11-15-2007, 02:30 PM
> >
> > >
> > >Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı.
> > >
> > >Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani kıyafetli
> >dilencilere benzemiyordu. Üzerindeki giysiler eski fakat temizdi. Eli yüzü
> >temiz ve sağlıklı görünüyordu. "Sapa sağlam adam gidip çalışacağına
> > >
> > >dileniyor, belki benden daha zengindir" diye düşündü. Zaten canı çok
> >sıkkındı, birde sinirlenmişti.
> > >
> > >
> > >
> > >Alaycı bir ses tonuyla:
> > >
> > >
> > >
> > >- Ekmek parası mı istiyorsun ? diye sordu.
> > >
> > >
> > >
> > >- Hayır çikolata parası lazım!
> > >
> > >
> > >
> > >Bülent'in kızgınlığı şaşkınlığa döndü. Espri yeteneği olan dilencinin
> >hali de başka oluyor diye düşündü.
> > >
> > >
> > >
> > >- Niye siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz?
> > >
> > >
> > >
> > >- Hayır. Ekmek bulamadığımız günler genellikle bulgur pilavı yeriz,
> >onu da bulamadıysak aç yatarız.
> > >
> > >
> > >
> > >Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini
> >anlayamamıştı.
> > >
> > >
> > >
> > >
> > >- Bu gün karnınız doydu üstüne tatlı mı istedi canınız?
> > >
> > >
> > >
> > >- Fakirin canı mı olur ki, tatlı istesin beyim.
> > >
> > >
> > >
> > >- Bu bir kamera şakası mı yoksa sen iş bulamamış stendapçı mısın?
> > >
> > >
> > >
> > >- Hiçbiri değil. Sadece fakirim. Bugün karımın doğum günü, ona
> >çikolata götürmek istiyorum.
> > >
> > >
> > >
> > >- Doğum gününde yaş pasta alınır bildiğim kadarıyla.
> > >
> > >
> > >
> > >- O bizim için değil zenginler için. Otuz yıllık evliliğimiz boyunca
> >ona bir kez bile yaş pasta alamadım. Ama her doğum gününde mutlaka
> >çikolata götürdüm. Çikolatayı çok sever.
> > >
> > >
> > >
> > >Adamın söyledikleri Bülent'in dikkatini çekmişti. O akşam karısıyla
> >kavga etmiş, kapıyı çarpıp kendini sokağa atmıştı. Arabasına da binmemiş
> >sahile kadar yürümüştü. Denizi seyretmek de onu rahatlatmamıştı. Oysa
> >eskiden denizi seyrederken çok rahatlardı. Dalgalar sıkıntısını alıp
> >götürürdü.
> > >
> > >
> > >Fakat karısının evde ağlıyor olduğunu bildiği için olsa gerek, hiçbir
> >şey onu rahatlatmıyordu.
> > >
> > >
> > >
> > >Dilenciyle konuşurken biraz kafası dağılmıştı. "Acaba söyledikleri
> >gerçek mi, yoksa uyduruyor mu" diye düşündü.
> > >
> > >
> > >
> > >- Cebinde bir çikolata alacak para yok mu şimdi?
> > >
> > >
> > >
> > >Bülent'in sorusu üzerine adam ceplerini boşalttı, bir nüfus
> >cüzdanından başka bir şey çıkmadı.
> > >
> > >
> > >
> > >- Ben dilenci değilim. İşim yok. Günlük çalışırım, ne iş bulursam
> >yaparım. Fakat bu gün bütün gün iş aradım, aksilik bu ya, hiçbir iş
> >bulamadım.
> > >
> > >
> > >
> > >Bülent oturduğu bankı işaret ederek yer gösterdi.
> > >
> > >
> > >
> > >- Oturun biraz dertleşelim bari, dedi.
> > >
> > >
> > >
> > >Adam çekingen çekingen oturdu yanına.
> > >
> > >
> > >
> > >- Yokmu eşin dostun, borç alacak akraban?
