Sivas - Sivasliyiz.Com

Tam Görünüm: Aşk nasıl bir bitkidir?
Şu Anda Hafifleştirilmiş Görüntüleme Modundasınız. Tam Görünüm Modu için, Buraya Tıklayın
Erol Evgin’in meşhur bir şarkısı vardı. Belki de bu şarkıyla yakalamıştı şöhreti, bilmiyorum: “Kim demiş ki ben bilmem aşkı sevdayı/ Kim demiş ki ben sevmem yalan dünyayı?” Gerçekten de kime sorsanız “aşk u sevdayı” bildiğini, hatta en iyi kendisinin bildiğini iddia eder. Fakat esasında ne aşkı ne de sevdayı bilmeye imkan ve ihtimal vardır. Herkes tattığı, hissettiğini bilir.



Belki de işte bu yüzden herkes kendi sevgisi ve sevgilisi niyetine dinler bütün şarkıları... Kimi, dolmuşta çalan Orhan Gencebay şarkısından bir kelime takılınca kulağına, cezbe krizine tutulur Hak aşkından... Kimisi de Münir Nureddin “hatırla mazi-yi mes’udu” deyince kendi mesut mazisine koşar; “sen de ben gibi yan” dese de şarkı, aslında herkesin yanışı kendine özgüdür. Herkes, başkasının da yanma ihtimalini kendi hararetine kıyas ederek anlamaya çalışır sadece....



Aşkı ve sevdayı bilmeye imkan ve ihtimal yoktur. Bir haldir yaşanır. Yine de hakkında en çok konuşlan konulardan biridir aşk. Bütün dillerdeki şiirlerin çoğu, aşka ve sevdaya dairdir.



Her aşk biriciktir, emsalsizdir. Öznel ve tekrar edilemez bir tecrübedir. Hatta daha ileri giderek aşkın insan vücudu gibi, bir bitki gibi her an değişmekte olduğunu tasavvur edebiliriz. Değişim büyüme yönünde de olabilir, çökme yönünde de...



Şartları oluşmuşsa aşk ateşinin tutuşması için bir kıvılcım yeterli olabilir. Ama bir kez tutuşmaya görsün, sönmesi neredeyse imkansızdır. Söndüğünü zannettiğiniz kapkara kömür parçasının bile içten içe yanmakta olmadığından asla emin olamazsınız. Odun odunken bir kez tutuştu mu, kül oluncaya dek yanmak ister. Söndürseniz bile kül olma arzusunu içinde taşır. Önce tutuşturulup sonra tam kor halindeyken söndürülerek kömür haline gelmişse bir kez; artık eskisi gibi olmasına ihtimal yoktur. Çevresine karşı hassastır. En ufak darbede ufalanma, yani kül değilse bile toz haline gelme temayülü gösterir. Tutuşması da odunlara nispetle daha kolaydır.



Bitkilerin ömürleri farklı farklıdır. Odunlarının yanma süresi de farklıdır. Saman alevi hemen geçerken bir meşe kütüğü akşamdan sabaha, hatta öğleye kadar yanabilir; koru bir sonraki akşama devredebilir. İçin için, uzun uzun yanar. Dönüp dönüp yeniden yanar adeta. Ağacının cinsine göre odunların yanış tarzlarından söz edilebilir. Kavak çabuk tutuşup çabuk yanar ve çabucak sönerken çam da çabuk tutuşur; fakat yanma süresi uzundur. Şıpsevdilerin çıtkırıldım olması tesadüf değildir.



Bitkilerin ömürleri gibi büyüme şekilleri ve ihtiyaç duydukları çevre şartları da çeşitlidir. Birkaç saatlik ömrü olan bitkiler bulunduğu gibi, yüzlerce yıl yaşayan bitkiler de vardır. Aşklar da böyledir. İşte bu yüzden de imkan ve ihtimal yoktur aşk u sevdayı bilmeye... Çünkü herkesin mikyası kendisidir. Bununla birlikte hangi aşığa sorsanız Fuzuli’nin sözlerinin altına hiç tereddütsüz imzasını atabilir:



“Mende Mecnun’dan füzun aşıklık istidadı var



Aşık-ı sadık menem, Mecnun’un ancak adı var.”



Fatih Okumuş
Referans Adresler