07-30-2008, 01:05 PM
Yavu, Sivas ilinin Yıldızeli ilçesine bağlı bir beldedir
. Sivas iline 85 km, Yıldızeli ilçesine 35 km uzaklıktadır. Nüfusu, 2000 yılı verilerine göre 2.428 kişidir. 24 Aralık 1995 tarihinde belde olmuştur. Beldeye bağlı Cami, Fatih Sultan Mehmet ve Yenimahalle adında üç mahalle vardır.
Sivas 85 km ve Yıldızeli İlçesinin 35 km batısında yer alır. 1995 yılında belde olmuştur. İmar planı, kanalizasyon ve su şebekesi, oturma ve dinlenme parkı, düğün salonu,belediye hizmet binası tesis edilmiştir. - 1 binek otosu, - 1 otobüs, - 1 kepçe, - 1 itfaiye aracı, - 2 traktör, - 1 cenaze aracı ile 11 personel görev yapmaktadır. İlköğretim okulu, çok programlı lisesi, elektriği, telefon santrali, sağlık ocağı, tarım kredi kooperatifi, özel öğrenci yurdu, 1978 yılında kurulmuş 160 işçiyle çalışan iplik fabrikası vardır. (Fabrika süresiz olarak kapanmistir, malesef) Halkın geçim kaynağı küçük sanayi kuruluşlarının ve iş yerlerinin yanı sıra tarım, hayvancılık ve yurt dışında çalışan işçilere dayalıdır. Gelişen beldemiz ilçe olma hedefine ulaşmak için gayretle çalışmaktadır.
YAVU' nun KURULUŞU ve KUMUKLAR
Şimdiye kadar degişik kaynaklardan degişik yorumlar katılarak anlatılagelen Beldemizin kuruluşu ile ilgili hikayeleri, belgelere de dayanarak bir metin halinde toplamaya çalıştım. Benim burada kısıtlı bilgi, belge ve imkanlarla yaptıgım bu küçük çaplı araştırmada amacım Yavu' nun tarihine bir ışık tutmaktır. Böylece köyümüzün kuruluşu ile ilgili bilgileri belli bir çerçeve içinde degerlendirerek, kalıcı yazılı bir metin halinde bizden sonraki kuşaklara olabildigince dogru olarak aktarmaktır. İlerde bu bilgi ve belgelerden daha saglam ve daha geniş kaynaklara ulaşanlar olursa, dilerim onlar da bu birikimlerini bizlerle paylaşırlar. Araştırmalarımda dikkatimi çeken bir konu da, dinledigim kaynakların çogunlugunun genel degerlendirmelerde hemfikir oldukları halde, olayları degişik görüş ve yorumlarla dile getirerek herhangi bir şekilde kendi soylarına, sülalerine övünç payı çıkarmaya özen göstermeleridir. Herhalde bir türlü vazgeçilemeyen geleneksel Kuzey Kafkas gelenegi olsa gerektir,her kaynak olayları kendi atalarını bir şekilde yücelterek anlatmakta ve hemen herkes soyunun, Sülalesinin aristokratlıgının ispatına çalışmaktadır. Burada bu gibi ilkel degerlendirmelere kesinlikle yer verilmemiştir. Herhalde hiç kimse büyük bir zorunluluk olmadıkça o çaglarda ve o şartlar altında, ailesi ile birlikte, evini yurdunu bırakarak bilinmedik ülkelere göç etmez. Hele de bu kişiler aristokrat olursa. Bu küçük girişle burada olayları takip edecek mantıgı açıklamaya çalıştım. Şimdi asıl konumuza, Beldemizin kuruluşu ile ilgili araştırmamıza dönelim;
YAVU, elimizde bulunan iki ayrı belgeden anlaşıldıgına göre 1277 Hicri / 1860 Miladi yılında, Kuzey Kafkasya'dan göç ederek bu bölgeye gelen Kumuklar tarafından kurulmuştur. Kumuklar, halen büyük çogunlukla Kuzey Kafkasya'da, Dagıstan Cumhurıyeti'nin kuzey bölgelerinde oturmaktadırlar. Tam bir diller ve halklar mozaigi olan Kuzey Kafkasya'nın en karışık Cumhuriyeti olan Dagıstan, 50.300 km2 yüzölçüme ve 1.823.000 nüfusa sahiptir. Bazı verilere göre toplam 72 ayrı dilin konuşuldugu Kuzey Kafkasya' da, yalnız Dagıstan Cumhurıyetinde, 32 degişik gurup yaşar ve 32 ayrı dil konuşulur. 1989 yılında yapılan nüfus sayımına göre, Dagıstan'da 282.000 Kumuk yaşamaktadır. Başlıca üç ana guruba ayrılan Kuzey Kafkas dillerinden Kumukça, Turanı (Kıpçak ) Diller gurubuna girmektedir. Kuzey Kafkasya dışında 45 degişik ülkede azınlık ve vatandaş konumunda yaşayan diger Kafkas Göçmenleri gibi Kumukların da diasporadaki kesin sayıları bilinmemektedir, dogrusu şimdiye kadar kimsenin böyle bir araştırma yaptıgına dair bir bilgiye rastlamadım.
Yavu'nun kuruluşu ile ilgili inceleyecegimiz ilk yazılı belge, kuruluşundan 21 yıl sonra yaptıkları mescidin duvarına yerleştirdikleri Arapça yazılı bir kitabedir. Bu kitabeyi bugün kullandıgımız Türkçe'ye çevirerek okursak. - " Göç edenler, 1277 (1860) yılında ülkelerini ve sahip oldukları tüm malvarlıkarını terk ettiler.Ve onlar Dagıstan Halkından olup, ENDREY ve YAKSAY'dan gelmişlerdir. O göç edenler , gelişlerinden 21 yıl sonra 1298 (1881) yılında bu mescidi yaptılar."
Elimizdeki ikinci yazılı belge 9 Muharrem 1285 (02.MAYIS.186
tarihli, Germuat Kazası Şer-i Mahkeme ilamıdır. Yine bu ilamın da konu ile ilgili bölümlerine bakarsak; - " Osmanlı mülkü üzerinde, Germuat İlçesine baglı Yavu Köyü 'ne yerleşen Dagıstan Halkı Göçenlerinin ...Yukarıda adı geçen köye 1277 (1860) senesinde ilk yerleşenlerden ....." ibareleri ile bizlere Yavu'nun 1860 miladi yılında kuruldugu dogrulugundan şüphe edilmeyecek şekilde her iki belgede de açıklanmaktadır.
Köyümüzün kuruluşu ile ilgili ikinci araştırmamı , " köye ilk yerleşen aileler ? " sorusu üzerinde yogunlaştırdım . Elde yazılı bilgiler olmadıgı için, köye ilk kimlerin yerleştigi konusundaki soruları, kuşaktan kuşaga aktarılarak bizlere kadar ulaşan bilgileri mantıgımızdan süzerek, ard düşüncesiz cevaplandırmaya çalıştım. Yavu'yu ilk yerleşim yeri olarak şeçen aile sayısı ve kimlikleri konusunda hemen bütün kaynaklar hemfikirdir. Henüz buna karşıt bir görüş ileri sürülmediginden bu bilgileri buraya esas olarak alıyoruz. 1860 Yılında Yavu'ya ilk olarak 12 aile yerleşmiştir. Bu on haneden başka 2 hane daha Yavu'yu ilk yerleşim yeri olarak şeçmişlerse de, bu 2 aile daha sonra Yavu yu terk ederek Denizli' ye göç etmişlerdir. Zaten dinledigim bütün kaynaklar da, köyümüze ilk oniki ailenin yerleştigi konusunda hemfikirdir. 1860 yılında yukarda saydıgımız oniki aile ile kurulan Yavu'yu 1868 yılında yani kuruluşundan sekiz yıl sonra Osmanlı belgelerinde 41 kırkbir hane olarak görmekteyiz.
Yavu köyüne yerleşen toplamı KIRKBİR haneden ibaret Dagıstan Halkı Göçenlenlerinin iki kafile oldukları ve iki mahallede mekan tuttuklardır. Bu hızlı çogalmaya, ilk yerleşen ailelerin parçalanarak yeni haneler oluşturmaları ve durmadan katılan yeni göçmen aileler sebep olmuştur. Burada şu düşüncemide söylemeden geçemeyecegim. O gün Yavu'yu ilk yerleşim birimi olarak seçenler ne kadar Yavulu ise, bugün en son gelerek yerleşen aile de ( Etnik kökeni ve Fikri ne olursa olsun ) o kadar Yavuludur. Tarihinin bilincindeki her Kuzey Kafkasyalı'nın aklından çıkarmaması gereken konu, ETNİK KÖKEN, SINIF ve INANÇ ayrımcılıgına bilinçle karşı çıkmaktır. Geçmişinde bu ayrımcılıgın acısını çekmemiş hiçbir Kuzey Kafkas Halkı yoktur. Atalarını bilinmedik maceralara atarak, onbinlercesinin yaşamına mal olan tarihindeki o acılı köylerin kökenlerinde, mikro milliyetçilik ve alt kimliklerin öne çıkarılarak oluşturulmuş nice kanlı tuzagın yattıgını unutmamalıdır. Tabi ki hiç kimse aslını inkar edemez ve aslını ecdadını bilmelidir. BELGE 1: 1298 Hicrî / 1881 Miladî yılında inşa edildigini yine kendi duvarının yapımında kullanılan bir taştan anladıgımız ilk mescidden kalan kitabe. Bu kitabenin, daha geniş ve mantıklı açıklamasının yapılmasının, her zaman kabulümüz oldugunu burada belirtmek isterim. Kitabenin Açıklaması: " Ve onlar Dagıstan Halkından olup, ENDREY ve YAKSAY dan gelmişlerdir. O göç edenler, buraya gelişlerinden 21 yıl sonra 1298 (1877) yılında bu mescidi yaptılar."
BELGE 2: Elimizde bulunan ikinci belge 9 Muharrem 1285 (2.MAYIS.1868, Cumartesi) tarihli, zamanının Germuat ( bugün Yıldızeli Kaymakamlıgının) orjınal şer-i mahkeme ilamıdır. Orjinal belge Osmanlıca ile kaleme alındıgından, ancak Sivas Tapu Kadastrosunda görevli yeminli tercüman Hasan Hüseyin Öztürk'ün metni latin alfabesine çevirmesinden sonra incelenmiştir. Bu belgede inceleme konumuzun ilgi alanına giren iki nokta dikkat çekicidir. - Birincisi köyümüzün kuruluş tarihinin burada da yukarda degindigimiz , eski mescidin duvarındaki kitabede verilen tarihi dogrulaması, - İkincisi de 1285 Hicri / 1868 Miladi senesinde köyümüzde o anda oturan ailelerle ilgili bilgiler. Bu ilamın içeriginde, o anda köyde bulunan ailelerin bir bölümünün sulama suyu anlaşmazlıgı nedeniyle diger bölümü tarafından dava edildigi ve anlaşmazlıgın, zamanın adaleti tarafmdan çözüme kavuşturularak , davacı ve davalı olan tarafların mahkemenin önerilerini kabul ederek beliren anlaşmazlıgın giderildigi anlatılmaktadır.