> > >
> > >
> > >
> > >- Fakirin akrabaları da fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi karınlarını
> >doyururlar.
> > >
> > >
> > >
> > >- Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını ?
> > >
> > >
> > >
> > >- Hem de çok seviyorum. Otuz yılımı aydınlattı o benim.
> > >
> > >
> > >
> > >- Hımmmm. Aşk hemde otuz yıl süren aşk. Hayret doğrusu! Aşkın ömrü en
> >fazla üç yıl diyorlar oysa. Sen otuz yıldan bahsediyorsun.
> > >
> > >
> > >
> > >- Evet. Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi artırdı.
> > >
> > >
> > >
> > >- Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı?
> > >
> > >Söylediklerine bakılırsa sen mutluluğun formülünü bulmuş gibisin.
> > >
> > >
> > >
> > >- Ben ilkokulu bile bitirmedim. Öyle formül falan bilmem.
> > >
> > >
> > >
> > >- Formül dediysem kimya formülü sormuyorum canım. Bende altı yıllık
> >evliyim. Sevdiğim kadınla evlendim, fakat mutlu değilim. Sürekli kavga
> >ediyoruz. Daha iki saat önce kapıyı çarptım çıktım.
> > >
> > >Evimiz, arabamız, işimiz, gücümüz, her şeyimiz var, ama mutlu değiliz.
> >Senin hiçbir şeyin yok, ama mutlusun. Para mı acaba bizi mutsuz eden?
> > >
> > >
> > >
> > >- Hiçbir şeyim yok mu? Hayır benim her şeyim var. Benim karım her
> >şeyim. Sevgilim, eşim, arkadaşım, hayat yoldaşım. Hayatımı paylaştığım
> >insandan daha değerli ve daha önemli ne olabilir ki dünyada?
> > >
> > >Sizin ev, araba, iş diye her şey dediğiniz şeylerdir aslında hiçbir
> >şey olan.
> > >
> > >
> > >
> > >- Öyle deme, şu kadar varlığın içinde bile karım her şeyden şikayet
> >ediyor. Bir de fakir olsam kim bilir ne olur?
> > >
> > >
> > >
> > >- Altın tasın, kan kusana faydası yoktur beyim. Sen kadın ruhunu hiç
> >anlamamışsın. Hiçbir kadın iyi bir evde oturduğu, hergün çeşit çeşit
> >yiyecekler yediği için mutlu olmaz. Bir kadın, kocasının her şeyi olduğunu
> >bildiğinde ancak mutlu olur.
> > >
> > >
> > >
> > >- Sizin mutluluğunuzun sırrı bumu ?
> > >
> > >
> > >
> > >- Olabilir. Ben karıma değerli şeyler alamıyorum ama ona benim için ne
> >kadar değerli olduğunu hissettiriyorum. O da çok mutlu oluyor.
> > >
> > >
> > >
> > >- Bir kadına değerli olduğunu nasıl hissettirilir?
> > >
> > >
> > >
> > >- Küçük kızı severek.
> > >
> > >
> > >
> > >- Küçük kız mı ? Hangi küçük kız ?
> > >
> > >
> > >
> > >- Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük kız
> >vardır. O kızı ne kadar çok sever, ne kadar çok mutu edersen, o kadını da
> >o kadar mutlu edersin.
> > >
> > >
> > >
> > >- Nasıl yani ?
> > >
> > >
> > >
> > >- Küçük kız neleri sever, nelerden hoşlanır bir düşünün. Küçük kızlar
> >hep beğenilmek, ilgi görmek isterler. Güzel olduklarını duymaya
> >bayılırlar. Kendilerine prensesmiş gibi davranılmasını beklerler. Küçük
> >kızlar hep prenses olmayı hayal ederler. Sürprizlerden hoşlanırlar. Biraz
> >şımartılmak isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler.
> >İltifata doymaz küçük kızlar. Öyle değil mi?
> > >
> > >
> > >
> > >- Haklısın. Benim dört yaşımda bir kızım var. Adı Aylin. Her akşam
> >boynuma sarılır "babacığım beni ne kadar seviyorsun?" diye sorar.
