Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 


Sayfa (10): « İlk < Önceki 1 [2] 3 4 5 6 Sonraki > En Son »
GÜNÜN AYET-İ KERİMESİ - SİZLERDE EKLEYİN
Yazar Mesaj
doganay58
Posting Freak
*****


Mesajlar: 4,418
Grup: Kayıtlı
Katılım: Mar 2007
Statü: Çevrimiçi
Karma Puanı: 32
Mesaj: #7
RE: GÜNÜN AYET-İ KERİMESİ - SİZLERDE EKLEYİN

(Rasulüm! De kiSmile "O halde (Allah'a ortak koşmaktan) Allah'a kaçın (O'na sığının, O'na itaate koşun). Çünkü ben O'n(un tarafın)dan (gönderilmiş) apaçık bir uyarıcıyım."
(Zariyat, 50)


Allah sizi, hiçbir şey bilmezken annelerinizin karnından çıkarmıştır. Şükredesiniz diye size işitme duyusu, gözler ve gönüller vermiştir.
Nahl, 78

Bu din kolaylıktır. Kimse aşırı gayretle dini geçmeye çalışmasın, başa çıkamaz, yine de yapamadığı eksiklikleri kalır ve gâlibiyet dinde kalır.
Buhari, 29

Lâ ilâhe illallah sözünün bir özelliği de insanı korumasıdır. Hem dünyevî hem uhrevî, hem maddî hem mânevî tehlikelerden gerçekten korumasıdır.
Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN Rh.A

11-21-2007 11:55 AM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Güneş
Süper Moderatör
******


Mesajlar: 22,973
Grup: Administrator
Katılım: Feb 2007
Statü: Çevrimiçi
Karma Puanı: 34
Mesaj: #8
RE: GÜNÜN AYET-İ KERİMESİ - SİZLERDE EKLEYİN

iblisi kızdıran ve ağlatan AYETİ KERİME !!


