04-27-2007, 02:22 AM
AVRUPA BiRLigi'NE ASLA RuZI DEgiLiZ!
Prof. Dr. Mahmud Es'ad COsAN Rh.A
Hazirlayan: Abdulgani FAKiR
Hizla degisen bir dunyadayiz. uevremizde, uzagimizda, yakinimizda, dostlugu bize ferahlik verecek kuvvetli yakinlari, yardimcilari ariyor gozlerimiz... Cumle cihan halkinin, buyuk devletlerin, kendilerine dostluk ellerimizi uzattigimiz muttefiklerin dahi bize karsi tavirlarini hayretle musahade ve ibretle takib ediyoruz. Saf, safa, temiz bir millet oldugumuz icin, dostluklara inaniyoruz, dostluk istiyoruz, dost olmak istiyoruz, iyi niyet besliyoruz ama; dunyada da bu hedef beynelmilel arenada milletler arasinda olan bir sey degil galiba... Biz de o safaligimizden dolayi; yani iki dervisin, iki muslumanin birbiriyle hasbeten lillah samama dostlugu gibi dostluklar bekliyoruz. Halbuki boyle seyler yok!..
Muttefiklerimiz; iste en tabii hakkimiz olan terorle mucadelede hem yurt icinde yaptigimiz hareketlere karsi cikiyorlar, hem yurtdisindaki tedbirlerimize siddetle karsi cikiyorlar ve teroristleri destekliyorlar. uok hayret edilecek bir tarzda... Biz de saniyorum, onlarin bu tavirlarina karsi reaksiyonumuzu cok hafif tutuyoruz.
Bugun eskiden alismis oldugumuz Dogu Bloku - Bati Bloku, Komunist Blok - Kapitalist Blok ikilisi kalkmis; yerine, cihanin emperyalist devletleri arasinda dusman olarak islam ulkeleri konulmus gorunuyor. (Tiu: 97)
* * *
Avrupa Toplulugu'na resmen muracaatimiz var. Kabul ederler-etmezler, alirlar-almazlar, gireriz-girmeyiz munakasalarina ben guluyorum. Fiilen girmekteyiz zaten!.. Tren devam edip duruyor tunelde, seyrine devam ediyor. Trenin obur ucu Avrupa Toplulugu... Biz, "Acaba kabul ederler mi, etmezler mi; girermiyiz, girmezmiyiz?.." tarzinda konusuyoruz ama, tren seyir halinde, hareket halinde... Bu, bizim icin en kotu sonuclardan birisidir. Yani, kotu sonuca goturen bir seyir, su anda devam etmektedir. su anda, kotu bir akibete dogru seyir halinde bulunuyoruz. Bu seyir halinde bulunusumuzu bilelim.
Ucuruma ucmus bir insan, havada ucarken, "Elhamdulillah, su anda rahattayim; cunku, hic bir seyim yok, ne agrim var, ne sizim var!" filan diyebilir. Evet, o anda havada ucuyor ama, asagi vurdugu zaman belli olacak... Ta asagiya, ucurumun dibine erip de oraya vurdugu zaman, is belli olacak. Yani, simdiki rahatlikta fevkalade huzursuz olmamiz lazim, fevkalade uzuntu icinde olmamiz lazim!..
Diyebilirim ki, bizim su neslimizin en onemli gorevi, Avrupa Toplulugu'na girmemeyi saglamaktir!.. Yani sizlerin ve bizlerin en onemli gorevimiz!.. uunku, bekamizin ilk sarti budur... Musluman olarak var olmamizin ilk sarti budur. Bu durumda yonetimimizle ters dusmus bulunuyoruz. su anda devletle millet, devletin resma politikasiyla milletin arzusu ters dusmus bulunmakta... (YDYG: 41)
Bizim icimizde kraldan fazla kralcilar vardir. Buna da sasmamak lazim; cunku, heterojen bir bunyeye sahibiz. Asirlar boyu imparatorluk olarak yasadigimiz icin, her cesit insan gelmis. Tahlil etmek lazim: "Bu insan kimdir? Niye boyle bu kadar ters hareket ediyor?.." insanlari tahlil edin!.. Evet, irkci degiliz ama, insanlarin soyunu sopunu bir arastirin!.. Padisahlarimiz arastirmislar, yedi nesil saglam olmasina dikkat etmisler; bir oyuna gelmemek icin. Bugun emperyalizm ajanini belki ilkokuldan seciyor!.. Belki ortaokuldan seciyor, oyle yetistiriyor!..
Emperyalizm menfaatlerini tesaduflere birakmiyor, secimlere birakmiyor!.. Yani, lalettayin insanlarin ustune baski yapalim da, soyle edelim, boyle edelim... Ona birakmiyor; yetistiriyor elemanini, hazirliyor. Demin soyledigim onceden planlama yoluyla, 20 yil sonra kimin nereye gececegini, her halde tahminen veya ta'yinen kararlastiriyor. Ondan sonra, onun olmasi icin calisiyor... (YDYG: 44)
a. Avrupa'daki unemli Degismeler
simdi, guncel olaylarin en basinda gelen olay, Avrupa'daki degismelerdir. Avrupa buyuk bir degisme icinde... II. Cihan Harbi'nde birbirleriyle harbetmis olan milletler, su anda birlestiler. Nasil birlestiler?.. Avrupa Ekonomik Toplulugu'nu kuruyoruz dediler; bu bir kademe... O zaman biz, Turkiyede --25 yil kadar once-- dedik ki: "Bunlarin laflarina inanmayin! Bunlarin amaclari siyasa birliktir, ekonomik topluluk degildir. Sonunda bunlar siyasa birligi kuracaklar!" dedik. "Gidin ya isinize!.." dediler. "Olur mu ya, nereden cikardiniz?.." dediler. Yahu, mu'minin feraseti vardir, Allah'in nuruyla bakar; bilir mu'min!.. AET'nin E'sini kaldirdilar; oldu AT... Yani, Avrupa Toplulugu oldu, BAB oldu. (YDYG: 154)
Kizilordu Dogu Avrupa'dan cekildi. Avrupayla anlastilar. Saldirmazlik pakti AGiK'i kurdular. Avrupa ile Rusya arasinda savasi bertaraf ettiler, fuzeleri kaldirdilar. Butun ordular Kafkasya'ya, Orta Asya'ya ve uin hududuna yigildi. Yani muslumanlarin basina karabulutlari gonderdiler. Avrupa'da harb ihtimali yok... Avrupa'da tekrar harb olursa, parcalanmayacak, bombalar yagmayacak, sehirler yikilmayacak... Yikilirsa neresi yikilacak?.. islam ulkeleri yikilacak!..
Bunlarin karsisinda, Amerika'ya ve Avrupa'ya karsi [Rusya'nin] ordulari demode ordular ama; Orta Asya'ya karsi, Turkiye'ye karsi, islam Alemine karsi yine de guclu ordu... Fuzeleri var, atom silahlari var, daha baska imkanlari var... Onlar, su hesabi yapiyorlar: "Safralari atalim, kendi geri kalmisliklarinda devam etsinler; biz hristiyan gruplar olarak kuvvetlenelim!.. Nasil olsa bunlari ordumuzla yine tepeleriz.Yani, bunlar bizim istedigimizden de daha fazla ileriye gidemezler!" diyorlar; bunu boyle bilesiniz. Dogu Avrupanin ve Rusya'nin dagilmasi filan, tam bir dagilma degil; bu tarzda kendilerinin bir ekonomik tedbiri... (YDYG: 155)
Avrupa'nin bu birlesmesinde buyuk rol, Katolik Kilisesi tarafindan oynandi. Nitekim Gorbacov hatiralarinda soyledi: "Slav asilli Papa olmasaydi, biz yaptigimiz calismalari basariya ulastiramazdik." dedi. Yani, Papa'nin bu isteki aktif rolunu, Gorbacov hatiralarinda acikca dile getirdi. Ben size dokumanter konusmak istemiyorum; malzemeleri, vesikalari konusturmak istemiyorum. Ama bilin ki, Avrupa Toplulugu'nun arkasinda bir kilise hegemonyasi var. (YDYG: 156)
Ayni zamanda onlar, Anadolu topraklari uzerinde, bazi yeni hristiyan devletleri kurmak istiyorlar. Ermenistan filan gibi topraklari genisletmek istiyorlar. musluman halki da, yapabilirlerse islamdan soguttuktan sonra hristiyanlastirma calismasi iclerindeki gizli emelleridir. Evet, su anda sen, "Ben hristiyan olmam!" diyebilirsin ama, senin cocugun islam'i bilmeyecek... Onun cocugu hic bilmeyecek... Onun cocugu da, ondan sonra, basi bir sikintiya dustugu zaman, "su papaz efendinin duasi makbulmus." dedikleri zaman. kiliseye gidecek. "Papaz efendi!" diyecek, derdini ona anlatacak... "Dert dinliyormussun, dertlere care buluyormussun; cennetten parsel satiyormussun." diye, ona gidecek.
Ortadogu, muslumanlarin petrolunun ciktigi onemli bir bolgedir. Fakat bu onemli bolgede, emperyalistler, petrol menfaati temeline dayali iki buyuk harp cikarttilar. Birisi, yedi sekiz sene Irak'la iran arasinda surdu. ikincisi, Irak'la Kuveyt arasinda surdu ve cok buyuk zararlar meydana getirdi. Bunlarin ikisinin de arkasinda, petrol bolgelerinin egemenligi ve petrollerin Avrupalilarin, Amerikalilarin, gayrimuslimlerin istifadesinden, ellerinden kacma endisesi vardi. Muslumani muslumanla vurusturdular, muslumanlari iki cephe haline getirdiler. Birbirlerine hasim iki cephe... Irak'i tutanlar, Suud'u tutanlar diye. Bu onemli bir parcalanmadir. (YDYG: 157)
* * *
Tehlike bizim icin buyuktur! Birbirleriyle catissalar bile Amerika da olsa, Avrupa Toplulugu da olsa biz muslumanlar icin tehlikedir. Bu tehlikeyi onlemek icin ne yapabiliriz?.. iki buyuk is yapmamiz lazim: Birincisi islam Alemi'ni bu tehlikenin karsisinda guclendirmemiz gerekiyor. Birlestirmemiz ve guclendirmemiz gerekiyor. Bir vazife bu...Yani siz iran'i, Irak'i, Suud'u, Pakistan'i, Misir'i, Cezayir'i, Tunus'u vs.yi bir birlik halinde toplama calismasi yapmakla gorevli kadrolar olacaksiniz ileride. Kisaca soylemek gerekirse biraz da boyle herkesin anlayacagi bir sekilde Osmanli imparatorlugu'nu yeniden kurmak zorundasiniz. (YDYG: 177)
Sizin goreviniz Osmanli imparatorlugu'nu yeniden kurmak!.. uunku karsi taraf Avusturya-Macaristan imparatorlugu'nu kurdu diyebiliriz. sarlman imparatorlugu'nu, Roma imparatorlugu'nu --zaman bakimindan ayni olmamakla beraber--kurdu diyebiliriz. Sizin vazifeniz Osmanli imparatorlugu'nu modern bir imparatorluk olarak yeniden kurmak, yani teknigiyle, kulturuyle, ideolojisiyle, herseyiyle siz simdi Osmanliyi kurmak zorundasiniz. insallah ben onumuzdeki islam mecmuasinda yazacagim: Bu iran'la da iliskileri bir hale yola koymamiz lazim... Avantajlari var elimizde halletmenin. uunku orada bir suru Turk var, nufusun yarisi Turk... Sadece sialer degil, sunnaler var... Sunnalerle isbirligi yaparak, sialeri de biraz bu dis guclerin karsisinda ikaz ederek, bu isi halletmek zorundayiz. Bu, islam Alemi'ni toparlama calismasidir. (YDYG: 17
Kendi aranizda organize olun!.. istikbale bu gozle bakin, cevrenize bu gozle bakin!.. Projelerinizi Turkiye Cumhuriyeti hudutlari icerisinde kucuk projeler olarak dusunmeyin!.. Ortadogu sizindir, Kuzey Afrika sizindir, hatta Afrika'nin tamami sizindir... Asya'nin buyuk bir kismi sizindir... Guneydogu Asya sizindir, Endonezya sizindir... Avrupa'nin bir kismi sizindir. Ve eger biz Allah'in razi oldugu, Allah'in dinini yayma --i'layi kelimetullah-- icin calismayi guzel yapabilirsek, Amerika da bizimdir... Dunya hakimiyeti muslumanlarindir!.. (YDYG: 17
b. ulkemiz uzerine Dusmanca Planlar
Ortadogu'da israil var ve israil, "Buyuk israil"i kurma calismalari icinde!.. Buyuk israil, simdiki israil'den cok daha genis olacak; Suriye ve Irak'i, Turkiye'nin bir kismini avucuna almis olacak... Petrol mintikalarina hakim olacak... Haritalari cok net olarak basiyorlar, sozlerini cok acik olarak soyluyorlar. Nil'den Firat'a kadar bir buyuk israil hayal ediyorlar. Ama su anda nufuslari ve bu lokmayi yutmaga bogazlari musaid olmadigindan kucultmege calisiyorlar. Yakalamislar bir avi ama, "Yut bakalim!" desen, yutamaz; bogazina takilir kalir. Onun icin su anda yutmuyorlar; fakat, "Bunlari yiyecegiz!" diyorlar. (YDYG: 296)
Amerika'ya yayilmis olan, Avrupa ulkelerine yerlesmis olan, ekonomik bakimdan guclenmis olan, milyonlari milyarlari elde etmis olan Ermeniler'in, Turkiye'de bir "Buyuk Ermenistan" kurma calismalari var; cok net!.. Bu calismalara Osmanlilar'in son devrinde basladilar, simdi halen devam ediyorlar. Guneydogu olaylarinin altinda yatan sebeplerden birisi, cok net olarak "Buyuk Ermenistan" kurulmasidir. Buyuk Ermenistan, simdiki Ermenistan'dan Kars'a, Kars'tan Van'a, Van'dan Adana'ya, iskenderun'a kadar uzanacak bir ulkedir. Bunun da haritalari yapiliyor ve cok net olarak bu da literaturde bahis konusu edilmekte... (YDYG: 296)
Yunanistan, su denizin karsi tarafindaki topraklara kadar sokulmus... O topraklari dedelerimiz kanla almislar; biz harpsiz darpsiz, kim vurduya getirilerek, kagit uzerinde verivermisiz. Yani adamlarin bizimle savasmaya gucu yokken ve biz savasta onlari yenmisken, ve bu topraklar dedelerimizin maliyken, onlarin eline gecivermis... soyle baktigimiz zaman goruverecek kadar yanimiza sokulmus Yunanistan'in buyuk ideali var (Megalo idea). Bu topraklara da sahib olmak; yani, o adalardan bu tarafa dogru yuruyup, suralari da almak gayreti var. Bunlari hep biliyoruz. (YDYG: 297)
O kadar sefil ki muslumanlarin durumlari, o kadar plandan programdan yoksunlar ki; yillar yili Sirplar, "Balkanlar'da musluman birakmayacagiz!.. Balkanlar'dan muslumanlari surecegiz!.." diye calisiyorlar. Hatta, "Anadolu'dan surecegiz!" diye bir soz de duyuluyor... Bize duyurulmuyor ama, kendileri soyluyorlar. "iran'a gitsinler, Suuda Arabistan'a gitsinler, Orta Asya'ya cekilsinler!.." diye bizi oralara kadar kovma niyetleri dile getiriliyor... Hazirlaniyorlar... Fakat, bizim kardeslerimizde bir calisma yok... (YDYG: 300)
Mesele iktidar veya muhalefet, su veya bu parti olmanin cok daha ustune cikmistir. uunku hedef, topyekun beldemizdir, topyekun ummetimizdir. O bakimdan meseleyi cok daha buyuk capta dusunmek lazim!.. Sirpli Bosnaga hucum ederken, onlarin icinden kandirip da komunist ettigi kimseleri ayirmiyor!.. Yani, "Sen komunistsin, sen bu tarafa gec! Ben namaz kilan muslumana dusmanim, onu oldurecegim!.." demiyor. Darbeyi vuracagi zaman, kandirmis oldugu, kendi tarafina cekmis oldugu komunist Bosnagi da vuruyor... Ateist, kendisinin kafasina tamamen yatkin bir Bosnagi da vuruyor.
Demek ki eger boyle bir sey olursa; Tukiye'deki hainler, Turkiye'deki gafiller, Turkiye'deki modernistler, Turkiye'deki reformistler de herhangi bir ayirima tabi olmayacaklardir. Veya baska bir islam ulkesinde boyle bir olay olursa, boyle bir ayirima tabi olmayacaklardir. Felaket geldigi zaman, once onlara gelecektir. uunku, Allah'in adaleti de onu gerektirir. ilkonce onlarin gidecegine, ben %99,9 kaniim. ilkonce onlar, topun agzinda olurlar. (YDYG: 305)
En onemli islerden birisi de... soyle bir dusunuyorum, dunyanin butun devletleri bize dusman!.. Kim dost diye bakiyorum; ne musluman ulkeler dost, --iran, Irak, Suriye, Misir vs.-- ne hristiyan ulkeler dost, ne bunlarin disindaki ulkeler dost... simdi bizim boyle bir duruma dusurulusumuz de bir plandir, bir plan geregidir. Yani, hristiyanlar hacli zihniyeti ile kiskirtilip, muslumanlara dusman ediliyor... Ve onlarin muslumanlari her yol ile imhasina musaade ediliyor, kapi aciliyor, vasat aciliyor... Hindistan'da da durum boyledir. Halbuki, Hintliler hristiyan degildir. Onlari da musterek dusman odaklar kiskirtiyor. Dunyanin her yerinde boyledir. O halde bizim kulturel bir karsi taarruz icine girmemiz, sosyal psikolojileri dusunerek bu sahada bir karsi hucuma, karsi harekete gecmemiz gerek!.. (YDYG: 30
c. Hedef islam ulkeleri
Halkimiz, Batililar bizim dostumuz diye dusunur. Ve Kuzeyliler bizim dusmanimiz diye dusunur. Boyle bir genel kanaat vardir. "Almanya cok guzel dosttur, Amerika dosttur; ama, Rusya dusmandir." diye dusunur. Halbuki, dedelerimiz meseleyi cok kesin bitirmisler, halletmisler, atasozlerine indirmisler; cunku, cihan tecrubesine sahipler. "Domuzdan post, gavurdan dost olmaz!" demisler, bildirmisler. Yani, hepsinin niyetinin ne oldugunu bildikleri icin... (YDYG: 31
Katoliklik vardir AT'nin arkasinda... Yani, katolik birligini kurmaga calisiyorlar. Biz de gitmisiz, AT'ye de muracaat etmisiz. Biz muracaat etmisiz, --herhalde NATO'ya muracaat ettigimiz gibi, yani yumruk yemeyelim diye gogsune yanasma tarzinda-- onlar da diyorlar ki: "Yahu biz 12 tane hristiyan ulkeyiz. Siz musluman olarak bizim aramizda ne isiniz var? Ne ariyorsunuz?.. Kabul edemeyiz sizi!.. Uyum saglayamazsiniz, entegrasyon mumkun degil. Bakin, Almanya'daki isciler bile 8 sene, 10 sene kaldilar aramizda; bir turlu bize entegre olamadilar." diyor onlar. Tabii, arkasinda kilise ideali var.
Amerika'nin arkasinda da, --koca Amerika'nin lobileri, mucadeleleri, senatosu, vs.si-- perdenin arkasina bakarsaniz, orda da siyonizm var. Organize olmus olan gucler, organize olmamis buyuk kalabaliklari yonlendirebilir. %3 nisbetinde bir idareci grup, koca bir milletin yonunu istedigi tarafa yoneltebilir, sevkedebilir, yonlendirebilir. (YDYG: 323)
Boylece Yeni Dunya Duzeni'nde, "dogu ve bati" diye bir yone gore ayirma yerine, bu sefer "kuzey ve guney" diye bir ayirma meydana cikmistir. uunku, kuzeyde olan Amerika, Avrupa, Rusya, taa Alaska'dan, Avrupa'dan, Norvec'ten, izlanda'dan Kanada'ya kadar bir cizginin kuzeyi tesadufen hep hristiyan ulkeler, hristiyan kulturuyle yetismis ulkeler olmuslardir. Bu cizginin uc asagi bes yukari asagisinda da, guneyinde de genellikle islam ulkeleri vardir. Onun icin, Margaret Teacher dahil daha baska NATO ilgileri ve bati devletlerinin yoneticileri diyorlar ki: "simdi NATO'nun dusmani kim?.." NATO'nun dusmani Varsova Pakti'ydi, yikildi ve halledildi, anlasma saglandi. "simdi NATO'nun gorevi ne ve dusmani kim?.." uok net olarak ifade ediyorlar; mesela Teacher cok net olarak ifade etmis kimselerden birisi... NATO ve BAB'nin --yani, Bati Avrupa Birligi Savunma Teskilat'nin-- asil dusmaninin, islam oldugunu soyluyorlar. Ve --gazetelerde herhalde sizin de gozunuze takilmistir, gormussunuzdur-- "Eskiden hedef Moskova idi, simdi Mekke!" deniliyor.