> >Giysisini değiştirdiği zaman etrafımda "Baba güzel olmuş muyum?" diye
> > >
> > >sorar durur. Güzelsin demem de yetmez ona. " Harikasın prenses gibi
> >olmuşsun" demeliyim. Dünyanın en güzel kızı demeliyim.
> > >
> > >
> > >
> > >- İşte kadınlar bir ömür boyu bunu duymak isterler. Ben elli yaşındaki
> >karıma böyle davranıyorum. Ömrümüz olurda seksen, doksan yıl da yaşarsak
> >ben ona böyle davranmaya devam edeceğim. Ona
> > >
> > >"bebeğim" diye hitap ediyorum çok hoşuna gidiyor. "Bebeğim bana bir
> >çay yapar mısın?" dediğimde çay yapmak için nasıl koşturduğunu
> >görmelisiniz.
> > >
> > >
> > >
> > >
> > >- Hiç kavga etmezmisiniz siz?
> > >
> > >
> > >
> > >- Kavga evliliğin tadı tuzu. Arada biz de tartışırız. Küsüp barışmanın
> >tadı ayrıdır. Benim karım bir keçi kadar inatçıdır. Onunla barışmak için
> >uğraşmak ayrı bir keyif verir bana.
> > >
> > >
> > >
> > >- Benim eşim çok ciddi kadındır. Hiç küçük kız havası yok onda.
> > >
> > >
> > >
> > >- Küçük kızlar büyüdükleri zaman artık sevgi, ilgi istemeye utanırlar.
> >En ciddi yada en yaşlı kadının bile o küçük kız mutlaka vardır. Yeter ki
> >sen o tatlı kızı sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil. Ve o küçük kızı asla
> > >
> > >aldatma. Yoksa bir daha sana güvenmez ve ne yaparsan yap hep kuşkuyla
> >bakar. Küçük kızlar hem çabuk mutlu olurlar hemde çabuk kırılırlar. Çok
> >narindir onlar. Hoyrat elleri sevmezler. Yumuşak
> > >
> > >dokunuşları severler.
> > >
> > >
> > >
> > >- Bu tavsiyeni deneyeceğim. Fakat her zaman yapabilir miyim
> >bilmiyorum. Bazen işlerim çok yoğun oluyor o zaman eve çok yorgun
> >gidiyorum.
> > >
> > >
> > >
> > >- Bu sadece bir bahane. O küçük kızı mutlu etmek dünyanın en kolay
> >işi. Çoğu zaman birkaç tatlı söz yeterli olur. Sen o küçük kızı mutlu
> >ettiğinde karşılığını fazlasıyla alırsın. Artık o seni rahat ettirmek
> > >
> > >için elinden gelen gayreti gösterir. Karısı mutlu olmayan erkek mutlu
> >olamaz. Mutlu olmak isteyen erkek önce hayat arkadaşını mutlu etmelidir.
> >Düşünsene somurtkan, mutsuz, sürekli söylenen biriyle yolculuğa çıksan ne
> >kadar mutlu olabilirsin.
> > >
> > >
> > >
> > >- Haklısında bende bütün gün ailem için çalışıp yoruluyorum.
> > >
> > >
> > >
> > >- Yine para, yine dış sebepler. Evet para önemli ve gerekli ama
> >kadınlar para için erkekleri sevmezler. Para geçici mutluluklar verir.
> >Kadınlar hediye almayı severler. Paran varsa hediye al tabi. Ama
> > >
> > >hediyeyle mutlu olmasını bekleme. Hediyenin yanına sevgini katmazsan
> >hediyenin bir anlamı yoktur. Benim hiçbir zaman çok param olmadı. Günlük
> >kazandım günlük yedik. Bazen aç kaldığımız günler oldu.