KUMUKLAR
Tarih:
XII. yüzyıldan itibaren bugün mukim bulundukları; Dağıstan'nın Kuzeydoğu Kafkasya ile Hazar Denizi'nin batı kıyısından Azerbaycan sınırlarınakadar uzanan kıyı şeridinde bulunan çeşitli yerleşim merkezlerinde yaşarlar. Ahmet Caferoğlu'na göre: VII.yüzyılda bölgenin Hazar Devleti sınırları içerisinegirmesiyle birlikte Oğuz-Kıpçak Türk boylarının bu sahadaki kaynaşması neticesinde bir Türk uruğu olarak teşkil etmiştir[1].Resulzade ise Kların XII. Asırda bu topraklara gelerek Gazi Kumukları dağlara sıkıştırarak bu toprakları kendilerine yurt edindiklerini söylemektedir.[2] Barthold'a göre Klar, IV-XIX.yüzyıllar arasında Kafkasya Guniyesi, Haziriye, Tarkav Şamhallığı gibi devletler kuran atalarının hukuki mirasçısıdır. Kumukların yaşadığı ( Kumuklar tarafından Kumukiye olarak adlandırılır.) bölgede XIV ve XIX. yüzyıllar arasındaki çeşitli dönemlerde Türkiye, İran ve Rusya'nın himayesinde olan Şamhallık, yani feodal bir devlet olarak varlığını sürdürmüştür. XVI. yüzyılda bu devlet Ruslar ve Kabartaylar'a karşı birçok savaş vererek onların Güneydoğu Kafkasya'ya yayılmasına engel olmuştur. [3] Bu devletin sınırları güneyde Derbent'ten kuzeyde Kabartay'a kadar uzanmıştır. Birkaç yüzyıl boyunca da yaşamıştır. Ancak 1867 yılında Rusya Kafkasya'yı tümüyle ele geçirince Kumuk şahvallığı ortadan kaldırılmıştır. Bunun neticesinde bu devletin bir parçası olan Zasulakskaya Kiye Terskiy vilayetine (eski Kumuk bölgesi), diğer parçası olan Tarkovskiy Şahvallığı ise Dağıstan vilayetine katılmıştır. Kumuklar XIX. yüzyıl sonu XX.yüzyılın başlarındaki Türk modernist akımından etkilenerek kendi milli devletlerini kurmak için savaşmaya devam etmişlerdir. 1908-1916 yıllarında Kumukların temsilcileri Türkiye'de bulunan sığınmacılar tarafından kurulan "Rusya'da Ezilen Türk ve Müslüman Halklarının Haklarını Koruma Komitesi"ne üye olmuşlar ve Lozan Konferansı'na katılarak, Asya ve Avrupa'nın birçok devlet başkanından kendi halkları adına destek istemişlerdir. Devrim yıllarında Kumuklar, Kuzey Kafkasya halklarının bağımsızlık mücadelelerine aktif bir şekilde katılmışlar ve Kuzey Kafkasya Demokratik Cumhuriyeti, Tersk Dağıstan ve Güney Doğu Birliği'nin önemli bir ögesi olmuşlardır. Kumukların temsilcileri Kuzey Kafkasya Demokratik Cumhuriyeti Hükümeti'nde (191
önemli görevler (Hükümet Başkanı, Parlamanto Birliği Başkanı, Dışişleri, İçişleri, Maliye ve Savunma Bakanlığı gibi ) üstlenmişlerdir. Bunun yanı sıra Birleşmiş Dağlılar Birliği'nin Merkez Komitesi, Cemiyet-ul İslamiye, Milli Komite, Sırat-ul-mustakim gibi parti ve kuruluşlara lider yetiştirmiştir.[4] 1920 yılından sonra Bolşevik yönetimi Klar üzerinde daha da baskıcı idare uygulayarak bağımsızlık yanlısı birçok aydını çeşitli işkencelere maruz bırakmışlardır.Sovyet döneminin milliyetler üzerindeki baskıcı tutmuna rağmen Kumuklar milli kimliklerini muhafaza etmişlerdir. Nitekim Sovyet rejiminin dağılmasından ardından Dağıstan'da ilk milli teşkilat Kumuklar tarafından kurulmuştur.
Yerleşim ve Nüfus:
Kumuklar genellikle Dağıstan'ın Kuzeydoğu Kafkasya ile Hazar Denizi'nin batı kıyısından Azerbaycan sınırlarına kadar uzanan kıyı şeridinde bulunan yerleşim merkezlerinde yaşarlar. Türkiye, Çeçenya, Kuzey Osetya, Suriye ve İran topraklarında da Kumuk toplulukları vardır. 1856-1860 yılları arasında Şeyh Şamil’in esir edilişine müteakip Anadolu’ya göçmen olarak gelen Kumuk Türkleri, bugün Tokat-Şenyurt, Sivas-Yavu, Çanakkale-Geyikkırı, Doğancı, Dazhiye, Denizli-Pamukkale, İstanbul, Yalova ve Konya gibi bölgelere yedrleşmişlerdir. [5] Ama genel Kumuk nüfusunun % 82'si Dağıstan topraklarında yaşamaktadır.[6] Kumuklar, Dağıstan'da başta Mahaçkale(Anji,Prot-Perovsk) olmak üzere; Buynaksk(Temur-han-Şura), İzberbaş, Kaspiysk, Kızılyurt, Hasavyurt Kızılyar gibi şehirlerde yaşamaktadırlar. Şehirleşme oranı % 47'dir. 1992 yılında yapılan nüfus sayımlarana göre Dağıstan'da yaşayan Kumuk Türklerinin nüfusu 300.000'nin üzerindedir.[7] Dağıstan dışında yaşayan Kumukların nüfusu ise 100.000'in üzerinde tahmin edilmektedir. Nüfusun %99'u çalışmaktatır. Nüfusun iş kollarına göre dağılım şöyledir: I. Sanayide %28'i II. Tarımda % 7'si III. Hizmet sektöründe %32'si A. Eğitim % 10. B. Sağlık %7.5. C. Ulaştırma % 7. D. Spor ve sosyal hizmetler %7. IV. Yönetim kadrosunda(çeşitli sahalarda) % 31'dir.
Ekonomi:
Kumuklar yerleşik çiftçiliğe geçmiş bir halktır.Gelenksel tarım alanları olan hububat, meyvacılık ve bağcılıkla uğraşırlar. Kumukların yerleşşik olduğu bölgeler Dağıstan'ın en sanayileşmiş ve tarıma en elverişli sahalaradır. Bu bölgelerde cumhuriyetin zahire ihtiyacının tamamına yakını üretilirken alet yapımı, makine yapımı, konservecilik, şarap endüstrisi gibi sanayi dalları da diğer bölgelere nazaran daha gelişmiştir. Ayrıca Hazar Denizi kıyısında balıkçılık gelişmiştir. Ayrıca bölgede petrol, doğalgaz, çeşitli mineral havzaları ve inşaat malzemeleri hammaddeleri (cam kumu,cips, çakıllı kum, deniz çakılı vb.) gibi yer altı zenginlikleri mevcuttur.[8] Politika Dağıstan Özerk Cumhuriyeti Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra da Kominist yöneticiler tarafından yönetilmeye devam etmiştir. NitekimMahaçkale'nin merkez meydanında bulunan bronz Lenin heykeli henüz kaldırılmamıştır. Rusya Fedarasyonu'nun Parlamentosu Duma'da bulunan Dağıstanlı delegelerin bir çoğunun Muhafazakar Kominist kanatta bulunması bunun bir örneğidir. Kumuk Türkleri Sovyetlerin dağılmasının ardından Kumuk aydınlarının bir araya gelmesiyle Salaw Aliyew liderliğinde Tenglik(Birlik) adında bir milli teşkilatetrafında toplanmışlardır. 1991 yılında Özerk Hükümetin desteğiyle Avarlar'ın Kumuk Türkleri üzerindeki baskı kurma isteklerine karşı Tenglik liderliğinde Kumuk halkı silahlanmış ve yer yer çatışmalara girmiştir. Özerk Hükümetin tansiyonu düşürücü çabaları sonucu olaylar büyümeden sona erdirilmiştir. Yine gerek merkezi hükümetin gerekse özerk hükümetin Tenglik'in Türkçü faaliyetlerinden rahatsızlık duyması sonucu 1994 yılında Kumuk Halk Komitesi adında bir teşkilat kurdurmasına rağmen Kumuk halkı ve aydınları Tenglik etrafında bulunmaya ve onun faaliyetlerini desteklemeye devam etmiştir.
Kumuk adı, Kumuk Edebiyatı ve Dili:
Kumuk adı: Kumuk ( ) kumık, kumıh, kumuh ve gumık, gumuh şekilleri de vardır. Kaşgarlı Mahmud Divan-ı Lügat-i Türk'te " Kumuk " için "Bir zaman yanında bulunduğum beylerden birinin adı" (I, 383?26) ve "Kla-" fiili için "Bir kimseye (Kumuk) boyuna nisbet edersen yine böyle denir. Bu bir adamın adıdır." şeklinde bilgi verir. W.Barthold, bölgedeki Türkler'in Kumuk adını, dağlardan ovalar inen ve siyasi sebepler ile bir kısmı ayrılıp Türkle'e karışan ve Türkleşen Kazı-Kumukların yaşadığı Kumuk kasabasından aldıklarını iddia etmiştir.[9] A.Vambery'ye göre kelime "kımıldamak", "deprenmek" anlamındadır ve kı- fiilinden türemiştir.[10] Bekir Çobanzâde, kelimenin kuma ve kama kökünden -ak ve -uk ekleriyle kamak ve Kumuk şeklinde türetilmiş olduğunu ve "kamalı" anlamını taşıdığını ortaya atmaktadır. Çobanzâde kamak ve Kumuk kelimeleriyle birlikte kuman, kuban va kaman kelimelerini karşılaştırmanın mümkün olabileceğini de kabul etmektedir. [11] Halk arasındaki rivayetlere göre ise kumluk bir bölgeden geldiklerinden bu ad alınmıştır. V.Hatiboğlu ise Kumuk adını Kuz-muk şeklinde düşünülebileceğini belirtmektedir.[12] Kuman kelimesinin "solgunumsu, renksiz, sarımsı" anlamı vardır.Bu kavim için kullanılan "polovets" kelimesi de aynı anlamdadır. Kelime xub ile ilgilidir. -an ise bugün küçültme ekidir. Türkçe'de +an eki yanında +an ekiyle kullanılan kelime köklerine gelen bir +ak eki bulnmaktadır: Ör. göl+en / göl+ek; köş+en/köş+ek 'deve yavrusu' ; göz+en/göz+ek; öz+en/öz+ek; og(u)l+an/og(u)l+aq; saz+an/saz+aq; köt+en/köt+ek vb. Kumuk isminde de böyle bir yapı görülebilir: Xuban > quman[13] ve qum+aq > qumık > qumuk..
