04-10-2007, 04:45 PM
[color=green]Sizin Hic Boyle Bir Dostunuz Oldumu?
Daima dusunceli idi.
Susmasi, konusmasindan uzun surerdi; luzumsuz yere konusmaz, konustugunda ne fazla ne de eksik soz kullanirdi.
Dunya isleri icin kizmazdi.
Kendi sahsi icin asla ofkelenmez ve oc almazdi.
Gulmesi, gulumsemekti. Gulumserken de, agzindaki disleri dolu taneleri gibi gorunur ama birbirinden ayrilmazdi.
Mahzundu.
Onu birden bire gorenler maneva vakar ve heybetinden sarsilirlar, kendisini yakindan taniyinca da ona derin bir sevgi ile baglanirlardi. Onun meziyetlerini anlatmak isteyen: -Ben ne ondan once, ne de sonra onun bir benzerini gordum- demekten kendini alamazdi.
Kimse ile cekismez, bagirip cagirmazdi.
Affediciligi tabia idi. intikam almazdi, dusmanlarini sadece affetmekle kalmaz, onlara seref ve deger de verirdi.
Kendisini, uc seyden alikoymustu: Kimseyle cakismezdi; cok konusmazdi; faydasiz, bos seylerle ugrasmazdi.
Umani, umutsuzluga dusurmezdi; hoslanmadigi bir sey hakkinda susardi.
Hickimseyi ne yuzune karsi, ne de arkasindan kinamaz, ayiplamazdi; kimsenin kusurunu arastirmazdi. Kimseye, hakkinda hayirli olmayan sozu soylemezdi.
Konusurken meclisinde bulunanlar baslarina bir kus konmus gibi sessiz ve hurmetkar dururlardi. O sozunu tamamlayinca digerleri fikirlerini soylerler fakat onun yaninda asla tartisip cekismezlerdi; birisi konusurken oburleri susarlardi.
Bir toplulukta bulundugu zaman bir seye gulerlerse o da guler, bir seye hayret ederlerse o da onlara uyarak hayret ederdi.
Yanina gelen yabancilarin soz ve sorularindaki katilik, kabalik ve kiriciliga--dostlari da kendisi gibi davransinlar diye-- katlanirdi.
Gercege aykiri ovmeyi kabul etmezdi.
Her zaman agir basliydi.
Konusurken cevresindekileri adeta kusatirdi. Kelimeleri parildayan inci dizileri gibi tatli ve berrakti.
Yururken beraberindekilerin gerisinde yururdu; ayaklarini yerden canlica kaldirir, iki yanina salinmaz, adimlarini genis atar, yuksek bir yerden iner gibi one dogru egilir, vakar ve sukunetle rahatca yururdu.
Bakacagi kisiye ve istikamete vucuduyla yonelirdi. Etrafina gelisi guzel bakinmazdi.
Yeryuzune bakisi, semaya bakisindan coktu ve yeryuzune bakisi da goz ucuyla idi.
Kapisina yardim icin gelen kimseyi geri cevirmezdi.
Birgun kendisinden yasca kucuk bir dostunun omuzlarindan tutarak soyle demisti: -Sen dunyada garip kimse yahut bir yolcu gibi yasa.-
Her zaman huzunlu ve mutebessim bir haletle dururdu; yuzunde daima isildayan bir parlaklik vardi.
Adet uzre sarf edilen hicbir kotu sozu agzina almadi. Sikintili hallerinde kabalasmaz, bagirmazdi.
Fakirlerle birlikte yerdi, oyle ki onlardan ayirdedilmezdi.
Biriyle karsilastiginda beklemeksizin once o selam verirdi; el sikistiginda karsisindaki elini birakmadikca o da birakmazdi.
unune ne konulursa yerdi. Sade kiyafetler giyer, gosteristen hoslanmazdi.
Konusurken yuzunu baska tarafa cevirmez, bulundugu mecliste ayricalikli bir yere oturmazdi.
Sabahlari evinden cikarken soyle soylerdi: -ilaha, dogru yoldan sapmaktan ve saptirilmaktan, kaymaktan ve kaydirilmaktan, haksizlik etmekten ve haksizliga maruz kalmaktan, saygisizlik etmekten ve saygisizliga ugramaktan sana siginirim.-
Siradan degildi; siradan insanlar gibi yasadi.
O, zaten dostunuz!
O, Hz. Peygamberdi (aleyhissalatu veselam )
O,Hz.MUHAMMED MUSTAFA (a.s) idi....[/color]
<a href="http://img401.imageshack.us/my.php?image=asm1al8zg1.gif" target="_blank"><img src="http://img401.imageshack.us/img401/7994/asm1al8zg1.th.gif" border="0" alt="Free Image Hosting at http://www.ImageShack.us" /></a>
Daima dusunceli idi.
