04-12-2007, 02:13 PM
Kocaman bir dalganin uzerinde dogup gucsuzce geriye kayan bir kopuk gibiyim. Tam silinmek uzereyken bir sonraki dalgayla hayat bulup yol alan. Bir sal misali rahat rahat uzaniyorum dalganin sirtinda. Korku yok icimde hic. Gunesin isiklari zaman zaman govdemi renklendiriyor. Gogusum bir inip bir kalkarken selamlasiyorum ayni istikamete giden minik dalgalarla. Onlar da buyuk olanlarin sirtinda yolculuk ediyorlar benim gibi. Hareketleri sercelerin kanat cirpislarina benziyor hizli ve seri. Bense kendimi, karsi koymadan hic, yuzeydeki inis cikislara birakiyorum. icimden saymiyorum bile kac dalganin icinden gectim ve hala hayattayim diye.
Vapurlardan martilara simit atiyor sari, siyah, uzun, kisa insanlar. Kucucuk ellerinde kagit helva uzatmis sabirla martinin yaklasmasini bekleyen bir cocuk var kic tarafta. Sabirsizca bekliyor yuzune yuregindeki tum guveni yansitmis urkup kacmasinlar diye. Dusen simit parcalarinin arkasindan pike yapanlar denizi bir ok gibi deliyorlar. Bu dongude hic aci, aciyan, acitan, kusen yok gibi. Yavas yavas uzaklasiyor vapur arkasinda zumrut yesili bir iz birakarak. Yoluma devam ediyorum.
Isil isil aydinlatmis gunes denizi. Sanki uzerine altin sarisi sim boca etmisler gibi. Belki de her kiyiya kosan kendinden bir parca ayna kirip savurmus sularina. Gozumu aliyor parlayip sonen noktaciklar. Agirlasan goz kapaklarimi da karsi koymadan birakiyorum kendi hallerine. Kapaniyorlar. Aklima bir sahne dusuyor o an. Sarp kayaliklarin uzerinde bir agac govdesi. Ruzgarla dans ediyor besbelli. Dallarina kirmizi, pembe, mavi kurdeleler baglanmis tek bir yone savruluyorlar. O da ne nefes alamiyorum artik. gozumu acip bir kontrol etsem mi etrafi?.... Havanin rengine ne oldu boyle? Bulutlar kaplamis her yani iz iz. Turuncu hakim artik goge, saat olmus alti.
Gece yaklastikca parcalarimi kaybediyorum yavas yavas. Dalgalar da suskunlasti iyice. Beni bir kiyiya atsalardi ya yatmadan once. Hadi az kaldi biraz daha tasiyin beni. Elden ele gecirin su parcalanmis bedenimi. Kumlardan dunyanin merkezine sizmak istiyorum artik. Gece soguk, usuyorum. Son bir gayret daha .
Vapurlardan martilara simit atiyor sari, siyah, uzun, kisa insanlar. Kucucuk ellerinde kagit helva uzatmis sabirla martinin yaklasmasini bekleyen bir cocuk var kic tarafta. Sabirsizca bekliyor yuzune yuregindeki tum guveni yansitmis urkup kacmasinlar diye. Dusen simit parcalarinin arkasindan pike yapanlar denizi bir ok gibi deliyorlar. Bu dongude hic aci, aciyan, acitan, kusen yok gibi. Yavas yavas uzaklasiyor vapur arkasinda zumrut yesili bir iz birakarak. Yoluma devam ediyorum.
Isil isil aydinlatmis gunes denizi. Sanki uzerine altin sarisi sim boca etmisler gibi. Belki de her kiyiya kosan kendinden bir parca ayna kirip savurmus sularina. Gozumu aliyor parlayip sonen noktaciklar. Agirlasan goz kapaklarimi da karsi koymadan birakiyorum kendi hallerine. Kapaniyorlar. Aklima bir sahne dusuyor o an. Sarp kayaliklarin uzerinde bir agac govdesi. Ruzgarla dans ediyor besbelli. Dallarina kirmizi, pembe, mavi kurdeleler baglanmis tek bir yone savruluyorlar. O da ne nefes alamiyorum artik. gozumu acip bir kontrol etsem mi etrafi?.... Havanin rengine ne oldu boyle? Bulutlar kaplamis her yani iz iz. Turuncu hakim artik goge, saat olmus alti.
Gece yaklastikca parcalarimi kaybediyorum yavas yavas. Dalgalar da suskunlasti iyice. Beni bir kiyiya atsalardi ya yatmadan once. Hadi az kaldi biraz daha tasiyin beni. Elden ele gecirin su parcalanmis bedenimi. Kumlardan dunyanin merkezine sizmak istiyorum artik. Gece soguk, usuyorum. Son bir gayret daha .