> > >
> > >Hiçbir zaman karımın kulaklarına altın küpe takamadım ama her zaman
> >aşk sözleri fısıldadım. Hiçbir zaman boynuna pırlanta gerdanlık alamadım
> >ama hep öpücüklerle sevdim boynunu. Hiçbir zaman ona ipek elbiseler
> > >giydiremedim ama kendi bedenimle ipek elbise gibi yumuşacık sardım
> >bedenini ve mutlu ettim onu.
> > >
> > >
> > >
> > >Adam ayağa kalktı.
> > >
> > >
> > >
> > >- Bana müsaade, artık gitmeliyim, karım merak eder. Sende git evine
> >küçük kızın gönlünü al, belki o küçük kız şimdi evde ağlayıp duruyordur.
> > >
> > >
> > >
> > >- Bülent de ayağa kalktı. Kuvvetlice elini sıktı.
> > >
> > >
> > >
> > >- Sizi tanıdığıma çok memnun oldum.
> > >
> > >
> > >
> > >Elini bıraktı koluna girdi. Yolun karşısındaki pastaneyi gösterdi.
> > >
> > >
> > >
> > >- Hadi gel eşin için şuradan çikolatalı pasta alalım, dedi.
> > >
> > >
> > >
> > >Pastayı aldılar. Adam hayatında ilk defa karısına yaş pasta götürmenin
> >mutluluğuyla, bin
> > >
> > >bir teşekkür ederek evginin yolunu tuttu. Bülent de pastanenin
> >yanındaki manavdan karısının en sevdiği meyvelerden aldı.
> > >
> > >
> > >
> > >Evine geldiğinde karısı şişmiş gözlerle mutfak masasında oturmuş su
> >içiyordu. Bülent hiç konuşmadan meyveleri büyükçe bir tabağa döküp
> >yıkadı., sonra eşinin önüne koydu.
> > >
> > >
> > >
> > >- Bunlar dünyanın en şanslı meyveleri, dedi.
> > >
> > >
> > >
> > >İnci hiç konuşmadı.
> > >
> > >
> > >
> > >- Sorsana "niye" diye.
> > >
> > >
> > >
> > >İnci kızgın kızgın:
> > >
> > >
> > >
> > >- Niye? Diye sordu.
> > >
> > >
> > >
> > >- Çünkü dünyanın en güzel ve en tatlı kadının midesine gidecek, dedi
> >gayet ciddi bir ses tonuyla. İnci şaşırmıştı. Bir anda yüzünün ifadesi
> > >yumuşamıştı.
> > >
> > >
> > >
> > >- Bunlar senin sevdiğin meyveler, senin için aldım.
> > >
> > >
> > >
> > >- Hayret bir şey! Her zaman kendi sevdiğin meyveleri alırdın. Benim
> >hangi meyveleri sevdiğimi iyi hatırlamışsın. Aslında bu beklediğim
> >istediğim bir şeydi. "bak senin sevdiğin meyveleri aldım"
> > >
> > >Ama şimdi kıymeti yok. Çünkü sana çok kırgınım, meyve alarak gönlümü
> >alamazsın.
> > >
> > >
> > >
> > >- Özür dilerim seni kırdığım için.
> > >
> > >
> > >
> > >Sonra Bülent yere diz çöktü.
> > >
> > >
> > >
> > >- Cezam neyse razıyım. Ama bir tek şey istiyorum senden. Seni delice
> > >
> > >seven bu adamı senden mahrum etme.
> > >
> > >
> > >
> > >- Bülent yere çömelmiş, boynu bükük bir vaziyette çok komik görünüyordu.
> > >
> > >
> > >
> > >İnci kıkır kıkır gülmeye başladı.
> > >
> > >
> > >
> > >- Affetmek o kadar kolay değil. Bakalım hangi cezalara
> >katlanabileceksin, dedi.
> > >
> > >
> > >
> > >Bülent işte o zaman ona muzip muzip bakan eşinin içinde sakladığı
> >küçük kızı gördü.
> > >
> > >
> > >
> > >
> > >
> > >
> > >
> > >
> > >
> > >Bundan sonra her şey
> > >daha farklı olacak diye düşündü.
