Sivas - Sivasliyiz.Com

Tam Görünüm: Kabe gönül seyahatinde bir konaktır
Şu Anda Hafifleştirilmiş Görüntüleme Modundasınız. Tam Görünüm Modu için, Buraya Tıklayın
Sayfalar: 1 2
Namazla insan, Rabb’ine yakınlaşması adına kutlu bir seyahate çıkar. Bu seyahatte denilebilir ki Kâbe, insanların seyahat esnasında konakladıkları bir yer ve Allah’ın emrine itaati ifade eden, doğruyu gösteren bir ibre mahiyetindedir. Bunun zihinlerde çok iyi yer etmesi gerekir. Kâbe, bizim için asıl hedef değildir. Orası bizim için sadece bir konaktır. Biz, ALLAH (c.c.) emrettiği için oraya döneriz. Şayet O, bize başka bir yere dönmemizi emretse idi, oraya döner, namazlarımızı o şekilde eda ederdik.

Yine o mübarek binanın mübarekliği taşından, çakılından, çamurundan değildir; onun mübarekliği Allah’ın emri ile nebilerin inşasından ve Allah’ın aziz demesindendir. Kur’an bu mevzuda: “..Her kim Allah’ın hükümlerine saygı gösterirse, şüphesiz bu, kalblerin takvasındandır” (Hac, 22/32) buyurmaktadır. Evet, ALLAH (c.c) neyi büyük görün demişse onu büyük görmek Allah’a karşı saygının ifadesidir. Allah’ın büyük dedikleri şeyler küçük görülüyorsa, gönüllerde Allah’a karşı saygı yok demektir. Mü’min ise yalanın her türlüsünden uzak insanın adıdır. Hem bir göz hatırına çok gözler sevilir. Bir mü’min, Kâbe’yi Allah’ın binası olduğu, kendi mübarek ismine izafe edip “Beytullah - Allah’ın evi” dediği için tavaf eder ve ona saygı duyar.

KÂBE, BİR İŞARET TAŞIDIR

Avam tabiriyle ifade edecek olursak Kâbe, Cenab-ı Hakk’ın rızasına ulaşmak ve onu elde etmek için gez-göz-arpacık vazifesi görür. Orası gönül seyahatinde bir konaktır. Oraya varıldıktan sonra ancak Allah’a gidilir. Bu yüzden orası bizzat maksat yapılamaz. Yapılırsa orası put olur ki, oranın putlarla dolup taştığı anlar, aynı anlayışın kurbanı olmasından dolayıdır. Nitekim İnsanlığın İftihar Tablosu zuhur ettiği zaman Kâbe’nin içinde ve çevresinde senenin günleri sayısınca putlar vardı ki, bu sayı üç yüz altmışa ulaşıyordu. Her kabilenin kendine ait bir putu vardı. Onlar, bir şey üzerinde birleşebilmek için böyle bir yol seçmişlerdi; fakat putlara tapmada bile birleşememişlerdi.

Oysa Kâbe’nin yapılma emri ve planı semadan gelmiştir ve onu inşa ettiren ALLAH (c.c)’tır. Hz. Adem yokken de orası vardı. Bu yüzden Kâbe denilince sadece bizim gördüğümüz bina anlaşılmamalı. İnsanlar adeta şaşırmasın diye oraya bir işaret taşı konmuş.. asıl Kâbe, arzın merkezinden Sidretü’l-Münteha’ya kadar uzanan nurani bir direktir ki, gözü hakikate uyanmış insanlar onu görür ve müşahede ederler. Ama gözü kapalı insanlara bir nişan taşı lazımdı ki, ona teveccüh etsin, Allah’ın rızasını araştırsın, avam ifadesiyle gezi, arpacığı bulsun ve atınca hedefe isabet ettirsin.

Kalbini günahlardan uzak tut!

Bu yüzden ALLAH (c.c.), nebilerinin bereketli elleri ile orayı taş taş üstüne koydurup bir işaret yaptırmış ve “Onun etrafında dönün.. siz onun etrafında dönerken benim rızam etrafında dönmüş olacak, beni bulmuş olacaksınız ve ılgıt ılgıt meleklerin dolaştığı bir yerde beraber dolaşmış, ruhanilerin çağlayanlar gibi akıp gittiği yerde hep beraber katılıp siz de çağlamış olacaksınız.” demiştir.

