Sivas - Sivasliyiz.Com

Tam Versiyon: nefisle ilgili sözler
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
* Nefsin şerrinden kaçman, aslandan kaçmandan daha faydalıdır.

Hz. Ali (R.A.)

* Nefsini şehvani meyillilerden men etmeyenin ameli heba olur.

İmam-ı ŞAFİİ (Rah.A.)
* İsyansız nefsinize, itaatiniz Rabbinize olsun.

Abdülkadir GEYLANİ (K.S.)

* Allah’ı kendine dost edinmek istiyorsan, nefsinin isteklerini yapmaktan sakın.

İmam ŞİBLİ (Rah.A.)

* Nefsine itaat edersen en şiddetli düşmanın, etmesen en uysal merkebin olur.

İmam EL-MUHASİBİ (Rah.A.)

* Nefsinin şerrinden Cenabı Hakka sığınmasan kimseyi, nefsi mağlup eder.

Şeyh Mağribi(K.S.)

* Nefsinin arzularına göre hareket eden mahvolur.

Mahsur bin Ammar (Rah.A.)

* Öz varlığını (nefsini) öldürdünse, özür dilemeden kurtuldun demektir.

Artık Ülkede düşmanın yoktur.

MEVLANA Celaleddin Rümi (Ks.)

* Nefsini heveslerinden geri çevirebilirsen din ve dünyaya ait dileklerine erebilirsin
Feridüddin ATTAR (K.S.)

* Nefsini günahtan, fenalıktan, kötü ahlaktan korumayan kimseye ilmi fayda etmez.

İmam-ı ŞAFİİ (Rah.A.)

* Herkim kendinin heveslerini ayakaltına alırsa nefisciği ile savaşabilir.

Feridüddin ATTAR (K.S.)

* Nefistir seni yolda koyan,

Yolda kalır nefse uyan.

YUNUS EMRE (K.S.)

* Nefsinin başına ayağını koymayan yiğit. Allah katına nerden yol bulur.

Feridüddin ATTAR (K.S.)

* Nefsani arzularını frenleyemeyen insanlar, hayatta çok büyük çile ve musibetlere maruz kalırlar.

Tahir BÜYÜKKÖPRÜKÇÜ

* Nefse yan Hak’ka uymuş değildir.

Pir Sultan Abdal

* Nefis ve şeytandan kurtulmanın en güzel yolu,ihlas ile ibadete devam etmek ve beşeri arzuları azaltmakla olur.

Ali TÜRKMEN

* Nefsine köle olan, ben hür bir adamım diyebilir mi?

Burhan toprak

* Haramları istemekten kesilmedikçe nefis,

Kalp ilahi nurlara ayna olmaz hiç.

Farisi Beyti

* Her şeyden önce kendi nefsine sahip ol. Bunu yaparsan, gün nasıl geceyi takip ederse, bunu da hiç kimseye yalan söylememen takip eder.

Williame SHAKESPEARE

* En güzel savaş, insanın kendi öz varlığı ve tutkularına karşı giriştiği uğraştır.

NAPOLEON Banaparte

yüreğine ve emğine sağlık

"Onlar ki, yeryüzünde kendilerini yerleştirir, iktidar sahibi kılarsak, dosdoğru namazı kılarlar, zekatı verirler, ma'rufu emrederler, münkerden sakındırırlar. Bütün işlerin sonu Allah'a aittir." (Hac Suresi, 41)

"Kin tutmaktan sakınınız, çünkü o, helak edicidir." HZ. MUHAMMED (S.A.V.)





Nefsin iki yönü


Nefsin içinde, insanı daima kötülüğe çağıran hevasına (istek ve tutkularına) karşın, onu daima iyiliğe çağıran vicdanı da vardır. Müminler nefislerindeki kötülüğe teslim olmaz ve Allah'ın ilham ettiği şekilde ondan sakınarak vicdanlarına uyarlar.

