Sivas - Sivasliyiz.Com

Tam Versiyon: CUMA SOHBETi
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
uNEMLi OLAN AHiRET

Prof.Dr. M.ES'AD COsAN HOCAEFENDiNiN VEFATLARINDAN 2 GuN uNCE YAPMIs OLDUKLARI SON CUMA SOHBETi.
Cuma Sohbetleri - 02.02.2001


Esselamu aleykum ve rahmetulluhi ve berekatuhu!..

Aziz ve sevgili izleyiciler ve dinleyiciler! Size gonuller dolusu, yerler gokler dolusu sevgiler, selamlar, hayir dilekleri ve dualar ederim. Allah-u Teula Hazretleri cumlenizden razi olsun... iki cihanda aziz ve bahtiyar olun...

Bir arkadasin evinde misafiriz. Ona, "Hadis kitabimizi besmeleyle ac, bir sayfayi bize goster!" diye soyledim. O da bize bir sayfa acti. Onun actigi sayfadan baslayarak hadis-i serifleri okuyacagim.

a. Asil Hayir Ahiret Hayri

Enes RA'den, Buhara, Muslim, Ebu Davud, Tirmiza, Nesea, yani Sihah-i Sitte sahiplerinin bes tanesi ve bir de imam Ahmed ibn-i Hanbel ve Tahaa rivayet etmisler. Peygamber SAS Efendimiz buyuruyor ki:

RE. 185/11 (Alluhumme la hayra illa hayrul-ahireh --ve fa lafzin la ayse illa aysul-ahireh-- vagfir lil-ensuri ve muhacireh)Sadaka rasulalluh, fa ma kul, ev kema kul.

Buyurmus ki Peygamber Efendimiz, dua etmis: (Alluhumme) "Ey benim Allah'im! (La hayra) Hic bir hayir yok, (illa hayrul-ahireh) ancak ahiretin hayri var." Evet dunyada da insan bazi hayirlara eriyor, nimetlere mazhar oluyor ama, dunya cok kisa... Ahiret sonsuz olunca, sonsuzun yaninda asirlar bile kisa kalir. uok kisa kucuk hayirciklar, az bir sey. Asil hayir ahiret hayri...

Yani dunyada insan bazi hayirlara erse de, ahirette hayra ermese, mahvoldu demektir. Kafirler boyle olacak, Firavunlar, Nemrutlar, kafirler, musrikler, munafiklar, zalimler, fasiklar boyle olacak. Dunyada biraz telezzuz etmeleri, biraz tena'um eylemeleri, nimetlere dalmalari, zevkleri tatmalari muhim degil, onemli degil... Asil onemli olan ahiretin hayri, ahiretin rahati, ahiretin saadeti.

Baska bir rivayette de, (la ayse illa aysul-ahireh) "Hic bir guzel yasam yok, ancak ahiretin guzel yasami var. unemli olan ahiretin guzel yasami." diye rivayet olunmus.

Demek ki, biz de bu gercegi aklimizin en yuksek yerinde, en belirgin yerinde, en unutulmayacak sekilde muhafaza etmeliyiz: Hayir ahiretin hayridir. (La hayra illa hayrul-ahireh) "Hic bir hayir yoktur, ancak ahiretin hayri vardir. unemli olan ahiretin hayridir."

Bu ne demek?.. Dunyadaki kucuk menfaatler, faydalar, zevkler hic mesabesindedir. Mu'min ona aldanmaz, takilmaz, kapilmaz, sasirmaz. Onlara kapilip da ahiretini mahvetmez, berbat eylemez. Ahiretini kazanmaga calisir.

Peygamber Efendimiz oyle soyluyor, oyle buyuruyor; dogrudur. uunku omurler ruzgar gibi geciveriyor, bir goz yumup acincaya kadar geciveriyor. Evet 60 yil, 70 yil, 80 yil yasiyoruz. Bir kismi cocukluk, bir kismi ihtiyarlik, bir kismi gece uykusu, bir kismi da gunduz kosusturma, telas... O gunlerin icinde de bir kismi sevincli, bir kismi uzuntulu, heyecanli, dertli, gamli, kederli, aglamali, sizlamali... Ne olacak, kiymeti yok!

Muhim olan ahireti kazanmak. Biz mu'miniz, biz muslumaniz. (Vel-ba'su ba'del-mevti hakkun, vel-cennetu hakkun, ven-naru hakkun) Ahirette oldukten sonra dirilmek var, cennet var, cehennem var... Cenneti kazananlara, cennete girenlere ne mutlu! Cenneti kaybedenlere, cehenneme dusenlere ne yazik!.. Vah, yaziklar olsun, cok korkunc bir felaket...

Onun icin bunu hic unutmayalim! Ahiretin hayrini kazanmak icin ne yapmamiz gerekiyorsa, onlari yapalim!

"Ne yapacagiz, kisaca soyle hocam hatirimda kalsin! Ben uzun sozleri hatirimda tutamiyorum." derseniz: ibadetleri yapacaksiniz, bir... Gunahlardan kacacaksiniz, iki... Ahlakinizi guzellestireceksiniz, uc...

uunku, Allah ibadetleri yapanlari sever, cok cok mukafatlar verir. Namaz kilan, oruc tutan, zekat veren, hacca giden, sadaka veren, hayir yapan kimsenin, azina cok mukafatlar vererek cok memnun ediyor, cok taltif ediyor, cok buyuk mukafatlar bahsediyor.

Bu tamam, ibadetleri yapinca sever. ibadet ve taat... Taat ne demek?.. itaat demek. Yani Allah'in buyrugunu kabul edip yapmak... Bu bir, bunu yapinca sever.

