ALINTIDIR; (Bu sözlerin Sahibi Sayın Milletvekili Ortalığı neden Karıştırmak istemiştir Düşündüren bir konu) MEHMET ALİ ÖZPOLAT (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; başta küçük Dilara olayı olmak üzere, Meclis Araştırması talebiyle söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, İstanbul karanlık bir kuşatma altında. Suç kol geziyor. Dakikada sekiz suç işleniyor. Suçlular çalışıyor, İktidar bakıyor. Kent, çetelerin elinde. Yönetimde tarikatlar, sokakta çeteler egemen. İşsizlik ve adaletsizlik üreten yönetim anlayışı kenti yaşanmaz hale getirmiştir. Hukuksuzluk almış yürümüş. Mağdur değil suçlu korunuyor. Mazlum İstanbullu evinden çıkarken yakınlarıyla helalaşıyor. Sağ salim evine döneceğine kimse güvenemiyor. Çocuklarımız, gençlerimiz, kadınlarımız, yaşlılarımız tehlikede. Sokaklar ölüm tuzaklarıyla dolu.
BAŞKAN - Sayın Özpolat, birkaç saniye rica ediyorum.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, salonda çok büyük bir uğultu var, lütfen, sükûneti sağlayalım.
Buyurun.
MEHMET ALİ ÖZPOLAT (Devamla) - İstanbullu, özellikle bazı bölgeleri işkence ve eziyet noktaları olarak adlandırıyor. Kentimiz, mutsuz, güvenlikten yoksun, tedirgin bir şehir oldu. Kentin göbeğinde, gün ortasında, bir milletvekili arkadaşımızın çantası gasp edildi. Polis, suçlu peşine düşeceğine sayın milletvekilimize efelenmeye çalıştı. O memur, elbette o cüreti İstanbul Emniyet Müdürü'nden alıyor, çünkü İstanbul Emniyet Müdürü de aynı anlayışta ve kafada. İstanbul elden gidiyor, Cerrah yerinde duruyor, İçişleri Bakanı yerinde oturuyor. Kapkaç, gasp, hırsızlık, şiddet, cinayet, açık bırakılan ölüm çukurları, yetkililerin sağlam dediği, ancak ansızın içindekilerin üzerine yıkılıveren evler, metro kazısı sırasında oluşan ölümler, zarar gören yapılar, tünel kazılırken çatlayan duvarlar, doğal gaz çalışmaları sırasında tehlike atlatan mahalleler�
BAŞKAN - Saygıdeğer arkadaşlarım, hem iktidar hem muhalefet sıralarındaki arkadaşlar, eğer sayın milletvekilini dinlemek istemiyorsanız ayrı. Lütfen...
Buyurun Sayın Özpolat.
MEHMET ALİ ÖZPOLAT (Devamla) - �yol kesen eşkıyalar, yol vermeyeni denize atıp öldüren suç makineleri, onlarca kişinin ölümüne neden olduğu hâlde göz göre göre önlem alınamayan E-5'teki ölüm bariyerleri, bağlantı noktaları belli olmayan, öylece yarım bırakılmış atıl ve trajikomik durumdaki üst geçitler, deprem kapıda beklerken sahip çıkılmayan erken uyarı sistemi, dinlenmeyen bilim adamları, feshedilen Deprem Konseyi, kaderine terk edilmiş İstanbul'un 32 ilçesi, imar planları ve yapılaşma koşulları değiştirilerek yandaşlara açılan yeni rant alanları. Örnekler o kadar ki, saymakla bilmiyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul yönetilemiyor. İstanbul talan ediliyor. İstanbul çığlık çığlığa "imdat" diyor, ama duyan yok. İktidar rantla ilgilenirken, halkı kaderine terk ediyor.
Dinlemiyorsan dışarı çıkarsın arkadaşım. Bu kadar önemli bir konu konuşuyoruz.
BAŞKAN - Buyurun Sayın Özpolat, Genel Kurula hitap ediniz.
AHMET IŞIK (Konya) - Kabalık yapma! Kendine gel!
BAŞKAN - Sayın Işık, lütfen�
MEHMET ALİ ÖZPOLAT (Devamla) - Terbiyesizlik yapma! Orada oturuyorsun ve konuşuyorsun! Terbiyesiz adam!
AHMET IŞIK (Konya) - Kabalık yapma!
BAŞKAN - Sayın Özpolat� Sayın Özpolat, Genel Kurula hitap ediniz.
AHMET IŞIK (Konya) - Konuşmanı yap! Bu şekilde ikaz edilmez! Ayıp!
MEHMET ALİ ÖZPOLAT (Devamla) - Otur be! Terbiyesiz seni! Kulağımın dibinde konuşuyorsun! Terbiyesiz!
AHMET IŞIK (Konya) - Terbiyesiz sensin! Kabalık yapma!
BAŞKAN - Sayın Işık, lütfen� Sayın Özpolat, Genel Kurula hitap ediniz!
AHMET IŞIK (Konya) - Konuşmanı yap! Konuşmanı yap! (CHP sıralarından "Ne oluyor?" sesleri, gürültüler)
MEHMET ALİ ÖZPOLAT (Devamla) - Bağırma! Sen kim oluyorsun? Çatlak!
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara veriyorum.
tbmm.gov.tr