İnsanın ruh hali hakkında Kuran'da verilen bilgileri incelerken, "nefs" kavramına oldukça sık rastlarız. Nefs Arapçada "insanın kendisi", anlamına gelir ve Türkçede tam bir karşılığı olmamakla beraber, "benlik" kelimesiyle tercüme edilebilir.

Allah Kuran'da, insanın "nefsi" iki taraflıdır diye bildirir: İçinde kötülüğü emreden bir taraf ve o kötülükten sakınmayı emreden bir taraf bulunmaktadır. Allah, Şems Suresi'nde bu durumu şöyle buyurur:

"Nefse ve ona "bir düzen içinde biçim verene", sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır." (Şems Suresi, 7-10)

Allah'ın Kuran'da nefisle ilgili olarak verdiği bilgiler son derece önemlidir: Allah, insanı yaratırken nefsine "fücur" ilham etmiştir. Fücur Arapçada, "doğruluk sınırlarının yırtılıp parçalanması" anlamına gelir. Dini terim olarak fücurun anlamı şöyle verilir: "Günaha ve isyana girişmek, fasık olmak, yalan söylemek, başkaldırmak, karşı gelmek, haktan yüz çevirmek, nizamı bozmak, zina, ahlaki çöküntü..."

Şems Suresi'ndeki ayetlerden öğrendiğimize göre Allah, bu kötülüklerin yanı sıra, insana nefsin fücurundan sakınmayı da ilham etmiştir. Nefsini arındırıp-temizleyen, yani nefsinin fücurunu kabul edip, Allah'ın ilhamına uyarak ondan sakınanlar kurtuluşa ereceklerdir. Bu kurtuluş Allah'ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmaktır. Buna karşılık, nefsini örten, yani onun fücurunu, pisliğini temizlemeyen, içinde saklı tutan kişi ise yıkıma uğrayacaktır. Yıkım da Allah'ın laneti ve cehennem azabı demektir.

Bu noktada çok önemli bir sonuca varmaktayız: Herkesin nefsinde mutlaka kötülük vardır. Bir insanın, nefsindeki kötülükten temizlenmesinin tek yolu ise, bu kötülüğün varlığını kabul ederek, Allah'ın gösterdiği biçimde ondan sakınmasıdır. İşte müminlerle inkarcılar arasındaki en önemli farkların birisi bu noktada ortaya çıkmaktadır.

İnsan, ancak İslam'ın verdiği bilgi ve terbiye sonucunda nefsinin içinde kötülük bulunduğunu ve ondan sakınması gerektiğini öğrenir ve kabul eder. Dinin ve onu tebliğ eden peygamberlerin en belirgin özelliklerinden biri, insanların nefislerindeki kötülüğü ortaya çıkarmaları ve onu temizlemeleridir. Bu nedenle Kuran'da, Bakara Suresi'nin 87. ayetinde inkarcılara seslenirken "... size ne zaman bir elçi nefsinizin hoşlanmayacağı bir şeyle gelse, büyüklük taslayarak bir kısmınız onu yalanlayacak, bir kısmınız da onu öldürecek misiniz?" denmiştir.

Allah'ın Kuran'da bildirdiği gibi, inkarcılar nefislerindeki kötülüğe teslim olurlar ve bu nedenle de nefisleri ile çatışan hak dini ve dini tebliğ edenleri yalanlarlar. Bu durumda insan, Şems Suresi'nin 7-10 ayetlerinde bahsedilen, nefsini örtmüş ve onun fücuruna teslim olmuştur.

Buna karşılık müminler Allah'ın varlığının ve sonsuz gücünün her an farkındadırlar. Allah'tan korkar ve O'nun hükümlerine karşı gelmekten sakınırlar. Bu nedenle de nefislerindeki fücura teslim olmaz, onu örtmez, tam tersine açığa çıkarır ve Allah'ın ilham ettiği şekilde ondan sakınırlar. Hz. Yusuf'un ayette haber verilen, "... ben nefsimi temize çıkaramam. Çünkü gerçekten nefs -Rabbimin kendisini esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir. Şüphesiz, benim Rabbim, bağışlayandır, esirgeyendir." (Yusuf Suresi, 53) sözü de, müminlerin nasıl düşünmesi gerektiğini göstermektedir.