Gunahlardan kacani da sever. Gunahlardan kacinmaya takva deniliyor, vera' deniliyor. Dunyanin aldatici zevklerine kapilmamaya, dunyaya aldirmamaya da, zuhd deniliyor. Mesela, Hocamizin adi Mehmed Zahid, yani Muhammed Zahid... Dunyanin onemsizligini anlayip, onem vermeyen, asil ahirete yonelen demek. Hocamizin isminden de size bir isaret olsun, ne yapmaniz gerektigine dikkat edin!..

ibadetleri yapani Allah sever; ibadet yaparak sevgisini kazanmaya calisacagiz. Gunahlardan, haramlardan uzak olani Allah sever; haramlardan, gunahlardan kacip, gene sevgisini kazanmaya calisacagiz. Guzel huylulari Allah sever; huylarimizi guzellestirip yine Allah'in sevgisini rizasini kazanmaya calisacagiz. Kotu huylulari sevmez ve onlari cezalandirir; onlardan uzak duracagiz.

Kolay: ibadetleri yapmak, gunahlardan kacmak, ahlaki guzellestirmek... Bizim yolumuzun esaslari bunlar. uc ana esas, herkesin hatirinda kalir.

ibadetlerini yap, namazlarina, cumalarina, oruclarina, haccina, umrene, zekatina, zekatina, zekatina cok dikkat et!.. uunku mali fedakarlikla anlasiliyor insanin ihlasi, sidk u sadakati... Terle kazandigin, zahmetle kazandigin paranin bir kismini Allah yoluna verebileceksin. Otuzdokuz kismi sende kalacak, bir kismini vereceksin. Yine buyuk cogunlugu sende kalacak. Ama fukarayi unutmayacaksin, zayiflari, mazlumlari unutmayacaksin!..

Zalimlerin karsisinda olacaksin, mazlumlarin yaninda olacaksin, fakirlerin yaninda olacaksin!.. Yoksullari, mahrumlari seveceksin, onlari ziyaret edeceksin. Onlarla beraber gozyasi dokeceksin, yardimci olacaksin. Destek vereceksin, yiyecek vereceksin, cocugunu okutacaksin... vs. vs.

Muslumanlik lafla degil. Sen burada izzet ve devlet ve nimet icinde yasayip, karninin toklugundan, "Ah, vah, yandim, eyvah!" bilmem ne diye sizlanirken, obur tarafta icecek suyu bulamayan insanlar var. Koyunde icecek suyu yok... Veyahut Afrikayi ve saireyi dusunursek, yagmur dusmeyen col mintikalari var. Orta Asya'da oyle yerler var. Ucsuz bucaksiz coller var.

Bunlarin caresini buluyor medeniyet. Yani asagiya sondaj vuruyor, asagilardan su cikartiyor. uollerde, isterse sehirler kuruyor. Yani parayi dayadigin zaman oluyor. Bu Avustralya'da da goruyoruz, istedikleri yerlere cok guzel sehirler kuruyorlar. Sicak var. Sicagin da caresi bulunuyor. Alet edevati takiyorsun, pufur pufur esiyor, iceride serin bir hayat yasiyorsun. Su getiriyor, serinlik getiriyor. Disarisi kasip kavurucu bile olsa, orada is varsa, fayda varsa, medeniyet orayi ihya edebiliyor. Demek ki, parayi dayayinca her sey olabiliyormus, demek ki zekat cok onemliymis.

Buradan o anlasiliyor, yani para onemli, zekat onemli... Evet para onemli ama biz paraya tapmiyoruz. Paranin bir onemli vasita oldugunu biliyoruz. Ahiretimizi kazanmak icin, paramizi Allah yoluna sarfedecegiz. ibadetleri yapacagiz.

Gunahlardan da kacinmak cok onemli! uunku gunahlarin hepsi tatli oldugundan, zevkli oldugundan, insan o gunahlari yapiyor. O zevke dayanamiyor, nefsini yenemiyor, nefsi o tarafa akiyor, kayiyor; derken yapiyor iste o gunahi... Afyon iciyor, esrar cekiyor, icki iciyor, hirsizligi yapiyor, "Dayanamadim, caldim!" diyor.

Kumar oynuyor kazanmak hirsiyla, "Ay ne heyecanli, bilmem ne..." derken, "Eyvah kaybettim, eyvah eve ne goturecegim simdi?" demeye basliyor. Bunlarin hepsinin macerasi belli oldugundan, islam yasaklamis. icki yasak, kumar yasak, esrar yasak, akli giderici her turlu duman da olsa, sivi da olsa, kati da olsa her cesit alet, edevat, madde yasak. Mesrubat seklinde de olsa, duman seklinde de olsa, farketmiyor.

Demek ki, gunahlardan da kacinmak cok onemli... iyi insan olmak icin, faziletli insan olmak icin, faydali insan olmak icin, guzel isler yapmak icin, gunahlardan da kacinacagiz.

ucuncusu, ahlakin guzelligi. Ahlak biliyorsunuz toplum olayidir. Yani kisinin de kendi kendine karsi ahlaki sorumluluklari vardir ama, ozellikle baska insanlarla munasebette ahlak cok buyuk rol oynuyor. Toplum olayidir ahlak dedigimiz sey.

Tabii ahlak ikiye ayriliyor: iyi ahlak, kotu ahlak. Yani herkesin ahlaki var. Ama ahlaki iyi mi, kotu mu?.. Muhim olan ahlakin iyi olmasi. "Falanca adam cok kotu ahlaklidir, cok kotu huyludur." diyoruz. Herkesin bir ahlaki var ama, iyisi onemli, iyi ahlakli olacak.

"--E hocam, iyi huylar hangileridir?

Tamam, cok guzel bir soru. iyi huylar hangileri, kotu huylar hangileri; bunlari guzelce ezberleyeceksin, ogreneceksin, uygulayacaksin ve coluk cocuguna da ogreteceksin. Guzel huyu cocuguna ogretmek icin, uzerinde duracaksin; kotu huydan kurtarmak icin uzerinde duracaksin... Takip edeceksin, calisacaksin, ugrasacaksin, onaracaksin.