Kumuk Edebiyatı: Halk edebiyatı ve destan örnekleri XVIII. yüzyılın başlarında Nebolsen tarafından derlenmiş, lakin yayımlanmadan defterler halinde, Petersburg'da İmparatorluk Coğrafya Cemiyeti kütüphanesinde kalmıştır. Uzun süre Kazan, Azerbaycan, Kırım ve Türkiye'de yapılan yayınlar Kumuk Türkleri tarafından izlenmiştir. Kendileri ise yayıma ancak XIX. yüzyılın ikinci yarısından sonra geçebilmişlerdir.Kumukların takibedilebilir edebiyatları her ne kadar XVIII.yüzyıla dayansa da Kumuklar kendilerini Hazar ve Timur Devleti'nin mirasçıları kabul ettiklerinden bu tarihi IX.yüzyıla kadar indirmektedirler. Kumuklara göre: Süleyman İbn Daud Sakoini Süveri (XII:yy.), İshak İbn Kundac El-Hazari (IX:yy), Ummu Kemal (XV:yy), Muhammed Avabi Aktaşi (XVII.yy), Kadır Murza (XVIII. yy.) Yırçı Kazak (XIX.yy), Muhammed Osmani, Devlet Murza Şeyx Ali, Abdurrahman Atlıboyunlu (XIX:yy.), Abusufyan Aka, Nogay Batırmurza, Manay Alibek, baba-oğul Tarkovskiler gibi isimler Kumuk edebiyatının günümüze kadar uzanan isimleridir.Yırçı Kazak, Kumuk edebiyatının kurucusu olarak bilinir. Sovyet Neşriyatı şairin doğum 1830 olarak gösterir. Kendisine ait bir şiirde 1254 (1838-39 olarak geçmektedir.Genç yaşta kandavası yüzünden Sibirya'ya sürüldü .Oradan Ebu Müslim Şamhal'ın kızı Reyhanat'a gönderdiği manzum mektup en güzel eserlerinden bir olarak kabul edilir. Muhammad Osmanov(D.1843), öğrenimini Rusça yapmış, Leningrad Üniversitesi Doğu Dilleri Fakültesini'ne Türkçe okutmanı olarak tayin edilmiştir. Kumuk ve Nogay Edebiyatlarına dair bir takım metinler yayımlamıştır. (Nogaiskaja chestomatija. 1883). Kahramanlık hikayeleri, atasözleri, halk şarkıları gibi unsurları içeren eserde yazarın hayat hikayesine dair bilgiler de vardır. Hıristiyan misyonerler özellikle Karras şehrinde kurdukları basımevinde bazı dini eserler ve İncil (Tatar dilinde)ler yayımlamışlar; bu misyonerlerle ilişki kuran Mirza Kazım Bek, Hıristiyanlığı kabul ederek derbent lehçesiyle Delâilü'l- vafiye isimli Hırıstiyanlığı destekleyen bir risale kaleme almıştır.(1822). Muhammed Mırza Magrayof, XX.yy'ın başlarında Temirhan Şura'da (bugünkü Buynaksk) bir basımevi kurdu. Ticari amaç güdüyordu ve bir8 süre Dağıstan medreselerinde okutulan Arapça kitapları bastı. Bu kitaplar önceleri medrese öğrencileri tarafından el ile kopya ediliyordu. Mollalar Magrayof'un teşebbüsüne "ilmi ucuzlatıyor diye" itiraz ettilerse de bir sonuç alamadılar. Bu basımevinde Abusufyan adlı bir Kumuk yazarının küçük kitapları ve şiirleri yayımlandı (1912). Kumuk dili ile yazılan eserde Zülkarneyn adlı bir şairin şiirlerine de yer verilmişti. Nogay Batırmurzayof (1860-1919)'un hikayeleri, Kumukların çağdaş durumlarını konu alan ilk eserlerdir. Zavallı Habibat (1905), Bedbaht Canbike (1907) eserlerinde yazar, Dağıstanlı kadınların çektikleri acıları dile getirmektedir. Yazarın ayrıca Rus-Japon Savaşı, Rus-Dağıstan ilişkileri üzerine siyasi makaleleri ve şiirleri de vardır. 1917 ihtilalinden sonra Batırmurza ve oğlu Zeynülabid (1897-1919) Tang Çulpan isimli bir edebi dernek kurdular. Dernek milli edebiyatın geliştirilmesi yönünde aynı isimle bir de dergi çıkarttı(Ağustos 1917).[14] Edebi dil olarak Kumuk -Hasavyurt diyalektini kullanıyorlardı. Yine aynı günlerde Temri-Han Şura'da Müsavat isimli bir gazete yayımlandı (Haziran 1917). Batırmurza ve oğlu bu defa kominist eğilimli İşçi Halk gazetesini çıkardılar (Temir-Han Şura.Mayıs-Ağustos 191
. Tang Çulpan dergisi yazarlarından Temirbulat Baybulatoğlu (1880-1919) bu gazeteye yazı ve şiirleriyle katıldı. Bu yazarın 1910'da bir şiir kitabi yayımlanmıştı.Tang Çulpan'da tarihi oyunlar neşretti.Bu oyunlarda Şeyh Şamil, Hacı Murad, Gazi Molla gibi Dağıstan milli kahramanlarının hayatlarını konu alıyordu. Şiirlerinin tamamı 1926'da Mahaçkale'de yayımlandı. Aynı zamanda Shakespeare ve Schiller'den tercümeler yapan Baybulatoğlu, Kumuk edebiyatını önünde gelen isimlerinden biridir. İhtilalden sonra yetişen ünlü şairlerden biri Abtulla Muhamatoğlu (Megomedov)'dur (1869-1937). Padişahlar ve Beyler Ne Yaptılar (Mahaçkale 1921), Çiftçi'ye (1922), Dünya Savaşı ve İnkılap (1923), Dağıstan (1936) isimli şiir kitapları kominizm propagansı açısından Sovyet hükümetince beğenilmiş ve kendisine "Dağıstan Halk Şairi" ünvanı verilmiştir. Aynı fikir doğrultusunda bir diğer şair de Ulubek Boynakski (1890-1919)'dir. Tang Çulpan muhitine sol fikirleri de bu zat sokmuştur. Azerbaycanlı Sabir'in tesiri altında mizahi eserler veren Yusuf Gereyev'in, Molla Nasreddin'in Sefer Yoldaşı (192
, Beyler ve Adetleri, Üç Şeyh gibi hiciv yönü ağır basan eserleri vardır. Alimpaşa Salavatoğlu, İkinci Dünya Harbi'nden sonra sivrilen oyun yazarlarındandır. Güzel şiirleri de vardır. 1930-1036 yılları arasında şiirleri neşredilen Abdülvahap Süleymanoğlu da Sovyet devletinin yetiştirdiği şairlerdendir. Şiirleri toplu olarak Yırlar ve Poemalar başlığı altında basılmıştır. Mahçakale'de yayımlanan Edebiyat Tarihi'nde verilen bilgilere göre, Kuzey Kafkasya Türklüğü'nün sözlü edebiyatının kaynakları, Hazar Tevarihleri, Kazak Yırları, Maksuman, Minkülli, Aykız, Taş Oğlan, Sönmeyen Ateşler, Cerrah ve Pahu gibi destanlar ve Anciname ((8.yy), Derbennt-name gibi tarihi kaynaklardır. Yine aynı esere göre Çağdaş Kumuk edebiyatının önde gelen isimleri Abdül Hüseyin Kızlarlı (1892-1962), Aybala Dadav (1856-1926)'dır.[15] Çağdaş Kumuk edebiyatının oluşmasında Tang Çulpan dergisi önemli bir yer tutmaktadır. Bugün de çağdaş Kumuk edbiyatçılarını birarada tutan Yoldaş gazetesi çıkmaktadır. Ayrıca Dağistanlı Katıllar (kadınlar) adlı cemiyetin dergisini çıkartan Kargıça adlı bir çocuk dergisi yayımlayan ve çağdaş Kumuk şiiri içinde çok önemli bir yere sahip olan Şeyit Hanım Alişeva'nın Kumuk Türkçesi ile altı tane şiir kitabı yayımlanmış ve bu kitaplarında yer alan şiirleri Azerbaycan, Türkmen, Tatar, Karaçay-Balkar ve Altay Türkçelerine, Yolda Yır adlı on bölümlük destani şiiri ve Biyiymen adlı şiiri Türkiye Türkçesine aktarılmıştır.[16] Kumuk Türkçesi: Kumuk Türkçesi, yaklaşık olarak 400.000 kişi tarafından konuşulmasına rağmen bütün Kafkasya'ya şamil bir dildir. Kumuk Türkçesi bütün Kafkasya'da beyne'l-milel bir dil hususiyeti taşır. Birbirinin dilinden anlamayan Kafkasya kavimleri kendi aralarında Kumuk Türkçesi ile anlaşırlar.[17] Şimali Kafkasya kabilelerinin 1918'deki milli kurultaylarında yalnız Dağıstan için değil, bütün Kuzey Kafkasya için birleştirici, ortak bir dily olarak kabul edilmiştir. Bu yönüyle Kumuk Türkçesi bir nevi lingua franca* özelliği taşır. Dil tarihçilerinin geneli Kumuk Türkçesi'ni kuzey-batı grubu içerisine ele almıştır. Bu Türk şivesi ağırlıklı olarak kuzey-batı grubu özellikleri taşıması yanında batı ve doğu Türkçesi'nin özelliklerini de taşımasıyla XII. yüzyılın karışık dilli eserlerini ardıran bir yapıya sahiptir. Oğuz ve Kıpçak boylarının buluştuğu bir coğrafyada yaşamaları böyle bir karma dilin teşekkül etmesine sebep gösterilebilir. Kumuk Türkçesi'nin Kafkasya'daki diğer etnik ve linguistik gruplar tarafından kullanılmasının sebebi de bu olsa gerek.