O halde "Yeni Dunya Duzeni'ndeki yerimiz nedir?" degil, "Yeni Dunya Duzeni'nin duzenbazligi karsisinda bizim durumumuz nedir?" dememiz lazim. Adamlarin niyetleri ortada... Biz, ikiyuz yildir onlara ilan-i ask ediyoruz, "Valla da seviyoruz, billa da seviyoruz sizi!.. Canimiz kurban olsun, yolunuza feda olalim!.." diyoruz; amma onlar, ikiyuz yildan beri yapilan butun calismalara ragmen, "Biz sizi kabul edemeyiz, siz bizden degilsiniz!.. Siz dogulusunuz, batili olamadiniz!.." diyorlar. "Hayir! Batili olduk... iste Trakya'da Avrupaliyiz..." filan diye ugrasmamiza ragmen, onlar bizi kabul etmiyorlar. Yazarlarin ve politikacilarin tesbitlerinde net olarak gorulen bu... (YDYG: 324)
Yeni Dunya Duzeni'nde hedef islam, hedef Mekke!.. O halde bizler de guneydeyiz diye huzur duymali miyiz, rahat etmeli miyiz?.. Hayir! Boyle bir huzur duyamayiz. uunku biz onlara karsi, Orhan Veli'nin siirinde de soyledigi gibi; Orhan Veli diyor ki, "Bir sevdigim var; ben onu severim, o beni sevmez!" Tam oyleyiz Avrupa ile... Biz Avrupa'yi neden sevmisiz, bilmiyorum!.. Altiyuz yil savasmisiz... Hep savasla gecmis. Onlar, boyna hacli ordusu tertib edip bize gondermisler; ama biz, sonradan savaslarda yenilmisiz, nerdeyse istiklalimizi de kaybedecek bir noktaya gelmisiz ama; savaslardan once kulturel yonden yenilmisiz ve kalb cephesinde yenilmisiz, dusmanimizi sevmeye baslamisiz. (YDYG: 325)
simdi oyle oldu, boyle oldu bizim duzen degisti dunyada. Duzenbazlar tarafindan degistirildi ve yeni bir duzen oldu. Ben bu duzenbaz kelimesini yari saka soyluyorum, yari da bir gercegi ifade ettigi icin soyluyorum. uunku, batinin siyaseti oportunist kelimesiyle mi ifade edilir, makyavelizmle mi ifade edilir, materyalizmle mi ifade edilir?.. Yani devlet yonetiminde, bir Eflatun'un ahlak anlayisi, filozoflarin faziletle devleti yonetmeleri gibi bir sey yoktur. Olaylari dikkatli tahlil ederseniz, gunumuzdeki olaylarda da ayni seyi gorursunuz. Duzenbazlar bir yeni duzen ortaya koyuyorlar, yeni duzen adi. Yani, kendilerinin degisen sartlara gore konumlari... (YDYG: 327)
Eksen degisti. Doguyla batiyi ayiran bir dik eksen iken, kuzeyle guneyi ayirin yatay bir eksen var. Ve biz bu yatay eksenin alt tarafindayiz, dusman cephesindeyiz. Ama diyoruz ki batililara, "Biz sizdeniz, biz sizdeniz!.." Tabi biz sizdeniz dememize ragmen, onlar "Siz bizden degilsiniz!" diye iddia ediyorlar ve AT'ye alinma arzumuzu da reddediyorlar ve "Siz muslumansiniz!" diyorlar. "Yalniz, bizim istedigimiz bekciligi ve bizim yukledigimiz misyonlari yaparsaniz; islam ulkelerine karsi hareketlerimizde bize onculuk etmeyi kabul ederseniz, ancak sizi aramiza alabiliriz." diyorlar.
Yani bugun, yeni duzende Turkiye'nin uzerine yuklenilen gorev; Turkiye'nin, tarihinde kader birligi yapmis oldugu milletlere karsi hiyanet etmesi esasina oturtulmustur. Aksi takdirde, Turkiye bu tarafta yer alsa, onlarin karsisindadir. Almasa, yine arada kalmis olacaktir; durum bu... (YDYG: 329)
simdi tabii, aslinda bizim icin burada tehlikeli bir durumun oldugu cok net olarak goruluyor. Bati ve Amerika; yani, bekciligi yuklenmis olan Amerika cok guclu... uok modern silahlari var ve bu modern silahlarin ne kadar hassas calistigini, bizim muavenet zirhlisinin komuta kulesini ucurmakla gosterdiler. Bence bu olay cok muhim bir olaydi. Gerektigi sekilde derinlemesine incelenmedi ve gereken protesto yapilmadi. Disiplinsizlikle, birkac askerin kusurudur diyerek, gecistirildi. Ama, Bush'un haberinin oldugunu saniyorum. Stratejik Arastirmalar Ensitusu, herhalde dusunmus tasinmis, kararlastirmistir. Ve filo komutaninin da haberinin oldugunu saniyorum...
Onun arkasinda, bir takim derin manalar vardir. Yani denmek isteniyor ki: "Bakin, bizim teknolojimiz nokta atisi yapip, sizi istedigimiz yerden vurmaga yeterlidir. Ona gore ayaginizi denk alin!.." deniliyor. Belki bu jest, bizim askerlerimiz vatan severlik duygusuyla, onlarin empoze etttikleri bazi seyleri yapmak istemedilerse, onun uzerine yapilmis diye de dusunuyorum. Tabii, askeriyenin icine girilmiyor. Perdenin arkasinda ne cereyan ettigini bilmiyorum. Ama, boyle birsey oldugunu dusunuyorum. uunku, askerimizin icinde ulkenin bolunmesini istemeyen, boluculuge karsi olan; yukaridan veya batidan gelen emirleri gelisiguzel kabul edemeyen insanlar vardir. Tabii, onlara bir goz dagi olabilir, boyle bir durum... (YDYG: 329)
Bu gorev nedir? simdi bizim elimizde hicbir sey yok mu? Yani biz birsey yapamaz miyiz? Biz bunlarin bekcisi miyiz? iscisi miyiz? Kahyasi miyiz? Memuru muyuz? Amelesi miyiz? Sonra, olaylar bizim uzerimizde cerayan ettigine gore; bizim ulkerimiz yakilip yikildigina, yandigina gore, bizim dogal servetlerimiz yagmalandigina gore, buna bizim dur dememiz lazim degil mi?.. Yani su mantiga nasil razi olabiliriz ki: Amerika ARAMCO ile Suuda Arabistan'in butun petrollerini alip faydalaniyor; Irak'taki petrol sirketleri Shell'in, Mobil'in kesesine para akitiyor; butun faydalar islam ulkelerinden saglaniyor da, niye yeni duzenin dusmani islam oluyor?.. Yani, bunun bir mantigi var mi?.. Bunun insanlikla, vefa ile, sukran duygusu ile ilgisi var mi?.. Yani nezaket sadece, karsilastigi insana "Thank you!" demek mi?.. "Thank you!" demekten mi ibarettir nezaket?.. ingiliz centilmenligi bu mudur yani?.. Adamin petrolunu alacaksin, keseni dolduracaksin, malini ona satacaksin, hizmetci olarak kullanacaksin; ondan sonra da, bir numarali hedefin o olacak... Boyle bir mantiga sizin akliniz yatiyor mu?.. Benim aklim yatmiyor! Ben buna tahammul edemiyorum... Tabii onlar bir sey dusunurler, yapmak isterler. Bizim de bir soz hakkimiz var, bizim de yapacaklarimiz vardir. Onlari dusunmeli ve yapmaliyiz. (YDYG: 334)
iran'i cok onemli goruyorum. Uzakdogu'ya, Pakistan'a ve Orta Asyaya acilan bir sahada kilit ulke oldugu icin, iran'la iliskilerimizi dusunun!.. Farscayi ogrenin!.. Farsca cok guzel bir dildir, cok edebi bir dildir ve bizim Turkce'mizin anlasilmasi icin de lazimdir. Osmanlica'nin da anlasilmasi icin de lazimdir. Ecdadimizin taninmasi, anlasilmasi icin bile lazimdir. (YDYG: 339)
Ben, kocaman bir soz yazdim mecmualarimiza... Bilmiyorum Irak'a gitmis midir o soz ve adamlar nasil karsilamislardir. Dedim ki: "Irak'in yerine kendimi koyuyorum; Irak'in kurtulmak icin bir tek caresi vardir: 'Biz zaten Osmanlilar zamaninda Turkiye ile beraberdik.' deyip, Turkiye ile birlesmek!" Bunu acikca yazdim. Baska hic bir caresi yoktur su durumda... Beladan kurtulmak icin, baska turlu secenegi yok; Turkiye ile birlesirse, kurtulur. Biz de, bunun olmasi icin calismaliyiz. (YDYG: 340)
Ondan sonra, cok buyuk bir oyunla, dunyanin en onemli petrol merkezi, istihsal bolgesi olan Ortadogu'ya --Rusya'yi da atlatarak-- yerlestiler... Rusya bir rakibdi. Balkanlar'dan ve Kafkasya'dan bu petrol bolgesine sarkabilir ve petrol bolgesini elde edebilirdi. uunku Suriye, Rusya'yla isbirligi yapmisti... Irak, solcu Baas Partisi'nin elindeydi; yine Rusya'ya guveniyordu... Barzana, Rusya'da tahsil yapmisti... Kafkasya, Ruslar'in elindeydi. Bir adimlik mesafe vardi. "Petrol bolgeleri onun eline gecebilir!" derken; Amerika bugun petrol bolgelerine --cok ince dusunulmus calismalarla-- yerlesmis durumda... Suuda Arabistan'a yuzbinlerce askerini yerlestirmis durumda ve maasini Suud hukumetinden cifte mas olarak aliyor. Yani maasini kendisi odemiyor; Suud'a, "Ben sizi koruyorum!" diyerek askerine cifte maas verdirmek suretiyle, Suud'a odetiyor. Ortadogu'daki mevcudiyeti yetmiyormus gibi, dunyanin baska yerlerine de el koydular. (YDYG: 367)
Etrafimizdaki olaylarin da son derece planli oldugunu; ve elimle tutacak kadar yakinimizda, nerdeyse uzansam yakalayacagim kadar musahhas bir merkez tarafindan, islam'in aleyhinde calismalar yapildigini adeta goruyorum. Yani, Allah'in verdigi musaadeyle, Allah'in dusmanlari, imanin hasimlari, muslumanlarin rakipleri, son derece organize olmus gucler halinde ve son derece serli bir guc ve kuvvetle cok yakinimizda bulunuyorlar... Canavarin soluklari duyuluyor... Soluklarinin sicak nefesi, cirkin kokusu hissediliyor. Onun icin, muslumanin her zaman icinde olmasi gereken uyanikliga davet etmek istiyorum, butun muslumanlari... (YDYG: 375)
d. Acaba Turkiye Huzur icinde Kalacak mi?
Bizim gerilememize sebep olanlar, bizi su anda islama yonden tenkid edenlerdir, o zihniyettir. Bizim yuruyusumuzu engelleyen, kalkinmamizi baltalayan, butunlugumuzu dagitan; bizim kulturel degerlerimizi tahrib eden; bizim sosyal bunyemizi mikrop gibi icerden kemiren bu insanlardir. Biz bundan cok daha fazla dindarken istanbul'u almisiz. Yani, din gerilik olsaydi, Fatih Sultan Mehmed'in istanbul'u asla alamamasi lazim gelirdi. Din geriligin sebebi olsaydi, islam dini zuhur ettikten kisa bir zaman sonra uc kitaya yayilamazdi... islam alimleri dunyanin en meshur, en buyuk sahsiyetleri olamaz ve yazdiklari eserler Avrupa universitelerinde okunmazdi. islam universitelerine Avrupadan ogrenciler gelmezdi. Krallar, musluman emirlere, "Ne olur, benim evladimi universitenize kabul edin! Eti sizin, kemigi benim!" diye yalvarmazdi; eger islam gericilik olsaydi, teknik bakimdan geri kalmak dinden dolayi olsaydi... (YDYG: 402)
Teknik bakimdan geri kalmak, dinsizlikten olmustur, moral bozuklugundan olmustur... Kulturel dejenerasyondan olmustur... Koru korune batiyi taklid edenlerden olmustur. Onlarin belasini hala cekiyoruz. Osmanli Devleti'nin parcalanmasina sebep olanlar da, besinci kol gibi icerde calisan onlardir. Hala da, muzirliklarinin radyasyonu bize zarar vermektedir. Onlar olmasaydi, cok daha iyi olurdu. Kur'an-i Kerim'in ucuncu sayfasinda, Allah bu tipleri bize bildiriyor: (Ve iza kale lehum la tufsidu fil ard, kalu innema nahnu muslihun) "insanlarin bir kismi kafirlerdir. O kafirlere, 'Yeryuzunde fesat cikarmayin!' dersiniz. Onlar, 'Biz fesat cikarmiyoruz; biz islah edicileriz.' derler." diyor. (Bakara: 11) O onlarin kuruntularidir; isin asli boyledir.
"Dervislik, miskinliktir... Dindarlik, gericiliktir..." diyorlar. Peki, tarihte niye oyle olmadi?.. Niye seyh samil, Kafkasya'da Ruslar'a senelerce Azak denizi kadar kan dokturttu, durdurttu?.. Niye islam alimlerinin kitaplari Avrupa'da okundu?.. Avrupa'nin ronesansi ve reformu, muslumanlarin tesiriyledir, muslumanlarin bahsisidir... (YDYG: 402)
Yani, batinin her turlu gelismesi islam sayesinde olmustur. Ama bunu batililar bilir, bizim mutaassib devrimbazlar bilmez. Bakin, Dr. Sigrid Hunke'nin bir kitabi vardir: "Avrupanin uzerine Dogan islam Gunesi" diye... Avrupanin nasil geri bir durumda iken, muslumanlardan feyz alip, istifade edip ronesans ve reformu yaptigini orda gorebilirsiniz. (YDYG: 402)
Eger biz bu calismalarda, bizim hasmimiz olan ve bizimle ugrasan, bize hacli seferleri duzenleyen, bizi icimizden hancerleyen, islam dusmani, mu'min dusmani, Allah dusmani, Kur'an-i Kerim dusmani, Hz. Peygamber SAV'in dusmani olan insanlardan geri kalirsak, bu sefer dini hizmetlerde de geri kaliyoruz. Onlar bizi maglup edince istedigini yaptiriyor veya yasama hakki tanimiyor, coluk cocuk katliam ediyor... ulenler sehid oluyor, kalanlar o agir baskinin altinda dini vazifelerini yapamiyor... Zaman icinde direttigi zaman kafir, bizim evlatlarimizi raydan cikartabiliyor, kendisine benzetebiliyor. (YDYG: 239)
* * *
Daha ortada bize yonelik bir hareket yokken tesbit ettigimiz endiselerimiz vardi. Turkiye bundan sonra bir takim tehlikelerle karsi karsiya gelir. "Avrupa'nin dogusunda, Varsova Pakti ile mevzilenmis Rus kuvvetleri oradan nereye gidecek?.. Kizil ordu ne yapacak? O silahlar nerede kullanilacak?.." diye bir soru vardi ortada... Onlarin nerede kullanilacagini dusunuyor ve endise ediyorduk. simdi nerede kullanildigini gormekteyiz: Balkanlar'da, Kafkasya'da ve Orta Asya'da kullaniliyor.
Haritalar degistiriliyor ve bizden olan, tarihte beraber oldugumuz ve aci olaylarin bizi birbirimizden ayirdigi halklar, tarifsiz izdiraplar icinde bulunuyor su anda... Hiyanetler icinde bulunuyor. Bizim merhametimizin ne kadar maraza oldugunu dusundurecek hiyanetlerle karsi karsiyayiz. Yani, "Niye o kadar merhamet etmisiz o adamlara da, kuvvetli oldugumuz zaman zorlamamisiz?" diye dusunuyoruz... "Dinde ikrah (zorlama) yoktur uygulamasi, acaba boyle mi olmaliydi?" diye dusunuyoruz. uunku dusmani boyle bu kadar canli, bu kadar kustah, bu kadar edepsiz haliyle birakip da; ondan sonra, torunlari boyle kan revan icinde tutmak da herhalde dogru bir sey degildi. ileriyi goren insanlar, belki Yavuz daha iyi dusunmus?.. "Ya musluman olsunlar, ya kalksinlar benim ulkemden gitsinler bu adamlar!" demis hristiyanlara...