Araba her gun bakim istiyor, bakilmazsa gitmiyor. Ev her zaman bakim istiyor, akiyor, kokuyor, bozuluyor, takiliyor derken tamirci getiriyorsun vs. uocuklar da oyle, kendimiz de oyle.

Hatta insanin imani bile oyle, zaman zaman yipraniyor, gevsiyor gunahlardan dolayi. O imani dahi tazelemek lazim! Gunde yuz defa "Estagfirullah", yuz defa "La ilahe illallah", cok cok "Allah, Allah, Allah..." demek; cok cok salat u selam getirmek, Kur'an-i Kerim okumak lazim!.. Okumasini bilmiyorsa, Kul huvalluhu ehad'i yuz defa okusun. uunku bir "Kul huvallah..." ucte bir Kur'an okumak kadar sevap. Bunlarin hepsi buyuklerimizin, mursid-i kamillerimizin, seyhlerimizin bize tavsiyeleri ve hepsi Kur'an-i Kerim'e dayali, hadis-i seriflere dayali tavsiyeler.

iste boyle, bunlari yapacagiz. Yani nerden acildi?.. Peygamber Efendimiz'in duasindan, "Asil hayir ahiret hayridir." diyor. Bu cumlenin birinci kismi.

b. Hendek Savasi

ikinci kisminda da ne demis: (Fagfir lil-ensuri vel-muhacireh) "Ensara da magfiret eyle, muhacirlere de magfiret eyle..." Bak hem de musecca' bir ifadeyle dua eylemis. Yani siir gibi, sozleri akici ve sonu sanatli, ses benzerligi var:

Alluhumme la hayra illa hayrul-ahireh,
Fagfir lil-ensari vel-muhacireh...

Yani siir gibi, beyit gibi. Ne demek?.. Ensar; Peygamber Efendimiz'e, kendilerine gelen musluman kardeslerine yardimci olup, onlari bagirlarina basip, misafir edip, koruyup kollayan, boylece islam'in tutunmasini ve dusmanlarina karsi guclenmesini saglayan insanlar, Medine'nin ahalisi.

Pekiyi otekilere, Mekke'den veya baska yerlerden musriklerin zulmunden kacip o emniyetli Medine'ye gelen kimselere ne deniliyor?.. Muhacir deniliyor. Muhacir'in cogulu ya muhaciran olur, cem-i muzekker-i salim deniliyor buna; muhacirler demek. Burada Peygamber Efendimiz bir baska cogulunu kullanmis: Muhacireh... Sonuna kapali te getirerek, yani ensarin karsiliginda, onun yaninda mutenazir olarak; el-muhacireh..."Ensara ve muhacirlere yardim et!" diye, boyle cogul olarak kullanmis, bu sekil de var.

Bu sahih bir hadis-i serif. Buhara'de, Muslim'de, Ebu Davud'da, Tirmiza'de, Nesea'de var. Enes RA'den rivayet edilmis. Hendek Savasi hazirliklari sirasinda bu duayi buyurmus.

O gunlerde cok telasli idiler. Kureys buyuk bir orduyla Medine'yi mahvetmeye geliyor. Bedir'de carpistilar ama, bu sefer kuvvetli bir orduyla geliyor musrikler. iyice toparlanmislar, kabilelerden de yardim almislar, Medine'yi mahvetmek icin geliyorlar. Muslumanligin kokunu kazimak icin geliyorlar. Gucleri yeterse Peygamber Efendimiz'i, muhacirleri ve ensari tepelemek niyetiyle geliyorlar. Ne yapmak lazim?.. Sayi az, guc az, imkan az, savas alet ve edevati az... Ne yapmak lazim?..

Selmanul-Farisa RA diyor ki:

"--Biz iran'da, dusmanlarla mucadelede savunma savasi yaparken hendek kazardik. Haydi hendek kazalim!.." diyor.

Medine'nin etrafi cografa bakimdan nasil?.. Medine ovada ama, etrafi, ovanin ustu volkanik olusumlarla dolu. uyle dolu ki, yani kalorifer curuflerini dusunun boyle egri bugru... Onlarin buyuk capta olanlarini dusunun, diz boyu yigilmis oldugunu dusunun ve oynak olmayip yerinde sabit oldugunu dusunun... Medine'nin etrafi boyle. Bunlara harre diyorlar. Harre-i sarkiyye, Harre-i Garbiyye filan diye isim vermisler.

Bunlar oyle bir olusum ki, nasil olusmus?.. Benim gorusume gore, petrol akmis topragin ustune, kumlarin ustune. Ondan sonra cayir cayir cayir cayir yanmis. Yandiktan sonra, kalintilar boyle kalorifer curufu gibi ama, derin derin cukurlariyla, sivri sivri uclariyla boylece kalmis. ustunden gecmek mumkun degil. uunku ayaklari parcalar. Yani yuruyemezsin, basacak yer bulamazsin. Deve de gecemez, at da gecemez, insan gecemez. Boylece her tarafi cevrili.

simdi bunlari bu 20. Yuzyil'da, 21. Yuzyilda, son zamanlarda aletler gelisince, insanlar ne yapiyorlar?.. Greyderi, yani kaziyici, surukleyici is makinalarini getiriyorlar, kaziyorlar. Altindan ince kum cikiyor. Yani dibe dogru koklu degil bunlar. Ordan ben diyorum ki, bunlar yer olaylarindan, yerin yariklarindan petrol, agir petrol sivilari cikmis, topragin ustune yayilmis, yanmis. Yandiktan sonra da o kalintilar oyle kalmis. Bu topragin ustune, kumun ustune yayildigi icin, soyle bir metre kazdin mi asagisi gene kum cikiyor. Bunu bir cok yerde goruyoruz. Ben arkadaslarima da gosterdim.