Kumuk Türkçesi Üzerinde Yapılan Çalışmalar:
Kumuk Türkçesi üzerine yapılan çalışmalar XVII.yüzyıl ortalarına dayanmaktadır. Bu yüzyılda Dağıstan'a giden Evliya Çelebi, Tarku şavhallıklarında ve Haydak'ta konuşulan Kumuk Türkçesinden 41 kelimeyi Seyahatname'sinde bildirmiştir. Bu kelimelerin hayvan ismidir. Bu kelimelere baktığımız zaman; kelimelerin 16'sının Moğolca kelimeler olduğu görülür. Bunun sebebi de Timur'un Dağıstan'a girmesi sırasında askerlerinin Türkler ve Moğallardan oluşmasıdandır.Geriye kalan 25 kelime ise Kumuk Türkçesi'ne aittir. XVII.yüzyıl sonlarında San-Petesburg'da S.Pallas'ın başkanlığında "Barı da Tilleni wa Dialektleni Tengleştirilgen Sözlükleri" adında iki ciltlik bir kitap çıkmıştır.Bu kitapta başka Türk şivelerinin yanı sıra Kumuk Türkçesi'nden de az da olsa bahsedilmiş ve Kumuk Türkçesi'nin tarihi ve gramer yapısı hakkında kısa bilgi vermiştir. İ.N.Berezin'in"Dagıstan'ga wa Zakawkaziyat'ga Siyahat, Kazan 1850", N.A.Aritow'un "Türk Kavumlanı wa Halklanı Milli Sostawını Hakkında Makalalar wa Olanı SanawunuHakkında Malumatlar, Curnal, Civaya Starina,1896" adlı kitaplarında ve "Tarih-i Derbent-name" adlı kitapta da Kumuk Türkçesi hakkında kısa da olsa bilgiler verilmiştir. Kumuklar ve Kumuk Türkçesi hakkında geçen yüzyıl içerisinde Kumukların kendileri de araştırma yapmaya başlamışlardır.1840 yılında Stawropol'da mütercim olarak çalışan Subay Devletmurza Şihaliyev (1811-1880) "Kafkas" adlı gazetede "Kumuklar Hakkında Kumuk Haberi" adlı bir makale çıkartmıştır. Bu makalede Kumukların tarihinden, cemiyet hayatından ve sözlü halk edebiyatından bahsetmektedir.Aynı yıllarda T.Makarow adlı bir başka subay da yine aynı gazetede Kumuk Türkleri hakkında birçok makele yayınlamıştır. T.Makarow, San-Petersburg Üniversitesi'nde Doğu Dilleri eğitimi görmüştür. Kumuk Türkçesi'ni ve diğer doğu digllerini çok iyi bilen T.Makarow, aynı zamanda ilk Kumuk Türkçesi gramerinin de yazarıdır."Kavkaz Dialekti Tatar Grammatikası" adlı eseri 1848 yılında Tiflis'te basılmıştır. (XIX. yüzyılda Ruslar ve diğer Batılı alimler, Kumuk Türklerini ;Tatarlar veya Kafkas Tatarları olarak adlandırırlardı.) T.Makarow'un grameri;önsöz , giriş ve üç bölümden meydana gelir. Birinci bölümde: Ses Bilgisi, ikinci bölümde: kelime yapımı ve üçüncü bölümde de cümle bilgisinden bahsedilmiştir. XIX.yüzyılın sonlarında K.G.Zaleman (1849-1916) çok küçük bir Rusça-Kça sözlük hazırlamıştır. Basılmamış bu sözlük şu anda İlimler Akademisi arşivlerinde saklanmaktadır.San-Petersburg Üniversitesi, Doğu Dilleri Fakültesi'nde ders veren Kumuk şairi Muhammat-apendi Osmanow 1883 yılında San-Petersburg'da "Nogay wa Kumuk Yırları" adında bir kitap çıkartmıştır. Bu eserin birinci bölümü Nogayların; ikinci bölümü ise Kumukların sözlü halk edebiyatlarına ayrılmıştır. Bu esere M.Osmanow, kendini ve Yırçı Kazak'ın birçok yırlarını dahil etmiştir. F.E.Korş, Kumuk dil tarihinde önemli bir yer tutar.18888-1889 yıllarında Moskova Üniversitesi'nde Profesör olarak çalıştığı yıllarda F.E.Korş, Hasawyurt'da Kumuk Türkçesi, hayatı ve sözlü edebeyatı ile ilgili çalışmalar ve derlemeler yapmıştır. F.E.Korş'un özel olarak Kumuk Türkçesi grameri çalışması olmasa da Türk Dili ile ilgili genel çalışmaları arasında burada topladığı malzemelerden yola çıkarak Kumuk Türkçesi ile ilgili bilgiler vermiştir.Yine XIX.yüzyılın sonlarında Hasawyurt 'da bulunan okullarda öğretmenlik yapan M.Afanas'iew ve M.W.Mohir Kumuk Türkçesi'nin eğitimi maksadıyla önemli eserler vermişlerdir. M.G.Afanas'iew Küçük Rusça-Kça Sözlük, M.W.Mohir Kça-Rusça sözlükler yazmışlardır.Bu iki sözlük 1893 yılında Tiflis'te "Kawkaz'nı Yerlerin wa Kavımların Suratlaygan Materyallanı Cıyıyımı" adlı eserde yayınlanmıştır. Macar Türkolog Nemet de Kumuk Türkçesi çalışmalarında önemli bir yer tutar. 1910 yılında Terskiy havalisinde ilmi çalışmalarda bulunur.Bu esnada Balkar ve Kumuk Türkçeleri hakkında birçok malzeme toplar. Daha sonra bu malzemelerden yola çıkarak 1911 yılında Kumuk -Balkar Sözlüğü'nü Macaristan'da yayınlar. Töbenkazanışlı alim Abusupyan Akaew de Kumuk Türkçesi'nin eğitimi sahasında açlışmalar yapmıştır.1910-1920 yılları arasında Kumuk okullarında okutulmak üzere birçok gramer kitabı yazmıştır. Azerbaycanlı ProfesörB.Çoban-zade 1925 yılında Dağıstan'da bulunmuş ve 1926 yılında Bakü'de " Kumuk Dili ve Edebiyat Tetkikleri" kıymetli eserini meydana getirmiştir. 1931 yılında Rus bilim adamı B.Antanow-Saratowskiy Rusça-Kça küçük bir sözlük hazılamıştır. 1930 yılının ortalarında Rostow Üniversitesi Profesörü M.K.Milih Kumuk Türkçesi'nin grameri ve diyalektleri hakkında iki büyük makale Yayınlamıştır. 1936 yılında Dağıstan'da SSCB İlimler Akademisi'nde Profesör olan N.K.Dimitriyev başkanlığında Kumuk genç ilim adamlarından A.A. Satıbalow ile birlikte Kumuk Türkçesi'nin grameri, kelime hazinesi, fonetiği ve diyalektleri hakkında birçok malzeme toplamışlardır.N.K.Dimitriyew 1940 yılında " Kumuk Tilni Grammatikası" adlı eseri yayınlanmıştır. Yine SSCB İlimler Akademisi bünyesinde ,N.K.Dimitriyew başkanlığında Kumuk Türkçesi'nin değişik meseleleri ele alınmış ve bunlar ayrı ayrı yayınlanmıştır.
Bunları şöyle sıralayabiliriz:
1." Kumuk ve Nogay Tillerde Glagollanı Hallanıwunu Sisteması" (A.T.Baziyew)
2." Kumuk Tilni HaydakDiyalekti" (İ.Kerimov)
3."Haligi Kumuk Tilde Padejler" (Y.P.Dolinina)
4." Kumuk Tilni Buynaksk Dialektleni Kazanız Goworu" (R.G.Şahmonowa)Daha sonraki zamanlarda N.K.Dimitriyew'in talebeleri tarafından Kumuk Türkçesi hakkında birçok eser verilmiştir.
Bunlar: 1." Kumuk Tilde Posleloglar Özler wa Posleloglar-Tolu Ma'nalı Özge sözlerden Ayrılgan Formalar". (A.H.Mahammatow)
2." Kumuk Adabiyat Tilde Priçastiyeler" (C.M.Hangişiyew)
3." Kumuk Adabiyat Tilde Deepriçastiyeler"(Yu.D.Janmawow)
4."Kumuk Adabiyat Tilni Fonetikası" (A.A.Mollayew)
5." Kumuk Dialekilogiyanı Oçerkleri" (İ.A.Kerimow)
6." Kumuk Tilni Zalog Kategorisi" (İ.A.Kerimow)
7." Kumuk Tilni Frazeologiyası" (K.H.Daibowa) Kumuk Türkçesi ile ilgili çalışmalara baktığımızda Kumuk okullarında okutulan " Kumuk Dili" ve Kumuk Sözlükleri" kitaplarından da bahsetmek gerekir. 1920 yılında M.Sadullayew, M.T.Temihanow, A.Salawatow Kumuk okulları için ilkokuma kitaplarını hazırlamışlardır. 1930'lu yıllarda A.N.Batımurzayew, Z.Z.Bammatow, M.K.Kapurow, M.G. Hangişiyew Kumuk Türkçesiyle yeni okuma kitapları yazmışlardır. Yine aynı yazarların daha üst sınıflar için yazdıkları gramer kitapları mevcuttur. Kumuk Türkçesi üzerinde çalışan bütün Sovyet araştırmacıları N.K.Dimiriyew'in ekolünü takip etmişlerdir. Daha sonraki yıllarda Benzing'in bir özet grameriyle birlikte çeşitli batılı Türkologların Kumuk Türkçesi'nin değişik yönleriyle ele aldıklarını görüyoruz.[18] Dil tasniflerinde Kumuk Türkçesi'nin yeri: Kumuk Türkçesi, Türk lehçelerinin tasnifinde Kumuk -Kıpçak dalı içerisine alınmıştır.
Buna göre: (1917)RAMSTEDT, Batı grubu (tag>taw, d > y ) :Kırgız, Kazak, Kara-Kalpak, Kumuk, Karaçay, Balkar, Karaim, Volga Diyalektleri (Tatar-Mişer-Başkurt).
(1922) SAMOYLOVİÇ,Taw- grubu (Kıpçak-Kuzeybatı) 1. z(tokuz), 2. d > y (adak-ayak), 3. bol-, 4. ag > aw (tag>taw), 5. -ıg > ı (taglıg >taglı), 6. -gan (kalgan) : Bu guruba eskilerden Kıpçakça, yenilerden; Altay, Telüet, Kumandı, Kırgız, Kumuk, Karaçay, Balkar, Tobol, Baraba, İç Rusya diyalektleri, Mişer, Başkurt, Kırım (güney kıyıları hariç), Karaim, Nogay, Kazak girer.
(1949) RASANEN, Kuzey-batı grubu: Kırgız(tag > to), Kazak (tag > taw),Kara-Kalpak, Nogay, Kumuk, Karaçay, Balkar vb. (1952) BASKAKOV, Kıpçak grubunun 2. alt grubu olan Kıpçak-Oğuz (Uz-Polovets) alt grubuna dahil eder. Eskilerden Polovets (Kıpçak-Kuman), yenilerden, Küraim, Kumuk.