Tevbe

Fakih anlatıyor:
-Rahmetlik babam (senedi saydıktan sonra) Hz. Ali b. Ebî Talib (r.a.) şöyle dediğini anlattı:
-Resûlüllah (s.a.v), müslümanlar arasında kardeşlik bağı kurdu. Bu çeşitten olmak üzere , Said b. Abdullah ile Sa'lebe Ensarî arasında bir kardeşlik bağı kurdu.
Bu sırada , Resûlüllah(s.a.v.) , Tebük gazasına çıkmıştı.
Said b. Abdullah gaza niyeti ile yola çıktı. Yerine kardeşi Sa'lebe'yi çoluk çocuğunun işi için vekîl bıraktı. Sa'lebe odun taşıyor; su getiriyor. Bütün bunları yaparken , sevabını Allahu Tealadan diliyordu. Bir gün dönüşünde eve girdi. İçeri girince ona iblis geldi:
- Şu perdenin arkasına bak, deyince , Sa'lebe, perdeyi kaldırdı ve kardeşinin güzel hanımını gördü. Dayanamadı; yanına girdi onu okşadı.
Kadın şöyle dedi:
- Ey Sa'lebe! Allah yolundaki kardeşinin bizim için sana bıraktığı hakkı koruyamadın.
Bunun üzerine Sa'lebe :
- Eyvah, mahvoldum! Diye bağırıp yola düştü. Bir dağa çıktı.
Yüksek sesle şöyle yalvarıyordu:
- İlahi Sen Sen'sin: ben de benim. Sen mağfiretle karşılayansın. Ben ise, günahlarla, hatalarla huzuruna geldim...
Resûlüllah (s.a.v.) gazadan döndükleri zaman, herkes kardeşini karşılamaya geldi. Ama, Said'in kardeşliği gelmedi.
Said evine gitti; hanımına sordu:
- Allah yolunda kardeş olduğumuz Sa'lebe nerede?
Kadın şöyle anlattı:
-O kendini hatalar denizine attı; dağa doğru çıkıp gitti. Said kardeşini aramak üzere yola çıktı; gidip buldu.
Sa'lebe yüzüstü düşmüştü. Başını iki eli arasına almıştı. Yüksek sesle şöyle diyordu:
- Zillet makamım ne kadar düşük! Rabbine âsi olan kimsenin makamı nasılsa öyle...
Said ona şöyle dedi:
- Kalk ey kardeşim, bu gördüğüm hâl nedir?
Sa'lebe şöyle dedi:
- Seninle gelemem. Ancak, şu şekilde gelebilirim: Elimi boynuma bağlamalısın. Zelil bir kul, efendisinin kapısına nasıl ***ürülürse öyle ***ürmelisin.
Said onun dediğini yaptı. Sa'lebe'nin Hamsane adında bir kızı vardı. Gelip babasını aldı; Hz. Ömer (r.a)'in kapısına ***ürdü. Evden içeri girdiler. Sa'lebe , Hz. Ömer(r.a.)'e şöyle dedi:
- Allah yolunda gazaya çıkan kardeşimin hanımına dokundum. Benim için tevbe yolu varmı?
Hz. Ömer (r.a.) şöyle dedi:
- Git yanımdan, saçlarından tutup seni ezmek istiyorum. Buradan çık, git; benim yanımda sana yer yok.
Buradan çıkınca , Hz. Ebû Bekir (r.a.)'in yanına gitti; şöyle dedi:
- Allah yolunda gazaya çıkan kardeşimin hanımına dokundum. Benim için tevbe yolu varmı?
Hz. Ebû Bekir (r.a.) şöyle dedi:
-Git buradan ; benide kendi ateşini yakma; Bana göre , senin için hiçbir tevbe yoktur.
Oradan çıktı; Hz. Ali (r.a.)'nin kapısına gitti.
Şöyle dedi:
- Allah yolunda gazaya çıkan kardeşimin hanımına dokundum. Benim için tevbe yolu varmı?
Hz. Ali (r.a.) şöyle dedi:
- Çık git buradan. Bence, senin için bir tevbe yoktur.
Buradan çıkınca, şöyle dedi:
- Ey kardeşim! Ey kızım! bu üç kişi beni ümitsiz bıraktı. Ümidim o ki, Resûlüllah (s.a.v.) beni ümitsiz bırakmaz.
Bunun üzerine kızı, onu Resûlüllah (s.a.v.)'ın yanına ***ürdü.
Resûlüllah (s.a.v.) onu görür görmez şöyle dedi:
- " Cehennemin zicirlerini ve bukağılarını, bana hatırlattın."
Resûlüllah (s.a.v.)'a şöyle dedi:
- Yâ Nebiyyallah! Allah yolunda gazi kardeşimin karısına dokundum. Benim için tevbe yolu varmı?
Resûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
- "Çık buradan ; bana göre hiçbir şekilde senin tevben yoktur."
Oradan böyle çıktıktan sonra kızı ona şöyle dedi:
- Ey baba, Muhammed (s.a.v.) ve ashabı senden razı oluncaya kadar; sen benim babam değilsin; ben de senin kızın değilim.
Bunun üzerine Sa'lebe yüksek sesle:
- Yâ Rabbi! Ömer'in kapısına gittim; beni dövmek istedi. Hz. Ebû Bekir'e gittim; beni azarladı, tahkir etti. Hz. Ali'nin yanına gittim; beni kovdu. Peygambere gittim; beni ümitsiz bıraktı.
Ey Mevlam! Benim için sen ne yapmayı istiyorsun. Bu duâma "evet" diyecekmisin? yoksa cevabın "hayır" şeklinde mi olacaktır?
Bunun üzerine semadan bir melek geldi; Resûlüllah (s.a.v.)'a şöyle dedi:
-Allahu Teala soruyor: Halkı sen mi yarattın, yoksa ben mi?
Resûlüllah (s.a.v.), Allahu Teala'yı murad edip, şu cevabı verdi:
-"Sen, ey efendim!"
Bunun üzerine melek şöyle dedi:
-Allahu Tealâ şöyle buyuruyor:
-Kuluma müjdele; onu bağışladım.
Bunun üzerine Resûlüllah (s.a.v.) ashabına sordu:
- "Sa'lebe'yi kim bana getirecek?"
Hz. Ebû Bekir (r.a.) ve Ömer (r.a.) kalktılar:
- Biz getiririz, Yâ Resûlallah! Dediler.
Hz. Ali (r.a.) ve Selman (r.a.) da kalktılar:
- Ya Resûlallah! Biz getiririz, dediler.
Resûlullah (s.a.v.) Hz. Ali (r.a.) ve Selman (r.a.)'a izin verdi.
Sa'lebe'nin yolunu tutup gittiler. Yolda Medine çobanlarından birine rastladılar.
Hz. Ali (r.a.) ona sordu:
- Resûlullah'ın ashabından birini gördünmü?
Çoban şöyle dedi:
- Galiba siz cehennemden kaçan birini arıyorsunuz?
- Evet,i onu arıyoruz. Bizi onun yanına ***ür, deyince çoban şöyle dedi:
- Gece basınca, şu dereye gelir gider, şu ağacın altına oturur. Sonra Yüksek sesle şöyle der:
- Rabbine âsi olanın makamı ne kadar düşüktür!
Orada beklediler. Gece olunca Sa'lebe geldi; o ağacın altına gidip oturdu. Sonra ağlayarak secdeye kapandı.
Selman onun ağlamasını duyunca, ona doğru yürüdü ve şöyle dedi:
- Yâ Sa'lebe kalk. Âlemlerin Rabbi seni bağışladı.
Bu sesi duyunca sordu:
-Habîbim Muhammed nasıldır?
Allah'ı ve seni seviyor, dediler. Bilâl namaza kalktığı zaman, Sa'lebe'yi mescide getirdiler. Safın son kısmında durdular.
Resûlüllah (s.a.v.) namazda :
- "Çoklukla övünmek sizi oyaladı" (Tekâsür sûresi, âyet:1) âyetini okuduğu zaman, bir bağırırş bağırdı.
- "O kadar ki; kabirleri ziyaret ettiniz" (Tekâsür sûresi, âyet:2) âyetini okuyunca bir daha bağırdı;dünyadan ayrıldı.
Resûlüllah (s.a.v.) namazı bitirince Sa'lebe'nin yanına geldi.
-" Ey Selman, onun üzerine su serp."
Selman:
- Yâ Resûllallah, o dünyadan ayrıldı.
Sonra kızı geldi; Resûlüllah'a şöyle dedi:
- Yâ Resûlallah, babam nerede? Ona hasret kaldım.
Resûlüllah (s.a.v.) ona:
- " Mescide gir " dedi. Mescide girince, babasını ölmüş buldu. Elini başına ***ürdü.
- Ah perişan halim, ah babacığım, senden sonra bana kim bakacak?
Demeye başladı.
Onun bu haini gören Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
-" Ey Hamsane! İstermisin: Ben, senin baban olayım; Fatımada kardeşin?"
Buna karşılık şöyle dedi:
- Olur Yâ Resûlallah!
Resûlullah (s.a.v.) Sa'lebe'nin cenazesine gitti. Kabrin kenarına geldiği zaman, parmak uçlarına basarak yürüdüğü görüldü.
Döndükleri zaman, Hz. Ömer (r.a.) şöyle sordu:
- Yâ Resûlallah! Kabrin başında parmak uçlarına basarak yürüyordun; nedendir?
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
- "Yâ Ömer! Meleklerin çokluğundan, ayağımın tabanını basacak yer bulamadım ."
FAKİH der ki:
- Yukarıdaki hikâye çeşitli lafızlarla anlatılmıştır.
Söylendiğine göre şu âyet-i kerime o sahabe hakkında nâzil olmuştur.
- " O kimselerki: Bir kötülük işledikleri, ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah'ı anarlar; günahlarının bağışlanmasını isterler. Günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir?
Bir de onlar, günaâh üzerinde bile bile ısrar etmezler. Bunlara rablerinden mağfiret vardır; altından ırmaklar akan cennetler vardır. Orada ebedî kalırlar. Böyle yapanların mükâfatı, ne kadar güzeldir. " (Âl-i İmrân sûresi, âyet: 135-136)


