08-03-2008, 04:10 PM
Kaldır başını’ dedi yaşlı kadın, kıza. Kız usulca başını kaldırdı, korku vardı gözlerinde. Bakışlarında titreme.... Yaşlı kadının gözleri bu titrek bakışları farkettiğinde, indi kızın gözleri yere. Başını devirdi yine sırtında ağır bir yük varmış gibi. ‘sen’ dedi yaşlı kadın, ‘sen’... ‘onlardan birisin, onlardan... şu haline bak. Şu perişanlığına... şu yıkılmışlığına... dön de bir bak... bak... ne halde olduğuna bir de sen bak’
kız başını yeniden usulca kaldırdı. ‘evet, ben onlardanım’ dedi, ‘onlardan’
‘onlardan birisin...
hani şu üç kuruşa aşklardan biri için vuran dünyayı...
hani değil karadeniz’de bütün okyanuslarda batıran gemileri...
hani bir umutsuzluk halinde sonsuza uyutur kendini...
ağlamak değil, somurtmak bütün yaptığı...
yüreğinde taş değil, hiçlik taşıyanlardan biri
her köşebaşında ‘durdurun dünyayı’ diyen biri
anlamsızlıkların içinde kaybolup her anın bir değil bin anlam taşıdığını görmeyen, göremeyenlerden biri
sen onlardan birisin...
merdivenin ilk basamağında düşenlerden
eşikte kaybolup girişi bulamayanlardan
pembe rengi solduranlardan
sen yaşını değil yüreğini büyütemeyenlerdensin
sen onlardan birisin...
kopuk ilişkilerden şikayetlenip ilişkiyi koparanlardan
saçına ak düşemeden kızıla boyananlardan
bir kedinin de ağlayabileceğini düşünemeyenlerdensin
sen onlardan birisin...
ne tuhaf seninle karşılaşmak
böyle bir öfkeyle bile suskunluğunu bozamamak
ölüme teslim oluşunu durduramamak
ne tuhaf...
birileri ölürken, başında birileri ağlıyor onu kaybetmekten
sokakta birileri kendini öldürmeye çalışırken kimse görmüyor
ne tuhaf...
sen onlardan birisin...
yüreğinin ezgisi susanlardan
yüreğinin ezgisini susturanlardan
yüzünde gülücüklerin değil kederin çizgileri var
gözlerinde boşluğun karanlığı...
sen onlardan birisin...
daha yolun başında yolun sonunu yaşamaya çalışanlardan
bir sevdada yolunu şaşıranlardan
gerçek sevdanın ardına düşmeyen, düşemeyenlerdensin
inancın gölgesinde kaybolamayanlardansın
sen onlardan birisin...
avuç açıp yalvarmayı bilmeyenlerden
duanın anlamını çözemeyenlerden
alnına bir iz kondurmaya çalışmayanlardansin
sen onlardan birisin...
onlardan biri...
oysa biz ümidimizi sizinle yola düşürmüştük
yükü sırtlanıp taşıyacak olan sizdiniz
ardımıza bakmadan gözümüzü yumacak, teslim olacaktık huzur içinde
ama siz daha yolun başında roma’yı yaktınız
kalemi incitip kelamı toza buladınız
sen onlardan birisin...
asırları taşımak için başka nesil aramalı!’
Naz FERNÎBA
kız başını yeniden usulca kaldırdı. ‘evet, ben onlardanım’ dedi, ‘onlardan’
‘onlardan birisin...
hani şu üç kuruşa aşklardan biri için vuran dünyayı...
hani değil karadeniz’de bütün okyanuslarda batıran gemileri...
hani bir umutsuzluk halinde sonsuza uyutur kendini...
ağlamak değil, somurtmak bütün yaptığı...
yüreğinde taş değil, hiçlik taşıyanlardan biri
her köşebaşında ‘durdurun dünyayı’ diyen biri
anlamsızlıkların içinde kaybolup her anın bir değil bin anlam taşıdığını görmeyen, göremeyenlerden biri
sen onlardan birisin...
merdivenin ilk basamağında düşenlerden
eşikte kaybolup girişi bulamayanlardan
pembe rengi solduranlardan
sen yaşını değil yüreğini büyütemeyenlerdensin
sen onlardan birisin...
kopuk ilişkilerden şikayetlenip ilişkiyi koparanlardan
saçına ak düşemeden kızıla boyananlardan
bir kedinin de ağlayabileceğini düşünemeyenlerdensin
sen onlardan birisin...
ne tuhaf seninle karşılaşmak
böyle bir öfkeyle bile suskunluğunu bozamamak
ölüme teslim oluşunu durduramamak
ne tuhaf...
birileri ölürken, başında birileri ağlıyor onu kaybetmekten
sokakta birileri kendini öldürmeye çalışırken kimse görmüyor
ne tuhaf...
sen onlardan birisin...
yüreğinin ezgisi susanlardan
yüreğinin ezgisini susturanlardan
yüzünde gülücüklerin değil kederin çizgileri var
gözlerinde boşluğun karanlığı...
sen onlardan birisin...
daha yolun başında yolun sonunu yaşamaya çalışanlardan
bir sevdada yolunu şaşıranlardan
gerçek sevdanın ardına düşmeyen, düşemeyenlerdensin
inancın gölgesinde kaybolamayanlardansın
sen onlardan birisin...
avuç açıp yalvarmayı bilmeyenlerden
duanın anlamını çözemeyenlerden
alnına bir iz kondurmaya çalışmayanlardansin
sen onlardan birisin...
onlardan biri...
oysa biz ümidimizi sizinle yola düşürmüştük
yükü sırtlanıp taşıyacak olan sizdiniz
ardımıza bakmadan gözümüzü yumacak, teslim olacaktık huzur içinde
ama siz daha yolun başında roma’yı yaktınız
kalemi incitip kelamı toza buladınız
sen onlardan birisin...
asırları taşımak için başka nesil aramalı!’
Naz FERNÎBA