(1953) ARAT, Türk şive grupları içerisinde, dil hususiyetlerine göre III. taw- grubu : şimal'de yer alır. (1959) BENZİNG, batı grubu (Kıpçak-Kuman dilleri) : 1. Karaimce, Balkarca, Kça.
(1959) MENGES, Kuzey-batı veya Kıpçak grubu : IV.Karadeniz -Hazar Denizi Dilleri: Karaimce, Karaçayca ve Balkarca, Kırım Tatarcası (asıl Kırım), Kumıkça.[19]
Son olark Talat Tekin "Türk Dili Diyalektlerinin Yeni Bir Tasnifi", Erdem,C.5, s.13, Ocak 1989, s. 141-168'de Kumuk Türkçesi'nin yer aldığı grubun da ayrıntılı bir tasnifini verir.Buna göre Kumuk Türkçesi'ni ber- ve gel- alt grupları içerisinde inceler. Kumuk Türkçesi'nin gösterdiği fonetik özellikler sebebiyle B.Çobanzâde, Kumuk Türkçesi'ni Osmanlı Türkçesi ile Kazak Türkçesi arasında bir yere koyar.[20] Samoyloviç de yaptığı tasnif denemesinde Kumuk Türkçesi'nin, coğrafi durumu ve yakın münasebeti dolayısıyla Azeri Türkçesi'ne yakın olmasına dikkati çeker. Bütün yönleriyle Kumuk Türkçesi'ni belli tasnif metodları içerisinde bir yere oturtmak oldukça zordur.[21]
Kumuk Türkçesi'nin Ağızları: Kumuk Türkçesi'nin belli başlı üç ağzı vardır.
Bunlar: Hasavyurt, Haydak veya Kaydak ve Buynaksk ağızlarıdır. Haydak ağzı: Derbent bölgesinde konuşlmaktadır. Kumuk yazı diline en uzak ağızdır. Bu ağız özelliklerinden dolayı Moğolların bir uzantısı olduğu söylense de Benzing'e göre Türk asıllı bir boydan geldiklerini, Yalnız Evliya Çelebi'nin vermiş olduğu Haydakça kelime listesi değil, bu ağısda hiç Moğolca kelime bulnmaması da göstermektedir.[22] Hasavyurt ağzı: Umumiyetle Sulak Irmağı'nın Temirkazık tarafında konuşulur. Mahaçkale civarındaki Yahsay, Endirey ve Köstek köylerinin bulunduğu çevreyi içine alır. Buynaksk ağzıyla birlikte Kumuk yazı dilinin temelini teşkil ederler. Buna rağmen Kumuk yazı dilinden bazı farklılıklar arz eder. Buynaksk ağzı: Hasavyurt ağzına yakın özellikler gösterir. Yazı dilinin temelini teşkil eden ağızlardan birisidir.Bu ağız kendi arasında da alt gruplara ayrılabilir. Bu ağız içerisindeHaydak ağzına yakınlık gösteren gruplar vardır. Genellikle Buynaksk şehri, Töbencügütey, Dörgeli, Kakaşura, Paravul, Heli, Karabudagent'de konuşulur.
Nüfus
Yıllara göre belde nüfus verileri
2007
2000 2.428
1997 2.415
1990 2.029
1985 1.700
. Sivas iline 85 km, Yıldızeli ilçesine 35 km uzaklıktadır. Nüfusu, 2000 yılı verilerine göre 2.428 kişidir. 24 Aralık 1995 tarihinde belde olmuştur. Beldeye bağlı Cami, Fatih Sultan Mehmet ve Yenimahalle adında üç mahalle vardır.
Sivas 85 km ve Yıldızeli İlçesinin 35 km batısında yer alır. 1995 yılında belde olmuştur. İmar planı, kanalizasyon ve su şebekesi, oturma ve dinlenme parkı, düğün salonu,belediye hizmet binası tesis edilmiştir. - 1 binek otosu, - 1 otobüs, - 1 kepçe, - 1 itfaiye aracı, - 2 traktör, - 1 cenaze aracı ile 11 personel görev yapmaktadır. İlköğretim okulu, çok programlı lisesi, elektriği, telefon santrali, sağlık ocağı, tarım kredi kooperatifi, özel öğrenci yurdu, 1978 yılında kurulmuş 160 işçiyle çalışan iplik fabrikası vardır. (Fabrika süresiz olarak kapanmistir, malesef) Halkın geçim kaynağı küçük sanayi kuruluşlarının ve iş yerlerinin yanı sıra tarım, hayvancılık ve yurt dışında çalışan işçilere dayalıdır. Gelişen beldemiz ilçe olma hedefine ulaşmak için gayretle çalışmaktadır.
YAVU' nun KURULUŞU ve KUMUKLAR
Şimdiye kadar degişik kaynaklardan degişik yorumlar katılarak anlatılagelen Beldemizin kuruluşu ile ilgili hikayeleri, belgelere de dayanarak bir metin halinde toplamaya çalıştım. Benim burada kısıtlı bilgi, belge ve imkanlarla yaptıgım bu küçük çaplı araştırmada amacım Yavu' nun tarihine bir ışık tutmaktır. Böylece köyümüzün kuruluşu ile ilgili bilgileri belli bir çerçeve içinde degerlendirerek, kalıcı yazılı bir metin halinde bizden sonraki kuşaklara olabildigince dogru olarak aktarmaktır. İlerde bu bilgi ve belgelerden daha saglam ve daha geniş kaynaklara ulaşanlar olursa, dilerim onlar da bu birikimlerini bizlerle paylaşırlar. Araştırmalarımda dikkatimi çeken bir konu da, dinledigim kaynakların çogunlugunun genel degerlendirmelerde hemfikir oldukları halde, olayları degişik görüş ve yorumlarla dile getirerek herhangi bir şekilde kendi soylarına, sülalerine övünç payı çıkarmaya özen göstermeleridir. Herhalde bir türlü vazgeçilemeyen geleneksel Kuzey Kafkas gelenegi olsa gerektir,her kaynak olayları kendi atalarını bir şekilde yücelterek anlatmakta ve hemen herkes soyunun, Sülalesinin aristokratlıgının ispatına çalışmaktadır. Burada bu gibi ilkel degerlendirmelere kesinlikle yer verilmemiştir. Herhalde hiç kimse büyük bir zorunluluk olmadıkça o çaglarda ve o şartlar altında, ailesi ile birlikte, evini yurdunu bırakarak bilinmedik ülkelere göç etmez. Hele de bu kişiler aristokrat olursa. Bu küçük girişle burada olayları takip edecek mantıgı açıklamaya çalıştım. Şimdi asıl konumuza, Beldemizin kuruluşu ile ilgili araştırmamıza dönelim;
YAVU, elimizde bulunan iki ayrı belgeden anlaşıldıgına göre 1277 Hicri / 1860 Miladi yılında, Kuzey Kafkasya'dan göç ederek bu bölgeye gelen Kumuklar tarafından kurulmuştur. Kumuklar, halen büyük çogunlukla Kuzey Kafkasya'da, Dagıstan Cumhurıyeti'nin kuzey bölgelerinde oturmaktadırlar. Tam bir diller ve halklar mozaigi olan Kuzey Kafkasya'nın en karışık Cumhuriyeti olan Dagıstan, 50.300 km2 yüzölçüme ve 1.823.000 nüfusa sahiptir. Bazı verilere göre toplam 72 ayrı dilin konuşuldugu Kuzey Kafkasya' da, yalnız Dagıstan Cumhurıyetinde, 32 degişik gurup yaşar ve 32 ayrı dil konuşulur. 1989 yılında yapılan nüfus sayımına göre, Dagıstan'da 282.000 Kumuk yaşamaktadır. Başlıca üç ana guruba ayrılan Kuzey Kafkas dillerinden Kumukça, Turanı (Kıpçak ) Diller gurubuna girmektedir. Kuzey Kafkasya dışında 45 degişik ülkede azınlık ve vatandaş konumunda yaşayan diger Kafkas Göçmenleri gibi Kumukların da diasporadaki kesin sayıları bilinmemektedir, dogrusu şimdiye kadar kimsenin böyle bir araştırma yaptıgına dair bir bilgiye rastlamadım.
Yavu'nun kuruluşu ile ilgili inceleyecegimiz ilk yazılı belge, kuruluşundan 21 yıl sonra yaptıkları mescidin duvarına yerleştirdikleri Arapça yazılı bir kitabedir. Bu kitabeyi bugün kullandıgımız Türkçe'ye çevirerek okursak. - " Göç edenler, 1277 (1860) yılında ülkelerini ve sahip oldukları tüm malvarlıkarını terk ettiler.Ve onlar Dagıstan Halkından olup, ENDREY ve YAKSAY'dan gelmişlerdir. O göç edenler , gelişlerinden 21 yıl sonra 1298 (1881) yılında bu mescidi yaptılar."
Elimizdeki ikinci yazılı belge 9 Muharrem 1285 (02.MAYIS.186
Köyümüzün kuruluşu ile ilgili ikinci araştırmamı , " köye ilk yerleşen aileler ? " sorusu üzerinde yogunlaştırdım . Elde yazılı bilgiler olmadıgı için, köye ilk kimlerin yerleştigi konusundaki soruları, kuşaktan kuşaga aktarılarak bizlere kadar ulaşan bilgileri mantıgımızdan süzerek, ard düşüncesiz cevaplandırmaya çalıştım. Yavu'yu ilk yerleşim yeri olarak şeçen aile sayısı ve kimlikleri konusunda hemen bütün kaynaklar hemfikirdir. Henüz buna karşıt bir görüş ileri sürülmediginden bu bilgileri buraya esas olarak alıyoruz. 1860 Yılında Yavu'ya ilk olarak 12 aile yerleşmiştir. Bu on haneden başka 2 hane daha Yavu'yu ilk yerleşim yeri olarak şeçmişlerse de, bu 2 aile daha sonra Yavu yu terk ederek Denizli' ye göç etmişlerdir. Zaten dinledigim bütün kaynaklar da, köyümüze ilk oniki ailenin yerleştigi konusunda hemfikirdir. 1860 yılında yukarda saydıgımız oniki aile ile kurulan Yavu'yu 1868 yılında yani kuruluşundan sekiz yıl sonra Osmanlı belgelerinde 41 kırkbir hane olarak görmekteyiz.