SuskunLuGum AsaL£timĐendir,Her Lafa Verecek Cevabım Var. Ama ßir Lafa ßakarım Lafmı Điye, ßird£ SöyLeyene ßakaRım AĐam Mı Điye!...

Tutamayacağım sözler VERMEM
Basit kişilerle polimiğe GİRMEM
Bazı şeyleri asla AFFEDEMEM
Yaşanmışlıkları kolay SİLEMEM
Acıyı tanıdığım için kimseye ÇEKTİRMEM
Cesaretsizliği gururla ÖRTEMEM
Yalan ve taktiklerle uğraşmayın YEMEM
Dostlarıma laf ETTİRMEM
Tutkularım var VAZGEÇEMEM
Gidiyorsan eğer özlesem bile DÖN DEMEM
Ağır geliyorsa bunlar firar serbest....


Seven sever sevmeyen YOL ALIR GİDER!!!!!

11-21-2007 12:37 PM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
doganay58
Posting Freak
*****


Mesajlar: 4,418
Grup: Kayıtlı
Katılım: Mar 2007
Statü: Çevrimiçi
Karma Puanı: 32
Mesaj: #9
RE: GÜNÜN AYET-İ KERİMESİ - SİZLERDE EKLEYİN

Bizim ayetlerimize ancak, kendilerine öğüt verildiği zaman büyüklük taslamayarak secdeye kapanan ve Rab'lerini hamd ile tesbih eden kimseler iman eder.
(Secde, 15)


Allah sizi, hiçbir şey bilmezken annelerinizin karnından çıkarmıştır. Şükredesiniz diye size işitme duyusu, gözler ve gönüller vermiştir.
Nahl, 78