Susmasi, konusmasindan uzun surerdi; luzumsuz yere konusmaz, konustugunda ne fazla ne de eksik soz kullanirdi.
Dunya isleri icin kizmazdi.
Kendi sahsi icin asla ofkelenmez ve oc almazdi.
Gulmesi, gulumsemekti. Gulumserken de, agzindaki disleri dolu taneleri gibi gorunur ama birbirinden ayrilmazdi.
Mahzundu.
Onu birden bire gorenler maneva vakar ve heybetinden sarsilirlar, kendisini yakindan taniyinca da ona derin bir sevgi ile baglanirlardi. Onun meziyetlerini anlatmak isteyen: -Ben ne ondan once, ne de sonra onun bir benzerini gordum- demekten kendini alamazdi.
Kimse ile cekismez, bagirip cagirmazdi.
Affediciligi tabia idi. intikam almazdi, dusmanlarini sadece affetmekle kalmaz, onlara seref ve deger de verirdi.
Kendisini, uc seyden alikoymustu: Kimseyle cakismezdi; cok konusmazdi; faydasiz, bos seylerle ugrasmazdi.
Umani, umutsuzluga dusurmezdi; hoslanmadigi bir sey hakkinda susardi.
Hickimseyi ne yuzune karsi, ne de arkasindan kinamaz, ayiplamazdi; kimsenin kusurunu arastirmazdi. Kimseye, hakkinda hayirli olmayan sozu soylemezdi.
Konusurken meclisinde bulunanlar baslarina bir kus konmus gibi sessiz ve hurmetkar dururlardi. O sozunu tamamlayinca digerleri fikirlerini soylerler fakat onun yaninda asla tartisip cekismezlerdi; birisi konusurken oburleri susarlardi.
Bir toplulukta bulundugu zaman bir seye gulerlerse o da guler, bir seye hayret ederlerse o da onlara uyarak hayret ederdi.
Yanina gelen yabancilarin soz ve sorularindaki katilik, kabalik ve kiriciliga--dostlari da kendisi gibi davransinlar diye-- katlanirdi.
Gercege aykiri ovmeyi kabul etmezdi.
Her zaman agir basliydi.
Konusurken cevresindekileri adeta kusatirdi. Kelimeleri parildayan inci dizileri gibi tatli ve berrakti.
Yururken beraberindekilerin gerisinde yururdu; ayaklarini yerden canlica kaldirir, iki yanina salinmaz, adimlarini genis atar, yuksek bir yerden iner gibi one dogru egilir, vakar ve sukunetle rahatca yururdu.
Bakacagi kisiye ve istikamete vucuduyla yonelirdi. Etrafina gelisi guzel bakinmazdi.
Yeryuzune bakisi, semaya bakisindan coktu ve yeryuzune bakisi da goz ucuyla idi.
Kapisina yardim icin gelen kimseyi geri cevirmezdi.
Birgun kendisinden yasca kucuk bir dostunun omuzlarindan tutarak soyle demisti: -Sen dunyada garip kimse yahut bir yolcu gibi yasa.-
Her zaman huzunlu ve mutebessim bir haletle dururdu; yuzunde daima isildayan bir parlaklik vardi.
Adet uzre sarf edilen hicbir kotu sozu agzina almadi. Sikintili hallerinde kabalasmaz, bagirmazdi.
Fakirlerle birlikte yerdi, oyle ki onlardan ayirdedilmezdi.
Biriyle karsilastiginda beklemeksizin once o selam verirdi; el sikistiginda karsisindaki elini birakmadikca o da birakmazdi.
unune ne konulursa yerdi. Sade kiyafetler giyer, gosteristen hoslanmazdi.
Konusurken yuzunu baska tarafa cevirmez, bulundugu mecliste ayricalikli bir yere oturmazdi.
Sabahlari evinden cikarken soyle soylerdi: -ilaha, dogru yoldan sapmaktan ve saptirilmaktan, kaymaktan ve kaydirilmaktan, haksizlik etmekten ve haksizliga maruz kalmaktan, saygisizlik etmekten ve saygisizliga ugramaktan sana siginirim.-
Siradan degildi; siradan insanlar gibi yasadi.
O, zaten dostunuz!
O, Hz. Peygamberdi (aleyhissalatu veselam )
O,Hz.MUHAMMED MUSTAFA (a.s) idi....[/color]
<a href="http://img401.imageshack.us/my.php?image=asm1al8zg1.gif" target="_blank"><img src="http://img401.imageshack.us/img401/7994/asm1al8zg1.th.gif" border="0" alt="Free Image Hosting at http://www.ImageShack.us" /></a>