Sadi, Gülistan’ında “Kâbe İbrahim’in bünyadıdır (binasıdır), kalb ALLAH bünyadıdır.” der. İbrahim Hakkı Hazretleri ise,

Dil beyt-i Hüda’dır, anı pak eyle sivadan
Kasrına nüzul eyleye Rahman gecelerde,

yani “Kalb Allah’ın evidir, sen o evi daima günahlardan temiz tut, temiz tut ki gönlümüzün sultanı, köşküne gecelerde uğrayıversin” demek suretiyle aynı şeyleri seslenir.

O halde nasıl -başta Efendimiz (sas) olmak üzere- peygamberler Kâbe’yi putlardan temizledi ve o kutlu binayı Cenab-ı Hakk’ın emirlerinin infaz mahalli haline getirdiler ise, bizlerin de kalblerimizi öyle temiz tutmamız ve Allah’tan gayrı kimseye yer vermememiz gerekmektedir. Çünkü orayı masivadan temizlediğimiz an, Cenab-ı Hak tenezzül buyurup oraya tecelli edecektir.
ALİ DEMİREL

[Resim: allah18wszr5yq8.gif]
Allah razı olsun ...Smile
ellerine sağlık seyfo abi
ALLAH razı olsun sağolun..Smile

yüreğine ve emeğine sağlık



Güvenlik ve özgürlük evi MEKKE
Kur'an'ın Kâbe için kullandığı isimlerden ikisi "Beytu'l-Haram" ve "Beytu'l-Atik". Yani, "Güvenlik Evi" ve "Özgürlük Evi". Güvenlik ve özgürlük, insanoğlunun en temel iki sorunu. İnsanın tüm iç ve dış çatışmaları, neticede bu iki temel soruna irca edilebilir.

İnsanlığın değişmez değerlerini temel eden İslam'ın farklı zaman ve mekanlara hitabı olan kutsal kitapların tümü, insanoğlunun bu iki ezeli sorununun çözümü için adres göstermiş. Güvenlik ve özgürlük evi Kâbe'nin gösterdiği adres de aynı.

Ben, "O" adrese ölümsüz bir mesaj gönderen İbrahim Halilullah'ı sözkonusu mesaj için kullandığı özge bir 'zarf'ın yani Kâbe'nin tam karşısında kaleme alıyorum bu satırları.

Kâbe; yani aşkın merkezi.

Kâbe; tevhid inancının mimariye dönüşmüş biçimi.

Bu yapı, kendisini her görene, insanın Allah karşısındaki acziyetini haykırıyor. İnsanın Allah'ın büyüklüğünü takdir etmedeki acziyetini......

Kâbe, insanoğlunun Allah için yaptığı ve yapacağı her şeyin Allah gerçeği karşısında ne denli sembolik, ne denli değersiz kaldığını temsil ediyor.

İbrahim nasıl teslimiyetin ve aşkın insana dönüşmüş bilimiyse, Kâbe de teslimiyetin ve aşkın mimariye dönüşmüş biçimi. Mekanın üç boyutu artı zamanla birlikte Kâbe, aşkın ve aşkının mimarisi.

İbrahim'in tecessüm etmiş duası Kâbe. Dört bin yıl öteden koyverilmiş sayhanın yedi iklim dört bucahtaki milyonların gönlünde yankılanışı, bunun en güzel belgesi değil mi?

Küfrün, şirkin, modern putatapıcılığın, kutsal karşıtlığının, dünyevileşmenin cırtlak ve çatlak sesi karşısında ürkenler, korkanlar, pusanlar, susanlar, umut kesip yakasına küsenler!......... Buraya gelin, İbrahim'in dört bin yıl öteden çağları aşıp yankılanan sayhasına gelin!

Yüreğimizin gözü aydınlansın, içinizdeki kanadı kırık kuş tekrar kanat çırpsın, meleklerin kanat seslerini duysun gönül kulağımız!

Bin yıl, yaşayacak olanın küfür ve ilhad narası değil İman ve hilkat sayhası olduğunu gözlerinizle görün.

O zaman anlayacaksınız Ebrehe'nin çocuklarının İbrahim'in 'Kâbe'sine hiçbir şey yapamayacağını. O zaman anlayacaksınız ateşin imanı yakmayacağını. Ve o zaman anlayacaksınız hiçbir küfür imparatorluğunun ebedi olmadığını.

İşte o zaman, İbrahim'in en sadık evladı Hz. Muhammed'in, elinden zorla gasbedilen 'Mekke'sine yaşlı gözlerle bakıp söylediğini söylediğini, siz de gasbedilen 'Mekke'lerinize dönerek haykıracaksınız:

"Birgün, elbet buluşacağız!"

M.İslamoglu
Sayfalar: 1 2
Referans Adresler