Yavu köyüne yerleşen toplamı KIRKBİR haneden ibaret Dagıstan Halkı Göçenlenlerinin iki kafile oldukları ve iki mahallede mekan tuttuklardır. Bu hızlı çogalmaya, ilk yerleşen ailelerin parçalanarak yeni haneler oluşturmaları ve durmadan katılan yeni göçmen aileler sebep olmuştur. Burada şu düşüncemide söylemeden geçemeyecegim. O gün Yavu'yu ilk yerleşim birimi olarak seçenler ne kadar Yavulu ise, bugün en son gelerek yerleşen aile de ( Etnik kökeni ve Fikri ne olursa olsun ) o kadar Yavuludur. Tarihinin bilincindeki her Kuzey Kafkasyalı'nın aklından çıkarmaması gereken konu, ETNİK KÖKEN, SINIF ve INANÇ ayrımcılıgına bilinçle karşı çıkmaktır. Geçmişinde bu ayrımcılıgın acısını çekmemiş hiçbir Kuzey Kafkas Halkı yoktur. Atalarını bilinmedik maceralara atarak, onbinlercesinin yaşamına mal olan tarihindeki o acılı köylerin kökenlerinde, mikro milliyetçilik ve alt kimliklerin öne çıkarılarak oluşturulmuş nice kanlı tuzagın yattıgını unutmamalıdır. Tabi ki hiç kimse aslını inkar edemez ve aslını ecdadını bilmelidir. BELGE 1: 1298 Hicrî / 1881 Miladî yılında inşa edildigini yine kendi duvarının yapımında kullanılan bir taştan anladıgımız ilk mescidden kalan kitabe. Bu kitabenin, daha geniş ve mantıklı açıklamasının yapılmasının, her zaman kabulümüz oldugunu burada belirtmek isterim. Kitabenin Açıklaması: " Ve onlar Dagıstan Halkından olup, ENDREY ve YAKSAY dan gelmişlerdir. O göç edenler, buraya gelişlerinden 21 yıl sonra 1298 (1877) yılında bu mescidi yaptılar."
BELGE 2: Elimizde bulunan ikinci belge 9 Muharrem 1285 (2.MAYIS.1868, Cumartesi) tarihli, zamanının Germuat ( bugün Yıldızeli Kaymakamlıgının) orjınal şer-i mahkeme ilamıdır. Orjinal belge Osmanlıca ile kaleme alındıgından, ancak Sivas Tapu Kadastrosunda görevli yeminli tercüman Hasan Hüseyin Öztürk'ün metni latin alfabesine çevirmesinden sonra incelenmiştir. Bu belgede inceleme konumuzun ilgi alanına giren iki nokta dikkat çekicidir. - Birincisi köyümüzün kuruluş tarihinin burada da yukarda degindigimiz , eski mescidin duvarındaki kitabede verilen tarihi dogrulaması, - İkincisi de 1285 Hicri / 1868 Miladi senesinde köyümüzde o anda oturan ailelerle ilgili bilgiler. Bu ilamın içeriginde, o anda köyde bulunan ailelerin bir bölümünün sulama suyu anlaşmazlıgı nedeniyle diger bölümü tarafından dava edildigi ve anlaşmazlıgın, zamanın adaleti tarafmdan çözüme kavuşturularak , davacı ve davalı olan tarafların mahkemenin önerilerini kabul ederek beliren anlaşmazlıgın giderildigi anlatılmaktadır.
KUMUKLAR
Tarih:
XII. yüzyıldan itibaren bugün mukim bulundukları; Dağıstan'nın Kuzeydoğu Kafkasya ile Hazar Denizi'nin batı kıyısından Azerbaycan sınırlarınakadar uzanan kıyı şeridinde bulunan çeşitli yerleşim merkezlerinde yaşarlar. Ahmet Caferoğlu'na göre: VII.yüzyılda bölgenin Hazar Devleti sınırları içerisinegirmesiyle birlikte Oğuz-Kıpçak Türk boylarının bu sahadaki kaynaşması neticesinde bir Türk uruğu olarak teşkil etmiştir[1].Resulzade ise Kların XII. Asırda bu topraklara gelerek Gazi Kumukları dağlara sıkıştırarak bu toprakları kendilerine yurt edindiklerini söylemektedir.[2] Barthold'a göre Klar, IV-XIX.yüzyıllar arasında Kafkasya Guniyesi, Haziriye, Tarkav Şamhallığı gibi devletler kuran atalarının hukuki mirasçısıdır. Kumukların yaşadığı ( Kumuklar tarafından Kumukiye olarak adlandırılır.) bölgede XIV ve XIX. yüzyıllar arasındaki çeşitli dönemlerde Türkiye, İran ve Rusya'nın himayesinde olan Şamhallık, yani feodal bir devlet olarak varlığını sürdürmüştür. XVI. yüzyılda bu devlet Ruslar ve Kabartaylar'a karşı birçok savaş vererek onların Güneydoğu Kafkasya'ya yayılmasına engel olmuştur. [3] Bu devletin sınırları güneyde Derbent'ten kuzeyde Kabartay'a kadar uzanmıştır. Birkaç yüzyıl boyunca da yaşamıştır. Ancak 1867 yılında Rusya Kafkasya'yı tümüyle ele geçirince Kumuk şahvallığı ortadan kaldırılmıştır. Bunun neticesinde bu devletin bir parçası olan Zasulakskaya Kiye Terskiy vilayetine (eski Kumuk bölgesi), diğer parçası olan Tarkovskiy Şahvallığı ise Dağıstan vilayetine katılmıştır. Kumuklar XIX. yüzyıl sonu XX.yüzyılın başlarındaki Türk modernist akımından etkilenerek kendi milli devletlerini kurmak için savaşmaya devam etmişlerdir. 1908-1916 yıllarında Kumukların temsilcileri Türkiye'de bulunan sığınmacılar tarafından kurulan "Rusya'da Ezilen Türk ve Müslüman Halklarının Haklarını Koruma Komitesi"ne üye olmuşlar ve Lozan Konferansı'na katılarak, Asya ve Avrupa'nın birçok devlet başkanından kendi halkları adına destek istemişlerdir. Devrim yıllarında Kumuklar, Kuzey Kafkasya halklarının bağımsızlık mücadelelerine aktif bir şekilde katılmışlar ve Kuzey Kafkasya Demokratik Cumhuriyeti, Tersk Dağıstan ve Güney Doğu Birliği'nin önemli bir ögesi olmuşlardır. Kumukların temsilcileri Kuzey Kafkasya Demokratik Cumhuriyeti Hükümeti'nde (191
Yerleşim ve Nüfus:
Kumuklar genellikle Dağıstan'ın Kuzeydoğu Kafkasya ile Hazar Denizi'nin batı kıyısından Azerbaycan sınırlarına kadar uzanan kıyı şeridinde bulunan yerleşim merkezlerinde yaşarlar. Türkiye, Çeçenya, Kuzey Osetya, Suriye ve İran topraklarında da Kumuk toplulukları vardır. 1856-1860 yılları arasında Şeyh Şamil’in esir edilişine müteakip Anadolu’ya göçmen olarak gelen Kumuk Türkleri, bugün Tokat-Şenyurt, Sivas-Yavu, Çanakkale-Geyikkırı, Doğancı, Dazhiye, Denizli-Pamukkale, İstanbul, Yalova ve Konya gibi bölgelere yedrleşmişlerdir. [5] Ama genel Kumuk nüfusunun % 82'si Dağıstan topraklarında yaşamaktadır.[6] Kumuklar, Dağıstan'da başta Mahaçkale(Anji,Prot-Perovsk) olmak üzere; Buynaksk(Temur-han-Şura), İzberbaş, Kaspiysk, Kızılyurt, Hasavyurt Kızılyar gibi şehirlerde yaşamaktadırlar. Şehirleşme oranı % 47'dir. 1992 yılında yapılan nüfus sayımlarana göre Dağıstan'da yaşayan Kumuk Türklerinin nüfusu 300.000'nin üzerindedir.[7] Dağıstan dışında yaşayan Kumukların nüfusu ise 100.000'in üzerinde tahmin edilmektedir. Nüfusun %99'u çalışmaktatır. Nüfusun iş kollarına göre dağılım şöyledir: I. Sanayide %28'i II. Tarımda % 7'si III. Hizmet sektöründe %32'si A. Eğitim % 10. B. Sağlık %7.5. C. Ulaştırma % 7. D. Spor ve sosyal hizmetler %7. IV. Yönetim kadrosunda(çeşitli sahalarda) % 31'dir.
Ekonomi:
Kumuklar yerleşik çiftçiliğe geçmiş bir halktır.Gelenksel tarım alanları olan hububat, meyvacılık ve bağcılıkla uğraşırlar. Kumukların yerleşşik olduğu bölgeler Dağıstan'ın en sanayileşmiş ve tarıma en elverişli sahalaradır. Bu bölgelerde cumhuriyetin zahire ihtiyacının tamamına yakını üretilirken alet yapımı, makine yapımı, konservecilik, şarap endüstrisi gibi sanayi dalları da diğer bölgelere nazaran daha gelişmiştir. Ayrıca Hazar Denizi kıyısında balıkçılık gelişmiştir. Ayrıca bölgede petrol, doğalgaz, çeşitli mineral havzaları ve inşaat malzemeleri hammaddeleri (cam kumu,cips, çakıllı kum, deniz çakılı vb.) gibi yer altı zenginlikleri mevcuttur.[8] Politika Dağıstan Özerk Cumhuriyeti Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra da Kominist yöneticiler tarafından yönetilmeye devam etmiştir. NitekimMahaçkale'nin merkez meydanında bulunan bronz Lenin heykeli henüz kaldırılmamıştır. Rusya Fedarasyonu'nun Parlamentosu Duma'da bulunan Dağıstanlı delegelerin bir çoğunun Muhafazakar Kominist kanatta bulunması bunun bir örneğidir. Kumuk Türkleri Sovyetlerin dağılmasının ardından Kumuk aydınlarının bir araya gelmesiyle Salaw Aliyew liderliğinde Tenglik(Birlik) adında bir milli teşkilatetrafında toplanmışlardır. 1991 yılında Özerk Hükümetin desteğiyle Avarlar'ın Kumuk Türkleri üzerindeki baskı kurma isteklerine karşı Tenglik liderliğinde Kumuk halkı silahlanmış ve yer yer çatışmalara girmiştir. Özerk Hükümetin tansiyonu düşürücü çabaları sonucu olaylar büyümeden sona erdirilmiştir. Yine gerek merkezi hükümetin gerekse özerk hükümetin Tenglik'in Türkçü faaliyetlerinden rahatsızlık duyması sonucu 1994 yılında Kumuk Halk Komitesi adında bir teşkilat kurdurmasına rağmen Kumuk halkı ve aydınları Tenglik etrafında bulunmaya ve onun faaliyetlerini desteklemeye devam etmiştir.