Bu olaylar, Turkiye icindeki su anda huzur icinde yasayisimiz uzerinde bizi dusunmeye sevkediyor: "Acaba bu huzur ne kadar devam edecek?.. Acaba Turkiye, devamli bir huzurun icinde kalacak mi?.. Yoksa dunyadaki sosyal ve politik degismeler ve yeni ittifaklar ve yeni perde arkasi muzakereleri muslumanlara daha baska problemler de getirecek mi?.." diye dusunuyoruz. Bunlarin ve bu dusuncelerin sonunda bir takim endiseler ve bir takim ihtimallerin karsisinda hazirlanmanin zaruretine mantigimiz, akl-i selimimiz bizi goturuyor. (SuOB-44)
Balkanlar'da, kuzeyimizde ve dogumuzda yirminci yuzyilin, bu olaylar baslamadan onceki beynelmilel kulturel ve hukuka literaturune hic uymayan olaylar; o prensiplerle hic ilgili olmayan olaylar cereyan ediyor. Beynelmilel hukuk, insan haklari, silahsizlanma, sulh icinde beraber yasama, herkesin cesitli hurriyetleri... bunlarin hepsinin bir cidda ihlali her bolgede goruluyor. Ve olaylar bir yerde bizi uzmeye devam ederken, obur tarafta da patlak veriyor. Ve dumanli havayi seven kurtlar da, galiba, "Bize de bir firsat cikabilir." diye onlar da baska yerde hazirlik icinde bulunuyorlar. (SuOB-45)
Amerika ile Avrupa arasinda bir rekabet oldugu cok net olarak karsimizda bulunuyor. "Acaba Amerika bize, Amerika'ya muttefik bir politika gudersek destek olabilir mi?" diyecegiz. uunku Avrupa bizi kendisine rakib goruyor, Rusya bizden endiseleniyor. Amerika'nin da --zaten butun materyalist devletlerin ve milletlerin diyebiliriz-- canini tehlikeye atma arzusu, kendilerinin problemlerini cozmekte bile yok... Yani, can yakmak, canin yanmasi, veyahut boyle harb gibi bir sey... Bunlar istenmiyor; cunku canlari cok kiymetli, taptiklari bu dunya... (SuOB-50)
sehirler dusuyor, katliamlar devam ediyor, hala muslumanlarin elinden silah toplamakla mesguller... Yani, muslumanlar silahlarini teslim etsin diye Birlesmis Milletler baski yapiyor. Silah ambargosunu kaldirmasi gerekirken, muslumanlarin elinden silah aliyor. Bunlar beynelmilel tiyatroda bir trajik komedinin oynandigini gosteriyor. Yani cok acikli ama, cocuk aldatir gibi de komik olaylar cereyan ediyor. Tabii, bunlara karsisinda muslumanlarin ne yapmasi gerektigini de musluman aydinlarinin oturup kara kara dusunmesi gerekiyor. (SuOB-50)
Yani hristiyan alemi artik, seytanin ordusunun bir parcasi olarak gordugu islam Alemi'ni bu mantik icinde, incil'den cikardiklari bu mantik icinde ve kendilerinin sahib olduklari avantajlar, teknolojik ustunluk ile, su anda son darbeyi vurup, yeryuzunden kaldirmak hevesinde bulunuyor! Yani su andaki hevesleri bu!.. Onun icin hedefleri Moskova filan degil, su anda dogrudan dogruya Mekke!.. (SuOB-51)
Evet Turkiye'yle su anda cok bozusmus gibi gibi gorunmuyorlar ama, Turkiye'yi kendilerine hizmet edecek bir ulke oldugu icin, bozusmus gibi gorunmuyorlar. Turkiye bu savasta kendilerinin muttefiki oldugundan ve obur muslumanlara Turkiye vasitasi ile darbe vurabilecekleri icin, Turkiye ile su anda tam bozusmus durumda degiller. (SuOB-52)
Hukumet baskani [Tansu uiller] ingiltere'ye gittigi zaman da, "iste boyleyiz; radikal islam'dan endise ediyorsaniz biz variz. Destekleyin, biz onun hakkindan geliriz." gibi, ingilizlere teminat vermisti, oraya gittigi zaman. uok net bir ifadeydi bu... Anlayan, kelimelerin arkasinda hangi manalarin yattigini bilen insanlarin cok net takib ettikleri, acikca soylenen sozler. Yani, "Siz radikal islam'dan korkuyorsaniz, biz variz iste! Orada ne diye basta duruyoruz. Bizi destekleyin de, bizden korkmayin! Biz sizin icin variz orda... Orta Asya'da is yapacaksiniz; biz variz, bizim vasitamizla yapabilirsiniz." diye, devletin teklifi olarak oraya o teklifi goturuyoruz. "Buyurun, beraber isbirligi yapalim! Ve islam'dan da korkmayin; islam'i tepelemekte biz size yardimci oluruz." imajini onlara veriyor. (SuOB-52)
Kimse de cikip, "Bu ne bicim istir?" demiyor ve bu isi de pek ciddiye alan yok galiba!.. Yani ille otlayan koyuna da siranin gelip, onun da ayaklarinin baglandiktan sonra boynuna bir bicak vurulmasini beklemesi gibi... Yani Balkanlar'da bir kesme olayi var; olsun... Kars'in iki kilometre otesinde, bes kilometre otesinde bir kesme olayi var; olsun.. Yani bizim anavatanimizin disinda, yavru vatanimizin da disinda... O halde olabilir, gibi bir mantik... (SuOB-53)
Halbuki, zaten bu vatan dedigimiz seyin sinirlarina itirazimiz olmali bizim!.. Yani niye vatan buralari, niye obur tarafi degil?.. Ve burada cok net olarak, altini cizerek soyledigimiz bir nokta var ki, bu bizim sinirlarimizin otesindeki yerlerde fiilen bulunan kardeslerimiz, bizim tahmin ettiklerimizden cok daha da fazla... Oraya fiilen sahip olan kimseler, oralarin hakaka sahibi olmaktan, gorunduklerinden cok daha fazla durumda uzakta... Ama, biz bunu bilmiyoruz. (SuOB-53)
Yani, bizim kendi ecdad ve atalarimizin yadigari ulkeler haksiz istilalarla el altinda tutuluyor ve oradaki varliklarimiz bize kucuk gosteriliyor... Mustevlilerin varliklari buyutulerek gosteriliyor ve bu oyun dunya uzerinde pek cok kimsenin farkina varmadigi bir oyun halinde devam ediyor. Ama bizim bunu bilmemiz ve bununla ugrasmamiz lazim!.. (SuOB-54)
Rahmetli uzal'in sahneden cekilmesiyle bir kere reisicumhur secimi, yeni basbakan secimi ve yeni hukumet teskili meselesi var onumuzde... Mutlaka bir hukumet degisikligi olacak, onumuzdeki aylar icinde... Bunu gorecegiz. Ve partiler arasinda yeni gruplasmalar olacak ve bu gruplasmalarin icinde muslumanlarin ve muhafazakarlarin ve dinine, devletine, milletine hizmet etmek isteyen insanlarin tirmandiklari yerlerden, surlardan asagi atilmalari, itilmeleri ve tasfiye edilmeleri calismasi vardir. Bu tasfiye calismalarini devam ettirmek isteyeceklerdir. Bunu dis kuvvetler destekleyecektir. (SuOB-56)
uunku, Turkiye'nin mustakil bir dis politikaya sahib olmasini istemeyenlerin, kendileri fiilen carpismak istemedikleri icin, kullanacaklari metod budur. Kesenin agzini acmak, kredi vermek, istedikleri adamlari desteklemek suretiyle, icimizde bir mucadele meydana getireceklerdir. Bu mucadele ister istemez olacak. Yani siz, ya onlarin dedigi her seye razi olacaksiniz, ya da "Hayir, oyle sey olmaz! Bunun boyle olmasi lazim!" dediginiz zaman, dis destekli bir azinlik muhalefeti ile karsilasacaksiniz. Azinlik ama, ellerinde burokratik, politik ve daha baska bir takim imkanlari olan bir azinlik... (SuOB-56)
* * *
Bizden onceki nesillerin cok buyuk acilar cekerek, mucadeleler yaparak canlarini mallarini feda etmelerine, sehid olmalarina, calismalarina ragmen tariha durumumuz degisti. Topraklarimiz cok buyuk olcude elimizden cikti. Bazi kardeslerimiz yabanci bayraklarin, idarelerin altinda kaldilar. Bizimle beraber muslumanlar da dunya uzerinde cok aci gunler yasadilar... Dunyanin her yerinde muslumanlar Osmanli Devleti'nin cokmesiyle cok daha buyuk acilar altinda, zulumler altinda kaldilar; katliamlara ugradilar, cok acilar cektiler. (SuOB-6
Yakin tarihimizde cok yanlis adimlar atilmis ve bu adimlar atanlar da maneva bakimdan cezasini cekmis durumda... Hic ilgisi yokken, hic geregi yokken, Avrupa ile butunlesmeye kalkmisiz. Asirlarca, yedi asir mucadele ettigimiz insanlarla, onlarin onucte biri --nufusla oranlayacak olursak altida biri-- durumunda, azinlikta olarak onlara katilma kararini vermisiz, imzalar atmisiz. Onlar evet derlerse, onlarin bir parcasi olacagiz. Buradaki kendi inisiyatiflerimizi de kaybedecegiz. (SuOB-69)
Bugun Turkiye, hem hazinesi bombos bir ulke... Doviz rezervleri tukenmis, ekonomisi berbat, dis borclari artmis... icte her turlu duzensizlik, rusvet, adam kayirma, suistamal... Dis politikada muazzam beceriksizlikler ve milla menfaatlere aykiri icraatlarla karsi karsiya gelmis durumdayiz. En son rezalet Kibris konusunda koptu ve ayyuka cikti. iste bugunku gazetelerin hepsinde de basliklarda asagi yukari bu konular var...
Demek ki, bazi kimseler bizi, luzumsuz heyecan ile felaket tellalligi yapan insanlar olarak goruyorlarmis. Onu anladik yani, o ifadelerden... Keske onlar hakli olsaydi da, biz haksiz olsaydik!.. Keske bu felaketler olmasaydi da, gazeteler bugun bu gundemlerle, bu koca koca, pabuc gibi harflerle cikmasaydi!.. (SuOB-83)
Slav birligiyle koca bir Balkanlar ve Rusya... Ortodoks birligini de arkasina aldi. Ermenilerin ve Yunanlilarin destekcisi koca bir Avrupa ve Amerika ile karsi karsiyayiz... Bizi birbirimize kirdirmak icin icimizdeki cesitli fitneleri uyandiranlar onlar... Onlarin bir dezavantajlari var: ulumden cok korkuyorlar, kendileri dogrudan dogruya bu isin icine girmek istemiyorlar. Ve en buyuk kurnazlik da bizi birbirimize kirdirmak... Dunya halklarini da boyle yapiyorlar, birbirine kirdiriyorlar. O gerilla grubunu destekleyip bunu kirdirip, bunu destekleyip otekisini kirdirmak suretiyle... Dunyanin her yerindeki seyleri bu... (SuOB-86)
simdi biz bu fonksiyonu gorme durumundayiz. Turkiye uzerinde ve dunya uzerinde muslumanlarin basinda dolasan belalari def etmek icin calisma durumundayiz. Yarin oburgun, paralar pullar da para etmeyecek duruma gelebilir. Zaten Allah-u Teala Hazretleri'nin adet-i ilahiyyesi olarak, ilkonce imtihan para vererek belalari def etme seyinden basliyor: ualisin, para verin, muessese kurun; belalar def olsun!.. O olmadigi zaman, cana geliyor. O da yapilmadigi zaman, ulkenin butunu gidiyor; memleket vs. kalmiyor. (SuOB-87)
Bize laikleri kiskirtiyorlar su anda... Ve butun kalburustu isimler, kasarlanmis sahislar, buyuk sohret olarak ortada dolasan insanlar; memleketin ekonomisi iyiymis, dis politikasi iyiymis, ic politikasi yerli yerindeymis gibi, her seyi birakmis laiklik yaygarasiyla ortaya cikiyorlar ve muslumanlar yonelik bir takim tedbirler grubu ile bize zarar vermek istiyorlar. imam-hatip okullarini kapatmak, radyolari engellemek, muslumanlarin muesseselerini dagitmak, gelismesini durdurmak, dislamak... filan gibi bir hazirlik icinde olduklarini goruyoruz. (SuOB-8
* * *
Biz islam'in kultur yoluyla buyuk darbeler yedigini, ilimdeki ilerlemeleri yuzunden Avrupalilarin muslumanlara buyuk zararlar verebildiklerini biliyoruz. Cografa kesifler yuzunden dunyanin bizim hakkimiz olan nice yerlerine, hatta bizim kardeslerimizin meskun oldugu bircok yerlere --Afrika gibi-- sahib oldugunu ve ordaki kardeslerimize kan kusturdugunu; onlari esir aldigini, kendi ulkelerine goturdugunu, kopek diyerek esir olarak tarlalarda calistirdigini, kamcilar altinda inlettigini biliyoruz. Bunun sebebinin bilimsel yonden geri kalmakta, kulturel yonden geri kalmakta, birbirimizden haberdar olmamakta oldugunu biliyoruz. (SuOB-111)
Bu kuresellesme Amerika'nin lafidir. Yeni Dunya Duzeni diye, etrafindaki insanlarin zayifligini gorup, kendi guclerini gorup, "Bu dunyanin tek sahibi biz olalim!" demeleridir acikcasi... Turcesi budur. Amerika'nin dunyaya hakim olmasi demektir. Bunun karsisinda olanlar var... Karsisinda olanlardan bir tanesi Almanya'dir. Almanya, Avrupa'yi derleyip toparlayarak Amerika'nin karsisinda bir guc olma yolundadir. Hatta bu iste Rusya'yi da yanina alarak... Amerika, Almanya'nin gelismesinden fevkalade endiselidir. Hatta Avrupa'daki su anda Almanya ile isbirligi yapan devletlerin bir kismi Almanya'dan endiselidir. Onunla birlik halindedir ama, gerektiginde celme takmak icin, onun serrinden korunabilmek icin orda duruyor.
Bunlar kendi kendilerine istedikleri kadar bir seyler dusunsunler, dunyada hakaka bir dev vardir; uin vardir. Nufusuyla, cografyasiyla, gelismesiyle o kadar muazzam bir guctur ki, butun bu Rusya'si, Avrupa'si ve Amerika'si ondan korkmaktadir. Guneydogu Asya'daki cesitli harpler, Vietnam harpleri, Kore harbi ve su andaki itilaflar... Hep arkasindaki uin'in gucu ve orada menfaatleri olan Batili devletlerin menfaat catismasinin su ustune cikmis goruntuleridir. (SuOB-249)
e. Almanya Hristiyan Birligi Kurma Yolunda
Bu ortak pazar, gumruk birligi meselelerinde, "Avrupa'da su kadar devlet birlesmis, su kadar trilyonluk bir uretim imkanina sahip muazzam bir ekonomik, siyasa, askera topluluk olusturmus..." filan... Bunlari soyluyorlar. Bakiyorum, bir tek anahtara bagli bir sey... Butun fabrikanin calismasi bir sartele bagli oldugu gibi... Butun bu tehlikelerin hepsi sifirlanabilir, bir tek sartel hareketiyle.... Biz suurlu olursak, biz dikkatli olursak, biz onlarin bize karsi yapacaklari seylere karsi uyanik olursak, onlarin bizi hic bir zaman yenmesi mumkun degil... (SuOB-282)
Bu batililar bugun belki cok dindar degiller; inanclarinin gerceklere uymadigini biliyorlar; ama benliklerinin hristiyanlikla yogruldugunu, milliyetlerinin temelinde dinin cok buyuk bir yer isgal ettigini dusunerek dinlerine ve din adamlarina hala cok saygi duyuyor; ve onlarin gosterdigi hedeflere dogru yuruyorlar. Kilise siyasete de hakim, halka da... Parti de kuruyor, ticara muessese de... Bilmem simdiye kadar hic yazildi, soylendi mi; duydunuz, biliyor musunuz: Avrupa Birligi fikrini yuruten Almanya'nin hal-i hazir basbakani Helmut KOHL, aslinda bir din adami, bir papaz... Demek oluyor ki soylendigi uzere gercekten AB, bir dina birlik olarak dusunulmus, hristiyan katolikleri birlestirmeyi amaclamis. Onun icin Turkiye'nin ortakligina ikide birde karsi cikiyor, itiraz ediyor, yan ciziyorlar. Kafalari, kalpleri, gonulleri, ic alemleri hristiyanlik taassubuyla dolu, bizimkiler el uzatiyor, onlar red ediyor, islam'a yan, muslumanlari Avrupa'dan surup cikarmaya, kalanlari eritip entegre etmege, sonunda kendi dinlerine dondurmege gayret gosteriyor. (Kadin ve Aile, Haziran 1997)
Almanya hristiyan birligi kurma yolunda, papalikla el ele, cevre devletleri bir bir yutarak siyasa, dina, medena, ictimaa, ilma, terbiyeva, ticara, askera gucunu gelistiriyor. Avrupa'nin gobeginde musluman toplum istemediklerinden Bosnaklari Sirplara kirdirdilar; Turkleri sevmiyor ve muslumanliktan korkuyorlar, ha bire aleyhimize fitne ve fesat uretiyorlar, Yunanliyi kiskirtip, Ermeniyi destekliyor, kurt kardeslerimizle bizi ugrastirip, ulkenin gelismesini sekteye ugratiyorlar, firsat bulurlarsa orman yakiyor, fabrikalarimiza sabotaj yaptiriyorlar; tarihimize, dinimize, medeniyetimize, siyasetimize, toplumumuza, sanayimize, savunmamiza, maliyemize, kalkinmamiza, silahlanmamiza suikastler duzenliyorlar.
Onlar boyle yikici, dusman, kindar, hacli zihniyetiyle aleyhimize ugrasir durur, bize darbe uzerine darbe vururken bir de icten celmelemek, biz muslumanlarin elini kolunu baglamak mertlige, milliyetcilige, yurtseverlige, akla, vicdana, insafa, amana, uygarliga sigmaz ve uymaz. Bu hainliktir, zalimliktir, kallesliktir, dusmanliktir, casusluktur, tarih onunde buyuk suctur, Allah indinde buyuk vebal ve sorumluluktur. Birakin elimizi, kolumuzu kendimizi rahatca savunalim; yurdumuzu, tarihimizi, medeniyetimizi, mefahirimizi, birlik ve beraberligimizi, milla menfaatlerimizi serbestce koruyalim; ulkeyi parcalanmaktan, bolunmekten kurtaralim. Zaten dusmanla dunya capinda ugrasir dururken, bir de siz basimiza bela, ayagimiza bag ve engel olmayin. (islam, Kasim 1997)
* * *
Aydinimiz ve halkimiz fena halde sartlanmis; dunyada sadece Avrupa ulkeleri ve Amerika varmis gibi davraniyor, elini uzatsa erisecegi buyuk imkanlari gormuyor, muazzam firsatlari kaciriyor, muthis zararlara ugruyor, "ille de Bati" diye israr ediyor, anlasilmaz bir inatla kendine ve mazisine, cevresine ve Uzak Dogu'ya gozlerini kapatiyor. Halbuki Hacli ruhlu Bati bizi sevmiyor, istemiyor, kotulugumuz icin calisiyor, ulkemizi bolup parcalamaga, bolge bolge paylasmaya ugrasiyor; Orta ve Uzak Dogu halklari ise bize hayran, bizi seviyor ve sayiyor, bir kurtarici gibi goruyor, kucaklamaga, isbirligi yapmaga razi ve hazir; cok buyuk bir alem, genis ve bakir topraklar, cok kalabalik ulkeler, cok musait bir pazar, cok umit verici imkanlar, cok parlak bir istikbal... (Kadin ve Aile, Aralik 1997)
Musluman halkimizin dina, amana, ictimaa, ahlaka, terbiyeva, talima, ticara, cihada, hasba, harba, tedafua, hayata tum kurum, kurulus, atilim, tesebbus ve teskilatlarini devlet ve millet olarak desteklemek zorundayiz. Buna siddetle muhtac ve mecburuz, tum dunya devletleri ve ileri ulkeler de zaten boyle calisiyor, halkin icgudusuyle kurdugu her teskilati destekliyor.
uunku savas, her yonuyle, var gucuyle devam etmekte, Avrupa ve Amerika maalesef laik, medena ve hur dusunceli davranmiyor, hacli ruhuyla veya siyonist mantigiyla hareket ediyor, islam'a ve muslumana hayat hakki vermek istemiyor, dana taassuptan, somuruculuk ve gaddarliktan kurtulamiyor. Gozumuzu dort acalim; dostu dusmani cok iyi taniyalim, fayda ve zarar nerede, tam gorelim; en uygun tedbirleri zamaninda alalim; yoksa felaket kapida, ates bacayi sarmis, dusman saldiriyi baslatmis durumda, vaziyet cok acil, cok cidda, cok kritik... (ilim ve Sanat, Ocak 199
* * *
Musluman dedelerimiz bu diyarlari bizlere yadigar ve emanet birakti, gorulecek cok isimiz, kapatilacak cok hesabimiz, alinacak cok alacagimiz var; bunlari cok iyi takip etmek de en kutsal gorevimiz. Bu topraklarda birilerinin de gozu var, el birligi ile calisiyorlar. Bizi bolmek, parcalamak, birbirimize dusurmek, yok etmek istiyorlar. Bu hayal degil, zan degil, vehim ve kusku degil; tas gibi, buz gibi soguk, aci bir gercek binlerce delille sabit bir hakikat: Rus, petrol bolgelerine ve sicak iklimlere inecek diye nice musluman tapraklari isgal etmis, hunhar zulmunde ber-devam; Amerika, Avrupa ve israil'in gozu Ortadogu islam ulkeleri ve petrollerinde; istila artarak, guclenerek, yerini saglamlastirarak ilerliyor; Yunan Ege'yi, Bati Anadolu'muzu, guzel istanbul'umuzu yutmaya hevesleniyor, yutkunuyor, surtunuyor, kasiniyor; Ermeni Karadeniz'den Akdeniz'e, Samsun'dan Adana'ya kadar genislemek sevdasinda, Dogu Anadolu sehirlerinde begendigi mulkleri peyleyip almakla mesgul, yurtici ve yutdisinda, aramizda ve karsimizda sinsi ve asikar faaliyette...
Bizler ise, gufil ve cahil, adeta sirtustu yatmis uyuyoruz. islam ulkeleri arasinda hurriyet ve haklarini, zenginlik ve menfaatlerini korumak icin bir yakinlasma ve isbirligi saglanmis degil. Her ulkedeki has ve halis, samama ve hakaka muslumanlar, bir takim bahanelerle zulum ve baski altina alinmis; eziliyor, horlaniyor, hapsediliyor, olduruluyor... Turkiye'mizde de cok vahim gelismeler var, cok uyanik, cok dikkatli, cok hazirlikli, cok kuvvetli, cok cesur olmak gerekiyor. Bolunmeyi ve yenilip yutulmayi engellemek icin cok atik ve cabuk hareket etmeli, cok siki isbirligi yapmali, cok calismali, cok dusunmeli, cok iyi tedbir almaliyiz. (islam, Nisan 1996)
* * *
Bati bu isi ulkemizde nasil yapti?.. ise ilkonce ilma ve kulturel calismalardan basladilar. ulkemizi, halkimizi, dinimizi, orfumuzu iyice incelediler. Fitneyi nerelerden cikartacaklarini, yangini nerelerden baslatacaklarini tesbit ettiler. ulkemizdeki gayrimuslim cocuklarini, actiklari okullarda gizli gizli egittiler, isyanci yaptilar, imparatorlugu parcaladilar. Gufil zenginler, cahil tasralilar, bozuk inanclilar, iyi yetissin diye cocuklarini onlarin okullarina gonderdi. O cocuklar yabanci kulturle yetisti, kendi halkina yabancilasti. Bati hayrani oldu; yuce dinini, tertemiz imanini, cok degerli maneva, ahlaka, vicdana hasletlerini kaybetti. ustelik devlet de Batililasma'yi esas aldi, din dusmanligini benimsedi, islam'la savasti. Halkina oz kulturunu degil, Bati'nin kokusmus, pis, sahte, iki yuzlu kulturunu benimsetmege calisti. Neticede inancsiz, edepsiz, koksuz, kozmopolit nesiller yetisti. Bati onlara hakim, onlari kullaniyor, kendi emellerine alet ediyor, robot gibi istedigi yone sevkediyor. Bu konuda muazzam paralar harciyor, binlerce ajan calistiriyor. (islam, Agustos 1996)
islam Amerika'yi, Avrupa'yi, Rusya'yi, israil'i, kisacasi bugun dunyayi yoneten, halklari, milletleri, cahil insanlari somuren, yanlis yonlere yonlendiren egemen guclerin, mafialarin, lobilerin, gayrimuslim teskilatlarin bas dusmani, korkusu, hasmi durumuna getirilmis, habire aleyhine calisiliyor, kotuleniyor, karalanmak isteniyor. Dunyanin her yerindeki musluman kardeslerimizin basina belli merkezlerden planlanarak cesit cesit sikin-tilar, belalar, fitneler, oyunlar, iskenceler yagdiriliyor. islam ulkelerinde bu oyun ve duzenlerin kayalara carpan dalgalar gibi kirilip dokulmesi, geri gitmesi lazim! Ama is oyle olmuyor. Yonetimlere de islam ocu gibi gosteriliyor; muslumanlar da anarsist, yonetim dusmani, cagdisi, yikici, fanatik, anlayissiz, kati, kotu... kimseler olarak empoze ediliyor.