> > >
> > >
> > >Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı.
> > >
> > >Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani kıyafetli
> >dilencilere benzemiyordu. Üzerindeki giysiler eski fakat temizdi. Eli yüzü
> >temiz ve sağlıklı görünüyordu. "Sapa sağlam adam gidip çalışacağına
> > >
> > >dileniyor, belki benden daha zengindir" diye düşündü. Zaten canı çok
> >sıkkındı, birde sinirlenmişti.
> > >
> > >
> > >
> > >Alaycı bir ses tonuyla:
> > >
> > >
> > >
> > >- Ekmek parası mı istiyorsun ? diye sordu.
> > >
> > >
> > >
> > >- Hayır çikolata parası lazım!
> > >
> > >
> > >
> > >Bülent'in kızgınlığı şaşkınlığa döndü. Espri yeteneği olan dilencinin
> >hali de başka oluyor diye düşündü.
> > >
> > >
> > >
> > >- Niye siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz?
> > >
> > >
> > >
> > >- Hayır. Ekmek bulamadığımız günler genellikle bulgur pilavı yeriz,
> >onu da bulamadıysak aç yatarız.
> > >
> > >
> > >
> > >Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini
> >anlayamamıştı.
> > >
> > >
> > >
> > >
> > >- Bu gün karnınız doydu üstüne tatlı mı istedi canınız?
> > >
> > >
> > >
> > >- Fakirin canı mı olur ki, tatlı istesin beyim.
> > >
> > >
> > >
> > >- Bu bir kamera şakası mı yoksa sen iş bulamamış stendapçı mısın?
> > >
> > >
> > >
> > >- Hiçbiri değil. Sadece fakirim. Bugün karımın doğum günü, ona
> >çikolata götürmek istiyorum.
> > >
> > >
> > >
> > >- Doğum gününde yaş pasta alınır bildiğim kadarıyla.
> > >
> > >
> > >
> > >- O bizim için değil zenginler için. Otuz yıllık evliliğimiz boyunca
> >ona bir kez bile yaş pasta alamadım. Ama her doğum gününde mutlaka
> >çikolata götürdüm. Çikolatayı çok sever.
> > >
> > >
> > >
> > >Adamın söyledikleri Bülent'in dikkatini çekmişti. O akşam karısıyla
> >kavga etmiş, kapıyı çarpıp kendini sokağa atmıştı. Arabasına da binmemiş
> >sahile kadar yürümüştü. Denizi seyretmek de onu rahatlatmamıştı. Oysa
> >eskiden denizi seyrederken çok rahatlardı. Dalgalar sıkıntısını alıp
> >götürürdü.
> > >
> > >
> > >Fakat karısının evde ağlıyor olduğunu bildiği için olsa gerek, hiçbir
> >şey onu rahatlatmıyordu.
> > >
> > >
> > >
> > >Dilenciyle konuşurken biraz kafası dağılmıştı. "Acaba söyledikleri
> >gerçek mi, yoksa uyduruyor mu" diye düşündü.
> > >
> > >
> > >
> > >- Cebinde bir çikolata alacak para yok mu şimdi?
> > >
> > >
> > >
> > >Bülent'in sorusu üzerine adam ceplerini boşalttı, bir nüfus
> >cüzdanından başka bir şey çıkmadı.
> > >
> > >
> > >
> > >- Ben dilenci değilim. İşim yok. Günlük çalışırım, ne iş bulursam
> >yaparım. Fakat bu gün bütün gün iş aradım, aksilik bu ya, hiçbir iş
> >bulamadım.
> > >
> > >
> > >
> > >Bülent oturduğu bankı işaret ederek yer gösterdi.
> > >
> > >
> > >
> > >- Oturun biraz dertleşelim bari, dedi.
> > >
> > >
> > >
> > >Adam çekingen çekingen oturdu yanına.
> > >
> > >
> > >
> > >- Yokmu eşin dostun, borç alacak akraban?
> > >
> > >
> > >
> > >- Fakirin akrabaları da fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi karınlarını
> >doyururlar.