Kumuk adı, Kumuk Edebiyatı ve Dili:
Kumuk adı: Kumuk ( ) kumık, kumıh, kumuh ve gumık, gumuh şekilleri de vardır. Kaşgarlı Mahmud Divan-ı Lügat-i Türk'te " Kumuk " için "Bir zaman yanında bulunduğum beylerden birinin adı" (I, 383?26) ve "Kla-" fiili için "Bir kimseye (Kumuk) boyuna nisbet edersen yine böyle denir. Bu bir adamın adıdır." şeklinde bilgi verir. W.Barthold, bölgedeki Türkler'in Kumuk adını, dağlardan ovalar inen ve siyasi sebepler ile bir kısmı ayrılıp Türkle'e karışan ve Türkleşen Kazı-Kumukların yaşadığı Kumuk kasabasından aldıklarını iddia etmiştir.[9] A.Vambery'ye göre kelime "kımıldamak", "deprenmek" anlamındadır ve kı- fiilinden türemiştir.[10] Bekir Çobanzâde, kelimenin kuma ve kama kökünden -ak ve -uk ekleriyle kamak ve Kumuk şeklinde türetilmiş olduğunu ve "kamalı" anlamını taşıdığını ortaya atmaktadır. Çobanzâde kamak ve Kumuk kelimeleriyle birlikte kuman, kuban va kaman kelimelerini karşılaştırmanın mümkün olabileceğini de kabul etmektedir. [11] Halk arasındaki rivayetlere göre ise kumluk bir bölgeden geldiklerinden bu ad alınmıştır. V.Hatiboğlu ise Kumuk adını Kuz-muk şeklinde düşünülebileceğini belirtmektedir.[12] Kuman kelimesinin "solgunumsu, renksiz, sarımsı" anlamı vardır.Bu kavim için kullanılan "polovets" kelimesi de aynı anlamdadır. Kelime xub ile ilgilidir. -an ise bugün küçültme ekidir. Türkçe'de +an eki yanında +an ekiyle kullanılan kelime köklerine gelen bir +ak eki bulnmaktadır: Ör. göl+en / göl+ek; köş+en/köş+ek 'deve yavrusu' ; göz+en/göz+ek; öz+en/öz+ek; og(u)l+an/og(u)l+aq; saz+an/saz+aq; köt+en/köt+ek vb. Kumuk isminde de böyle bir yapı görülebilir: Xuban > quman[13] ve qum+aq > qumık > qumuk..
Kumuk Edebiyatı: Halk edebiyatı ve destan örnekleri XVIII. yüzyılın başlarında Nebolsen tarafından derlenmiş, lakin yayımlanmadan defterler halinde, Petersburg'da İmparatorluk Coğrafya Cemiyeti kütüphanesinde kalmıştır. Uzun süre Kazan, Azerbaycan, Kırım ve Türkiye'de yapılan yayınlar Kumuk Türkleri tarafından izlenmiştir. Kendileri ise yayıma ancak XIX. yüzyılın ikinci yarısından sonra geçebilmişlerdir.Kumukların takibedilebilir edebiyatları her ne kadar XVIII.yüzyıla dayansa da Kumuklar kendilerini Hazar ve Timur Devleti'nin mirasçıları kabul ettiklerinden bu tarihi IX.yüzyıla kadar indirmektedirler. Kumuklara göre: Süleyman İbn Daud Sakoini Süveri (XII:yy.), İshak İbn Kundac El-Hazari (IX:yy), Ummu Kemal (XV:yy), Muhammed Avabi Aktaşi (XVII.yy), Kadır Murza (XVIII. yy.) Yırçı Kazak (XIX.yy), Muhammed Osmani, Devlet Murza Şeyx Ali, Abdurrahman Atlıboyunlu (XIX:yy.), Abusufyan Aka, Nogay Batırmurza, Manay Alibek, baba-oğul Tarkovskiler gibi isimler Kumuk edebiyatının günümüze kadar uzanan isimleridir.Yırçı Kazak, Kumuk edebiyatının kurucusu olarak bilinir. Sovyet Neşriyatı şairin doğum 1830 olarak gösterir. Kendisine ait bir şiirde 1254 (1838-39 olarak geçmektedir.Genç yaşta kandavası yüzünden Sibirya'ya sürüldü .Oradan Ebu Müslim Şamhal'ın kızı Reyhanat'a gönderdiği manzum mektup en güzel eserlerinden bir olarak kabul edilir. Muhammad Osmanov(D.1843), öğrenimini Rusça yapmış, Leningrad Üniversitesi Doğu Dilleri Fakültesini'ne Türkçe okutmanı olarak tayin edilmiştir. Kumuk ve Nogay Edebiyatlarına dair bir takım metinler yayımlamıştır. (Nogaiskaja chestomatija. 1883). Kahramanlık hikayeleri, atasözleri, halk şarkıları gibi unsurları içeren eserde yazarın hayat hikayesine dair bilgiler de vardır. Hıristiyan misyonerler özellikle Karras şehrinde kurdukları basımevinde bazı dini eserler ve İncil (Tatar dilinde)ler yayımlamışlar; bu misyonerlerle ilişki kuran Mirza Kazım Bek, Hıristiyanlığı kabul ederek derbent lehçesiyle Delâilü'l- vafiye isimli Hırıstiyanlığı destekleyen bir risale kaleme almıştır.(1822). Muhammed Mırza Magrayof, XX.yy'ın başlarında Temirhan Şura'da (bugünkü Buynaksk) bir basımevi kurdu. Ticari amaç güdüyordu ve bir8 süre Dağıstan medreselerinde okutulan Arapça kitapları bastı. Bu kitaplar önceleri medrese öğrencileri tarafından el ile kopya ediliyordu. Mollalar Magrayof'un teşebbüsüne "ilmi ucuzlatıyor diye" itiraz ettilerse de bir sonuç alamadılar. Bu basımevinde Abusufyan adlı bir Kumuk yazarının küçük kitapları ve şiirleri yayımlandı (1912). Kumuk dili ile yazılan eserde Zülkarneyn adlı bir şairin şiirlerine de yer verilmişti. Nogay Batırmurzayof (1860-1919)'un hikayeleri, Kumukların çağdaş durumlarını konu alan ilk eserlerdir. Zavallı Habibat (1905), Bedbaht Canbike (1907) eserlerinde yazar, Dağıstanlı kadınların çektikleri acıları dile getirmektedir. Yazarın ayrıca Rus-Japon Savaşı, Rus-Dağıstan ilişkileri üzerine siyasi makaleleri ve şiirleri de vardır. 1917 ihtilalinden sonra Batırmurza ve oğlu Zeynülabid (1897-1919) Tang Çulpan isimli bir edebi dernek kurdular. Dernek milli edebiyatın geliştirilmesi yönünde aynı isimle bir de dergi çıkarttı(Ağustos 1917).[14] Edebi dil olarak Kumuk -Hasavyurt diyalektini kullanıyorlardı. Yine aynı günlerde Temri-Han Şura'da Müsavat isimli bir gazete yayımlandı (Haziran 1917). Batırmurza ve oğlu bu defa kominist eğilimli İşçi Halk gazetesini çıkardılar (Temir-Han Şura.Mayıs-Ağustos 191
Kumuk Türkçesi Üzerinde Yapılan Çalışmalar:
Kumuk Türkçesi üzerine yapılan çalışmalar XVII.yüzyıl ortalarına dayanmaktadır. Bu yüzyılda Dağıstan'a giden Evliya Çelebi, Tarku şavhallıklarında ve Haydak'ta konuşulan Kumuk Türkçesinden 41 kelimeyi Seyahatname'sinde bildirmiştir. Bu kelimelerin hayvan ismidir. Bu kelimelere baktığımız zaman; kelimelerin 16'sının Moğolca kelimeler olduğu görülür. Bunun sebebi de Timur'un Dağıstan'a girmesi sırasında askerlerinin Türkler ve Moğallardan oluşmasıdandır.Geriye kalan 25 kelime ise Kumuk Türkçesi'ne aittir. XVII.yüzyıl sonlarında San-Petesburg'da S.Pallas'ın başkanlığında "Barı da Tilleni wa Dialektleni Tengleştirilgen Sözlükleri" adında iki ciltlik bir kitap çıkmıştır.Bu kitapta başka Türk şivelerinin yanı sıra Kumuk Türkçesi'nden de az da olsa bahsedilmiş ve Kumuk Türkçesi'nin tarihi ve gramer yapısı hakkında kısa bilgi vermiştir. İ.N.Berezin'in"Dagıstan'ga wa Zakawkaziyat'ga Siyahat, Kazan 1850", N.A.Aritow'un "Türk Kavumlanı wa Halklanı Milli Sostawını Hakkında Makalalar wa Olanı SanawunuHakkında Malumatlar, Curnal, Civaya Starina,1896" adlı kitaplarında ve "Tarih-i Derbent-name" adlı kitapta da Kumuk Türkçesi hakkında kısa da olsa bilgiler verilmiştir. Kumuklar ve Kumuk Türkçesi hakkında geçen yüzyıl içerisinde Kumukların kendileri de araştırma yapmaya başlamışlardır.1840 yılında Stawropol'da mütercim olarak çalışan Subay Devletmurza Şihaliyev (1811-1880) "Kafkas" adlı gazetede "Kumuklar Hakkında Kumuk Haberi" adlı bir makale çıkartmıştır. Bu makalede Kumukların tarihinden, cemiyet hayatından ve sözlü halk edebiyatından bahsetmektedir.Aynı yıllarda T.Makarow adlı bir başka subay da yine aynı gazetede Kumuk Türkleri hakkında birçok makele yayınlamıştır. T.Makarow, San-Petersburg Üniversitesi'nde Doğu Dilleri eğitimi görmüştür. Kumuk Türkçesi'ni ve diğer doğu digllerini çok iyi bilen T.Makarow, aynı zamanda ilk Kumuk Türkçesi gramerinin de yazarıdır."Kavkaz Dialekti Tatar Grammatikası" adlı eseri 1848 yılında Tiflis'te basılmıştır. (XIX. yüzyılda Ruslar ve diğer Batılı alimler, Kumuk Türklerini ;Tatarlar veya Kafkas Tatarları olarak adlandırırlardı.) T.Makarow'un grameri;önsöz , giriş ve üç bölümden meydana gelir. Birinci bölümde: Ses Bilgisi, ikinci bölümde: kelime yapımı ve üçüncü bölümde de cümle bilgisinden bahsedilmiştir. XIX.yüzyılın sonlarında K.G.Zaleman (1849-1916) çok küçük