*Genç adam yaşlı karı-kocanın evlerine misafir olur.
75 yaşındaki amca karısından bir fincan daha çay isterken
'Çiçeğim, bir bardak daha verir misin?' der.
Sonra da 'peteğim, hiç şekersiz lütfen' diye ekler.
Kendisine 65 yaşındaki tatlı karısının
getirdiği tavşan kanı çayı alırken de 'bebeğim, sana çok zahmet oldu' diye ekler.
Genç adam, yaşlı amcanın karısı için *kullanıldığı sevgi sözcüklerinden çok etkilenir,
'Amcacığım, kaç yıllık evlisiniz?' diye sorar.
Yaşlı ama dinç adam,'40 seneyi geçtik evladım' der.
Genç adam: 'Vallahi maşallah, Allah *muhabbetinizi arttırsın.
Sürekli çiçeğim, peteğim, bebeğim gibi güzel sözlerle hitap ediyorsunuz galiba
'Yanakları pembeleşmiş teyze;
'Doğru, birkaç yıldır hep bana böyle hitap ediyor' deyip mutfağa doğru yöneldiğinde
yaşlı amca genç adamın kulağına doğru eğilerek:
'Şiişşt,çaktırma, 2 sene önce adını unuttum, hala hatırlayamıyorum!
Erkek: Tanrım, Kadınları niye bu kadar güzel yarattın?
-Tanrı cevaplamış:'Aşık olasınız 'diye...
-Erkek:Peki niye bazen aptal oluyorlar?
-Tanrı:Onlar da size aşık olabilsinler diye...
....................
Bir Amerikalı, bir Rus, ile Temel hotelde kalırken gece yarısında yangın çıkar. Panik içinde yukarı katlara koşarlar, ama kurtuluş yok. Çaresizlik içinde Amerikalı, odada duran bir şemsiye bulur, Başka şansım yok diyerek şemsiyeyi açıp atlar. Şemsiye sağlam çıkar. Onu parasüt gibi kullanarak Amerikalı sağ salim yere varır. Bunu gören Rus, yandaki odada başka bir şemsiyeyi bulup parasüt gibi kullanarak o da kurtulur. Ikisi de yukarıya bakarak merak içinde Temel'i beklerken yakınlarına hızla düşen bir cisim birden bire yere çarpar. Gidip bakarlar: Temel mis, Hayatta ama kan revan içinde ve her tarafı kırık. Amerikalı
-"Ne oldu?" diye sorunca Temel,
-"Şemsiye bulamadım. Ama dolapta yağmurluk vardı" demiş.
....................................
Adamın biri falcıya gitmiş. Falcı şöyle bir yüzüne baktıktan sonra, sen bir gün milyonlarca İnsanin ölümüne neden olacak bir şey yapacaksın demiş. Adam bunu duyunca dünyası yıkılmış ve İntihar etmeye karar vermiş ve en yakın tren yoluna giderek raylara oturup treni beklemeye başlamış. O anda biraz ilerde rayların üzerinde oynayan 3-4 yaşlarında bir çocuk görmüş.Treninde geldiğini fark edince kendini boş verip koşarak çocuğu kucakladığı gibi raylardan çekip almış, kıl payı kurtulmuş çocuk.Adam sormuş

ğlum burada oynamak çok tehlikeli, nerde oturuyorsun sen? Çocuk: Şurada ilerde amca demiş.Adam: Adın ne senin oğlum ? ''Adolf '' amca...
------------------------------
Bir gün üç arkadaş bir birlerine nekadar inatçı olduklarını ıspatlamaya çalışıyorlarmış ve herkez en çok inat ettiği anı anlatıyormuş. 1.inatçı anlatmaya başlamış ben birgün evi aradım benim hanım alo demedi bende cevap vermedim telofon sabaha kadar açık kaldı demiş. 2.inatçı oda birşeymi ben birgün eve geldim kapıyı çaldım hanım kimsin demedi bende kim oldugumu söylemedim sabaha kadar kapının önünde yattım demiş. 3.inatçı oda birşeymi demiş biz evlendigimizde karım bana dokunmadı diye bende ona dokunmadım ve hala daha dokunmuyorum demiş 2 inatçı birden olurmu yahuu demiş sizin ikitane çocugunuz var . İnatettim onlarıda sormadım demiş
Çocuk dedesine sormuş:
- Dede, Ninem ile kaç yıldır evlisin?
- 40 yıldır evlat.
- Peki ama dede, ben sizi hiç kavga ederken görmedim bunun sırrı nedir?
- Otur evlat anlatayım... Nikahımız kıyıldı. Benim at arabasına ninenin üç,beş eşyasını attık ve bizim köyün yolunu tuttuk. Yolda atın ayağı tökezlendi. 'Bu bir' dedim. Yola devam ederken bir daha tökezlendi, ben yine 'Bu iki' dedim. Köye de epey yolumuz vardı. Bizim atın ayağı bir daha tökezleyince 'Bu üç' dedim ve çektim pistovu, atı orada vurdum. Ben atı vurunca başladı bana söylenmeye:
- Biz nasıl gideceğiz. Niye durup dururken atı vurdun. Sende hiç akıl yok mu? Bu esyaları nasıl götüreceğiz? Ben de döndüm ninene: "Bu biiirrr" dedim. O gündür bu gündür, gül gibi geçinip gidiyoruz....
Ahirette sorgu sırasını bekleyen iki adam birbirleriyle konuşmaya başlar. "Sen nasıl öldün?" diye sorar birinci adam ötekine. "Donarak öldüm.." "Kötü bir ölüm olsa gerek..." der birinci adam " donarak ölmek nasıl bir şey?" "Şey, başlangıçta çok rahatsız edici.." diye anlatmaya başlar ikinci adam. "titremeye başlıyorsun, bütün el ve ayak parmakların ağrımaya başlıyor. Ama sonrası, ölmek için çok sakin bir yol. Vücudun uyuşuyor, adeta boşluğa sürükleniyorsun, tipki uykuya dalmak gibi.. Peki ya sen? sen nasıl öldün bakalım?" "Kalp krizi geçirdim" der birinci adam. "Karımın beni aldattığından emindim. Bir gün beklenmedik bir saatte eve döndüm, yatak odasına koştum.. Karımı orada yapayalnız örgü örerken buldum. Sonra bodruma koştum ama kimseyi bulamadım. Ikinci katta da kimse yoktu. Sonra hızla çatı katına vardığımda kalp krizi beni buldu..Oracığa yığıldım ve öldüm.. Aynen böyle.." Ikinci adam başını sallar "Berbat birşey bu..." der "..sadece bir an mutfakta durup buzdolabına bakmayı akıl edebilseydin şimdi ikimiz de hayatta olacaktık.