Bir kisim islam ulkelerinde idareciler dis guclerin emrinde, onlarin masasi, ajani, memuru, bekcisi; islam dusmanlari namina millete zulmediyor, asiyor, kesiyor, katliam yapiyor. Ordu muslumanlarin tepesinde, sanki vazifesi vatani, milleti korumak degil de, halkin uyan-masini, milla menfaatleri korumasini engellemek; millete faydali olacak idarecilerin, vatanseverlerin, iyi ve durust elemanlarin isbasina gelmesine mani olmak... Somurge idaresinden bile daha kotu, daha pervasiz, daha zalim, daha hain... iste Ortadogu'nun, Kuzey Afrika'nin bazi ulkeleri... (Kadin ve Aile, Temmuz 1995)
* * *
Yillardir dis politikamizi --milla iradeye ragmen-- ters yurutenler, bu gunlerde buyuk husran icinde. Yavas yavas yaptiklari buyuk yanlisliklari gormege basladilar. "Dost! Dost!" diye diye sarildiklari Batililar onlari disliyor, reddediyor. Muttefiklerinden her yerde vefasizlik, anlayissizlik, hile, kalleslik, ikiyuzluluk ve dusmanlikla karsilasinca yeni arayislara ihtiyac oldugu artik acikca ortaya cikiyor.
Yunanlilar --NATO icinde uye olmalarina ragmen-- Sirplar ve Ruslarla Bati blokunun klasik amaclarina ters anlasmalar yapma yolunda bildigini okuyor; Balkan ulkelerini yanina almaga calisiyor bize karsi dusman bir cephe olusturuyor, Ortodoks ittifakini percinliyor, Bulgar ic secimlerine etki ediyor... da biz ona karsi niye etkili, milla, dina tedbirler almiyoruz. Ortodoks patrigi, Yunan emelleri icin dunyayi dolasirken, bizim din teskilatimiz niye islam ulkelerinde calisma yapmiyor; niye musluman halklarin sempatisini ve destegini kazanmaga gayret etmiyoruz; niye tum islam alemindeki geleneksel itibarimizi harekete gecirmiyoruz?
ustune ustelik milla, hatta dana huviyetteki makam ve sahsiyetler; islam dusmani hristiyan ve yahudi mantigi ile hareket ediyor, radikal adiyle muslumanlikla ugrasiliyor, muslumanlar dusman goruluyor?..
simdi icerde sakalla, basortusuyle, muminlerle, dindarlarla ugrasmanin; devrimbazlik, ilericilik, laiklik havariligi yapmanin faydasi kime?.. Boyle yapanlar bindikleri dali kestiklerini, milleti bolduklerini, kendi kendilerinin hem dunya hem de ahiretlerini mahvettiklerini goremiyor, anliyamiyor mu? Hristiyanlarla, Sirplarla, Ruslarla, Ermenilerle, Rumlarla ve Yahudilerle agiz ve kafa birligi yapip islam'a saldiranlar; muslumanlari dusman gorenler; var gucleri ile onlari engellemege calisanlar; ne kadar buyuk gaflet ve dalalet, hatta hiyanet icinde olduklarini fark edemiyorlar mi?..
Bati ulkelerinin ve Rusya'nin politikalarini cizen ve sekillendirenler, ekseriyetle islam'a ve Turkiye'mize karsi; halkimizi guzel din ve zengin kulturumuzden koparmaga, topraklarimizi bolup parcalamaga, bizi yok etmege alenen calisiyorlar. O halde tedbir almaliyiz. ulkemiz uzerinde kotu emelleri olmayan yeni muttefikler bulmaliyiz. Bati ulkeleri icindeki akil, insaf, vicdan ve sagduyu sahibi kimseleri de kazanmaga, kendi tarafimiza cekmege calismaliyiz. (islam, Ocak 1995)
Hicbirisinin soyle basini kaldirip da bu "Batililar ne yapti?" soruma cevap verecek halleri, yuzleri yoktur. Bati'dan bu beldelere gelmislerdir; Fransa'dan Almanya'dan, Belcika'dan, Hollanda'dan, ispanya'dan, italya'dan, ingiltere'den hacli ordulari ile, Macar ovalarinda yahudileri yaka yaka, oldure oldure gelmislerdir. Bizans'a gelmislerdir, kendi dindaslarinin ulkesidir, ama soyup gecmislerdir. Ayasofya'nin hazinesini soyup tamtakir yapmislardir. Hazinelerini, altin samdanlarini, Meryem Ana heykellerini alip goturmuslerdir. Antakya'ya geldikleri zaman kadin, bebek, ihtiyar, cocuk demeden butun musluman ahaliyi kilictan gecirmis, oldurmus, katliam yapmislardir. insan eti yemislerdir. Kudus'e geldikleri zaman tarihte emsali bulunmaz bir hunharlik ve canavarlikla herkesi oldurmuslerdir.
f. Muslumanlar Topun Agzinda
"Bati medeniyetinin en buyuk hasmi simdi, Komunist Blok degil islam'dir, hedef artik Moskova degil Mekke'dir, en basta gelen dusmanlarimiz muslumanlardir!" diye dusunen, bunlari en yuksek mevkilerden pervasizca ve utanmadan yazip soyleyen, Bosna'daki katliami planlayan ve destekleyen, bizim hakli uelik Harekati'miz uzerine hop oturup hop kalkip, bas bas bagirarak anarsist ve teroristleri koruyan, onlara silah ve siyasa destek saglayan, ulkelerinde basortulerini musluman ogrencilere yasaklayan, Turk isyerlerinin tahribine goz yuman, firsat bulunca elciliklerimizi bastiran, elcilik personellerimizi oldurten Batililarla mi Gumruk Birligi'ne giriyoruz, Avrupa Birligi'ne katilacagiz, onlarin hukmu altina girecegiz, kanunlarina taba olacagiz, huzur ve emniyet icinde birlikte yasayacagiz?!!.. Vah bizdeki cahiller, vah gafiller; vay sahtekarlar, vay satilmislar vay!.. Gozunuzu acin, aklinizi basiniza toplayin, bu adamlar hic de masum, adaletli, insafli ve medena insanlar degil, size muazzam kin besliyor, hinc duyuyorlar; gozlerini kan burumus, vicdanlari taslasmis; ellerine, ocaklarina duserseniz vay halinize!.. Bunlar muttefik filan degil, dupeduz hasim ve dusman! Kuzu postuna burunmus ac kurtlar!.. Guzelim hurriyetlerimizi gule oynaya teslim etmeyin, vatan ve milleti, bizi korkunc ateslere atmayin, kendinizi tarihin lanetle anacagi durumlara sokmayin!.. (Kadin ve Aile, Nisan 1995)
Burada tabii bir seyi gozden kacirmamak lazim, dikkat etmek lazim, Bati'nin veya Rusya'nin veya daha baska ulkelerin, bu isleri sadece dana duygularla yaptiklarini kabul etmek, tek bir sebebe baglamak dogru olmaz. isin alti karistirildigi zaman baska seyler cikiyor. Hepsinden once, buyuk menfaatler bunlarin hareketlerine kaynak teskil ediyor. Ortada cok buyuk bir menfaat varsa, adamlar her seylerini inkar edip, butun fazalet prensiplerini bir tarafa koyup; o menfaati elde etmek icin, her turlu ters, yanlis, kotu, anti demokratik ve gayr-i insana her turlu isi yapabiliyorlar. uunku menfaat var...
Tabii, bir kismi dana duygularla da bu isi yapiyor; o da bir gercek... Bugun Papalik son derece kuvvetlenmistir. Ekonomik yonden de kuvvetlidir. uok buyuk uluslarasi sirketlerin sahibidir. Sayilamayacak servetlerin, hazinelerin sahibidir. Tabii bu hazineler, menfaatler, islam geldigi zaman bunlari kullanan insanlarin elinden gidecegi icin, orada da bir madda hesap vardir.
Hristiyanlik sessiz, sedasiz, derinden misyonerleri ile, teskilatlari ile cok kuvvetli bir sekilde muslumanlarla ugrasmaktadir. Bu, papazlar icin menfaat; ama, papazlarin sozunu dinleyen halklar icin dina duygudur, dina dusmanliktir. islam karsisinda onlarin saman altindan yaptiklari faaliyetler, gercekten bize muhtelif yerlerde, baska sekillerde tezahur ediyor ve cok buyuk sekteler veriyor faaliyetlerimize... Ve ulkelerimizi karistiriyor.
Ayrica, tariha, nostaljik sebepler vardir. Mesela: "Canim iste dunya genis!.. Sen git Guney Amerika'da bir devlet kur!" denildigi halde, Yahudiler Arz-i Mev'ud diye Filistin'de devlet kurmayi istemislerdir. Orada devlet kurulmustur. Bu devletin kurulmasina tekaddum eden zamanlardaki teklifler arasinda, "Dunyada size rahatsizlik vermeyecek baska yerler var; gidin orda devlet kurun!.." denildigi halde, ozellikle Arz-i Mev'ud olsun diye Kudus'u istemislerdir. Anadolu da boyle nostaljik, tariha sebeplerle bazi kimselerin gonlundedir, gozunun onundedir, goz diktigi bir ulkedir. Onun icin, dusmanliklarin bir sebebi de bunlardir diye, onu da bir tarafa koymak lazim!..
Bu dana, tariha ve nostaljik sebepleri bilen ve kullanan, ama ne dinle, ne imanla ilgisi olmayan buyuk merkezler vardir. Onlar da bunlari kullanarak, muslumanlarin aleyhinde cok buyuk tehlike olusturacak calismalar yapmaktadirlar. Onun icin, meselenin derinlemesine tahlilini yapacak teskilatlara, arastirmalara, sebepleri cok iyi tesbit edecek calismalara ihtiyacimiz vardir. uunku, sebepler iyi tesbit edilmeden, hastalik teshis edilmeden caresini bulmak kolay olmaz, tedavi kolay yapilamaz. Yanlis sonuc verir. Verdigimiz ilac ters tesir yapabilir. Her seyin aslini bilmek lazim!..
simdi su Kuzey Irak operasyonunda --herhalde sizin de dikkatinizi cekmistir-- Sayin Doc. Dr. umit uzdag Bey, israil'in orda ozellikle bir Kurt devletinin kurulmasini istedigini soylemisti. Halbuki, gazetelerde belki hic telaffuz edilmeyen bir sey bu... Herkes baska sebepler ariyor zihninden... Biz basindan beri soyluyoruz, Kurt kardeslerimiz uyansinlar diye: "Oralari size birakmazlar! Siz sadece piyonsunuz. Boylece kullanilip sonunda olen sizsiniz. Ama, nimeti yiyecek olan siz olmayacaksiniz!" diyoruz. "Bunun arkasindan, bir Buyuk Ermenistan hayali cikabilir." diyoruz ama, Ermenilere de bu kadar buyuk menfaatleri vermezler. uok buyuk bir menfaat var ortada...
Tabii israil'in de, "Bana va'dedilmis topraklar" diye, boyle bir istekle buraya goz diktigini de dusunuyorum ben... Onun da tahlili yapildigi zaman, isin icinde daha buyuk meseleler oldugunu dusunuyorum.
Suyun buyuk bir kavga mevzuu oldugu muhakkak... israil eger Firat'in yanina kadar ulasmak istiyorsa, herhalde bu biraz da su icmek istemesindendir ve suyu kullanmak istemesindendir.
Butun bunlar, topun agzinda oldugumuzu gosteriyor. Yani, muslumanlar topun agzinda; cunku, cok kiymetli kaynaklarin sahipleri... Bu kirk elli yildan beri bildigimiz bir husustur. Almanya'da bu konuda toplantilar yapildigini, medeniyet icin gerekli hammadde kaynaklarinin, musluman ulkelerin elinde olmasi dolayisiyla, "Ne yapariz da ilerde muskul duruma dusmeyiz?" diye, o zamanlardan kara kara dusunduklerini ben biliyorum. Yaptiklari toplantilara katilmis kardeslerimizin bize ifadelerinden, nakillerinden biliyorum.
Sonra, dusmanimiz cok guclu dusman oldugu icin ve cumle cihan halkindan soyle baktigimiz zaman, dogru duzgun bir dost gozumuze gorunmediginden, bizim de cumle cihan halki ile carpismamiz soz konusu oldugu icin, cok iyi organize olmamiz lazim!.. Yedi duvel derlerdi eskiden... Dedelerimiz yedi duvelle carpismislar; bizim duvellerin sayisi daha da artmistir. Onun icin, bizim cok iyi organize olmamiz lazim!..
Kur'an-i Kerim'de Allah-u Teala Hazretleri buyuruyor ki, bismillahir rahmanir raham:
(La yettahizil mu'minunel kafirane evliyae min dunil mu'minan) "Mu'minler, mu'min kardeslerini birakip da kafirleri kendilerine dost, muttefik ittihaz etmesinler!.." Mu'min mu'minle dost olur, muttefik olur; kafirle dost, muttefik olmaz!.. Muslumanlari birakip da, kafiri kendilerine muttefik ve dost edinmesinler!..
(Femen yef'al zalike feleyse minallahi fa sey') Kim boyle yaparsa, Allah'dan bir yardim, bir hayir ummasin!.. Boyle bir sey Allah'in hosuna gitmedigi icin Allah onlara yardimci olmaz!" buyruluyor.
Tabii, ana mesele, ana hareket tarzi mu'minin mu'minle ittifak etmesidir, mu'minle dost olmasidir. Bu manadan bakildigi zaman, Gumruk Birligi'ne girmek ve Avrupa Birligi'ne uye olmak; "Faydalari olabilir." diyor mutehassislar, "Mahzurlari da olabilir." deniliyor. Ben bir cumle daha ekleyeyim: "Alternatifleri de vardir." Yani faydasi vardir, mahzuru vardir, alternatifi de vardir. Bizim mu'min olarak vazifemiz, alternatifini gelistirmektir.
Allah sahid olsun ki, biz Gumruk Birligi'ne asla razi degiliz!.. Avrupa Birligi'ne asla razi degiliz!.. uunku, hristiyanlarla ittifaka asla razi degiliz!.. uunku:
(Ve lillahil izzetu ve lirasuliha ve lil mu'minane velakinnel munafikane la ya'lemun) "izzet ve itibar, kiymet ve deger Allah'indir, Rasulullah'indir ve mu'minlerindir. Amma, bunu munafiklar anlamazlar!" izzet sahibi olmasi lazim muslumanin!..
Onun icin, biz birisinin kuyrugunda olamayiz. Birisi bizim arkamizdan etegimizi tutsun, bizim arkamizdan gelsin. Ama, biz birisinin arkasina gidemeyiz!.. Onlardan da bize hayirli ve islam'a faydali bir fikir cikmayacagi hareketlerinden bellidir. Arife tarif gerekmez amma, tariflik bir durum yok burda musahhas olaylar var... Adamlarin bize bakislari ve bizimle muamelati ortada... Butun muamelat dusmanca; biz hala bagri yanik bir asik gibi, sevilmeyen bir asik gibi boyna yalvariyoruz:
--Aman ne olur, etme eyleme!..
--Ya, istemiyorum dedim.
--Ya etme eyleme!..
--Ya istemiyorum.
Tekme tokat, boyle trajik birtakim filmler vardir. O yalvarir, oteki aglar, berikisi istemez... iter, kakar, kapiyi yuzune kapatir... Ne luzumu var?..
--Efendim orada dortyuz milyonluk bir pazar olusuyor. uok buyuk bir ekonomik guc gelisiyor. Binaen aleyh, biz onun disinda kaldigimiz zaman soyle olabilir, boyle olabilir...
--Hic bir sey olmaz!..
Hic bir sey olmayacagimizi, arastirma enstitumuz insallah size bir kitap halinde isbat edecektir. Konusmaci kardeslerimiz cok mueddeb kardeslerimizdi, kendi sahalarinin disinda konusmuyorlardi; ama, ben de burda tabii meslegimin disinda, biraz hislerimle konusuyorum sanki... Fakat mutlaka bunun alternatifi vardir ve biz bu alternatifi bulmak zorundayiz.
* * *
Onun icin, yonetimden sikayetler vardir. Gumruk Birligi'ne giriste menfaatimiz dahi kollanamamistir. Ben daha agir kelimelerle soyleyebilirim: Yoneticilerin arasinda hainler vardir, memleketimizin kotulugunu isteyenler vardir. Gazetelerden bunlari goruyoruz. Bazi seyler soylenemiyor ama, meclise girmis hainler vardir. Dedik biz, yazdik. Sonradan bir kismi zaten takibata da ugradi. Hainler vardir, icten bizi parcalamak isteyen insanlar vardir. Onlari usluplarindan taniyabilirsiniz. Agizlarinda sozleri eveleyip gevelemesinden taniyabilirsiniz.
Bizim istegimize ragmen bazi seyler oluyor. uunku Turkiye'de gercek bir demokrasi yoktur. Gercek bir demokrasi uzun zamandir olmamis. Cumhuriyet, demokrasi var dedikleri zaman bile olmamis. Bir zaman dikta ile yonetilmis, bir zaman tek parti ile yonetilmis, bir zaman cok partili bir devreye girilmis, ihtilalle kapatilmis vs. Hala halkin kahir ekseriyetinin arzusu bir tarafa, birtakim insanlarin halka ragmen halka karsi kararlari vardir. Bu bir aci bir gercektir.
Onun icin cok hakli olarak, yuzde bes milyar, sonsuz defa tasdik ederek katilirim, aynen katiliyorum: Bir kere yonetimin degismesi lazimdir Turkiyede, islerin duzelmesi icin... Akli basinda, durust, namuslu, bilgili insanlarin gelmesi lazimdir. Hic bir seyden anlamayan bir insan, imzasini dogru atmasini bilmeyen, hatta okuma yazmasi olmayan insan bakan olmamali!.. (Tiu: 119)
g. Zor Oyunu Bozar
surada bir harita var; belki uzaktan iyi gorulmez, ben aciklayayim: Turkiye'nin Kayseri dahil, Ankara'nin asagisindan Trabzon'un asagisina kadar duz bir cizgi halinde ve Adana dahil, Silifke dahil asagiya kadar olan kismi; butun Irak, butun Suriye, butun urdun; Arabistan yarimadasinin da Medine-i Munevvere dahil kuzey kismi; Sina yarimadasinin tamami ve Misir'in kuzeyi, iskenderiye'den ileriye dogru hudutlara dahil... Yani, bizim su anda icinde bulundugumuz Malatya'nin da dahil oldugu butun bu kisimlar israil'in haritasi icindedir.
Yani israil'in amaci, Amerika'da da kuvvete sahib oldugundan, Amerika'nin yonetimine de te'siri oldugundan, Avrupa'da da, Avrupa Birligi'nin cesitli milletlere ait bayraklarinin dalgalandigi merkezinin bulundugu Strazburg'da da sahib oldugu nufuz ile ve dunyanin her yerindeki organize tehditleriyle, Turkiye'nin butun su ve petrol havzalari dahil Ortadogu'yu ve bizim topraklarimizi --Malatya dahil-- kendi topraklari arasina katmayi amacliyor. Bunu istiyor, bunu arzuluyor ve bunun calismasini yapiyor. Bizim PKK olarak gordugumuz olaylarin arkasindaki, kimsenin soylemedigi gercek budur.
Kimse soylemiyor. Diyorlar ki: "Zaten Yunanlilar dusmanimiz, zaten Ermeniler dusmanimiz, bir ucuncu cephe acmayalim!" diyorlar ama gercek bu... PKK'yi kiskirtan, organize eden, ayarlayan hepsi bu...
Dunyanin en muhim uc seyi var: Basta petrol olmak uzere enerji... Ondan sonra yasamak icin en hayata madde olan su... Ondan sonra da ekmegin asil maddesi olan tahil... O GAP projesi ve saire, bizim harcadigimiz milyarlar, trilyonlar... israil bunlara goz dikmis, buralari elde etmenin calismasini yapiyor.