> > >
> > >
> > >
> > >- Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını ?
> > >
> > >
> > >
> > >- Hem de çok seviyorum. Otuz yılımı aydınlattı o benim.
> > >
> > >
> > >
> > >- Hımmmm. Aşk hemde otuz yıl süren aşk. Hayret doğrusu! Aşkın ömrü en
> >fazla üç yıl diyorlar oysa. Sen otuz yıldan bahsediyorsun.
> > >
> > >
> > >
> > >- Evet. Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi artırdı.
> > >
> > >
> > >
> > >- Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı?
> > >
> > >Söylediklerine bakılırsa sen mutluluğun formülünü bulmuş gibisin.
> > >
> > >
> > >
> > >- Ben ilkokulu bile bitirmedim. Öyle formül falan bilmem.
> > >
> > >
> > >
> > >- Formül dediysem kimya formülü sormuyorum canım. Bende altı yıllık
> >evliyim. Sevdiğim kadınla evlendim, fakat mutlu değilim. Sürekli kavga
> >ediyoruz. Daha iki saat önce kapıyı çarptım çıktım.
> > >
> > >Evimiz, arabamız, işimiz, gücümüz, her şeyimiz var, ama mutlu değiliz.
> >Senin hiçbir şeyin yok, ama mutlusun. Para mı acaba bizi mutsuz eden?
> > >
> > >
> > >
> > >- Hiçbir şeyim yok mu? Hayır benim her şeyim var. Benim karım her
> >şeyim. Sevgilim, eşim, arkadaşım, hayat yoldaşım. Hayatımı paylaştığım
> >insandan daha değerli ve daha önemli ne olabilir ki dünyada?
> > >
> > >Sizin ev, araba, iş diye her şey dediğiniz şeylerdir aslında hiçbir
> >şey olan.
> > >
> > >
> > >
> > >- Öyle deme, şu kadar varlığın içinde bile karım her şeyden şikayet
> >ediyor. Bir de fakir olsam kim bilir ne olur?
> > >
> > >
> > >
> > >- Altın tasın, kan kusana faydası yoktur beyim. Sen kadın ruhunu hiç
> >anlamamışsın. Hiçbir kadın iyi bir evde oturduğu, hergün çeşit çeşit
> >yiyecekler yediği için mutlu olmaz. Bir kadın, kocasının her şeyi olduğunu
> >bildiğinde ancak mutlu olur.
> > >
> > >
> > >
> > >- Sizin mutluluğunuzun sırrı bumu ?
> > >
> > >
> > >
> > >- Olabilir. Ben karıma değerli şeyler alamıyorum ama ona benim için ne
> >kadar değerli olduğunu hissettiriyorum. O da çok mutlu oluyor.
> > >
> > >
> > >
> > >- Bir kadına değerli olduğunu nasıl hissettirilir?
> > >
> > >
> > >
> > >- Küçük kızı severek.
> > >
> > >
> > >
> > >- Küçük kız mı ? Hangi küçük kız ?
> > >
> > >
> > >
> > >- Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük kız
> >vardır. O kızı ne kadar çok sever, ne kadar çok mutu edersen, o kadını da
> >o kadar mutlu edersin.
> > >
> > >
> > >
> > >- Nasıl yani ?
> > >
> > >
> > >
> > >- Küçük kız neleri sever, nelerden hoşlanır bir düşünün. Küçük kızlar
> >hep beğenilmek, ilgi görmek isterler. Güzel olduklarını duymaya
> >bayılırlar. Kendilerine prensesmiş gibi davranılmasını beklerler. Küçük
> >kızlar hep prenses olmayı hayal ederler. Sürprizlerden hoşlanırlar. Biraz
> >şımartılmak isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler.
> >İltifata doymaz küçük kızlar. Öyle değil mi?
> > >
> > >
> > >
> > >- Haklısın. Benim dört yaşımda bir kızım var. Adı Aylin. Her akşam
> >boynuma sarılır "babacığım beni ne kadar seviyorsun?" diye sorar.