Ben islam tarihi kitaplarinda okumustum. Efsane gibi gelmisti bana ilk okudugum zaman, masal gibi gelmisti. Sonradan aklim basima geldi. Diyor ki mesela: "Hicri 652 yilinda..." Tabii ben bu sozu simdi misal olsun diye soyluyorum, belki o yilda degil de baska yilda ama boyle tarihte mesela: "Hicaz tarafinda buyuk bir ates zuhur etti. Bir hafta, on bes gun yanmaya devam etti. Ahali, kiyamet kopuyor sandi. Hep dualar eylediler..." filan diye tarih kitabi yaziyor, senesiyle... islam tarihcileri, boyle yil yil yazan tarihciler yiliyla, senesiyle yaziyorlar. "Hicaz tarafinda boyle bir ates zuhur etti." diye.

Malum kiyamet alametlerinden birisi de, hicaz tarafindan ates zuhur edecek, insanlari surukleyecek bir tarafa dogru... Yani o zaman, kiyamet kopacak sanmislar. Demek ki, kiyamet kopar gibi alevler disarilara cikmis. iste o yaniklarin izleri bence. Medine'nin etrafi boyle bu malzemeyle dolu oldugundan, oralardan birilerinin gelmesi mumkun degil. Binbir mesakkatle birisi duse kalka gelmeye calissa, onu da haklarlar, ordu gelemez.

Yalniz bir yolamagi var. O yolamagin agzi da, simdi Yedi Mescidler denilen kisimda... Orayi da hendekle kapatirlarsa, o zaman dusman rahat bir sekilde gelemez. Harrelerden gelemez, daglardan da gelemez. uunku yokusu tirmanacak, yukariyi gececek, asagi inecek... Daglik kismi, tepeleri de asamaz. Oralarda savunma, geleni puskurtme kolay. Asagida hendek kazmak lazim!..

Hendek kazilmasi; tabii bu hususta pek cok hadis-i serifler var, cok ibretli... Hendek Harbini, lutfen acin islam tarihi kitaplarindan, okuyun bu aksam veya yarin!.. Allah rahmet eylesin, mekani cennet olsun, Asim Koksal Hocaefendi, hem maneviyati olan, tasavvufa yonu olan, hem ilmi olan, tanidigimiz, muhterem, mubarek insandi. Tasavvufa vazifesi de vardi. islam Tarihi diye ne guzel kitap yazdi. Yeni yeni baskilari da cikti. Muhakkak kutuphanenizde vardir. Hendek Harbi'ni bir okuyun!..

Hendek Harbi'nde en onemli, dikkati ceken seylerden birisi, yani size hatirlatmak istedigim, benim de cok etkilendigim seylerden birisi:

Peygamber SAS Efendimiz ashabiyla boyle hendegi kazarken taslar cikiyor, o taslari ashab kiramiyorlar o zamanki imkanlarla... Peygamber Efendimiz eline kirma aletini, -kazmayi diyelim- aliyor, vuruyor tasa. Bir vurdugu zaman, bir kivilcim cikiyor. Bir daha vuruyor, bir daha kivilcim cikiyor. Bir daha vuruyor, bir daha kivilcim cikiyor.... Ve Peygamber Efendimiz diyor ki:

"--Bu kivilcimda Sasana imparatorlugu'nun, Mecusalerin devletinin, Bizans imparatorlugunun, Bizans arazilerinin; yani dogu tarafinin, bati tarafinin, kuzey tarafinin muslumanlarin eline gectigini gordum." diyor.

Hatta, bu sozu soyledigi kesin ki, musrikler diyorlar:

"--suna bak, neredeyse helakleri yakin, olecekler. Kureys ordusu geldigi zaman bunlarin hepsini kesecek. Hala baslarindaki zat --yani Peygamber Efendimiz'i kastediyorlar-- 'Siz ilerde su zaferleri kazanacaksiniz, koca koca devletleri yikacaksiniz, dev imparatorluklari devireceksiniz!' diyor. Ne sacma..." diye dusunuyorlar.

Ama simdi biz biliyoruz ki, sacma degil, peygamberce soylenmis sozler, Allah-u Teula Hazretleri'nin vaadi... O en umitsiz anda, yani artik var olma, yok olma meselesi olan bir zamanda bunu soylemesi de, hak peygamber oldugunun belgelerinden, binbir turlu belgesinden bir tanesi...

iste o zaman, tabii ashab-i kiram cok sikinti cekmisler. Aclik, sicaklik, yorgunluk... Hendek kazmak kolay degil... iste o zaman Peygamber Efendimiz boyle dua eylemis:

"--Hayir ancak ahiret hayridir. Bu dunya mesakkatli, sikintili, dusmanla carpismali, ugrasmali, korkulu, endiseli geciyor. Asil onemli olan ahiret... Ensara ve muhacirleri ya Rabbi magfiret eyle, affeyle kusurlari varsa..."

Tabii her insan kusurlu olabilir, buyuk kucuk. "Affeyle, yardim eyle..." demek istiyor, boyle dua etmis.

Biliyorsunuz, musrikler geldiler geldiler. Hendek'le karsilasinca, Medine'ye giremediler. ubur taraflari korumak kolay. Buraya da islam ordusu dikildi ve Hendek Savasi sonunda, yani muslumanlarin korunmasiyla, Kureyslilerin perisan bir vaziyette, geri donmesiyle bitti. Bir de ruzgar cikti, perisan ettti.

iste o zaman soylenmis bir dua ama, biz bundan ne dersler cikaracagiz?.. Hayrin ahiret hayri oldugunu ogrencegiz, ahiret hayrini kazanmaya calisacagiz. Bir de dunyada mesakkatler cekilecegini ogrenecegiz.

Allah'in en sevgili kullari Peygamber Efendimiz ve ashabi, asr-i saadet muslumanlari ne sikintilar cektiler. Sen nesin?.. Ben neyim?.. Bizler 20., 21. yuzyilin insanlariyiz. Ne kadar asir sonra gelmis insanlariz. Elbette en buyuk mukafatlari ashaba, Peygamber Efendimiz'e Allah-u Teula Hazretleri verecekken, dunyada onlar bu kadar sikinti cekmisler.

Elbette bizler de sikinti cekecegiz. Bunlar imtihan. Yani muslumanliga bagliligimizin kuvvetini ve samimiyetini, saglamligini anlamak icin, isbat etmek icin, denemek icin, imtihan etmek icin, Allah bu sikintilari getiriyor ki; "Bakalim benim mu'min kullarim sikintilarin karsisinda da imanlarina simsiki sarilip iyi musluman olarak yasayacaklar mi?" diye muslumana boyle cesitli sikintilar, imtihanlar gelir gelir gelir gelir... Muhim degil. Sabredecegiz, mukafat alacagiz.

Ama sabrin sonunda da Allah zafer ve saadet ve selamet veriyor. Misal: iste islam tarihi, iste muslumanlarin ilk devirleri, ondan sonraki devirleri, butun cihana hakim olmalari... Evet, ne zaman insanlar Allah'a yardim ederse, yani Allah'in dinine yardim ederse... Allah yardimdan mustagni ama, lutfen ve keremen ve latife olarak oyle buyuruyor Cenab-i Hak:



(in tansurulluhe yensurkum ve yusebbit akdamekum) "Siz Allah'a yardim ederseniz, Allah da size yardim eder." (Muhammed: 7) buyuruyor. Halbuki Allah'in yardima ihtiyaci yok, latife eyliyor biz kullarina. Yani "Allah'in dinine yardim ederseniz, o zaman mukafatlara erersiniz." demek acikcasi.

Onun icin Allah'in dininin yardima ihtiyaci var. Allah'in yardima ihtiyaci yok, muslumanlarin yardima ihtiyaci var... Mala yardima ihtiyaci var, iktisada yardima ihtiyaci var, askera yardima ihtiyaci var, siyasa destege ihtiyaci var, ilim irfan ogrenmeye, talim ve terbiyeye ihtiyaci var... Her seye ihtiyaci var. Hepimizin calismasi lazim!..

Fransa'da iki doktor musluman olmus. Ben Lion'a gitmistim. [1980'li yillarda]

"--Hocam, burada iki Fransiz kokenli, Fransiz musluman var." dediler.

"--Tanisalim su mubareklerle..." dedim.

Yani Avrupali, kokeni Fransiz, hiristiyanken donmus musluman olmus. "Tanisalim!" dedim.

"--Burada yok." dediler.

"--Nereye gitmisler?"

"--Afgan Savasi'na gittiler. Bunlar tatil oldu mu, yillik izinleri oldu mu, hastaneden izin alirlar, karikoca Afganistan'a giderler. Tatilleri boyunca Afganistan'da calisirlar." dediler.

Gozlerim yasardi, hayran kaldim o kardeslerimizin suuruna. Hem de gitmeden once ilac fabrikalarini dolasiyorlarmis, hayir hasenat olarak ilaclari topluyorlarmis. Pamuklar, sargi bezleri, antibiyotikler, igneler, haplar... neyse, onlari da yanlarinda beraber alip Afganistan'a gidip, Ruslar'a karsi carpisan mucahidlerin arkasinda, cephenin arkasinda, yaralilara yardimci oluyorlarmis. Acaba Turkiye'de kac tane kardesimizin aklina geldi de, boyle Afganistan'a gitti de, yardimci oldu?.. iste suur, iste ihlas olunca boyle oluyor.

c. Peygamber SAS'in Hz. Ali'ye Duasi

Gelelim ikinci hadis-i serife, yani kardesimizin actigi sayfadan baska bir hadis-i serife. Buyuruyor ki Peygamber SAS Efendimiz:

RE. 186/1 (Alluhumme einhu ve ein biha, verhamhu verham biha, vensurhu vensur biha. Alluhumme vali men valahu, ve udi men udahu, ya'na aliyyen.) Taberana, an ibn-i Abbas RA. ibn-i Abbas RA'den Taberana'nin rivayet ettigi bir hadis-i serif. Peygamber Efendimiz buyurmus ki:

(Alluhumme) "Ey benim Allah'im, Rabbim, Mevlam! (Einhu) Ona yardim eyle, (ve ein biha) ve onunla yardim sagla." Kime?.. Muslumanlara, islam'a. Yani ona, kendisine bizzat yardimci ol; hem de onun vasitasiyla islam'a yardim eyle. (Verhamhu) "Ona rahmetinle, merhametinle muamele eyle, (verham biha) ve onun vasitasiyla islam'a ve muslumanlara rahmeyle, merhamet eyle... (Vensurhu) Ve ona yardim eyle ya Rabbi; (vensur biha) ve onun vasitasiyla, onun calismalariyla islam'a ve muslumanlara yardim eyle ya Rabbi, nusret ver ya Rabbi!..

(Alluhumme vali men valahu) Ya Rabbi onu sevenleri sen de sev; (ve udi men udahu) onunla adavet edenlere, dusmanlik edenlere de sen dusmanlik eyle ya Rabbi!.." diye boylece tatli tatli mubarek agziyla, fem-i saadetiyle Peygamber Efendimiz dua etmis. Kime?.. Hazret-i Ali RA Efendimiz Kerremalluhu Vecheh Hazretleri'ne.

Biliyorsunuz Hazret-i Ali, Peygamber SAS Efendimiz'in amcasinin oglu. Ama amcasi cok cocuklu oldugundan ve cok cocuga bakmanin sikintisini cekmekte oldugundan, obur akrabalariyla konusmuslar; "su amcamizin cocuklarini boluselim, bazilarini birimiz, bazilarini otekisi alsin. Hafifletelim yukunu..." demisler. Peygamber Efendimiz Hazret-i Ali'yi cocukken kendi ailesine almis, kendi catisina evine almis, evladi gibi buyutmus. Yegeni ama, amcasi Ebu Tulib'in oglu ama, oglu gibi buyutmus Peygamber Efendimiz. Peygamber Efendimiz'in yaninda cocuk olarak yetismek ne buyuk seref...

Hem de cocuklar kategorisinde, sinifinda ilk musluman olan kim?.. Hazret-i Ali. Kadinlardan ilk musluman olan?.. Hazret-i Hatice. Erkeklerden ilk musluman olan?.. Ebubekr-i Siddik. Ridvanulluhi aleyhim ecmaìn... Yani Hazret-i Ali Efendimiz ilk musluman olanlardan. Peygamber Efendimiz'in evladi gibi evinde buyuttugu kimse. sereflere bakin!.. Sira sira serefleri siralayalim.

Ondan sonra kizi Fatima'yla evlendiriyor, bir de damadi ediyor. Fatima cennetlik hatunlarin hasi, en kiymetlisi... Mubarek Peygamberimiz'in mubarek kizi, Fatima Anamiz RA, Fatimatuz-Zehra RA... Onunla evlendiriyor. Oldu mu bir kat daha yakinlik?..

Sonra bir keresinde, Peygamber Efendimiz sefere gidiyordu. Hazret-i Ali Efendimiz'i Medine'de vekil birakti.

"--Medine'yi sen idare et. Biz yolculuga cikiyoruz." diye.

Hazret-i Ali Efendimiz de kahramanligindan dedi ki:

"--Ya Rasulallah! Beni kadinlarla, cocuklarla mi birakiyorsun?.. Ben savasa gitmek istiyorum..." dedi.

Cesur cunku, kahraman, bahadir, yurekli, Allah'in arslani. Dedi ki:

"--Bana gore Hz. Musa'nin yaninda Harun gibi olmayi istemez misin?"

Ne demek istiyor?.. Musa AS, Tur Dagi'na giderken Harun AS'i kavminin basinda birakti. "Ben simdi bir yere giderken, Harun AS'i Musa AS'in biraktigi gibi, seni birakiyorum. Yalniz, benden sonra peygamber yok!" dedi. Yani, "Bu sozu soyluyorum. Bu benzetmeden birileri 'sen de peygambersin!' diye bir mana cikartmasin!" diye bunu da acikladi. "Benden sonra bir peygamber yok ama, sen benim yanimda Musa'nin yaninda Harun (Aleyhimes-selam) neyse, sen de benim yanimda oylesin!" dedi.

Bu da cok buyuk bir iltifat, iltifatlarin en buyugu!.. Ne kadar guzel! Ama buradan bir ders cikaracagiz:

Kimse Peygamberlik iddiasiyla ortaya cikip da ahiretini mahvetmesin. Peygamber Efendimiz'den sonra peygamber yok, ahir zaman peygamberi, hatemul-enbiya, hutemur-rusul, hutemun-nebiyyan; yani Peygamber Efendimiz oldukten sonra, peygamber olmadigi kesin.

simdi bazi iddialar duyuyoruz da, herhalde ruhen hasta filan bazi kimseler, veyahut daha baska sekillerde, peygamber saniyor kendisini... uyle sey yok!..

Gozune bir sey gorunen, kendisini bir sey saniyor. Halbuki Yunus Emre'nin sozu, ilahasi cok hosuma gidiyor:

Er yarin Hak divaninda belli olur!

Sen burda istedigin kadar boburlen, hindi gibi kabar, yuksekten at, tut; kiymeti yok! Er yarin Hak divaninda belli olur! Bakalim orda Allah sana ne muamele edecek; mukafat mi verecetk, cezaya mi carptiracak?.. Kahrina gazabina mi ugratacak, lutfuna, rahmetine mi erdirecek?.. Muhim olan o!.. Burada oyle atip tutmanin kiymeti yok.

Baska aklimiza gelebilen faziletlerinden soyleyelim: Demek ki, Harun AS gibisin diye boyle paye verdi.

Peygamber Efendimiz Medine-i Munevvere'ye gelince, bizim icin ibret alinacak guzel bir sey yapti. Mekke'nin muhacirlerinden birisiyle, Medine'nin ensarindan birisini, boyle iki iki kardes etti. Bir ensar, bir muhacirle, bir ensar bir muhacirle... Boyle boyle kardes oldular oldular... Hepsi kardes oldular, oldular, el ele tutustular. Sayi tekmis demek ki, Hazret-i Ali Efendimiz kaldi. Biraz da mahzun oldu, yutkundu, duygulandi.

Peygamber Efendimiz dedi ki:

"--Sen de benim kardesim ol!"

O muuhut meselesinde Peygamber Efendimiz'in kardesligine de nail oldu. O da bir buyuk fazalet...

Hazret-i Ali Efendimiz'i sevenler bosuna sevmiyorlar ama, seven sevdigine itaat eder. Aynen Hazret-i Ali gibi olmak lazim! Namazli, niyazli, Kur'an'li, imanli, mucahid, Allah yolunda, Allah'in rizasini kazanacak sekilde olmak lazim!

islam ordusu Hayber'e geldi. Hayber kalesine ordu saldiracak, bir baskan lazim! Ordunun basina, emir verici bir emir lazim!.. Komutan kelimesi de pek hos bir kelime degil, melez bir kelime. Fransizca commend kelimesinden, commendan, emreden demek. Ordan uydurmuslar, kelimenin yarisini kesmisler, solucani keser gibi. Solucan kesildigi zaman, kesilen yarisi, buyurmus, eksigini tamamlarmis; iki solucan olurmus. Commenden kelimesini Fransizcadan aliyorlar, bozuyorlar, komutan yapiyorlar. Bulletin kelimesini aliyorlar, bulten yapiyorlar. Yani bati kelimesini aliyor, hafif bir makyaj, rotuj, yuzunu boyama; ondan sonra Turkce oluyor. uyle olmaz!

Turkcede kommak, komutmak diye bir kelime yok, komutan sozu melez bir soz, dogru soz degil. Erbabi dusunsun, dogrusunu bulmaga calissin, ama, tarih boyunca bizim kullandigimiz kelimeler var. Mesela; subasi... Su, asker demek; subasi, komutan demek...

Binbasi diyoruz. Albay diyoruz, alayin bayi, baskani. Aslinda albey demek lazim! Bay, Farsca zengin demek. Bey, Turkce asil, soylu kimse demek... O kelimeyi de ortaya atan, pek guzel atmamis. Atmasi biraz isabetsiz atma olmus.

Ama iste subasi var, serasker var, cok guzel... Serasker, askerin basi. Bir de boyle tarihten sanli serefli, ihtisamli gorunen bir kelime... Bu da Arapca ve Farscadan olusma bir kelime ama, tarihimizde var, asirlarca kullanmisiz. Serasker olabilir.

Emar kelimesi var. Turkcede emirin karsiligi, buyurmak demek. Desek desek, buyuran olur, buyurucu olabilir. Ama oyle denmemis, komutan denmis. Bu da dil bakimindan arada bizim tenkidimiz, duzeltme calismamiz olsun.

Ben Turkcemizi de seviyorum. Yabanci kelimeleri, hele soysuz koksuz yabanci kelimeleri atmak istiyorum, hosuma gitmiyor. Millet tabii bunun belki farkinda degil. Biz bu hususta biraz da onlari uyarmak istiyoruz. Burda arkadaslarima ben saka yapiyorum, biraz yabanci kelime kullandilar mi, cezayi basiyorum: "On dolar ceza yedin!" filan diyorum, anliyorlar. Para aldigim filan yok ama, ben boyle cezayi basinca duzeltiyorlar, Turkcesini buluyorlar.

Hazret-i Ali Efendimiz'in meziyetlerini anlatirken, boyle Turkceden bir fasil actik, parantez icin, cumle-i mu'tariza icinde bunlari soyledik.

simdi Hayber'e hucum edecek ordunun basina subasi lazim, emir lazim, buyurucu lazim, yonetici lazim!.. Diyor ki Peygamber Efendimiz:

"--Yarin bu askerin basina bir emir tayin edecegim, sancagi onun eline verecegim. uyle bir kimseye verecegim ki, o Allah'i sever, Allah da o verecegim kisiyi sever!"

Allahu ekber!.. su sozun guzelligine bak! Ordunun basina Allah'in sevdigi, Allah'i seven, Allah asiklisi, asik-i sudik bir kahraman tayin edecek Peygamber Efendimiz. Herkes geceleyin heyecan icinde yatiyor. Hazret-i umer diyor ki: "Yarin ordunun basina beni gecirse Rasulullah, sancagi bana verse diye, hic bir seyi bu kadar istememistim." diyor.

Sabahleyin kalabaliga dondu Peygamber Efendimiz, soyle bakindi. Herkes beni de gorsun diye, biraz yerinden basini kaldiriyormus belirginlesmek icin. Bakmis, bakmis Peygamber Efendimiz... Yani gelisiguzel bir kimseyi tayin etmiyor, bir belirli kimseyi tayin edecek. O da muhakkak ilaha bir isaretledir.

"--Ali nerede?" diye soruyor.

Diyorlar ki:

"--uadirinda... Gozu fena halde agriyor, hasta, rahatsiz."

"--uagirin!.." diyor.

Hazret-i Ali Efendimiz fena halde, gozu agrir vaziyette geliyor. uadirindayken cagriliyor, geliyor. Peygamber Efendimiz onun gozune mudahale ediyor, agrisi o anda geciyor. Sancagi eline veriyor.

Demek ki, burdan ne anliyoruz: Allah'i cok seven, Allah asiklisi, Allah yolunda canini vermeye razi bir mubarek; Allah'in da sevdigi bir kimse...

Bir de Asere-i Mubessere'den. Ne demek Asere-i Mubessere?.. Peygamber Efendimiz on kisiye, dunya hayatinda iken, "Sen cennetliksin!" diye acikca beyan atmis. simarmayacak insanlar bunlar. Acikca soyledi. Bunlara, ismen acikca, "Sen cennetliksin!" dedigi kimselere, (El-aseretul-mubesseretu bil-cenneh) "Cennetle hal-i hayatlarinda mujdelenmis on kisi" adi verilir. Kisaca, Arapca kelimelerle Farsca terkip olarak Asere-i Mubessere deniliyor.

Hazret-i Ali Efendimiz Asere-i Mubessere'den, cennetlik oldugu muhakkak olan bir kimse. sehid olarak da vefat etti, sehidler zaten cennetlik. Mubaregin neresinden baksak, etrafini cepecevre donsek, hangi cephesine baksak piril piril, isil isil mubarek... Allah sefaatine erdirsin...

Allah, yolundan ayirmasin... Onu sevenleri de ona benzetsin... Onu sevip de islam yolundan, Kur'an yolundan aykiri yollara gitmekten korusun...

uunku bazen onu seviyorum diyenler, islam'in emirlerine, Kur'an'in emirlerine, Peygamber Efendimiz'in hadislerine aykiri yasiyorlar, hareket ediyorlar. Ben onlarla cok konustum. Gittim, anlattim, makalelerimde yaziyorum. "Bak bende ailemizdeki rivayetlere gore Hazret-i Ali Efendimiz'in evladindanim, Peygamber Efendimiz'in torunlarindanim. Bu gidisatiniz yanlis. Kur'an'a baglanin, namazi kilin! namazsiz olmayin, Kur'an'siz olmayin! Haramlari birakin, icki icmeyin!" diye kendim anlatiyorum. Beni bilirler, ben acikca soyluyorum.

Allah hepimizi kendisinin sevdigi cizgiye, yola, yere, noktaya getirsin... Rizasina aykiri omur gecirmekten hepimizi korusun...

Bu hadis-i serif de kur'a ile cikti ama, cok tatli oldu. Allah-u Teula Hazretleri Hazret-i Ali Efendimiz'in sefaatine bizleri erdirsin...

d. Hz. Hasan ve Hz. Huseyin'i Sevmek

Onun arkasindaki hadis-i serif de sanki ozellikle secmis gibi Ben herhangi bir zumreyi kayirmayi, veya onun reyini, oyunu, teveccuhunu toplamayi da dusunmuyorum ama, misafir oldugumuz evin sahibi acti, bu sayfa cikti. Rasulullah SAS Efendimiz buyuruyor ki:



RE. 186/2 (Alluhumme inna uhibbuhuma feehibbehuma, ve ebgid men ebgadahuma, ya'nil-hasene vel-huseyn.)

Taberana EbHu Hureyre RA'dan rivayet etmis. Ramuzul-Ehudas'in 186. sayfasinda. Not alanlar alir, dinleyenler banttan, ses kayit seridinden dinlerler, yerini bulurlar, Arapcasini ezberlerler.

(Alluhumme) "Rabbim, Mevlam, (inna uhibbuhuma) hic suphe yok ki, muhakkak ki ben bu ikisini seviyorum. (Feehibbehuma) Bu ikisini sev ya Rabbi!.. (Ve ebgid men ebgadahuma) Bu ikisine bugz edene, sen de bugzet ya Rabbi!.."

Ne mutlu o iki kisiye ki, Rasulullah SAS, "Ben bunlari seviyorum!" diyor. Allah'a da dua ediyor, "Ya Rabbi, sen de bu ikisini sev!" diyor. "Bunlara bugzedenlere sen de bugzet!" diyor. Allahu ekber...

Kim bunlar, kimmis bu mubarekler?.. (Ya'nil-hasene vel-huseyn.) Hazret-i Hasan ve Hazret-i Huseyin. Peygamber Efendimiz'in Fatima Anamiz'dan ve Hazret-i Ali'den olma iki torunu. Rasulullah SAS Efendimiz Hazret-i Hasan ve Hazret-i Huseyin'e boyle dua eylemis.

Deminki 2. hadis-i serifi tamamlamadim guliba... (Vala men valahu) "Bu Hazret-i Ali'yi sevenleri sen de sev ya Rabbi! (Ve udi men udahu) Ona dusmanlik edenlere de sen dusman ol ya Rabbi!" diye, boyle lehine dua etmis Hazret-i Ali Efendimiz'in. uok duasini boyle ihsan eylemis, cok guzel dualar etmis. ibn-i Abbas RA'in rivayet ettigine gore.

Bu 3. hadis-i serif de tesadufen, tevafukan, cok da guzel dustu, Hazret-i Hasan ve Hazret-i Huseyin RA uzerine... Onlara boyle dua ediyor: "Ya Rabbi, ben bu ikisini seviyorum!" diyor. Torunu sevmez mi?.. Kucagina alirdi, nasil severdi Peygamber Efendimiz?.. Fatima Anamizi nasil severdi?.. Geldigi zaman ayaga kalkardi, alnindan operdi Fatima Anamiz'in... Cennet hatunlarindan birisi Fatima Anamiz. "Ben bu ikisini seviyorum ya Rabbi, sen de sev!" diyor.

Peygamber Efendimiz'in torunlari, duasina mazhar insanlar. ikisi de sehaden oldu. Birisi zehirlenerek olduruldu. Birisi de Kerbela'da ailesiyle, coluk cocuguyla sehid edildi. Cennetlik olduklarini da olumleri gosteriyor. (Ve ebgid men ebgadahuma) "Bu ikisine bugz edene, sen de bugz et ya Rabbi!" diyor.

Allah-u Teula Hazretleri bizi islam tarihini tam okuyup, tam anlayip, sahabe-i kiramin hepsini sevip; ozellikle Hazret-i Ali efehdimiz'i, Hazret-i Hasan ve Hazret-i Huseyin efendilerimizi de sevip, onlarin sefaatine ermeyi nasab eylesin... Cennetiyle cemaliyle bizleri muserref eyleyip, onlarla cennette bulustursun...

Fatima Anamiz cennet hatunlarinin efendisi. Hazret-i Hasan ve Hazret-i Huseyin Efendilerimiz, bunlar cennet genclerinin efendileri, seyyidleri... Hazret-i Ali Efendemiz'le, diger hulefa-i rasidan ile, Asere-i Mubessere ile, cennetlik mubarek evliyaullah ile, ya Rabbi bizi cennette bulustur.

Ebubekr-i Siddak, umerul-Faruk, Osman-i Zinnureyn, Aliyy-i Murtaza ve diger mubarek buyuklerimizle cennette bizleri bulustur ya Rabbi!..

Bilutfike ve keremike ve bihurmeti ismikel-a'zam ve bihurmeti nebiyyikel-ekrem, ve inneke mucabud-deavat, ve kudil-hacat, ve ekremul-emreman ve erhamur-rahiman... El-Fatihah!..
eline ve yuregine saglik doganay58
TEsEKKuRLER BU GuZEL YAZI iuiN
allah razi olsun.emegine saglik tsk
emeginize saglik...ALLAH razi olsun kardesim... Smile
evet gunune uygun bir yazi emegine saglik.. Smile
Referans URL