlemede kullanılan süpürge:

Sıloık: ıslık:

SIMIŞKA: Ay çekirdeyi :

Sinor: Tarla hududu, sınır:

Sitekan İstikan Bardak:

SİTİL:Yoğurt Kabı

SİTİL::

Sitil: Süt kabı:

Sivirlenme: yokuş aşağı kayma olayı:

SOKO :Mantar

Sosiya: Parlak renkli kara kuş:

SOYHA, ANDIR, MERET:Uğursuz şeyler için söylenir

SOYHA: Uğursuz (Andır):

Stol: Sandaliye:

Ş:

Şaplak: Tokat:

ŞARILDAYAN:Yıldırım

Şillopa: Karla karışık yağmur:

ŞİNELalto

Şirat: Peynir Suyu:

ŞİŞEK: 1 Yaşında koyun:

ŞOGURTalya

ŞOGURTalya :

Şoğurt: Salya:

Şor Tuzlu:

Şoş: Asfalt yol:

ŞOŞARTMAK:Abartma

şourtlu: Salyalı:

Şöbe: Oltu taşından yapılan boncuk:

ŞÖHE iyah boncuk

ŞUŞLANMAK:Fazla yatma

Şuşlanmak: Fazla yatmak:

Şuşurtluk: Değirmen oluğunun su dökülen yeri:

ŞÜŞİT:Huni

Şüzzük: Peynirin suyu:

T:

Tağaryirlenme: Kendinden geçme:

TAĞAYİRLENME :Kendinden geçme

Talaş: Telaş:

Tanış: Tanıdık:

Tapan: Sürülmüş tarlayı düzeltmeye yarıyan tahta kalas:

TAPUL, PULUL t demeti

Tapul: Ot demeti:

TAR:Tavukların kümeste üzerine çıktıkları yer

Tar: Tavukların üstüne dizildiği ince sırık:

Tarla:

taşıyıcı (El arabası çıktı, mertlik bozuldu):

TAT :Çorabın ayağa giyilen daban kısmı

Tavşal: Kadınların baş örtüsünün kalını:

Tecgere: Hayvan pisliğini taşımaya yarıyan tahat alet:

teknesi:

TELEK: Kaz kanadı ile süpürme amaçlı yapılmış alet :

Telis: Çuval:

Têlli: Güzel, narin:

TELLÜK:Yünlü takke

Teper: Doldurur, Ha bire teper:

TEREK:Raf

Terek: Raf:

TEREK:Raf:

Termaş: Bozuk:

Termaşa kalsın: Bozulsun kalsın:

Terpen: Kımılda:

Terpet: Kımıldat, :

Teşi: Yün eğirmeye yarayan alet:

TEŞTaç leğen

Teşt: Saç legen:

TEŞTaç leğen:

TETAN: Hayvan dışkısının doğal haliyle kurumuş hali, yakacak olarak kullanılır:

TEVÜR:Çeşit

Tevür: Çeşit:

Têy: bir nida, Têy nezaman geldi:

TEZEK: Hayvan dışkısı ile yapılmış yakacak:

TIĞ aman ekin karışımı yığın

Tığ. Harman yerinde ki saman yığını:

Tığa: Saygısız olan delikanlıya denir:

Tırhıç: Ahırın içini bölmek için yapılmış tahta duvar, bölme:

Tırık: İshal:

Tik: Yüksek, dik:

Toklu: Bir yaşında kuzu:

Toklu: Yaşına girmiş erkek kuzu:

TORHOLA :Kabuk tutmamış yumurta

Torlak: İş bilmeyen, acemi:

Torpax : Toprak:

Torpax başına: Ölesin, mezara gidesin:

Tosbağa: Kaplumbağa:

Toy: Düğün:

TÖYÜR:Çeşit:

Trink: Peşin para anlamında:

TULA: Köpek yavrusu :

Tulla: Köpek eniği:

Tullanmak: Yuvarlamak:

Tuluk: Tulum:

Tuman: Don:

Tump: Tarlaların kenarı:

TUSMAKinmek

Tülek: Korkudan çabukça kaçan, ödlek:

Tütün: Duman:

Tütüye Bir kadın ismi:

U:

Uca: Yüce, “Uca dağların başında:

Uçux: Yıkık:

UĞURRAMAK (OĞURRAMAK):Çalmak:

Uğuz: Oğuz:

Ula Ula: Hele hele:

Ula: Ola, olan:

Umaç: Hamurdan yapılan bir yemek:

Uşax: Çocuk:

Ü:

ÜLEŞMEK:Bölüşmek

Ürek: Yürek:

Üstü: Elbisesi:

Üzdür: Yüzdür:

Üzerlik: Sedefotu:

V:

Varlı: Zengin:

VEDRA:Kova

Vedre Kova, su kabı:

Veran kalsın: Harabe olsun:

Veran: Viran, harabe:

Vışşş! Şaşırma ifadesi:

Voj: Yular:

Vurgun: tutkun:

Y:

YABA :Beş parmaklı ağaç dirgen

Yad: Yabancı:

Yal: Köpek yiyeceği:

Yalaka: Yağcılık eden:

Yalax: Köpeğe yal verilen kap, yal kabı:

Yanaşma: Yandan takılan:

Yanbegi: Yatay olan eğiri:

Yanpuri: Eğri düz olmayan:

Yansılama: Taklit etmek:

Yarpax: yaprak:

Yaşik: Ağaçtan yapılan kasa:

Yaşmax: Başörtüsü:

Yavan: Katıksız:

Yaylıx: Başörtüsü:

Yêddi: Yedi:

Yege: Eye:

Yegin: Çalışkan, üşenmeyen:

YEĞİN:Çalışkan titiz

Yeke: Büyük, kocaman:

YEKTİ:Yetim

Yel: Osuruk:

Yellen: Ossur:

Yêri: Yürü:

Yerinmek: Heveslenme:

Yesir olmak: Kurban olmak:

Yesir: Esir:

YEŞIK:Ağaçtan yapılan kasa:

Yeşil***: ¼ lük Rakı:

Yığ: Topla:

Yığın: Ot yığını, kalabalık:

Yoğurt Kabı :

Yola vurma: Gönderme:

Yon: Bir ağacı yontmak.:

Yoz: Kısır mal:

Yuha: ince:

Yuha: Sığ derin olmayan:

Yumri: Yuvarlak:

YUNGUL:Hafif :

Yuxu: Uyku Yuxun Gelêr:

Yüngül: Hafif:

Z:

ZABUN :Fakir

Zabun: Çelimsiz:

Zağ: Keskin sivri:

ZAĞAR:Küçük köpek

Zahar: Gerçekten öyle:

ZANGAL :Tabansız uzun çorap

Zanka: Kızak:

ZEDA :Tarlanın sürülmemiş tarafı

Zeher: Ağu, Zehir anlamında:

ZEHLEM GİTMEK: Nefret etmek:

Zehrimar: Sinirli bir anda Ne var anlamında kullanılır:

ZENNE:Kadın

Zer: Altın:

Zerge: Değersiz, değeri düşük olan denir:

Zerzebil: Perişan:

Zeşt: Ağıt:

Zeşt: İnce sac:

Zevsek: Geveze:

Zıbın: Bebek gömleği:

Zırlama: Ağlama, çok söylenme:

ZIRZA:Aşmalı kilit

Zırzop: Uyumsuz, kaba saba:

Zibil: İnce toz:

Zirt: Gösteriş meraklısı:

Ziyil: Siğil:

Zoğ: Tarla, çayır biçiminde tırpanın biçerek yığdığı ot:

Zokko: Mantar:

ZUBUN:Mintan

Zukkum: Haram:

Zukkum: Zehir, zakkum anlamında:

ZURGANA :Eğri büğrü vücutlu


alıntıntı



















Küze: Su kabı:
Sayfalar: 1 2
Referans Adresler