> >Giysisini değiştirdiği zaman etrafımda "Baba güzel olmuş muyum?" diye
> > >
> > >sorar durur. Güzelsin demem de yetmez ona. " Harikasın prenses gibi
> >olmuşsun" demeliyim. Dünyanın en güzel kızı demeliyim.
> > >
> > >
> > >
> > >- İşte kadınlar bir ömür boyu bunu duymak isterler. Ben elli yaşındaki
> >karıma böyle davranıyorum. Ömrümüz olurda seksen, doksan yıl da yaşarsak
> >ben ona böyle davranmaya devam edeceğim. Ona
> > >
> > >"bebeğim" diye hitap ediyorum çok hoşuna gidiyor. "Bebeğim bana bir
> >çay yapar mısın?" dediğimde çay yapmak için nasıl koşturduğunu
> >görmelisiniz.
> > >
> > >
> > >
> > >
> > >- Hiç kavga etmezmisiniz siz?
> > >
> > >
> > >
> > >- Kavga evliliğin tadı tuzu. Arada biz de tartışırız. Küsüp barışmanın
> >tadı ayrıdır. Benim karım bir keçi kadar inatçıdır. Onunla barışmak için
> >uğraşmak ayrı bir keyif verir bana.
> > >
> > >
> > >
> > >- Benim eşim çok ciddi kadındır. Hiç küçük kız havası yok onda.
> > >
> > >
> > >
> > >- Küçük kızlar büyüdükleri zaman artık sevgi, ilgi istemeye utanırlar.
> >En ciddi yada en yaşlı kadının bile o küçük kız mutlaka vardır. Yeter ki
> >sen o tatlı kızı sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil. Ve o küçük kızı asla
> > >
> > >aldatma. Yoksa bir daha sana güvenmez ve ne yaparsan yap hep kuşkuyla
> >bakar. Küçük kızlar hem çabuk mutlu olurlar hemde çabuk kırılırlar. Çok
> >narindir onlar. Hoyrat elleri sevmezler. Yumuşak
> > >
> > >dokunuşları severler.
> > >
> > >
> > >
> > >- Bu tavsiyeni deneyeceğim. Fakat her zaman yapabilir miyim
> >bilmiyorum. Bazen işlerim çok yoğun oluyor o zaman eve çok yorgun
> >gidiyorum.
> > >
> > >
> > >
> > >- Bu sadece bir bahane. O küçük kızı mutlu etmek dünyanın en kolay
> >işi. Çoğu zaman birkaç tatlı söz yeterli olur. Sen o küçük kızı mutlu
> >ettiğinde karşılığını fazlasıyla alırsın. Artık o seni rahat ettirmek
> > >
> > >için elinden gelen gayreti gösterir. Karısı mutlu olmayan erkek mutlu
> >olamaz. Mutlu olmak isteyen erkek önce hayat arkadaşını mutlu etmelidir.
> >Düşünsene somurtkan, mutsuz, sürekli söylenen biriyle yolculuğa çıksan ne
> >kadar mutlu olabilirsin.
> > >
> > >
> > >
> > >- Haklısında bende bütün gün ailem için çalışıp yoruluyorum.
> > >
> > >
> > >
> > >- Yine para, yine dış sebepler. Evet para önemli ve gerekli ama
> >kadınlar para için erkekleri sevmezler. Para geçici mutluluklar verir.
> >Kadınlar hediye almayı severler. Paran varsa hediye al tabi. Ama
> > >
> > >hediyeyle mutlu olmasını bekleme. Hediyenin yanına sevgini katmazsan
> >hediyenin bir anlamı yoktur. Benim hiçbir zaman çok param olmadı. Günlük
> >kazandım günlük yedik. Bazen aç kaldığımız günler oldu.