Dolayısıyla mümin, her ortamda nefsinin kendisini yanlış yola yöneltmek isteyeceğinin bilincinde olmalıdır. Nefsindeki, daima kötülüğe çağıran hevasına karşın, kendisini daima iyiliğe çağıran vicdanına uymalıdır. Nitekim insanın vicdanı, kendisini sürekli olarak doğruya çağıran şaşmaz bir pusula gibidir. Bir başka ifade şekli ile vicdan, insanı doğruya yönelten Allah'ın sesidir. Bu bakımdan sürekli olarak vicdanının sesine kulak vererek, Kuran'da tarif edilen Müslüman ahlakını yaşayan bir kimse, Allah'ın izniyle her zaman doğru yolda ilerleyecektir.


NEFİSLE İLGİLİ EDEBE GİREN HADİSLER

5800 - İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Ben Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm'ın terkisinde idim. Bana şu nasihatta bulundu:

"Yavrum! Allah'a karşı (emir ve yasaklarına uyarak edebini) koru, Allah da seni (dünya ve âhirette) korusun! Allah'ı(n üzerindeki hukukunu) koru ki O'nu karşında (dünya ve âhiretin fenalıklarına karşı hâmi) bulasın -veya önünde demişti: Bollukta Allah'ı tanı ki, darlıkta da O, seni tanısın. (Dünya ve âhiretle ilgili) bir şey isteyince Allah'tan iste. Yardım talep edeceksen Allah'tan yardım dile. Zira kullar, Allah'ın yazmadığı bir hususta sana faydalı olmak için biraraya gelseler, bu faydayı yapmaya muktedir olamazlar. Allah'ın yazmadığı bir zararı sana vermek için biraraya gelseler, buna da muktedir olamazlar. Kalemlerin mürekkebi kurudu ve sayfalar dürüldü. Sen, yakînî bir imanla, tam bir rıza ile Allah için çalışmaya muktedir olabilirsen çalış; şayet buna muktedir olamazsan, hoşuna gitmeyen şeyde, sabırda çok hayır var. Şunu da bil ki Nusret(i ilahi) sabırla birlikte gelir, kurtuluş da sıkıntıyla gelir, zorlukta da kolaylık vardır, bir zorluk iki kolaylığa asla galebe çalamayacaktır."

Rezin bu elfazla tahric etmiştir. Tirmizi'de muhtasar olarak kaydedilmiştir. Sıfatu'l-Kıyâmet 60, (351Cool.

5801 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Bir gün, Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm ashâbına: "Şu kelimeleri kim benden) alıp onlarla amel edecek ve onlarla amel edecek olana öğretecek?" buyurdular. Ben hemen atılıp:

"Ben! Ey Allah'ın Resûlü!" dedim. Aleyhissalâtu vesselâm elimden tuttu ve beş şey saydı:

- Haramlardan sakın, AIlah'ın en âbid kulu ol!

- Allah'ın sana ayırdığına razı ol, insanların en zengini ol!

- Komşuna ihsanda bulun, mü'min ol.

- Kendin için istediğini başkaları için de iste, müslüman ol!

- Fazla gülme. Çünkü fazla gülmek kalbi öldürür."

Tirmizi, Zühd 2, (2306); İbnu Mace, Zühd 24, (4217).

5802 - Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Rabbım bana dokuz şey emretti:

- Gizli halde de aleni halde de Allah'tan korkma(mı),

- Öfke ve rıza halinde de adâletli söz (söylememi),

- Fakirlikte de zenginlikte de iktisad (yapmamı),

- Benden kopana da sıla-ı rahm yapmamı,

- Beni mahrum edene de vermemi,

- Bana zulmedeni affetmemi,

- Susma halimin tefekkür olmasını,

- Konuşma halimin zikir olmasını,

- Bakışımın da ibret olmasını,

- Ma'rufu (doğru ve güzel olanı) emretmemi."