Neden boyle bir seye cesaret ediyor?.. Bizim geriligimizden, cahilligimizden istifade ediyor. Bizim organize olmamamizdan istifade etmeyi dusunuyor. Bizim kalabaligimizdan korkmuyor. uunku, elindeki imkanlar, silahlar, alet, edevat, techizat, uluslararasi munasebetlerdeki guclulugu gibi seylere guveniyor. Her ulkenin icindeki kendisine bagli elemanlara guveniyor. Amerika'nin ic politikasinda, dis politikasinda; Almanlarin ic politikasinda, dis politikasinda; hatta Vatikan'da, Vatikan gibi hristiyan devletinde bile sahib oldugu nufuza guveniyor. uunku, icinde aslen yahudi olan papazlar var... Asil kokeni yahudi olan, siyonizme hizm
Prof. Dr. Mahmud Es'ad COsAN Rh.A
Hazirlayan: Abdulgani FAKiR
Hizla degisen bir dunyadayiz. uevremizde, uzagimizda, yakinimizda, dostlugu bize ferahlik verecek kuvvetli yakinlari, yardimcilari ariyor gozlerimiz... Cumle cihan halkinin, buyuk devletlerin, kendilerine dostluk ellerimizi uzattigimiz muttefiklerin dahi bize karsi tavirlarini hayretle musahade ve ibretle takib ediyoruz. Saf, safa, temiz bir millet oldugumuz icin, dostluklara inaniyoruz, dostluk istiyoruz, dost olmak istiyoruz, iyi niyet besliyoruz ama; dunyada da bu hedef beynelmilel arenada milletler arasinda olan bir sey degil galiba... Biz de o safaligimizden dolayi; yani iki dervisin, iki muslumanin birbiriyle hasbeten lillah samama dostlugu gibi dostluklar bekliyoruz. Halbuki boyle seyler yok!..
Muttefiklerimiz; iste en tabii hakkimiz olan terorle mucadelede hem yurt icinde yaptigimiz hareketlere karsi cikiyorlar, hem yurtdisindaki tedbirlerimize siddetle karsi cikiyorlar ve teroristleri destekliyorlar. uok hayret edilecek bir tarzda... Biz de saniyorum, onlarin bu tavirlarina karsi reaksiyonumuzu cok hafif tutuyoruz.
Bugun eskiden alismis oldugumuz Dogu Bloku - Bati Bloku, Komunist Blok - Kapitalist Blok ikilisi kalkmis; yerine, cihanin emperyalist devletleri arasinda dusman olarak islam ulkeleri konulmus gorunuyor. (Tiu: 97)
* * *
Avrupa Toplulugu'na resmen muracaatimiz var. Kabul ederler-etmezler, alirlar-almazlar, gireriz-girmeyiz munakasalarina ben guluyorum. Fiilen girmekteyiz zaten!.. Tren devam edip duruyor tunelde, seyrine devam ediyor. Trenin obur ucu Avrupa Toplulugu... Biz, "Acaba kabul ederler mi, etmezler mi; girermiyiz, girmezmiyiz?.." tarzinda konusuyoruz ama, tren seyir halinde, hareket halinde... Bu, bizim icin en kotu sonuclardan birisidir. Yani, kotu sonuca goturen bir seyir, su anda devam etmektedir. su anda, kotu bir akibete dogru seyir halinde bulunuyoruz. Bu seyir halinde bulunusumuzu bilelim.
Ucuruma ucmus bir insan, havada ucarken, "Elhamdulillah, su anda rahattayim; cunku, hic bir seyim yok, ne agrim var, ne sizim var!" filan diyebilir. Evet, o anda havada ucuyor ama, asagi vurdugu zaman belli olacak... Ta asagiya, ucurumun dibine erip de oraya vurdugu zaman, is belli olacak. Yani, simdiki rahatlikta fevkalade huzursuz olmamiz lazim, fevkalade uzuntu icinde olmamiz lazim!..
Diyebilirim ki, bizim su neslimizin en onemli gorevi, Avrupa Toplulugu'na girmemeyi saglamaktir!.. Yani sizlerin ve bizlerin en onemli gorevimiz!.. uunku, bekamizin ilk sarti budur... Musluman olarak var olmamizin ilk sarti budur. Bu durumda yonetimimizle ters dusmus bulunuyoruz. su anda devletle millet, devletin resma politikasiyla milletin arzusu ters dusmus bulunmakta... (YDYG: 41)
Bizim icimizde kraldan fazla kralcilar vardir. Buna da sasmamak lazim; cunku, heterojen bir bunyeye sahibiz. Asirlar boyu imparatorluk olarak yasadigimiz icin, her cesit insan gelmis. Tahlil etmek lazim: "Bu insan kimdir? Niye boyle bu kadar ters hareket ediyor?.." insanlari tahlil edin!.. Evet, irkci degiliz ama, insanlarin soyunu sopunu bir arastirin!.. Padisahlarimiz arastirmislar, yedi nesil saglam olmasina dikkat etmisler; bir oyuna gelmemek icin. Bugun emperyalizm ajanini belki ilkokuldan seciyor!.. Belki ortaokuldan seciyor, oyle yetistiriyor!..
Emperyalizm menfaatlerini tesaduflere birakmiyor, secimlere birakmiyor!.. Yani, lalettayin insanlarin ustune baski yapalim da, soyle edelim, boyle edelim... Ona birakmiyor; yetistiriyor elemanini, hazirliyor. Demin soyledigim onceden planlama yoluyla, 20 yil sonra kimin nereye gececegini, her halde tahminen veya ta'yinen kararlastiriyor. Ondan sonra, onun olmasi icin calisiyor... (YDYG: 44)
a. Avrupa'daki unemli Degismeler
simdi, guncel olaylarin en basinda gelen olay, Avrupa'daki degismelerdir. Avrupa buyuk bir degisme icinde... II. Cihan Harbi'nde birbirleriyle harbetmis olan milletler, su anda birlestiler. Nasil birlestiler?.. Avrupa Ekonomik Toplulugu'nu kuruyoruz dediler; bu bir kademe... O zaman biz, Turkiyede --25 yil kadar once-- dedik ki: "Bunlarin laflarina inanmayin! Bunlarin amaclari siyasa birliktir, ekonomik topluluk degildir. Sonunda bunlar siyasa birligi kuracaklar!" dedik. "Gidin ya isinize!.." dediler. "Olur mu ya, nereden cikardiniz?.." dediler. Yahu, mu'minin feraseti vardir, Allah'in nuruyla bakar; bilir mu'min!.. AET'nin E'sini kaldirdilar; oldu AT... Yani, Avrupa Toplulugu oldu, BAB oldu. (YDYG: 154)
Kizilordu Dogu Avrupa'dan cekildi. Avrupayla anlastilar. Saldirmazlik pakti AGiK'i kurdular. Avrupa ile Rusya arasinda savasi bertaraf ettiler, fuzeleri kaldirdilar. Butun ordular Kafkasya'ya, Orta Asya'ya ve uin hududuna yigildi. Yani muslumanlarin basina karabulutlari gonderdiler. Avrupa'da harb ihtimali yok... Avrupa'da tekrar harb olursa, parcalanmayacak, bombalar yagmayacak, sehirler yikilmayacak... Yikilirsa neresi yikilacak?.. islam ulkeleri yikilacak!..
Bunlarin karsisinda, Amerika'ya ve Avrupa'ya karsi [Rusya'nin] ordulari demode ordular ama; Orta Asya'ya karsi, Turkiye'ye karsi, islam Alemine karsi yine de guclu ordu... Fuzeleri var, atom silahlari var, daha baska imkanlari var... Onlar, su hesabi yapiyorlar: "Safralari atalim, kendi geri kalmisliklarinda devam etsinler; biz hristiyan gruplar olarak kuvvetlenelim!.. Nasil olsa bunlari ordumuzla yine tepeleriz.Yani, bunlar bizim istedigimizden de daha fazla ileriye gidemezler!" diyorlar; bunu boyle bilesiniz. Dogu Avrupanin ve Rusya'nin dagilmasi filan, tam bir dagilma degil; bu tarzda kendilerinin bir ekonomik tedbiri... (YDYG: 155)
Avrupa'nin bu birlesmesinde buyuk rol, Katolik Kilisesi tarafindan oynandi. Nitekim Gorbacov hatiralarinda soyledi: "Slav asilli Papa olmasaydi, biz yaptigimiz calismalari basariya ulastiramazdik." dedi. Yani, Papa'nin bu isteki aktif rolunu, Gorbacov hatiralarinda acikca dile getirdi. Ben size dokumanter konusmak istemiyorum; malzemeleri, vesikalari konusturmak istemiyorum. Ama bilin ki, Avrupa Toplulugu'nun arkasinda bir kilise hegemonyasi var. (YDYG: 156)
Ayni zamanda onlar, Anadolu topraklari uzerinde, bazi yeni hristiyan devletleri kurmak istiyorlar. Ermenistan filan gibi topraklari genisletmek istiyorlar. musluman halki da, yapabilirlerse islamdan soguttuktan sonra hristiyanlastirma calismasi iclerindeki gizli emelleridir. Evet, su anda sen, "Ben hristiyan olmam!" diyebilirsin ama, senin cocugun islam'i bilmeyecek... Onun cocugu hic bilmeyecek... Onun cocugu da, ondan sonra, basi bir sikintiya dustugu zaman, "su papaz efendinin duasi makbulmus." dedikleri zaman. kiliseye gidecek. "Papaz efendi!" diyecek, derdini ona anlatacak... "Dert dinliyormussun, dertlere care buluyormussun; cennetten parsel satiyormussun." diye, ona gidecek.
Ortadogu, muslumanlarin petrolunun ciktigi onemli bir bolgedir. Fakat bu onemli bolgede, emperyalistler, petrol menfaati temeline dayali iki buyuk harp cikarttilar. Birisi, yedi sekiz sene Irak'la iran arasinda surdu. ikincisi, Irak'la Kuveyt arasinda surdu ve cok buyuk zararlar meydana getirdi. Bunlarin ikisinin de arkasinda, petrol bolgelerinin egemenligi ve petrollerin Avrupalilarin, Amerikalilarin, gayrimuslimlerin istifadesinden, ellerinden kacma endisesi vardi. Muslumani muslumanla vurusturdular, muslumanlari iki cephe haline getirdiler. Birbirlerine hasim iki cephe... Irak'i tutanlar, Suud'u tutanlar diye. Bu onemli bir parcalanmadir. (YDYG: 157)
* * *
Tehlike bizim icin buyuktur! Birbirleriyle catissalar bile Amerika da olsa, Avrupa Toplulugu da olsa biz muslumanlar icin tehlikedir. Bu tehlikeyi onlemek icin ne yapabiliriz?.. iki buyuk is yapmamiz lazim: Birincisi islam Alemi'ni bu tehlikenin karsisinda guclendirmemiz gerekiyor. Birlestirmemiz ve guclendirmemiz gerekiyor. Bir vazife bu...Yani siz iran'i, Irak'i, Suud'u, Pakistan'i, Misir'i, Cezayir'i, Tunus'u vs.yi bir birlik halinde toplama calismasi yapmakla gorevli kadrolar olacaksiniz ileride. Kisaca soylemek gerekirse biraz da boyle herkesin anlayacagi bir sekilde Osmanli imparatorlugu'nu yeniden kurmak zorundasiniz. (YDYG: 177)
Sizin goreviniz Osmanli imparatorlugu'nu yeniden kurmak!.. uunku karsi taraf Avusturya-Macaristan imparatorlugu'nu kurdu diyebiliriz. sarlman imparatorlugu'nu, Roma imparatorlugu'nu --zaman bakimindan ayni olmamakla beraber--kurdu diyebiliriz. Sizin vazifeniz Osmanli imparatorlugu'nu modern bir imparatorluk olarak yeniden kurmak, yani teknigiyle, kulturuyle, ideolojisiyle, herseyiyle siz simdi Osmanliyi kurmak zorundasiniz. insallah ben onumuzdeki islam mecmuasinda yazacagim: Bu iran'la da iliskileri bir hale yola koymamiz lazim... Avantajlari var elimizde halletmenin. uunku orada bir suru Turk var, nufusun yarisi Turk... Sadece sialer degil, sunnaler var... Sunnalerle isbirligi yaparak, sialeri de biraz bu dis guclerin karsisinda ikaz ederek, bu isi halletmek zorundayiz. Bu, islam Alemi'ni toparlama calismasidir. (YDYG: 17
Kendi aranizda organize olun!.. istikbale bu gozle bakin, cevrenize bu gozle bakin!.. Projelerinizi Turkiye Cumhuriyeti hudutlari icerisinde kucuk projeler olarak dusunmeyin!.. Ortadogu sizindir, Kuzey Afrika sizindir, hatta Afrika'nin tamami sizindir... Asya'nin buyuk bir kismi sizindir... Guneydogu Asya sizindir, Endonezya sizindir... Avrupa'nin bir kismi sizindir. Ve eger biz Allah'in razi oldugu, Allah'in dinini yayma --i'layi kelimetullah-- icin calismayi guzel yapabilirsek, Amerika da bizimdir... Dunya hakimiyeti muslumanlarindir!.. (YDYG: 17
b. ulkemiz uzerine Dusmanca Planlar
Ortadogu'da israil var ve israil, "Buyuk israil"i kurma calismalari icinde!.. Buyuk israil, simdiki israil'den cok daha genis olacak; Suriye ve Irak'i, Turkiye'nin bir kismini avucuna almis olacak... Petrol mintikalarina hakim olacak... Haritalari cok net olarak basiyorlar, sozlerini cok acik olarak soyluyorlar. Nil'den Firat'a kadar bir buyuk israil hayal ediyorlar. Ama su anda nufuslari ve bu lokmayi yutmaga bogazlari musaid olmadigindan kucultmege calisiyorlar. Yakalamislar bir avi ama, "Yut bakalim!" desen, yutamaz; bogazina takilir kalir. Onun icin su anda yutmuyorlar; fakat, "Bunlari yiyecegiz!" diyorlar. (YDYG: 296)
Amerika'ya yayilmis olan, Avrupa ulkelerine yerlesmis olan, ekonomik bakimdan guclenmis olan, milyonlari milyarlari elde etmis olan Ermeniler'in, Turkiye'de bir "Buyuk Ermenistan" kurma calismalari var; cok net!.. Bu calismalara Osmanlilar'in son devrinde basladilar, simdi halen devam ediyorlar. Guneydogu olaylarinin altinda yatan sebeplerden birisi, cok net olarak "Buyuk Ermenistan" kurulmasidir. Buyuk Ermenistan, simdiki Ermenistan'dan Kars'a, Kars'tan Van'a, Van'dan Adana'ya, iskenderun'a kadar uzanacak bir ulkedir. Bunun da haritalari yapiliyor ve cok net olarak bu da literaturde bahis konusu edilmekte... (YDYG: 296)
Yunanistan, su denizin karsi tarafindaki topraklara kadar sokulmus... O topraklari dedelerimiz kanla almislar; biz harpsiz darpsiz, kim vurduya getirilerek, kagit uzerinde verivermisiz. Yani adamlarin bizimle savasmaya gucu yokken ve biz savasta onlari yenmisken, ve bu topraklar dedelerimizin maliyken, onlarin eline gecivermis... soyle baktigimiz zaman goruverecek kadar yanimiza sokulmus Yunanistan'in buyuk ideali var (Megalo idea). Bu topraklara da sahib olmak; yani, o adalardan bu tarafa dogru yuruyup, suralari da almak gayreti var. Bunlari hep biliyoruz. (YDYG: 297)
O kadar sefil ki muslumanlarin durumlari, o kadar plandan programdan yoksunlar ki; yillar yili Sirplar, "Balkanlar'da musluman birakmayacagiz!.. Balkanlar'dan muslumanlari surecegiz!.." diye calisiyorlar. Hatta, "Anadolu'dan surecegiz!" diye bir soz de duyuluyor... Bize duyurulmuyor ama, kendileri soyluyorlar. "iran'a gitsinler, Suuda Arabistan'a gitsinler, Orta Asya'ya cekilsinler!.." diye bizi oralara kadar kovma niyetleri dile getiriliyor... Hazirlaniyorlar... Fakat, bizim kardeslerimizde bir calisma yok... (YDYG: 300)
Mesele iktidar veya muhalefet, su veya bu parti olmanin cok daha ustune cikmistir. uunku hedef, topyekun beldemizdir, topyekun ummetimizdir. O bakimdan meseleyi cok daha buyuk capta dusunmek lazim!.. Sirpli Bosnaga hucum ederken, onlarin icinden kandirip da komunist ettigi kimseleri ayirmiyor!.. Yani, "Sen komunistsin, sen bu tarafa gec! Ben namaz kilan muslumana dusmanim, onu oldurecegim!.." demiyor. Darbeyi vuracagi zaman, kandirmis oldugu, kendi tarafina cekmis oldugu komunist Bosnagi da vuruyor... Ateist, kendisinin kafasina tamamen yatkin bir Bosnagi da vuruyor.
Demek ki eger boyle bir sey olursa; Tukiye'deki hainler, Turkiye'deki gafiller, Turkiye'deki modernistler, Turkiye'deki reformistler de herhangi bir ayirima tabi olmayacaklardir. Veya baska bir islam ulkesinde boyle bir olay olursa, boyle bir ayirima tabi olmayacaklardir. Felaket geldigi zaman, once onlara gelecektir. uunku, Allah'in adaleti de onu gerektirir. ilkonce onlarin gidecegine, ben %99,9 kaniim. ilkonce onlar, topun agzinda olurlar. (YDYG: 305)
En onemli islerden birisi de... soyle bir dusunuyorum, dunyanin butun devletleri bize dusman!.. Kim dost diye bakiyorum; ne musluman ulkeler dost, --iran, Irak, Suriye, Misir vs.-- ne hristiyan ulkeler dost, ne bunlarin disindaki ulkeler dost... simdi bizim boyle bir duruma dusurulusumuz de bir plandir, bir plan geregidir. Yani, hristiyanlar hacli zihniyeti ile kiskirtilip, muslumanlara dusman ediliyor... Ve onlarin muslumanlari her yol ile imhasina musaade ediliyor, kapi aciliyor, vasat aciliyor... Hindistan'da da durum boyledir. Halbuki, Hintliler hristiyan degildir. Onlari da musterek dusman odaklar kiskirtiyor. Dunyanin her yerinde boyledir. O halde bizim kulturel bir karsi taarruz icine girmemiz, sosyal psikolojileri dusunerek bu sahada bir karsi hucuma, karsi harekete gecmemiz gerek!.. (YDYG: 30
c. Hedef islam ulkeleri
Halkimiz, Batililar bizim dostumuz diye dusunur. Ve Kuzeyliler bizim dusmanimiz diye dusunur. Boyle bir genel kanaat vardir. "Almanya cok guzel dosttur, Amerika dosttur; ama, Rusya dusmandir." diye dusunur. Halbuki, dedelerimiz meseleyi cok kesin bitirmisler, halletmisler, atasozlerine indirmisler; cunku, cihan tecrubesine sahipler. "Domuzdan post, gavurdan dost olmaz!" demisler, bildirmisler. Yani, hepsinin niyetinin ne oldugunu bildikleri icin... (YDYG: 31
Katoliklik vardir AT'nin arkasinda... Yani, katolik birligini kurmaga calisiyorlar. Biz de gitmisiz, AT'ye de muracaat etmisiz. Biz muracaat etmisiz, --herhalde NATO'ya muracaat ettigimiz gibi, yani yumruk yemeyelim diye gogsune yanasma tarzinda-- onlar da diyorlar ki: "Yahu biz 12 tane hristiyan ulkeyiz. Siz musluman olarak bizim aramizda ne isiniz var? Ne ariyorsunuz?.. Kabul edemeyiz sizi!.. Uyum saglayamazsiniz, entegrasyon mumkun degil. Bakin, Almanya'daki isciler bile 8 sene, 10 sene kaldilar aramizda; bir turlu bize entegre olamadilar." diyor onlar. Tabii, arkasinda kilise ideali var.
Amerika'nin arkasinda da, --koca Amerika'nin lobileri, mucadeleleri, senatosu, vs.si-- perdenin arkasina bakarsaniz, orda da siyonizm var. Organize olmus olan gucler, organize olmamis buyuk kalabaliklari yonlendirebilir. %3 nisbetinde bir idareci grup, koca bir milletin yonunu istedigi tarafa yoneltebilir, sevkedebilir, yonlendirebilir. (YDYG: 323)
Boylece Yeni Dunya Duzeni'nde, "dogu ve bati" diye bir yone gore ayirma yerine, bu sefer "kuzey ve guney" diye bir ayirma meydana cikmistir. uunku, kuzeyde olan Amerika, Avrupa, Rusya, taa Alaska'dan, Avrupa'dan, Norvec'ten, izlanda'dan Kanada'ya kadar bir cizginin kuzeyi tesadufen hep hristiyan ulkeler, hristiyan kulturuyle yetismis ulkeler olmuslardir. Bu cizginin uc asagi bes yukari asagisinda da, guneyinde de genellikle islam ulkeleri vardir. Onun icin, Margaret Teacher dahil daha baska NATO ilgileri ve bati devletlerinin yoneticileri diyorlar ki: "simdi NATO'nun dusmani kim?.." NATO'nun dusmani Varsova Pakti'ydi, yikildi ve halledildi, anlasma saglandi. "simdi NATO'nun gorevi ne ve dusmani kim?.." uok net olarak ifade ediyorlar; mesela Teacher cok net olarak ifade etmis kimselerden birisi... NATO ve BAB'nin --yani, Bati Avrupa Birligi Savunma Teskilat'nin-- asil dusmaninin, islam oldugunu soyluyorlar. Ve --gazetelerde herhalde sizin de gozunuze takilmistir, gormussunuzdur-- "Eskiden hedef Moskova idi, simdi Mekke!" deniliyor.