> > >
> > >Hiçbir zaman karımın kulaklarına altın küpe takamadım ama her zaman
> >aşk sözleri fısıldadım. Hiçbir zaman boynuna pırlanta gerdanlık alamadım
> >ama hep öpücüklerle sevdim boynunu. Hiçbir zaman ona ipek elbiseler
> > >giydiremedim ama kendi bedenimle ipek elbise gibi yumuşacık sardım
> >bedenini ve mutlu ettim onu.
> > >
> > >
> > >
> > >Adam ayağa kalktı.
> > >
> > >
> > >
> > >- Bana müsaade, artık gitmeliyim, karım merak eder. Sende git evine
> >küçük kızın gönlünü al, belki o küçük kız şimdi evde ağlayıp duruyordur.
> > >
> > >
> > >
> > >- Bülent de ayağa kalktı. Kuvvetlice elini sıktı.
> > >
> > >
> > >
> > >- Sizi tanıdığıma çok memnun oldum.
> > >
> > >
> > >
> > >Elini bıraktı koluna girdi. Yolun karşısındaki pastaneyi gösterdi.
> > >
> > >
> > >
> > >- Hadi gel eşin için şuradan çikolatalı pasta alalım, dedi.
> > >
> > >
> > >
> > >Pastayı aldılar. Adam hayatında ilk defa karısına yaş pasta götürmenin
> >mutluluğuyla, bin
> > >
> > >bir teşekkür ederek evginin yolunu tuttu. Bülent de pastanenin
> >yanındaki manavdan karısının en sevdiği meyvelerden aldı.
> > >
> > >
> > >
> > >Evine geldiğinde karısı şişmiş gözlerle mutfak masasında oturmuş su
> >içiyordu. Bülent hiç konuşmadan meyveleri büyükçe bir tabağa döküp
> >yıkadı., sonra eşinin önüne koydu.
> > >
> > >
> > >
> > >- Bunlar dünyanın en şanslı meyveleri, dedi.
> > >
> > >
> > >
> > >İnci hiç konuşmadı.
> > >
> > >
> > >
> > >- Sorsana "niye" diye.
> > >
> > >
> > >
> > >İnci kızgın kızgın:
> > >
> > >
> > >
> > >- Niye? Diye sordu.
> > >
> > >
> > >
> > >- Çünkü dünyanın en güzel ve en tatlı kadının midesine gidecek, dedi
> >gayet ciddi bir ses tonuyla. İnci şaşırmıştı. Bir anda yüzünün ifadesi
> > >yumuşamıştı.
> > >
> > >
> > >
> > >- Bunlar senin sevdiğin meyveler, senin için aldım.
> > >
> > >
> > >
> > >- Hayret bir şey! Her zaman kendi sevdiğin meyveleri alırdın. Benim
> >hangi meyveleri sevdiğimi iyi hatırlamışsın. Aslında bu beklediğim
> >istediğim bir şeydi. "bak senin sevdiğin meyveleri aldım"
> > >
> > >Ama şimdi kıymeti yok. Çünkü sana çok kırgınım, meyve alarak gönlümü
> >alamazsın.
> > >
> > >
> > >
> > >- Özür dilerim seni kırdığım için.
> > >
> > >
> > >
> > >Sonra Bülent yere diz çöktü.
> > >
> > >
> > >
> > >- Cezam neyse razıyım. Ama bir tek şey istiyorum senden. Seni delice
> > >
> > >seven bu adamı senden mahrum etme.
> > >
> > >
> > >
> > >- Bülent yere çömelmiş, boynu bükük bir vaziyette çok komik görünüyordu.
> > >
> > >
> > >
> > >İnci kıkır kıkır gülmeye başladı.
> > >
> > >
> > >
> > >- Affetmek o kadar kolay değil. Bakalım hangi cezalara
> >katlanabileceksin, dedi.
> > >
> > >
> > >
> > >Bülent işte o zaman ona muzip muzip bakan eşinin içinde sakladığı
> >küçük kızı gördü.
> > >
> > >
> > >
> > >
> > >
> > >
> > >
> > >
> > >
> > >Bundan sonra her şey
> > >daha farklı olacak diye düşündü.
> > >

o zaman kulun kölen olurum