bir Rusça-Kça sözlük hazırlamıştır. Basılmamış bu sözlük şu anda İlimler Akademisi arşivlerinde saklanmaktadır.San-Petersburg Üniversitesi, Doğu Dilleri Fakültesi'nde ders veren Kumuk şairi Muhammat-apendi Osmanow 1883 yılında San-Petersburg'da "Nogay wa Kumuk Yırları" adında bir kitap çıkartmıştır. Bu eserin birinci bölümü Nogayların; ikinci bölümü ise Kumukların sözlü halk edebiyatlarına ayrılmıştır. Bu esere M.Osmanow, kendini ve Yırçı Kazak'ın birçok yırlarını dahil etmiştir. F.E.Korş, Kumuk dil tarihinde önemli bir yer tutar.18888-1889 yıllarında Moskova Üniversitesi'nde Profesör olarak çalıştığı yıllarda F.E.Korş, Hasawyurt'da Kumuk Türkçesi, hayatı ve sözlü edebeyatı ile ilgili çalışmalar ve derlemeler yapmıştır. F.E.Korş'un özel olarak Kumuk Türkçesi grameri çalışması olmasa da Türk Dili ile ilgili genel çalışmaları arasında burada topladığı malzemelerden yola çıkarak Kumuk Türkçesi ile ilgili bilgiler vermiştir.Yine XIX.yüzyılın sonlarında Hasawyurt 'da bulunan okullarda öğretmenlik yapan M.Afanas'iew ve M.W.Mohir Kumuk Türkçesi'nin eğitimi maksadıyla önemli eserler vermişlerdir. M.G.Afanas'iew Küçük Rusça-Kça Sözlük, M.W.Mohir Kça-Rusça sözlükler yazmışlardır.Bu iki sözlük 1893 yılında Tiflis'te "Kawkaz'nı Yerlerin wa Kavımların Suratlaygan Materyallanı Cıyıyımı" adlı eserde yayınlanmıştır. Macar Türkolog Nemet de Kumuk Türkçesi çalışmalarında önemli bir yer tutar. 1910 yılında Terskiy havalisinde ilmi çalışmalarda bulunur.Bu esnada Balkar ve Kumuk Türkçeleri hakkında birçok malzeme toplar. Daha sonra bu malzemelerden yola çıkarak 1911 yılında Kumuk -Balkar Sözlüğü'nü Macaristan'da yayınlar. Töbenkazanışlı alim Abusupyan Akaew de Kumuk Türkçesi'nin eğitimi sahasında açlışmalar yapmıştır.1910-1920 yılları arasında Kumuk okullarında okutulmak üzere birçok gramer kitabı yazmıştır. Azerbaycanlı ProfesörB.Çoban-zade 1925 yılında Dağıstan'da bulunmuş ve 1926 yılında Bakü'de " Kumuk Dili ve Edebiyat Tetkikleri" kıymetli eserini meydana getirmiştir. 1931 yılında Rus bilim adamı B.Antanow-Saratowskiy Rusça-Kça küçük bir sözlük hazılamıştır. 1930 yılının ortalarında Rostow Üniversitesi Profesörü M.K.Milih Kumuk Türkçesi'nin grameri ve diyalektleri hakkında iki büyük makale Yayınlamıştır. 1936 yılında Dağıstan'da SSCB İlimler Akademisi'nde Profesör olan N.K.Dimitriyev başkanlığında Kumuk genç ilim adamlarından A.A. Satıbalow ile birlikte Kumuk Türkçesi'nin grameri, kelime hazinesi, fonetiği ve diyalektleri hakkında birçok malzeme toplamışlardır.N.K.Dimitriyew 1940 yılında " Kumuk Tilni Grammatikası" adlı eseri yayınlanmıştır. Yine SSCB İlimler Akademisi bünyesinde ,N.K.Dimitriyew başkanlığında Kumuk Türkçesi'nin değişik meseleleri ele alınmış ve bunlar ayrı ayrı yayınlanmıştır.
Bunları şöyle sıralayabiliriz:
1." Kumuk ve Nogay Tillerde Glagollanı Hallanıwunu Sisteması" (A.T.Baziyew)
2." Kumuk Tilni HaydakDiyalekti" (İ.Kerimov)
3."Haligi Kumuk Tilde Padejler" (Y.P.Dolinina)
4." Kumuk Tilni Buynaksk Dialektleni Kazanız Goworu" (R.G.Şahmonowa)Daha sonraki zamanlarda N.K.Dimitriyew'in talebeleri tarafından Kumuk Türkçesi hakkında birçok eser verilmiştir.
Bunlar: 1." Kumuk Tilde Posleloglar Özler wa Posleloglar-Tolu Ma'nalı Özge sözlerden Ayrılgan Formalar". (A.H.Mahammatow)
2." Kumuk Adabiyat Tilde Priçastiyeler" (C.M.Hangişiyew)
3." Kumuk Adabiyat Tilde Deepriçastiyeler"(Yu.D.Janmawow)
4."Kumuk Adabiyat Tilni Fonetikası" (A.A.Mollayew)
5." Kumuk Dialekilogiyanı Oçerkleri" (İ.A.Kerimow)
6." Kumuk Tilni Zalog Kategorisi" (İ.A.Kerimow)
7." Kumuk Tilni Frazeologiyası" (K.H.Daibowa) Kumuk Türkçesi ile ilgili çalışmalara baktığımızda Kumuk okullarında okutulan " Kumuk Dili" ve Kumuk Sözlükleri" kitaplarından da bahsetmek gerekir. 1920 yılında M.Sadullayew, M.T.Temihanow, A.Salawatow Kumuk okulları için ilkokuma kitaplarını hazırlamışlardır. 1930'lu yıllarda A.N.Batımurzayew, Z.Z.Bammatow, M.K.Kapurow, M.G. Hangişiyew Kumuk Türkçesiyle yeni okuma kitapları yazmışlardır. Yine aynı yazarların daha üst sınıflar için yazdıkları gramer kitapları mevcuttur. Kumuk Türkçesi üzerinde çalışan bütün Sovyet araştırmacıları N.K.Dimiriyew'in ekolünü takip etmişlerdir. Daha sonraki yıllarda Benzing'in bir özet grameriyle birlikte çeşitli batılı Türkologların Kumuk Türkçesi'nin değişik yönleriyle ele aldıklarını görüyoruz.[18] Dil tasniflerinde Kumuk Türkçesi'nin yeri: Kumuk Türkçesi, Türk lehçelerinin tasnifinde Kumuk -Kıpçak dalı içerisine alınmıştır.
Buna göre: (1917)RAMSTEDT, Batı grubu (tag>taw, d > y ) :Kırgız, Kazak, Kara-Kalpak, Kumuk, Karaçay, Balkar, Karaim, Volga Diyalektleri (Tatar-Mişer-Başkurt).
(1922) SAMOYLOVİÇ,Taw- grubu (Kıpçak-Kuzeybatı) 1. z(tokuz), 2. d > y (adak-ayak), 3. bol-, 4. ag > aw (tag>taw), 5. -ıg > ı (taglıg >taglı), 6. -gan (kalgan) : Bu guruba eskilerden Kıpçakça, yenilerden; Altay, Telüet, Kumandı, Kırgız, Kumuk, Karaçay, Balkar, Tobol, Baraba, İç Rusya diyalektleri, Mişer, Başkurt, Kırım (güney kıyıları hariç), Karaim, Nogay, Kazak girer.
(1949) RASANEN, Kuzey-batı grubu: Kırgız(tag > to), Kazak (tag > taw),Kara-Kalpak, Nogay, Kumuk, Karaçay, Balkar vb. (1952) BASKAKOV, Kıpçak grubunun 2. alt grubu olan Kıpçak-Oğuz (Uz-Polovets) alt grubuna dahil eder. Eskilerden Polovets (Kıpçak-Kuman), yenilerden, Küraim, Kumuk.
(1953) ARAT, Türk şive grupları içerisinde, dil hususiyetlerine göre III. taw- grubu : şimal'de yer alır. (1959) BENZİNG, batı grubu (Kıpçak-Kuman dilleri) : 1. Karaimce, Balkarca, Kça.
(1959) MENGES, Kuzey-batı veya Kıpçak grubu : IV.Karadeniz -Hazar Denizi Dilleri: Karaimce, Karaçayca ve Balkarca, Kırım Tatarcası (asıl Kırım), Kumıkça.[19]
Son olark Talat Tekin "Türk Dili Diyalektlerinin Yeni Bir Tasnifi", Erdem,C.5, s.13, Ocak 1989, s. 141-168'de Kumuk Türkçesi'nin yer aldığı grubun da ayrıntılı bir tasnifini verir.Buna göre Kumuk Türkçesi'ni ber- ve gel- alt grupları içerisinde inceler. Kumuk Türkçesi'nin gösterdiği fonetik özellikler sebebiyle B.Çobanzâde, Kumuk Türkçesi'ni Osmanlı Türkçesi ile Kazak Türkçesi arasında bir yere koyar.[20] Samoyloviç de yaptığı tasnif denemesinde Kumuk Türkçesi'nin, coğrafi durumu ve yakın münasebeti dolayısıyla Azeri Türkçesi'ne yakın olmasına dikkati çeker. Bütün yönleriyle Kumuk Türkçesi'ni belli tasnif metodları içerisinde bir yere oturtmak oldukça zordur.[21]
Kumuk Türkçesi'nin Ağızları: Kumuk Türkçesi'nin belli başlı üç ağzı vardır.
Bunlar: Hasavyurt, Haydak veya Kaydak ve Buynaksk ağızlarıdır. Haydak ağzı: Derbent bölgesinde konuşlmaktadır. Kumuk yazı diline en uzak ağızdır. Bu ağız özelliklerinden dolayı Moğolların bir uzantısı olduğu söylense de Benzing'e göre Türk asıllı bir boydan geldiklerini, Yalnız Evliya Çelebi'nin vermiş olduğu Haydakça kelime listesi değil, bu ağısda hiç Moğolca kelime bulnmaması da göstermektedir.[22] Hasavyurt ağzı: Umumiyetle Sulak Irmağı'nın Temirkazık tarafında konuşulur. Mahaçkale civarındaki Yahsay, Endirey ve Köstek köylerinin bulunduğu çevreyi içine alır. Buynaksk ağzıyla birlikte Kumuk yazı dilinin temelini teşkil ederler. Buna rağmen Kumuk yazı dilinden bazı farklılıklar arz eder. Buynaksk ağzı: Hasavyurt ağzına yakın özellikler gösterir. Yazı dilinin temelini teşkil eden ağızlardan birisidir.Bu ağız kendi arasında da alt gruplara ayrılabilir. Bu ağız içerisindeHaydak ağzına yakınlık gösteren gruplar vardır. Genellikle Buynaksk şehri, Töbencügütey, Dörgeli, Kakaşura, Paravul, Heli, Karabudagent'de konuşulur.
Nüfus
Yıllara göre belde nüfus verileri
2007
2000 2.428
1997 2.415
1990 2.029
1985 1.700