11-20-2007, 08:52 PM
[/color]
>hikaye kuru fasulyeye bayılan bir adamın Hikayesi.
>
>Fakat bu aşırı düşkünlük her zaman onu utandıracak etkisini
>gösteriyormus.
>
>Birgün bir kıza aşık olmuş. Evlenmeleri kesinleştiğinde "karım benim
>bu halime katlanamaz" deyip
>fasulye yemekten vazgeçmiş.
>
>Evlendikten bir kaç ay sonra işten eve gelirken yolda arabası
>arızalanmış. Kasabada yaşadıkları için
>evi arayıp yürümek zorunda olduğunu ve geç gelebileceğini söyleyip
>telefonu kapatmış.
>
>Yolun üzerinde bulunan bir cafe'nin yanından geçerken fırında
>fasulye kokusu etrafını sarmış. Yolunun uzun olduğunu ve fasulye
>yese bile etkisinin eve varıncaya kadar geçeceğini düşünmüş. İçeri
>girmiş cıkana kadar üc büyük porsiyon yemiş. Tüm yol boyunca
>"pit-put" ata ata eve gelmiş.
>
>Karısı onu kapıda karşılamış ve heyecanla "sevgilim sana akşam
>yemeğine en güzel sürprizi hazırladım" demiş ve gözlerini bağlamış.
>Adamı masanın başına oturtup bandı açmaması için söz almış. Bu
>sırada adam içinden bir tane daha geldiğini farketmiş. Tam karısı
>gözündeki bandı çıkaracakmış ki telefon
>çalmış. Kadın gidip telefona bakmış. Karısı gittiği icin adam
>firsat bu fırsat deyip ağırlığını bir bacağına verip salmış. Sadece
>gürültülü çıktığı ile kalmamış, bozuk yumurta gibi de kokmuş .
>
>Adam bir süre nefes alma zorluğu çekmiş ve etrafındaki havayı
>dağıtmak için peçeteyi kullanmış.
>
>Tam rahatladım derken yeni bir tane daha gelmiş. Ayağını kaldırıp
>"rriiiipppp" diye salmış. Bu seferki hakikaten kocaman bir şeymiş.
>Camlar zıngırdayıp, masadaki tabaklar yerinden oynamış ve bir dakika
>sonra masadaki çiçekler solmuş. Karısının hala telefonla konuşup
>konuşmadığına kulak kabartmış ve
>söz verdiği üzere gözündeki bandı çıkarmamış. Neyse ki karısı
>konuşmaya devam ediyormuş. Adam on dakika boyunca hep böyle salıp
>peçeteyle kokuyu uzaklaştırmış. Telefondaki "bye-bye" lardan
>konuşmanın bitmeye yakın olduğunu anlayınca (yalnızlığının ve
>özgürlüğünün sonunu işaret eden)
>peçeteyi düzgün bir şekilde dürüp kucağına bırakmış ve ellerini
>üzerine koymuş. Karısı geri döndüğünde tam bir masumiyet tablosu
>çizip memnun bir şekilde gülümsüyormuş. Karısı uzun konuşmadan ötürü
>özür dilemiş ve gözündeki bandı açıp açmadığını sormuş.
>
>Açmadığına dair söz alınca "sürpriz" diye haykırmış ve adam dehşetle
>doğum günü partisi için masanın etrafina oturmuş olan oniki kişiyi
>görmüş.
>hikaye kuru fasulyeye bayılan bir adamın Hikayesi.
>
>Fakat bu aşırı düşkünlük her zaman onu utandıracak etkisini
>gösteriyormus.
>
>Birgün bir kıza aşık olmuş. Evlenmeleri kesinleştiğinde "karım benim
>bu halime katlanamaz" deyip
>fasulye yemekten vazgeçmiş.
>
>Evlendikten bir kaç ay sonra işten eve gelirken yolda arabası
>arızalanmış. Kasabada yaşadıkları için
>evi arayıp yürümek zorunda olduğunu ve geç gelebileceğini söyleyip
>telefonu kapatmış.
>
>Yolun üzerinde bulunan bir cafe'nin yanından geçerken fırında
>fasulye kokusu etrafını sarmış. Yolunun uzun olduğunu ve fasulye
>yese bile etkisinin eve varıncaya kadar geçeceğini düşünmüş. İçeri
>girmiş cıkana kadar üc büyük porsiyon yemiş. Tüm yol boyunca
>"pit-put" ata ata eve gelmiş.
>
>Karısı onu kapıda karşılamış ve heyecanla "sevgilim sana akşam
>yemeğine en güzel sürprizi hazırladım" demiş ve gözlerini bağlamış.
>Adamı masanın başına oturtup bandı açmaması için söz almış. Bu
>sırada adam içinden bir tane daha geldiğini farketmiş. Tam karısı
>gözündeki bandı çıkaracakmış ki telefon
>çalmış. Kadın gidip telefona bakmış. Karısı gittiği icin adam
>firsat bu fırsat deyip ağırlığını bir bacağına verip salmış. Sadece
>gürültülü çıktığı ile kalmamış, bozuk yumurta gibi de kokmuş .
>
>Adam bir süre nefes alma zorluğu çekmiş ve etrafındaki havayı
>dağıtmak için peçeteyi kullanmış.
>
>Tam rahatladım derken yeni bir tane daha gelmiş. Ayağını kaldırıp
>"rriiiipppp" diye salmış. Bu seferki hakikaten kocaman bir şeymiş.
>Camlar zıngırdayıp, masadaki tabaklar yerinden oynamış ve bir dakika
>sonra masadaki çiçekler solmuş. Karısının hala telefonla konuşup
>konuşmadığına kulak kabartmış ve
>söz verdiği üzere gözündeki bandı çıkarmamış. Neyse ki karısı
>konuşmaya devam ediyormuş. Adam on dakika boyunca hep böyle salıp
>peçeteyle kokuyu uzaklaştırmış. Telefondaki "bye-bye" lardan
>konuşmanın bitmeye yakın olduğunu anlayınca (yalnızlığının ve
>özgürlüğünün sonunu işaret eden)
>peçeteyi düzgün bir şekilde dürüp kucağına bırakmış ve ellerini
>üzerine koymuş. Karısı geri döndüğünde tam bir masumiyet tablosu
>çizip memnun bir şekilde gülümsüyormuş. Karısı uzun konuşmadan ötürü
>özür dilemiş ve gözündeki bandı açıp açmadığını sormuş.
>
>Açmadığına dair söz alınca "sürpriz" diye haykırmış ve adam dehşetle
>doğum günü partisi için masanın etrafina oturmuş olan oniki kişiyi
>görmüş.