Rezin tahric etmiştir.

5803 - Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselam'ın kılıncının kabzasında şu ibareyi bulduk.

"Sana zulmedeni affet. Sana küsene git, sana kötülük yapana iyilik yap! Aleyhine de olsa hakkı söyle!"

Rezin tahric etmiştir.

5804 - Zeydu'I-Hayr radıyallahu anh anlatıyor: "Ey Allah'ın Resulü dedim, Allah'ın rızasını arzu eden kimselere ve Allah'ın rızasını arzu etmeyen kimselere Allah'ın koyduğu alâmet nedir, bana haber verin!" Cevaben:

"Ey Zeyd sen nasıl sabahladın?" diye sordu.

"Hayrı ve hayır ehlini seviyorum: Eğer hayır yapmaya muktedirsem yapmaya koşuyorum. Eğer yapamaz, kaçırırsam bu sebeple üzülüyorum ve onu yapmaya, şevkim daha da artıyor!" dedim. Bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselâm:

"İşte bu söylediklerin Allah'ın rızasını arayanlara Allah'ın koyduğu alâmettir. Eğer Allah senin başka bir şey olmanı isteseydi, seni ona hazırlardı" buyurdular."

Hadisi Rezin tahriç etmiştir.

5805 - İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resülullah aleyhissâlatu vesselâm buyurdular ki:

"İtidal (orta yol üzere olmak), teenni(li davranmak), hal ve gidişi iyi olmak peygamberliğin yirmidört cüzünden bir cüzdür."

Muvatta, Şi'r 17 (2, 954, 955); Ebu Dâvud, Edeb 2, (4776).

5806 - Ebu Eyyub radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm buyurdular ki:

"Dört şey vardır, bunlar geçmiş peygamberlerin sünnetlerindendir: Haya, koku sürünme, evlenme, misvak kullanma."

Tirmizi, Nikâh 1, (1080).

5807 - Abdulmüheymin İbnu Abbas İbni Sa'd es-Sâidi, babası tarikiyle dedesinden naklediyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Teenni Allah Teâlâ'dandır, acele de şeytandan."

Tirmizi, Birr 66, (2013).

5808 - İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm Eşeccü Abdi'l-Kays 'a dedi ki:

"Muhakkak ki sende, Allah ve Resülünün sevdiği iki haslet var; hilm ve teenni."

Tirmizi, Birr 66, (2012); Müslim, İman 25, (17).

5809 - Ebu Dâvud merhum, Abdu'l-Kays heyetinde dahil olan Zâri'den naklettiği ve uzunca bir kıssanın da bulunduğu rivayetinde şu ziyadeye yer verir: "Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm kendisine bunları söyleyince o (Eşecc):

"Ey Allah'ın Resûlü! Bu iki hasletle ben (şahsi gayretimle) mi ahlâklandım yoksa Allah mı cibilliyetime (yaratılışıma, tabiatıma) koydu?" diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm da:

"Allah Teâla Hazretleri seni o iki haslet üzere yarattı!" buyurdular. Bu cevap üzerine Eşecc:

"Allah ve Resûlünün sevdiği iki haslet üzere beni yaratan Allah'a hamd olsun!" dedi."

Ebu Dâvud, Edeb 161, (5225).
Allah razi olsun arkadaslar cok guzel bi konu

Nefsinin başına ayağını koymayan yiğit. Allah katına nerden yol bulur....

kadirhan58 Yazan:
Allah razi olsun arkadaslar cok guzel bi konu

Nefsinin başına ayağını koymayan yiğit. Allah katına nerden yol bulur....

+1 Smile

Sayfa: 1 2
Referans URL