O halde "Yeni Dunya Duzeni'ndeki yerimiz nedir?" degil, "Yeni Dunya Duzeni'nin duzenbazligi karsisinda bizim durumumuz nedir?" dememiz lazim. Adamlarin niyetleri ortada... Biz, ikiyuz yildir onlara ilan-i ask ediyoruz, "Valla da seviyoruz, billa da seviyoruz sizi!.. Canimiz kurban olsun, yolunuza feda olalim!.." diyoruz; amma onlar, ikiyuz yildan beri yapilan butun calismalara ragmen, "Biz sizi kabul edemeyiz, siz bizden degilsiniz!.. Siz dogulusunuz, batili olamadiniz!.." diyorlar. "Hayir! Batili olduk... iste Trakya'da Avrupaliyiz..." filan diye ugrasmamiza ragmen, onlar bizi kabul etmiyorlar. Yazarlarin ve politikacilarin tesbitlerinde net olarak gorulen bu... (YDYG: 324)
Yeni Dunya Duzeni'nde hedef islam, hedef Mekke!.. O halde bizler de guneydeyiz diye huzur duymali miyiz, rahat etmeli miyiz?.. Hayir! Boyle bir huzur duyamayiz. uunku biz onlara karsi, Orhan Veli'nin siirinde de soyledigi gibi; Orhan Veli diyor ki, "Bir sevdigim var; ben onu severim, o beni sevmez!" Tam oyleyiz Avrupa ile... Biz Avrupa'yi neden sevmisiz, bilmiyorum!.. Altiyuz yil savasmisiz... Hep savasla gecmis. Onlar, boyna hacli ordusu tertib edip bize gondermisler; ama biz, sonradan savaslarda yenilmisiz, nerdeyse istiklalimizi de kaybedecek bir noktaya gelmisiz ama; savaslardan once kulturel yonden yenilmisiz ve kalb cephesinde yenilmisiz, dusmanimizi sevmeye baslamisiz. (YDYG: 325)
simdi oyle oldu, boyle oldu bizim duzen degisti dunyada. Duzenbazlar tarafindan degistirildi ve yeni bir duzen oldu. Ben bu duzenbaz kelimesini yari saka soyluyorum, yari da bir gercegi ifade ettigi icin soyluyorum. uunku, batinin siyaseti oportunist kelimesiyle mi ifade edilir, makyavelizmle mi ifade edilir, materyalizmle mi ifade edilir?.. Yani devlet yonetiminde, bir Eflatun'un ahlak anlayisi, filozoflarin faziletle devleti yonetmeleri gibi bir sey yoktur. Olaylari dikkatli tahlil ederseniz, gunumuzdeki olaylarda da ayni seyi gorursunuz. Duzenbazlar bir yeni duzen ortaya koyuyorlar, yeni duzen adi. Yani, kendilerinin degisen sartlara gore konumlari... (YDYG: 327)
Eksen degisti. Doguyla batiyi ayiran bir dik eksen iken, kuzeyle guneyi ayirin yatay bir eksen var. Ve biz bu yatay eksenin alt tarafindayiz, dusman cephesindeyiz. Ama diyoruz ki batililara, "Biz sizdeniz, biz sizdeniz!.." Tabi biz sizdeniz dememize ragmen, onlar "Siz bizden degilsiniz!" diye iddia ediyorlar ve AT'ye alinma arzumuzu da reddediyorlar ve "Siz muslumansiniz!" diyorlar. "Yalniz, bizim istedigimiz bekciligi ve bizim yukledigimiz misyonlari yaparsaniz; islam ulkelerine karsi hareketlerimizde bize onculuk etmeyi kabul ederseniz, ancak sizi aramiza alabiliriz." diyorlar.
Yani bugun, yeni duzende Turkiye'nin uzerine yuklenilen gorev; Turkiye'nin, tarihinde kader birligi yapmis oldugu milletlere karsi hiyanet etmesi esasina oturtulmustur. Aksi takdirde, Turkiye bu tarafta yer alsa, onlarin karsisindadir. Almasa, yine arada kalmis olacaktir; durum bu... (YDYG: 329)
simdi tabii, aslinda bizim icin burada tehlikeli bir durumun oldugu cok net olarak goruluyor. Bati ve Amerika; yani, bekciligi yuklenmis olan Amerika cok guclu... uok modern silahlari var ve bu modern silahlarin ne kadar hassas calistigini, bizim muavenet zirhlisinin komuta kulesini ucurmakla gosterdiler. Bence bu olay cok muhim bir olaydi. Gerektigi sekilde derinlemesine incelenmedi ve gereken protesto yapilmadi. Disiplinsizlikle, birkac askerin kusurudur diyerek, gecistirildi. Ama, Bush'un haberinin oldugunu saniyorum. Stratejik Arastirmalar Ensitusu, herhalde dusunmus tasinmis, kararlastirmistir. Ve filo komutaninin da haberinin oldugunu saniyorum...
Onun arkasinda, bir takim derin manalar vardir. Yani denmek isteniyor ki: "Bakin, bizim teknolojimiz nokta atisi yapip, sizi istedigimiz yerden vurmaga yeterlidir. Ona gore ayaginizi denk alin!.." deniliyor. Belki bu jest, bizim askerlerimiz vatan severlik duygusuyla, onlarin empoze etttikleri bazi seyleri yapmak istemedilerse, onun uzerine yapilmis diye de dusunuyorum. Tabii, askeriyenin icine girilmiyor. Perdenin arkasinda ne cereyan ettigini bilmiyorum. Ama, boyle birsey oldugunu dusunuyorum. uunku, askerimizin icinde ulkenin bolunmesini istemeyen, boluculuge karsi olan; yukaridan veya batidan gelen emirleri gelisiguzel kabul edemeyen insanlar vardir. Tabii, onlara bir goz dagi olabilir, boyle bir durum... (YDYG: 329)
Bu gorev nedir? simdi bizim elimizde hicbir sey yok mu? Yani biz birsey yapamaz miyiz? Biz bunlarin bekcisi miyiz? iscisi miyiz? Kahyasi miyiz? Memuru muyuz? Amelesi miyiz? Sonra, olaylar bizim uzerimizde cerayan ettigine gore; bizim ulkerimiz yakilip yikildigina, yandigina gore, bizim dogal servetlerimiz yagmalandigina gore, buna bizim dur dememiz lazim degil mi?.. Yani su mantiga nasil razi olabiliriz ki: Amerika ARAMCO ile Suuda Arabistan'in butun petrollerini alip faydalaniyor; Irak'taki petrol sirketleri Shell'in, Mobil'in kesesine para akitiyor; butun faydalar islam ulkelerinden saglaniyor da, niye yeni duzenin dusmani islam oluyor?.. Yani, bunun bir mantigi var mi?.. Bunun insanlikla, vefa ile, sukran duygusu ile ilgisi var mi?.. Yani nezaket sadece, karsilastigi insana "Thank you!" demek mi?.. "Thank you!" demekten mi ibarettir nezaket?.. ingiliz centilmenligi bu mudur yani?.. Adamin petrolunu alacaksin, keseni dolduracaksin, malini ona satacaksin, hizmetci olarak kullanacaksin; ondan sonra da, bir numarali hedefin o olacak... Boyle bir mantiga sizin akliniz yatiyor mu?.. Benim aklim yatmiyor! Ben buna tahammul edemiyorum... Tabii onlar bir sey dusunurler, yapmak isterler. Bizim de bir soz hakkimiz var, bizim de yapacaklarimiz vardir. Onlari dusunmeli ve yapmaliyiz. (YDYG: 334)
iran'i cok onemli goruyorum. Uzakdogu'ya, Pakistan'a ve Orta Asyaya acilan bir sahada kilit ulke oldugu icin, iran'la iliskilerimizi dusunun!.. Farscayi ogrenin!.. Farsca cok guzel bir dildir, cok edebi bir dildir ve bizim Turkce'mizin anlasilmasi icin de lazimdir. Osmanlica'nin da anlasilmasi icin de lazimdir. Ecdadimizin taninmasi, anlasilmasi icin bile lazimdir. (YDYG: 339)
Ben, kocaman bir soz yazdim mecmualarimiza... Bilmiyorum Irak'a gitmis midir o soz ve adamlar nasil karsilamislardir. Dedim ki: "Irak'in yerine kendimi koyuyorum; Irak'in kurtulmak icin bir tek caresi vardir: 'Biz zaten Osmanlilar zamaninda Turkiye ile beraberdik.' deyip, Turkiye ile birlesmek!" Bunu acikca yazdim. Baska hic bir caresi yoktur su durumda... Beladan kurtulmak icin, baska turlu secenegi yok; Turkiye ile birlesirse, kurtulur. Biz de, bunun olmasi icin calismaliyiz. (YDYG: 340)
Ondan sonra, cok buyuk bir oyunla, dunyanin en onemli petrol merkezi, istihsal bolgesi olan Ortadogu'ya --Rusya'yi da atlatarak-- yerlestiler... Rusya bir rakibdi. Balkanlar'dan ve Kafkasya'dan bu petrol bolgesine sarkabilir ve petrol bolgesini elde edebilirdi. uunku Suriye, Rusya'yla isbirligi yapmisti... Irak, solcu Baas Partisi'nin elindeydi; yine Rusya'ya guveniyordu... Barzana, Rusya'da tahsil yapmisti... Kafkasya, Ruslar'in elindeydi. Bir adimlik mesafe vardi. "Petrol bolgeleri onun eline gecebilir!" derken; Amerika bugun petrol bolgelerine --cok ince dusunulmus calismalarla-- yerlesmis durumda... Suuda Arabistan'a yuzbinlerce askerini yerlestirmis durumda ve maasini Suud hukumetinden cifte mas olarak aliyor. Yani maasini kendisi odemiyor; Suud'a, "Ben sizi koruyorum!" diyerek askerine cifte maas verdirmek suretiyle, Suud'a odetiyor. Ortadogu'daki mevcudiyeti yetmiyormus gibi, dunyanin baska yerlerine de el koydular. (YDYG: 367)
Etrafimizdaki olaylarin da son derece planli oldugunu; ve elimle tutacak kadar yakinimizda, nerdeyse uzansam yakalayacagim kadar musahhas bir merkez tarafindan, islam'in aleyhinde calismalar yapildigini adeta goruyorum. Yani, Allah'in verdigi musaadeyle, Allah'in dusmanlari, imanin hasimlari, muslumanlarin rakipleri, son derece organize olmus gucler halinde ve son derece serli bir guc ve kuvvetle cok yakinimizda bulunuyorlar... Canavarin soluklari duyuluyor... Soluklarinin sicak nefesi, cirkin kokusu hissediliyor. Onun icin, muslumanin her zaman icinde olmasi gereken uyanikliga davet etmek istiyorum, butun muslumanlari... (YDYG: 375)
d. Acaba Turkiye Huzur icinde Kalacak mi?
Bizim gerilememize sebep olanlar, bizi su anda islama yonden tenkid edenlerdir, o zihniyettir. Bizim yuruyusumuzu engelleyen, kalkinmamizi baltalayan, butunlugumuzu dagitan; bizim kulturel degerlerimizi tahrib eden; bizim sosyal bunyemizi mikrop gibi icerden kemiren bu insanlardir. Biz bundan cok daha fazla dindarken istanbul'u almisiz. Yani, din gerilik olsaydi, Fatih Sultan Mehmed'in istanbul'u asla alamamasi lazim gelirdi. Din geriligin sebebi olsaydi, islam dini zuhur ettikten kisa bir zaman sonra uc kitaya yayilamazdi... islam alimleri dunyanin en meshur, en buyuk sahsiyetleri olamaz ve yazdiklari eserler Avrupa universitelerinde okunmazdi. islam universitelerine Avrupadan ogrenciler gelmezdi. Krallar, musluman emirlere, "Ne olur, benim evladimi universitenize kabul edin! Eti sizin, kemigi benim!" diye yalvarmazdi; eger islam gericilik olsaydi, teknik bakimdan geri kalmak dinden dolayi olsaydi... (YDYG: 402)
Teknik bakimdan geri kalmak, dinsizlikten olmustur, moral bozuklugundan olmustur... Kulturel dejenerasyondan olmustur... Koru korune batiyi taklid edenlerden olmustur. Onlarin belasini hala cekiyoruz. Osmanli Devleti'nin parcalanmasina sebep olanlar da, besinci kol gibi icerde calisan onlardir. Hala da, muzirliklarinin radyasyonu bize zarar vermektedir. Onlar olmasaydi, cok daha iyi olurdu. Kur'an-i Kerim'in ucuncu sayfasinda, Allah bu tipleri bize bildiriyor: (Ve iza kale lehum la tufsidu fil ard, kalu innema nahnu muslihun) "insanlarin bir kismi kafirlerdir. O kafirlere, 'Yeryuzunde fesat cikarmayin!' dersiniz. Onlar, 'Biz fesat cikarmiyoruz; biz islah edicileriz.' derler." diyor. (Bakara: 11) O onlarin kuruntularidir; isin asli boyledir.
"Dervislik, miskinliktir... Dindarlik, gericiliktir..." diyorlar. Peki, tarihte niye oyle olmadi?.. Niye seyh samil, Kafkasya'da Ruslar'a senelerce Azak denizi kadar kan dokturttu, durdurttu?.. Niye islam alimlerinin kitaplari Avrupa'da okundu?.. Avrupa'nin ronesansi ve reformu, muslumanlarin tesiriyledir, muslumanlarin bahsisidir... (YDYG: 402)
Yani, batinin her turlu gelismesi islam sayesinde olmustur. Ama bunu batililar bilir, bizim mutaassib devrimbazlar bilmez. Bakin, Dr. Sigrid Hunke'nin bir kitabi vardir: "Avrupanin uzerine Dogan islam Gunesi" diye... Avrupanin nasil geri bir durumda iken, muslumanlardan feyz alip, istifade edip ronesans ve reformu yaptigini orda gorebilirsiniz. (YDYG: 402)
Eger biz bu calismalarda, bizim hasmimiz olan ve bizimle ugrasan, bize hacli seferleri duzenleyen, bizi icimizden hancerleyen, islam dusmani, mu'min dusmani, Allah dusmani, Kur'an-i Kerim dusmani, Hz. Peygamber SAV'in dusmani olan insanlardan geri kalirsak, bu sefer dini hizmetlerde de geri kaliyoruz. Onlar bizi maglup edince istedigini yaptiriyor veya yasama hakki tanimiyor, coluk cocuk katliam ediyor... ulenler sehid oluyor, kalanlar o agir baskinin altinda dini vazifelerini yapamiyor... Zaman icinde direttigi zaman kafir, bizim evlatlarimizi raydan cikartabiliyor, kendisine benzetebiliyor. (YDYG: 239)
* * *
Daha ortada bize yonelik bir hareket yokken tesbit ettigimiz endiselerimiz vardi. Turkiye bundan sonra bir takim tehlikelerle karsi karsiya gelir. "Avrupa'nin dogusunda, Varsova Pakti ile mevzilenmis Rus kuvvetleri oradan nereye gidecek?.. Kizil ordu ne yapacak? O silahlar nerede kullanilacak?.." diye bir soru vardi ortada... Onlarin nerede kullanilacagini dusunuyor ve endise ediyorduk. simdi nerede kullanildigini gormekteyiz: Balkanlar'da, Kafkasya'da ve Orta Asya'da kullaniliyor.
Haritalar degistiriliyor ve bizden olan, tarihte beraber oldugumuz ve aci olaylarin bizi birbirimizden ayirdigi halklar, tarifsiz izdiraplar icinde bulunuyor su anda... Hiyanetler icinde bulunuyor. Bizim merhametimizin ne kadar maraza oldugunu dusundurecek hiyanetlerle karsi karsiyayiz. Yani, "Niye o kadar merhamet etmisiz o adamlara da, kuvvetli oldugumuz zaman zorlamamisiz?" diye dusunuyoruz... "Dinde ikrah (zorlama) yoktur uygulamasi, acaba boyle mi olmaliydi?" diye dusunuyoruz. uunku dusmani boyle bu kadar canli, bu kadar kustah, bu kadar edepsiz haliyle birakip da; ondan sonra, torunlari boyle kan revan icinde tutmak da herhalde dogru bir sey degildi. ileriyi goren insanlar, belki Yavuz daha iyi dusunmus?.. "Ya musluman olsunlar, ya kalksinlar benim ulkemden gitsinler bu adamlar!" demis hristiyanlara...
Bu olaylar, Turkiye icindeki su anda huzur icinde yasayisimiz uzerinde bizi dusunmeye sevkediyor: "Acaba bu huzur ne kadar devam edecek?.. Acaba Turkiye, devamli bir huzurun icinde kalacak mi?.. Yoksa dunyadaki sosyal ve politik degismeler ve yeni ittifaklar ve yeni perde arkasi muzakereleri muslumanlara daha baska problemler de getirecek mi?.." diye dusunuyoruz. Bunlarin ve bu dusuncelerin sonunda bir takim endiseler ve bir takim ihtimallerin karsisinda hazirlanmanin zaruretine mantigimiz, akl-i selimimiz bizi goturuyor. (SuOB-44)
Balkanlar'da, kuzeyimizde ve dogumuzda yirminci yuzyilin, bu olaylar baslamadan onceki beynelmilel kulturel ve hukuka literaturune hic uymayan olaylar; o prensiplerle hic ilgili olmayan olaylar cereyan ediyor. Beynelmilel hukuk, insan haklari, silahsizlanma, sulh icinde beraber yasama, herkesin cesitli hurriyetleri... bunlarin hepsinin bir cidda ihlali her bolgede goruluyor. Ve olaylar bir yerde bizi uzmeye devam ederken, obur tarafta da patlak veriyor. Ve dumanli havayi seven kurtlar da, galiba, "Bize de bir firsat cikabilir." diye onlar da baska yerde hazirlik icinde bulunuyorlar. (SuOB-45)
Amerika ile Avrupa arasinda bir rekabet oldugu cok net olarak karsimizda bulunuyor. "Acaba Amerika bize, Amerika'ya muttefik bir politika gudersek destek olabilir mi?" diyecegiz. uunku Avrupa bizi kendisine rakib goruyor, Rusya bizden endiseleniyor. Amerika'nin da --zaten butun materyalist devletlerin ve milletlerin diyebiliriz-- canini tehlikeye atma arzusu, kendilerinin problemlerini cozmekte bile yok... Yani, can yakmak, canin yanmasi, veyahut boyle harb gibi bir sey... Bunlar istenmiyor; cunku canlari cok kiymetli, taptiklari bu dunya... (SuOB-50)
sehirler dusuyor, katliamlar devam ediyor, hala muslumanlarin elinden silah toplamakla mesguller... Yani, muslumanlar silahlarini teslim etsin diye Birlesmis Milletler baski yapiyor. Silah ambargosunu kaldirmasi gerekirken, muslumanlarin elinden silah aliyor. Bunlar beynelmilel tiyatroda bir trajik komedinin oynandigini gosteriyor. Yani cok acikli ama, cocuk aldatir gibi de komik olaylar cereyan ediyor. Tabii, bunlara karsisinda muslumanlarin ne yapmasi gerektigini de musluman aydinlarinin oturup kara kara dusunmesi gerekiyor. (SuOB-50)
Yani hristiyan alemi artik, seytanin ordusunun bir parcasi olarak gordugu islam Alemi'ni bu mantik icinde, incil'den cikardiklari bu mantik icinde ve kendilerinin sahib olduklari avantajlar, teknolojik ustunluk ile, su anda son darbeyi vurup, yeryuzunden kaldirmak hevesinde bulunuyor! Yani su andaki hevesleri bu!.. Onun icin hedefleri Moskova filan degil, su anda dogrudan dogruya Mekke!.. (SuOB-51)
Evet Turkiye'yle su anda cok bozusmus gibi gibi gorunmuyorlar ama, Turkiye'yi kendilerine hizmet edecek bir ulke oldugu icin, bozusmus gibi gorunmuyorlar. Turkiye bu savasta kendilerinin muttefiki oldugundan ve obur muslumanlara Turkiye vasitasi ile darbe vurabilecekleri icin, Turkiye ile su anda tam bozusmus durumda degiller. (SuOB-52)
Hukumet baskani [Tansu uiller] ingiltere'ye gittigi zaman da, "iste boyleyiz; radikal islam'dan endise ediyorsaniz biz variz. Destekleyin, biz onun hakkindan geliriz." gibi, ingilizlere teminat vermisti, oraya gittigi zaman. uok net bir ifadeydi bu... Anlayan, kelimelerin arkasinda hangi manalarin yattigini bilen insanlarin cok net takib ettikleri, acikca soylenen sozler. Yani, "Siz radikal islam'dan korkuyorsaniz, biz variz iste! Orada ne diye basta duruyoruz. Bizi destekleyin de, bizden korkmayin! Biz sizin icin variz orda... Orta Asya'da is yapacaksiniz; biz variz, bizim vasitamizla yapabilirsiniz." diye, devletin teklifi olarak oraya o teklifi goturuyoruz. "Buyurun, beraber isbirligi yapalim! Ve islam'dan da korkmayin; islam'i tepelemekte biz size yardimci oluruz." imajini onlara veriyor. (SuOB-52)
Kimse de cikip, "Bu ne bicim istir?" demiyor ve bu isi de pek ciddiye alan yok galiba!.. Yani ille otlayan koyuna da siranin gelip, onun da ayaklarinin baglandiktan sonra boynuna bir bicak vurulmasini beklemesi gibi... Yani Balkanlar'da bir kesme olayi var; olsun... Kars'in iki kilometre otesinde, bes kilometre otesinde bir kesme olayi var; olsun.. Yani bizim anavatanimizin disinda, yavru vatanimizin da disinda... O halde olabilir, gibi bir mantik... (SuOB-53)
Halbuki, zaten bu vatan dedigimiz seyin sinirlarina itirazimiz olmali bizim!.. Yani niye vatan buralari, niye obur tarafi degil?.. Ve burada cok net olarak, altini cizerek soyledigimiz bir nokta var ki, bu bizim sinirlarimizin otesindeki yerlerde fiilen bulunan kardeslerimiz, bizim tahmin ettiklerimizden cok daha da fazla... Oraya fiilen sahip olan kimseler, oralarin hakaka sahibi olmaktan, gorunduklerinden cok daha fazla durumda uzakta... Ama, biz bunu bilmiyoruz. (SuOB-53)
Yani, bizim kendi ecdad ve atalarimizin yadigari ulkeler haksiz istilalarla el altinda tutuluyor ve oradaki varliklarimiz bize kucuk gosteriliyor... Mustevlilerin varliklari buyutulerek gosteriliyor ve bu oyun dunya uzerinde pek cok kimsenin farkina varmadigi bir oyun halinde devam ediyor. Ama bizim bunu bilmemiz ve bununla ugrasmamiz lazim!.. (SuOB-54)
Rahmetli uzal'in sahneden cekilmesiyle bir kere reisicumhur secimi, yeni basbakan secimi ve yeni hukumet teskili meselesi var onumuzde... Mutlaka bir hukumet degisikligi olacak, onumuzdeki aylar icinde... Bunu gorecegiz. Ve partiler arasinda yeni gruplasmalar olacak ve bu gruplasmalarin icinde muslumanlarin ve muhafazakarlarin ve dinine, devletine, milletine hizmet etmek isteyen insanlarin tirmandiklari yerlerden, surlardan asagi atilmalari, itilmeleri ve tasfiye edilmeleri calismasi vardir. Bu tasfiye calismalarini devam ettirmek isteyeceklerdir. Bunu dis kuvvetler destekleyecektir. (SuOB-56)
uunku, Turkiye'nin mustakil bir dis politikaya sahib olmasini istemeyenlerin, kendileri fiilen carpismak istemedikleri icin, kullanacaklari metod budur. Kesenin agzini acmak, kredi vermek, istedikleri adamlari desteklemek suretiyle, icimizde bir mucadele meydana getireceklerdir. Bu mucadele ister istemez olacak. Yani siz, ya onlarin dedigi her seye razi olacaksiniz, ya da "Hayir, oyle sey olmaz! Bunun boyle olmasi lazim!" dediginiz zaman, dis destekli bir azinlik muhalefeti ile karsilasacaksiniz. Azinlik ama, ellerinde burokratik, politik ve daha baska bir takim imkanlari olan bir azinlik... (SuOB-56)
* * *
Bizden onceki nesillerin cok buyuk acilar cekerek, mucadeleler yaparak canlarini mallarini feda etmelerine, sehid olmalarina, calismalarina ragmen tariha durumumuz degisti. Topraklarimiz cok buyuk olcude elimizden cikti. Bazi kardeslerimiz yabanci bayraklarin, idarelerin altinda kaldilar. Bizimle beraber muslumanlar da dunya uzerinde cok aci gunler yasadilar... Dunyanin her yerinde muslumanlar Osmanli Devleti'nin cokmesiyle cok daha buyuk acilar altinda, zulumler altinda kaldilar; katliamlara ugradilar, cok acilar cektiler. (SuOB-6
Yakin tarihimizde cok yanlis adimlar atilmis ve bu adimlar atanlar da maneva bakimdan cezasini cekmis durumda... Hic ilgisi yokken, hic geregi yokken, Avrupa ile butunlesmeye kalkmisiz. Asirlarca, yedi asir mucadele ettigimiz insanlarla, onlarin onucte biri --nufusla oranlayacak olursak altida biri-- durumunda, azinlikta olarak onlara katilma kararini vermisiz, imzalar atmisiz. Onlar evet derlerse, onlarin bir parcasi olacagiz. Buradaki kendi inisiyatiflerimizi de kaybedecegiz. (SuOB-69)
Bugun Turkiye, hem hazinesi bombos bir ulke... Doviz rezervleri tukenmis, ekonomisi berbat, dis borclari artmis... icte her turlu duzensizlik, rusvet, adam kayirma, suistamal... Dis politikada muazzam beceriksizlikler ve milla menfaatlere aykiri icraatlarla karsi karsiya gelmis durumdayiz. En son rezalet Kibris konusunda koptu ve ayyuka cikti. iste bugunku gazetelerin hepsinde de basliklarda asagi yukari bu konular var...
Demek ki, bazi kimseler bizi, luzumsuz heyecan ile felaket tellalligi yapan insanlar olarak goruyorlarmis. Onu anladik yani, o ifadelerden... Keske onlar hakli olsaydi da, biz haksiz olsaydik!.. Keske bu felaketler olmasaydi da, gazeteler bugun bu gundemlerle, bu koca koca, pabuc gibi harflerle cikmasaydi!.. (SuOB-83)
Slav birligiyle koca bir Balkanlar ve Rusya... Ortodoks birligini de arkasina aldi. Ermenilerin ve Yunanlilarin destekcisi koca bir Avrupa ve Amerika ile karsi karsiyayiz... Bizi birbirimize kirdirmak icin icimizdeki cesitli fitneleri uyandiranlar onlar... Onlarin bir dezavantajlari var: ulumden cok korkuyorlar, kendileri dogrudan dogruya bu isin icine girmek istemiyorlar. Ve en buyuk kurnazlik da bizi birbirimize kirdirmak... Dunya halklarini da boyle yapiyorlar, birbirine kirdiriyorlar. O gerilla grubunu destekleyip bunu kirdirip, bunu destekleyip otekisini kirdirmak suretiyle... Dunyanin her yerindeki seyleri bu... (SuOB-86)
simdi biz bu fonksiyonu gorme durumundayiz. Turkiye uzerinde ve dunya uzerinde muslumanlarin basinda dolasan belalari def etmek icin calisma durumundayiz. Yarin oburgun, paralar pullar da para etmeyecek duruma gelebilir. Zaten Allah-u Teala Hazretleri'nin adet-i ilahiyyesi olarak, ilkonce imtihan para vererek belalari def etme seyinden basliyor: ualisin, para verin, muessese kurun; belalar def olsun!.. O olmadigi zaman, cana geliyor. O da yapilmadigi zaman, ulkenin butunu gidiyor; memleket vs. kalmiyor. (SuOB-87)
Bize laikleri kiskirtiyorlar su anda... Ve butun kalburustu isimler, kasarlanmis sahislar, buyuk sohret olarak ortada dolasan insanlar; memleketin ekonomisi iyiymis, dis politikasi iyiymis, ic politikasi yerli yerindeymis gibi, her seyi birakmis laiklik yaygarasiyla ortaya cikiyorlar ve muslumanlar yonelik bir takim tedbirler grubu ile bize zarar vermek istiyorlar. imam-hatip okullarini kapatmak, radyolari engellemek, muslumanlarin muesseselerini dagitmak, gelismesini durdurmak, dislamak... filan gibi bir hazirlik icinde olduklarini goruyoruz. (SuOB-8
* * *
Biz islam'in kultur yoluyla buyuk darbeler yedigini, ilimdeki ilerlemeleri yuzunden Avrupalilarin muslumanlara buyuk zararlar verebildiklerini biliyoruz. Cografa kesifler yuzunden dunyanin bizim hakkimiz olan nice yerlerine, hatta bizim kardeslerimizin meskun oldugu bircok yerlere --Afrika gibi-- sahib oldugunu ve ordaki kardeslerimize kan kusturdugunu; onlari esir aldigini, kendi ulkelerine goturdugunu, kopek diyerek esir olarak tarlalarda calistirdigini, kamcilar altinda inlettigini biliyoruz. Bunun sebebinin bilimsel yonden geri kalmakta, kulturel yonden geri kalmakta, birbirimizden haberdar olmamakta oldugunu biliyoruz. (SuOB-111)
Bu kuresellesme Amerika'nin lafidir. Yeni Dunya Duzeni diye, etrafindaki insanlarin zayifligini gorup, kendi guclerini gorup, "Bu dunyanin tek sahibi biz olalim!" demeleridir acikcasi... Turcesi budur. Amerika'nin dunyaya hakim olmasi demektir. Bunun karsisinda olanlar var... Karsisinda olanlardan bir tanesi Almanya'dir. Almanya, Avrupa'yi derleyip toparlayarak Amerika'nin karsisinda bir guc olma yolundadir. Hatta bu iste Rusya'yi da yanina alarak... Amerika, Almanya'nin gelismesinden fevkalade endiselidir. Hatta Avrupa'daki su anda Almanya ile isbirligi yapan devletlerin bir kismi Almanya'dan endiselidir. Onunla birlik halindedir ama, gerektiginde celme takmak icin, onun serrinden korunabilmek icin orda duruyor.
Bunlar kendi kendilerine istedikleri kadar bir seyler dusunsunler, dunyada hakaka bir dev vardir; uin vardir. Nufusuyla, cografyasiyla, gelismesiyle o kadar muazzam bir guctur ki, butun bu Rusya'si, Avrupa'si ve Amerika'si ondan korkmaktadir. Guneydogu Asya'daki cesitli harpler, Vietnam harpleri, Kore harbi ve su andaki itilaflar... Hep arkasindaki uin'in gucu ve orada menfaatleri olan Batili devletlerin menfaat catismasinin su ustune cikmis goruntuleridir. (SuOB-249)
e. Almanya Hristiyan Birligi Kurma Yolunda
Bu ortak pazar, gumruk birligi meselelerinde, "Avrupa'da su kadar devlet birlesmis, su kadar trilyonluk bir uretim imkanina sahip muazzam bir ekonomik, siyasa, askera topluluk olusturmus..." filan... Bunlari soyluyorlar. Bakiyorum, bir tek anahtara bagli bir sey... Butun fabrikanin calismasi bir sartele bagli oldugu gibi... Butun bu tehlikelerin hepsi sifirlanabilir, bir tek sartel hareketiyle.... Biz suurlu olursak, biz dikkatli olursak, biz onlarin bize karsi yapacaklari seylere karsi uyanik olursak, onlarin bizi hic bir zaman yenmesi mumkun degil... (SuOB-282)
Bu batililar bugun belki cok dindar degiller; inanclarinin gerceklere uymadigini biliyorlar; ama benliklerinin hristiyanlikla yogruldugunu, milliyetlerinin temelinde dinin cok buyuk bir yer isgal ettigini dusunerek dinlerine ve din adamlarina hala cok saygi duyuyor; ve onlarin gosterdigi hedeflere dogru yuruyorlar. Kilise siyasete de hakim, halka da... Parti de kuruyor, ticara muessese de... Bilmem simdiye kadar hic yazildi, soylendi mi; duydunuz, biliyor musunuz: Avrupa Birligi fikrini yuruten Almanya'nin hal-i hazir basbakani Helmut KOHL, aslinda bir din adami, bir papaz... Demek oluyor ki soylendigi uzere gercekten AB, bir dina birlik olarak dusunulmus, hristiyan katolikleri birlestirmeyi amaclamis. Onun icin Turkiye'nin ortakligina ikide birde karsi cikiyor, itiraz ediyor, yan ciziyorlar. Kafalari, kalpleri, gonulleri, ic alemleri hristiyanlik taassubuyla dolu, bizimkiler el uzatiyor, onlar red ediyor, islam'a yan, muslumanlari Avrupa'dan surup cikarmaya, kalanlari eritip entegre etmege, sonunda kendi dinlerine dondurmege gayret gosteriyor. (Kadin ve Aile, Haziran 1997)
Almanya hristiyan birligi kurma yolunda, papalikla el ele, cevre devletleri bir bir yutarak siyasa, dina, medena, ictimaa, ilma, terbiyeva, ticara, askera gucunu gelistiriyor. Avrupa'nin gobeginde musluman toplum istemediklerinden Bosnaklari Sirplara kirdirdilar; Turkleri sevmiyor ve muslumanliktan korkuyorlar, ha bire aleyhimize fitne ve fesat uretiyorlar, Yunanliyi kiskirtip, Ermeniyi destekliyor, kurt kardeslerimizle bizi ugrastirip, ulkenin gelismesini sekteye ugratiyorlar, firsat bulurlarsa orman yakiyor, fabrikalarimiza sabotaj yaptiriyorlar; tarihimize, dinimize, medeniyetimize, siyasetimize, toplumumuza, sanayimize, savunmamiza, maliyemize, kalkinmamiza, silahlanmamiza suikastler duzenliyorlar.
Onlar boyle yikici, dusman, kindar, hacli zihniyetiyle aleyhimize ugrasir durur, bize darbe uzerine darbe vururken bir de icten celmelemek, biz muslumanlarin elini kolunu baglamak mertlige, milliyetcilige, yurtseverlige, akla, vicdana, insafa, amana, uygarliga sigmaz ve uymaz. Bu hainliktir, zalimliktir, kallesliktir, dusmanliktir, casusluktur, tarih onunde buyuk suctur, Allah indinde buyuk vebal ve sorumluluktur. Birakin elimizi, kolumuzu kendimizi rahatca savunalim; yurdumuzu, tarihimizi, medeniyetimizi, mefahirimizi, birlik ve beraberligimizi, milla menfaatlerimizi serbestce koruyalim; ulkeyi parcalanmaktan, bolunmekten kurtaralim. Zaten dusmanla dunya capinda ugrasir dururken, bir de siz basimiza bela, ayagimiza bag ve engel olmayin. (islam, Kasim 1997)
* * *
Aydinimiz ve halkimiz fena halde sartlanmis; dunyada sadece Avrupa ulkeleri ve Amerika varmis gibi davraniyor, elini uzatsa erisecegi buyuk imkanlari gormuyor, muazzam firsatlari kaciriyor, muthis zararlara ugruyor, "ille de Bati" diye israr ediyor, anlasilmaz bir inatla kendine ve mazisine, cevresine ve Uzak Dogu'ya gozlerini kapatiyor. Halbuki Hacli ruhlu Bati bizi sevmiyor, istemiyor, kotulugumuz icin calisiyor, ulkemizi bolup parcalamaga, bolge bolge paylasmaya ugrasiyor; Orta ve Uzak Dogu halklari ise bize hayran, bizi seviyor ve sayiyor, bir kurtarici gibi goruyor, kucaklamaga, isbirligi yapmaga razi ve hazir; cok buyuk bir alem, genis ve bakir topraklar, cok kalabalik ulkeler, cok musait bir pazar, cok umit verici imkanlar, cok parlak bir istikbal... (Kadin ve Aile, Aralik 1997)
Musluman halkimizin dina, amana, ictimaa, ahlaka, terbiyeva, talima, ticara, cihada, hasba, harba, tedafua, hayata tum kurum, kurulus, atilim, tesebbus ve teskilatlarini devlet ve millet olarak desteklemek zorundayiz. Buna siddetle muhtac ve mecburuz, tum dunya devletleri ve ileri ulkeler de zaten boyle calisiyor, halkin icgudusuyle kurdugu her teskilati destekliyor.
uunku savas, her yonuyle, var gucuyle devam etmekte, Avrupa ve Amerika maalesef laik, medena ve hur dusunceli davranmiyor, hacli ruhuyla veya siyonist mantigiyla hareket ediyor, islam'a ve muslumana hayat hakki vermek istemiyor, dana taassuptan, somuruculuk ve gaddarliktan kurtulamiyor. Gozumuzu dort acalim; dostu dusmani cok iyi taniyalim, fayda ve zarar nerede, tam gorelim; en uygun tedbirleri zamaninda alalim; yoksa felaket kapida, ates bacayi sarmis, dusman saldiriyi baslatmis durumda, vaziyet cok acil, cok cidda, cok kritik... (ilim ve Sanat, Ocak 199
* * *
Musluman dedelerimiz bu diyarlari bizlere yadigar ve emanet birakti, gorulecek cok isimiz, kapatilacak cok hesabimiz, alinacak cok alacagimiz var; bunlari cok iyi takip etmek de en kutsal gorevimiz. Bu topraklarda birilerinin de gozu var, el birligi ile calisiyorlar. Bizi bolmek, parcalamak, birbirimize dusurmek, yok etmek istiyorlar. Bu hayal degil, zan degil, vehim ve kusku degil; tas gibi, buz gibi soguk, aci bir gercek binlerce delille sabit bir hakikat: Rus, petrol bolgelerine ve sicak iklimlere inecek diye nice musluman tapraklari isgal etmis, hunhar zulmunde ber-devam; Amerika, Avrupa ve israil'in gozu Ortadogu islam ulkeleri ve petrollerinde; istila artarak, guclenerek, yerini saglamlastirarak ilerliyor; Yunan Ege'yi, Bati Anadolu'muzu, guzel istanbul'umuzu yutmaya hevesleniyor, yutkunuyor, surtunuyor, kasiniyor; Ermeni Karadeniz'den Akdeniz'e, Samsun'dan Adana'ya kadar genislemek sevdasinda, Dogu Anadolu sehirlerinde begendigi mulkleri peyleyip almakla mesgul, yurtici ve yutdisinda, aramizda ve karsimizda sinsi ve asikar faaliyette...
Bizler ise, gufil ve cahil, adeta sirtustu yatmis uyuyoruz. islam ulkeleri arasinda hurriyet ve haklarini, zenginlik ve menfaatlerini korumak icin bir yakinlasma ve isbirligi saglanmis degil. Her ulkedeki has ve halis, samama ve hakaka muslumanlar, bir takim bahanelerle zulum ve baski altina alinmis; eziliyor, horlaniyor, hapsediliyor, olduruluyor... Turkiye'mizde de cok vahim gelismeler var, cok uyanik, cok dikkatli, cok hazirlikli, cok kuvvetli, cok cesur olmak gerekiyor. Bolunmeyi ve yenilip yutulmayi engellemek icin cok atik ve cabuk hareket etmeli, cok siki isbirligi yapmali, cok calismali, cok dusunmeli, cok iyi tedbir almaliyiz. (islam, Nisan 1996)
* * *
Bati bu isi ulkemizde nasil yapti?.. ise ilkonce ilma ve kulturel calismalardan basladilar. ulkemizi, halkimizi, dinimizi, orfumuzu iyice incelediler. Fitneyi nerelerden cikartacaklarini, yangini nerelerden baslatacaklarini tesbit ettiler. ulkemizdeki gayrimuslim cocuklarini, actiklari okullarda gizli gizli egittiler, isyanci yaptilar, imparatorlugu parcaladilar. Gufil zenginler, cahil tasralilar, bozuk inanclilar, iyi yetissin diye cocuklarini onlarin okullarina gonderdi. O cocuklar yabanci kulturle yetisti, kendi halkina yabancilasti. Bati hayrani oldu; yuce dinini, tertemiz imanini, cok degerli maneva, ahlaka, vicdana hasletlerini kaybetti. ustelik devlet de Batililasma'yi esas aldi, din dusmanligini benimsedi, islam'la savasti. Halkina oz kulturunu degil, Bati'nin kokusmus, pis, sahte, iki yuzlu kulturunu benimsetmege calisti. Neticede inancsiz, edepsiz, koksuz, kozmopolit nesiller yetisti. Bati onlara hakim, onlari kullaniyor, kendi emellerine alet ediyor, robot gibi istedigi yone sevkediyor. Bu konuda muazzam paralar harciyor, binlerce ajan calistiriyor. (islam, Agustos 1996)
islam Amerika'yi, Avrupa'yi, Rusya'yi, israil'i, kisacasi bugun dunyayi yoneten, halklari, milletleri, cahil insanlari somuren, yanlis yonlere yonlendiren egemen guclerin, mafialarin, lobilerin, gayrimuslim teskilatlarin bas dusmani, korkusu, hasmi durumuna getirilmis, habire aleyhine calisiliyor, kotuleniyor, karalanmak isteniyor. Dunyanin her yerindeki musluman kardeslerimizin basina belli merkezlerden planlanarak cesit cesit sikin-tilar, belalar, fitneler, oyunlar, iskenceler yagdiriliyor. islam ulkelerinde bu oyun ve duzenlerin kayalara carpan dalgalar gibi kirilip dokulmesi, geri gitmesi lazim! Ama is oyle olmuyor. Yonetimlere de islam ocu gibi gosteriliyor; muslumanlar da anarsist, yonetim dusmani, cagdisi, yikici, fanatik, anlayissiz, kati, kotu... kimseler olarak empoze ediliyor.
Bir kisim islam ulkelerinde idareciler dis guclerin emrinde, onlarin masasi, ajani, memuru, bekcisi; islam dusmanlari namina millete zulmediyor, asiyor, kesiyor, katliam yapiyor. Ordu muslumanlarin tepesinde, sanki vazifesi vatani, milleti korumak degil de, halkin uyan-masini, milla menfaatleri korumasini engellemek; millete faydali olacak idarecilerin, vatanseverlerin, iyi ve durust elemanlarin isbasina gelmesine mani olmak... Somurge idaresinden bile daha kotu, daha pervasiz, daha zalim, daha hain... iste Ortadogu'nun, Kuzey Afrika'nin bazi ulkeleri... (Kadin ve Aile, Temmuz 1995)
* * *
Yillardir dis politikamizi --milla iradeye ragmen-- ters yurutenler, bu gunlerde buyuk husran icinde. Yavas yavas yaptiklari buyuk yanlisliklari gormege basladilar. "Dost! Dost!" diye diye sarildiklari Batililar onlari disliyor, reddediyor. Muttefiklerinden her yerde vefasizlik, anlayissizlik, hile, kalleslik, ikiyuzluluk ve dusmanlikla karsilasinca yeni arayislara ihtiyac oldugu artik acikca ortaya cikiyor.
Yunanlilar --NATO icinde uye olmalarina ragmen-- Sirplar ve Ruslarla Bati blokunun klasik amaclarina ters anlasmalar yapma yolunda bildigini okuyor; Balkan ulkelerini yanina almaga calisiyor bize karsi dusman bir cephe olusturuyor, Ortodoks ittifakini percinliyor, Bulgar ic secimlerine etki ediyor... da biz ona karsi niye etkili, milla, dina tedbirler almiyoruz. Ortodoks patrigi, Yunan emelleri icin dunyayi dolasirken, bizim din teskilatimiz niye islam ulkelerinde calisma yapmiyor; niye musluman halklarin sempatisini ve destegini kazanmaga gayret etmiyoruz; niye tum islam alemindeki geleneksel itibarimizi harekete gecirmiyoruz?
ustune ustelik milla, hatta dana huviyetteki makam ve sahsiyetler; islam dusmani hristiyan ve yahudi mantigi ile hareket ediyor, radikal adiyle muslumanlikla ugrasiliyor, muslumanlar dusman goruluyor?..
simdi icerde sakalla, basortusuyle, muminlerle, dindarlarla ugrasmanin; devrimbazlik, ilericilik, laiklik havariligi yapmanin faydasi kime?.. Boyle yapanlar bindikleri dali kestiklerini, milleti bolduklerini, kendi kendilerinin hem dunya hem de ahiretlerini mahvettiklerini goremiyor, anliyamiyor mu? Hristiyanlarla, Sirplarla, Ruslarla, Ermenilerle, Rumlarla ve Yahudilerle agiz ve kafa birligi yapip islam'a saldiranlar; muslumanlari dusman gorenler; var gucleri ile onlari engellemege calisanlar; ne kadar buyuk gaflet ve dalalet, hatta hiyanet icinde olduklarini fark edemiyorlar mi?..
Bati ulkelerinin ve Rusya'nin politikalarini cizen ve sekillendirenler, ekseriyetle islam'a ve Turkiye'mize karsi; halkimizi guzel din ve zengin kulturumuzden koparmaga, topraklarimizi bolup parcalamaga, bizi yok etmege alenen calisiyorlar. O halde tedbir almaliyiz. ulkemiz uzerinde kotu emelleri olmayan yeni muttefikler bulmaliyiz. Bati ulkeleri icindeki akil, insaf, vicdan ve sagduyu sahibi kimseleri de kazanmaga, kendi tarafimiza cekmege calismaliyiz. (islam, Ocak 1995)
Hicbirisinin soyle basini kaldirip da bu "Batililar ne yapti?" soruma cevap verecek halleri, yuzleri yoktur. Bati'dan bu beldelere gelmislerdir; Fransa'dan Almanya'dan, Belcika'dan, Hollanda'dan, ispanya'dan, italya'dan, ingiltere'den hacli ordulari ile, Macar ovalarinda yahudileri yaka yaka, oldure oldure gelmislerdir. Bizans'a gelmislerdir, kendi dindaslarinin ulkesidir, ama soyup gecmislerdir. Ayasofya'nin hazinesini soyup tamtakir yapmislardir. Hazinelerini, altin samdanlarini, Meryem Ana heykellerini alip goturmuslerdir. Antakya'ya geldikleri zaman kadin, bebek, ihtiyar, cocuk demeden butun musluman ahaliyi kilictan gecirmis, oldurmus, katliam yapmislardir. insan eti yemislerdir. Kudus'e geldikleri zaman tarihte emsali bulunmaz bir hunharlik ve canavarlikla herkesi oldurmuslerdir.
f. Muslumanlar Topun Agzinda
"Bati medeniyetinin en buyuk hasmi simdi, Komunist Blok degil islam'dir, hedef artik Moskova degil Mekke'dir, en basta gelen dusmanlarimiz muslumanlardir!" diye dusunen, bunlari en yuksek mevkilerden pervasizca ve utanmadan yazip soyleyen, Bosna'daki katliami planlayan ve destekleyen, bizim hakli uelik Harekati'miz uzerine hop oturup hop kalkip, bas bas bagirarak anarsist ve teroristleri koruyan, onlara silah ve siyasa destek saglayan, ulkelerinde basortulerini musluman ogrencilere yasaklayan, Turk isyerlerinin tahribine goz yuman, firsat bulunca elciliklerimizi bastiran, elcilik personellerimizi oldurten Batililarla mi Gumruk Birligi'ne giriyoruz, Avrupa Birligi'ne katilacagiz, onlarin hukmu altina girecegiz, kanunlarina taba olacagiz, huzur ve emniyet icinde birlikte yasayacagiz?!!.. Vah bizdeki cahiller, vah gafiller; vay sahtekarlar, vay satilmislar vay!.. Gozunuzu acin, aklinizi basiniza toplayin, bu adamlar hic de masum, adaletli, insafli ve medena insanlar degil, size muazzam kin besliyor, hinc duyuyorlar; gozlerini kan burumus, vicdanlari taslasmis; ellerine, ocaklarina duserseniz vay halinize!.. Bunlar muttefik filan degil, dupeduz hasim ve dusman! Kuzu postuna burunmus ac kurtlar!.. Guzelim hurriyetlerimizi gule oynaya teslim etmeyin, vatan ve milleti, bizi korkunc ateslere atmayin, kendinizi tarihin lanetle anacagi durumlara sokmayin!.. (Kadin ve Aile, Nisan 1995)
Burada tabii bir seyi gozden kacirmamak lazim, dikkat etmek lazim, Bati'nin veya Rusya'nin veya daha baska ulkelerin, bu isleri sadece dana duygularla yaptiklarini kabul etmek, tek bir sebebe baglamak dogru olmaz. isin alti karistirildigi zaman baska seyler cikiyor. Hepsinden once, buyuk menfaatler bunlarin hareketlerine kaynak teskil ediyor. Ortada cok buyuk bir menfaat varsa, adamlar her seylerini inkar edip, butun fazalet prensiplerini bir tarafa koyup; o menfaati elde etmek icin, her turlu ters, yanlis, kotu, anti demokratik ve gayr-i insana her turlu isi yapabiliyorlar. uunku menfaat var...
Tabii, bir kismi dana duygularla da bu isi yapiyor; o da bir gercek... Bugun Papalik son derece kuvvetlenmistir. Ekonomik yonden de kuvvetlidir. uok buyuk uluslarasi sirketlerin sahibidir. Sayilamayacak servetlerin, hazinelerin sahibidir. Tabii bu hazineler, menfaatler, islam geldigi zaman bunlari kullanan insanlarin elinden gidecegi icin, orada da bir madda hesap vardir.
Hristiyanlik sessiz, sedasiz, derinden misyonerleri ile, teskilatlari ile cok kuvvetli bir sekilde muslumanlarla ugrasmaktadir. Bu, papazlar icin menfaat; ama, papazlarin sozunu dinleyen halklar icin dina duygudur, dina dusmanliktir. islam karsisinda onlarin saman altindan yaptiklari faaliyetler, gercekten bize muhtelif yerlerde, baska sekillerde tezahur ediyor ve cok buyuk sekteler veriyor faaliyetlerimize... Ve ulkelerimizi karistiriyor.
Ayrica, tariha, nostaljik sebepler vardir. Mesela: "Canim iste dunya genis!.. Sen git Guney Amerika'da bir devlet kur!" denildigi halde, Yahudiler Arz-i Mev'ud diye Filistin'de devlet kurmayi istemislerdir. Orada devlet kurulmustur. Bu devletin kurulmasina tekaddum eden zamanlardaki teklifler arasinda, "Dunyada size rahatsizlik vermeyecek baska yerler var; gidin orda devlet kurun!.." denildigi halde, ozellikle Arz-i Mev'ud olsun diye Kudus'u istemislerdir. Anadolu da boyle nostaljik, tariha sebeplerle bazi kimselerin gonlundedir, gozunun onundedir, goz diktigi bir ulkedir. Onun icin, dusmanliklarin bir sebebi de bunlardir diye, onu da bir tarafa koymak lazim!..
Bu dana, tariha ve nostaljik sebepleri bilen ve kullanan, ama ne dinle, ne imanla ilgisi olmayan buyuk merkezler vardir. Onlar da bunlari kullanarak, muslumanlarin aleyhinde cok buyuk tehlike olusturacak calismalar yapmaktadirlar. Onun icin, meselenin derinlemesine tahlilini yapacak teskilatlara, arastirmalara, sebepleri cok iyi tesbit edecek calismalara ihtiyacimiz vardir. uunku, sebepler iyi tesbit edilmeden, hastalik teshis edilmeden caresini bulmak kolay olmaz, tedavi kolay yapilamaz. Yanlis sonuc verir. Verdigimiz ilac ters tesir yapabilir. Her seyin aslini bilmek lazim!..
simdi su Kuzey Irak operasyonunda --herhalde sizin de dikkatinizi cekmistir-- Sayin Doc. Dr. umit uzdag Bey, israil'in orda ozellikle bir Kurt devletinin kurulmasini istedigini soylemisti. Halbuki, gazetelerde belki hic telaffuz edilmeyen bir sey bu... Herkes baska sebepler ariyor zihninden... Biz basindan beri soyluyoruz, Kurt kardeslerimiz uyansinlar diye: "Oralari size birakmazlar! Siz sadece piyonsunuz. Boylece kullanilip sonunda olen sizsiniz. Ama, nimeti yiyecek olan siz olmayacaksiniz!" diyoruz. "Bunun arkasindan, bir Buyuk Ermenistan hayali cikabilir." diyoruz ama, Ermenilere de bu kadar buyuk menfaatleri vermezler. uok buyuk bir menfaat var ortada...
Tabii israil'in de, "Bana va'dedilmis topraklar" diye, boyle bir istekle buraya goz diktigini de dusunuyorum ben... Onun da tahlili yapildigi zaman, isin icinde daha buyuk meseleler oldugunu dusunuyorum.
Suyun buyuk bir kavga mevzuu oldugu muhakkak... israil eger Firat'in yanina kadar ulasmak istiyorsa, herhalde bu biraz da su icmek istemesindendir ve suyu kullanmak istemesindendir.
Butun bunlar, topun agzinda oldugumuzu gosteriyor. Yani, muslumanlar topun agzinda; cunku, cok kiymetli kaynaklarin sahipleri... Bu kirk elli yildan beri bildigimiz bir husustur. Almanya'da bu konuda toplantilar yapildigini, medeniyet icin gerekli hammadde kaynaklarinin, musluman ulkelerin elinde olmasi dolayisiyla, "Ne yapariz da ilerde muskul duruma dusmeyiz?" diye, o zamanlardan kara kara dusunduklerini ben biliyorum. Yaptiklari toplantilara katilmis kardeslerimizin bize ifadelerinden, nakillerinden biliyorum.
Sonra, dusmanimiz cok guclu dusman oldugu icin ve cumle cihan halkindan soyle baktigimiz zaman, dogru duzgun bir dost gozumuze gorunmediginden, bizim de cumle cihan halki ile carpismamiz soz konusu oldugu icin, cok iyi organize olmamiz lazim!.. Yedi duvel derlerdi eskiden... Dedelerimiz yedi duvelle carpismislar; bizim duvellerin sayisi daha da artmistir. Onun icin, bizim cok iyi organize olmamiz lazim!..
Kur'an-i Kerim'de Allah-u Teala Hazretleri buyuruyor ki, bismillahir rahmanir raham:
(La yettahizil mu'minunel kafirane evliyae min dunil mu'minan) "Mu'minler, mu'min kardeslerini birakip da kafirleri kendilerine dost, muttefik ittihaz etmesinler!.." Mu'min mu'minle dost olur, muttefik olur; kafirle dost, muttefik olmaz!.. Muslumanlari birakip da, kafiri kendilerine muttefik ve dost edinmesinler!..
(Femen yef'al zalike feleyse minallahi fa sey') Kim boyle yaparsa, Allah'dan bir yardim, bir hayir ummasin!.. Boyle bir sey Allah'in hosuna gitmedigi icin Allah onlara yardimci olmaz!" buyruluyor.
Tabii, ana mesele, ana hareket tarzi mu'minin mu'minle ittifak etmesidir, mu'minle dost olmasidir. Bu manadan bakildigi zaman, Gumruk Birligi'ne girmek ve Avrupa Birligi'ne uye olmak; "Faydalari olabilir." diyor mutehassislar, "Mahzurlari da olabilir." deniliyor. Ben bir cumle daha ekleyeyim: "Alternatifleri de vardir." Yani faydasi vardir, mahzuru vardir, alternatifi de vardir. Bizim mu'min olarak vazifemiz, alternatifini gelistirmektir.
Allah sahid olsun ki, biz Gumruk Birligi'ne asla razi degiliz!.. Avrupa Birligi'ne asla razi degiliz!.. uunku, hristiyanlarla ittifaka asla razi degiliz!.. uunku:
(Ve lillahil izzetu ve lirasuliha ve lil mu'minane velakinnel munafikane la ya'lemun) "izzet ve itibar, kiymet ve deger Allah'indir, Rasulullah'indir ve mu'minlerindir. Amma, bunu munafiklar anlamazlar!" izzet sahibi olmasi lazim muslumanin!..
Onun icin, biz birisinin kuyrugunda olamayiz. Birisi bizim arkamizdan etegimizi tutsun, bizim arkamizdan gelsin. Ama, biz birisinin arkasina gidemeyiz!.. Onlardan da bize hayirli ve islam'a faydali bir fikir cikmayacagi hareketlerinden bellidir. Arife tarif gerekmez amma, tariflik bir durum yok burda musahhas olaylar var... Adamlarin bize bakislari ve bizimle muamelati ortada... Butun muamelat dusmanca; biz hala bagri yanik bir asik gibi, sevilmeyen bir asik gibi boyna yalvariyoruz:
--Aman ne olur, etme eyleme!..
--Ya, istemiyorum dedim.
--Ya etme eyleme!..
--Ya istemiyorum.
Tekme tokat, boyle trajik birtakim filmler vardir. O yalvarir, oteki aglar, berikisi istemez... iter, kakar, kapiyi yuzune kapatir... Ne luzumu var?..
--Efendim orada dortyuz milyonluk bir pazar olusuyor. uok buyuk bir ekonomik guc gelisiyor. Binaen aleyh, biz onun disinda kaldigimiz zaman soyle olabilir, boyle olabilir...
--Hic bir sey olmaz!..
Hic bir sey olmayacagimizi, arastirma enstitumuz insallah size bir kitap halinde isbat edecektir. Konusmaci kardeslerimiz cok mueddeb kardeslerimizdi, kendi sahalarinin disinda konusmuyorlardi; ama, ben de burda tabii meslegimin disinda, biraz hislerimle konusuyorum sanki... Fakat mutlaka bunun alternatifi vardir ve biz bu alternatifi bulmak zorundayiz.
* * *
Onun icin, yonetimden sikayetler vardir. Gumruk Birligi'ne giriste menfaatimiz dahi kollanamamistir. Ben daha agir kelimelerle soyleyebilirim: Yoneticilerin arasinda hainler vardir, memleketimizin kotulugunu isteyenler vardir. Gazetelerden bunlari goruyoruz. Bazi seyler soylenemiyor ama, meclise girmis hainler vardir. Dedik biz, yazdik. Sonradan bir kismi zaten takibata da ugradi. Hainler vardir, icten bizi parcalamak isteyen insanlar vardir. Onlari usluplarindan taniyabilirsiniz. Agizlarinda sozleri eveleyip gevelemesinden taniyabilirsiniz.
Bizim istegimize ragmen bazi seyler oluyor. uunku Turkiye'de gercek bir demokrasi yoktur. Gercek bir demokrasi uzun zamandir olmamis. Cumhuriyet, demokrasi var dedikleri zaman bile olmamis. Bir zaman dikta ile yonetilmis, bir zaman tek parti ile yonetilmis, bir zaman cok partili bir devreye girilmis, ihtilalle kapatilmis vs. Hala halkin kahir ekseriyetinin arzusu bir tarafa, birtakim insanlarin halka ragmen halka karsi kararlari vardir. Bu bir aci bir gercektir.
Onun icin cok hakli olarak, yuzde bes milyar, sonsuz defa tasdik ederek katilirim, aynen katiliyorum: Bir kere yonetimin degismesi lazimdir Turkiyede, islerin duzelmesi icin... Akli basinda, durust, namuslu, bilgili insanlarin gelmesi lazimdir. Hic bir seyden anlamayan bir insan, imzasini dogru atmasini bilmeyen, hatta okuma yazmasi olmayan insan bakan olmamali!.. (Tiu: 119)
g. Zor Oyunu Bozar
surada bir harita var; belki uzaktan iyi gorulmez, ben aciklayayim: Turkiye'nin Kayseri dahil, Ankara'nin asagisindan Trabzon'un asagisina kadar duz bir cizgi halinde ve Adana dahil, Silifke dahil asagiya kadar olan kismi; butun Irak, butun Suriye, butun urdun; Arabistan yarimadasinin da Medine-i Munevvere dahil kuzey kismi; Sina yarimadasinin tamami ve Misir'in kuzeyi, iskenderiye'den ileriye dogru hudutlara dahil... Yani, bizim su anda icinde bulundugumuz Malatya'nin da dahil oldugu butun bu kisimlar israil'in haritasi icindedir.
Yani israil'in amaci, Amerika'da da kuvvete sahib oldugundan, Amerika'nin yonetimine de te'siri oldugundan, Avrupa'da da, Avrupa Birligi'nin cesitli milletlere ait bayraklarinin dalgalandigi merkezinin bulundugu Strazburg'da da sahib oldugu nufuz ile ve dunyanin her yerindeki organize tehditleriyle, Turkiye'nin butun su ve petrol havzalari dahil Ortadogu'yu ve bizim topraklarimizi --Malatya dahil-- kendi topraklari arasina katmayi amacliyor. Bunu istiyor, bunu arzuluyor ve bunun calismasini yapiyor. Bizim PKK olarak gordugumuz olaylarin arkasindaki, kimsenin soylemedigi gercek budur.
Kimse soylemiyor. Diyorlar ki: "Zaten Yunanlilar dusmanimiz, zaten Ermeniler dusmanimiz, bir ucuncu cephe acmayalim!" diyorlar ama gercek bu... PKK'yi kiskirtan, organize eden, ayarlayan hepsi bu...
Dunyanin en muhim uc seyi var: Basta petrol olmak uzere enerji... Ondan sonra yasamak icin en hayata madde olan su... Ondan sonra da ekmegin asil maddesi olan tahil... O GAP projesi ve saire, bizim harcadigimiz milyarlar, trilyonlar... israil bunlara goz dikmis, buralari elde etmenin calismasini yapiyor.
Neden boyle bir seye cesaret ediyor?.. Bizim geriligimizden, cahilligimizden istifade ediyor. Bizim organize olmamamizdan istifade etmeyi dusunuyor. Bizim kalabaligimizdan korkmuyor. uunku, elindeki imkanlar, silahlar, alet, edevat, techizat, uluslararasi munasebetlerdeki guclulugu gibi seylere guveniyor. Her ulkenin icindeki kendisine bagli elemanlara guveniyor. Amerika'nin ic politikasinda, dis politikasinda; Almanlarin ic politikasinda, dis politikasinda; hatta Vatikan'da, Vatikan gibi hristiyan devletinde bile sahib oldugu nufuza guveniyor. uunku, icinde aslen yahudi olan papazlar var... Asil kokeni yahudi olan, siyonizme hizm