Bu din kolaylıktır. Kimse aşırı gayretle dini geçmeye çalışmasın, başa çıkamaz, yine de yapamadığı eksiklikleri kalır ve gâlibiyet dinde kalır.
Buhari, 29

Lâ ilâhe illallah sözünün bir özelliği de insanı korumasıdır. Hem dünyevî hem uhrevî, hem maddî hem mânevî tehlikelerden gerçekten korumasıdır.
Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN Rh.A

12-05-2007 07:39 PM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
doganay58
Posting Freak
*****


Mesajlar: 4,418
Grup: Kayıtlı
Katılım: Mar 2007
Statü: Çevrimiçi
Karma Puanı: 32
Mesaj: #10
RE: GÜNÜN AYET-İ KERİMESİ - SİZLERDE EKLEYİN

(Rasûlüm) kullarıma haber ver ki: "hakîkaten ben, ancak ben, çok bağışlayıcı ve çok merhamet ediciyim. (Fakat) azâbım ise, o çok acıklı bir azaptır.
(Hicr , 49-50)


Allah sizi, hiçbir şey bilmezken annelerinizin karnından çıkarmıştır. Şükredesiniz diye size işitme duyusu, gözler ve gönüller vermiştir.
Nahl, 78

Bu din kolaylıktır. Kimse aşırı gayretle dini geçmeye çalışmasın, başa çıkamaz, yine de yapamadığı eksiklikleri kalır ve gâlibiyet dinde kalır.
Buhari, 29

Lâ ilâhe illallah sözünün bir özelliği de insanı korumasıdır. Hem dünyevî hem uhrevî, hem maddî hem mânevî tehlikelerden gerçekten korumasıdır.
Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN Rh.A

01-25-2008 08:59 PM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
KAFKASKAR
Moderatör
*****


Mesajlar: 12,768
Grup: Moderatörler
Katılım: Nov 2007
Statü: Çevrimiçi
Karma Puanı: 26
Mesaj: #11
Cvp: GÜNÜN AYET-İ KERİMESİ - SİZLERDE EKLEYİN

emeğinize sağlık


______________


Yalnız kurt’ların tunçtan göğüsleri nurlu iman dolu,
Yolları Sancaktar Kafkas Kartalı Şeyh Şamil’in yolu.
Kafkas halklarının haklı özgürlük davası adına,
Yok mu duası kabul olunacak bir Allahın kulu.

http://www.metinemlak.net

01-25-2008 10:47 PM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
doganay58
Posting Freak
*****


Mesajlar: 4,418
Grup: Kayıtlı
Katılım: Mar 2007
Statü: Çevrimiçi
Karma Puanı: 32
Mesaj: #12
RE: GÜNÜN AYET-İ KERİMESİ - SİZLERDE EKLEYİN

ALLAH razı olsun


Allah sizi, hiçbir şey bilmezken annelerinizin karnından çıkarmıştır. Şükredesiniz diye size işitme duyusu, gözler ve gönüller vermiştir.
Nahl, 78

Bu din kolaylıktır. Kimse aşırı gayretle dini geçmeye çalışmasın, başa çıkamaz, yine de yapamadığı eksiklikleri kalır ve gâlibiyet dinde kalır.
Buhari, 29

Lâ ilâhe illallah sözünün bir özelliği de insanı korumasıdır. Hem dünyevî hem uhrevî, hem maddî hem mânevî tehlikelerden gerçekten korumasıdır.
Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN Rh.A

01-26-2008 07:39 AM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 

Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  GÜNÜN HADİS-İ ŞERİF-İ - SİZLERDE EKLEYİN doganay58 71 637 05-30-2008 11:34 AM
Son Mesaj: KAFKASKAR
  islamda dostluk ve tevbe suresi ayet 23 ün tefsiri o diyarın aşığı 5 122 04-16-2008 11:40 AM
Son Mesaj: o diyarın aşığı
  Gunun Ayet-i Kerimesi doganay58 0 96 04-20-2007 11:45 PM
Son Mesaj: doganay58
  Enbiya 47. AYET doganay58 0 107 03-24-2007 03:22 PM
Son Mesaj: doganay58
  Bakara 286. AYET doganay58 0 230 03-24-2007 03:19 PM
Son Mesaj: doganay58
  FETiH SURESi 29. AYET doganay58 0 325 03-24-2007 03:15 PM
Son Mesaj: doganay58
  her gun bir ayet yazalim insallah nebahat40 34 447 03-21-2007 09:33 AM
Son Mesaj: tekniker58
  Ayet Emrullah 1 116 03-08-2007 12:46 PM
Son Mesaj: sivaslii

Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git: