|
GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-23
|
|
08-23-2008, 12:51 PM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-23
MÜSLÜMAN(ARAP)LAR ZAMANINDA GÜRÜN İLÇESİ
Müslüman(Arap)lar Zamanında (M. S: 640-656) Avasım ve Süğur Bölgesi Araplar, eski tarihlerden beri kendi memleketlerinde, elverişsiz iklimi nedeniyle hicret etmişlerdi. Fırat ile Dicle arasındaki havaliye “Hire” deniliyordu. [220] Tarihi kaynaklar, Araplar’ın uzun zamandan beri bu bölgelere, hatta Anadolu’nun güney ve dogu bölgelerine çeşitli zamanlarda ve çeşitli devletler tarafindan ülkelerinin uç (sınır) hudutlarının noktalarına, bu bölgeleri korumaları için komşu ülkeye yakın yerlere yerleştirilmişlerdir. Asur Kralları, Arap kabilelerini özellikle eski ticaret ve kervan yolu güzergahına yerleştirerek, kervanlardan Bac almak işini kendi adlarına yaptırıyorlardı. Arabistan’ın elverişsiz iklimi nedeniyle devamlı kuzeye dogru göç etmek zorunda kalmış olan Arap kabileleri Babil, Cezire, Suriye hatta Malatya ve Amanos Dağları’nın eteklerine kadar gelerek yerleşmişlerdi. Örneğin; Gassaniler, Cüzam Merdailer gibi daha nice Arap kabileleri de Bizans imparatorlugu’nun hududunda ikamet ediyorlardı. Bunlar İmparatorluğun himayesinde yaşamaktaydılar. Suriye bölgesinde başlayan ve sonra Anadolu’da devam eden Arap-Bizans mücadelesi bu tarihlerde başlamıştır. Bizans-Arap mücadelesi, Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer zamanında artarak devam etmiştir. İşte bu mücadeleler sırasında Bizanslılar, kendi himayelerinde bulunan Araplar’ı, kendi soydaşları olan Araplar’a karşı kullanıyorlardı. Müslümanların yoğun saldırıları karşısında, Bizans İmparatoru Herakleios, hudud bölgesindeki nüfusu iç bölgeye çekerek Bizans - İslam sınırında askeri harekat üssü oluşturmuştur. Aynı zamanda da yukarıda sözü edilen Arap kabilelerini bu bölgeleri korumaları için yerleştirmiştir. Müslümanlar’ın (Arap) komutanı Hz. Halid Bin Velid (r. a.) Fırat’a vardığı sıralarda kendisini Bizans, İran ve Araplar’ı karşısında bulmuştu. Bunlar Müslümanlar’a karşı birleşmişlerdi. VII. ve VIII. Yüzyılda Müslümanlar, Suriye’nin bir kasabası olan Mute’de Hristiyan Araplarla savaşmışlardı. Hz. Ebubekir ve Hz.Ömer devirlerinde Suriye ve el-cezire bölgelerini fethetmeye çalışırken Bizanslılar adına savaşarak bu bölgeleri korumaya çalışan Hristiyan Araplarla savaşmışlardı. [221] Hz. Muhammed (S.A.V.) zamanında (M. S. 571-632) Bizans’a karşı başarılı sonuçlar alınamamıştı ama Müslüman Arap orduları Hicri: 13/M. 635 yılının başlarında Hz. Ebubekir (r. a.) komutanlarından Ebu Ubeyde Bin Cerrah (r. a.)Humus’a, Yezid Bin Ebu Süfyan’ı Şam’a, Amr Bin Asr’ı da Filistin’e göndermişti. İslam Halifesi Hz. Ebubekir (r. a.) ın Suriye’nin Şam istikametine gönderdiği komutan Yezid Bin Ebu Süfyan, Suriye’nin en büyük şehri olan Şam üzerine sefere çıkmıştır. Şam ise, çok büyük bir şehir olup bu dönemde yedi garnizondan meydana gelmekteydi; 1- Filistin 2- Ürdün 3- Humus 4- Dimişk 5- Kinnisrin 6- Avasım 7- Süğür, bölgelerinden oluşmaktaydı. Hz. Ebubekir’in bu seferini haber alan Bizans İmparatoru Herakleius, İslam kuvvetlerine karşı ordusunu gönderdi. Her iki ordu da Ecnadin de karşılaştılar. Müslümanlar bu savaşta 3000 şehit vererek Bizans’ı ağır bir yenilgiye uğrattılar. Daha sonra Bağılbek, Cosia ve Fıhıl düşürüldü. (M.S. 635.) Aynı yıl içerisinde Humus (Hemesa) düşürülmüş, daha sonra da Şam ve Ürdün M. S: 636 yılında ele geçirilmiştir. Hz. Ebubekir’den (r. a.) sonra hilafete Hz. Ömer (r. a.) geçmiştir. Bu dönemde Bizans’ın zayıflamasına karşın İslam Devleti çok güçlenmiştir. Müslümanlar, Hz.Ömer devrinde Suriye ve el-cezire bölgelerini fedhederek Toros Dağlarına kadar dayanmışlardı. Hz. Ömer’in(r. a.)hilafete geçmesiyle birlikte(M.S. )fetih hareketleri artarak devam etmiştir. M.S. 637 yılında, Kudüs Hz. Ömer (r. a.) tarafından Patrik Sofronios’dan teslim almıştır. Hz. Ömer (r. a.) zamanında Başkomutan Halid Bin Velid (r. a.) 637 yılında Maraş bölgesini ardından da başta Elbistan olmak üzere Elbistan’a yakın olan tüm şehirleri ve çeşitli kaleleri fethederek ele geçirdi. 639 yılına kadar Suriye ve Filistin tamamen Müslümanların eline geçti. bu seferle birlikte ilk defa Tirana/Taraneda (Darende) bölgesi de hicretin yirminci yılında (Miladi: 642 yılında) işgal ederek ele geçirdi. [222] Bu esnada Darende kalesi’nde(Sengbar kalesi) üç İslam mücahidi şehit düşmüşlerdir. Bu kişiler “Hu Dede” mevkiinde medfundurlar. Bu mücahidlerden Abdurrahman Gazi’nin Türbesi (Medişeyh-Medine’li Şeyh) Karşıyaka köyündedir. Kendisi Medine’li olup tabiindendir. Türbesi bu köyün 300 metre kuzeyindedir. Malatya- Kayseri karayolu ile Tohma suyunun arasındadır. Tohma Suyu türbenin hemen önünden geçer. Tohma taşkınlar yapar, etrafını yıkar, bazen de yön değiştirir fakat yüzyıllardan beri türbeye en ufak bir zarar bile vermemiştir. Bu konuda bir takım kerametlerinin olduğu da bilinmektedir. [223] Böylelikle Hz. Ömer (r. a.) zamanında Ebu Ubeyde Bin Cerrah, Fırat’a kadar ilerleyerek bu bölgeleri fethetti. Fethettiği her il veya ilçeye de vali vb. gibi memurları tayin etti. O, bu valilere ve memurlara Müslümanlardan bir cemaati de bıraktı. Korkulu yerleri de askerlerle doldurdu. Aracin’e kadar ilerleyerek öncü kuvvetlerinden Habib Bin Mesleme’yi kuvvetleriyle birlikte Kasr-ı Şirin ve Balis (Kızılırmak) bölgelerini fethetmesi için gönderdi. Habip Bin Mesleme, Sümeysat, Malatya vb. gibi bölgeleri ele geçirdi. Ebu Ubeyde Bin Cerrah bu fethedilen yerlere müslümanları yerleştidiği gibi bu bölgenin korunması için de bir takım askeri birlikleri yerleştirdi. Böylece, Toroslar’dan Erzurum’a kadar olan Avasım ve Süğür olarak adlandırılan bu bölgeler, ilk olarak Müslüman Araplarca Hz. Ömer zamanında, M.S. 640 yılında istila edilerek ele geçirilmiştir. Bu dönemde, Avasım ve Süğür bölgeleri içinde Tarsus, Maraş, Göksun, Elbistan, Gürün, Darende, Malatya ve Erzurum gibi bölgeler yer alıyordu. Kalikale (Erzurum), Malatya ve Maraş şehirleri bu bölgelerin karargah merkezleriydiler. Maraştan Malatya’ya kadar olan bölgelerin ve yukarıda isimleri geçmekte olan yerleşim birimlerinin geliri 70.000 dinar idi. Bu paranın mühim bir kısmı savaşan askerlere veya savaşa katılanlara verilirdi. Bu yerleşim birimleri Bizans ülkesine yapılmakta olan akınların hareket noktasını oluşturmaktaydılar. Bu özelliği nedeniyle ikinci halife Ömer (r. a.) zamanında Suriye, Huruç, Süğür (Antakya-Maraş-Malatya) çizgisinde bulunan şehirler, Deluk, Mebenç, Rayan, Kura, Tizin, v.b. gibi şehirler ile düşman arazilerine komşu bütün kasabalar bizzat ikinci halife Ömer tarafından ziyaret edilerek gerekli önlemlerin alınması emredilmişti. (4) Müslümanlar, Hz. Ömer (r. a.) in Şehadeti zamanina kadar (644), Azerbaycan, Huzistan, Ermenistan, Suriye, Misir, Horasan v. b. gibi bölgeler ele geçirmişlerdi. Fetih hareketi, Hz. Ömer (r. a.)devrinde . (635-656)Toros silsilesi boyunca devam ederek sürdü. Suriye ve Mezapotamya tümüyle fethedildi. Bu bölgede İslam ordularının karşılaşmış olduğu mukavemet, burada birkaç yüzyıl sürecek yeni bir statükonunun ortaya çıkmasına neden oldu. Bu dönemde Toroslar, çok çabuk bozulan ve değişen bir sınır bölgesi haline geldi. Müslümanların Amanos ve Toros silsilesini aşıp Anadolu içlerine girmeleri bu sınırı pek bozamadı. Yalnız bitip tükenmeyen mücadeleler nedeniyle bu bölgelerde her iki devlet arasında geniş bir arazi şeridi sahipsiz bir hudut bölgesi haline geldi. Müslümanlar bu bölgenin coğrafik yapısı gereğince (engebeli, nehir veya akarsuların meydana getirmiş oldukları doğal konumları nedeniyle) bu bölgelere “Yarık/Sınır” anlamına gelmekte olan SUĞUR adını veriyorlardı. [224] Daha sonraki yıllarda AVASIM(korumak engel olmak) adı verilen bu bölgelere Müslümanlar dış kısımlar Dış Arazi anlamına gelen “Ed- Devani” diyorlardı. Bu bölgelerde ele geçrilen her yere Müslümanlar yerleşiyorlar ve her yerleşilen yer imar edildiği gibi askeri düşüncelerle özel olarak tahkim ediliyordu. Bu bölgelere zamanla müstahkem kaleler inşa edilmiştir. Halife Ömer (r. a.) zamanında “Şuğuruş-Şamiyye ve Süğürül Ceziriyye” ikiye ayrılmış olan bu bölgeler. Tarsus’tan başlayarak, Adana, Maraş, Kayseri, Malatya ve Erzurum’a kadar olan sahalardan oluşmaktaydı. Müslümanlar her yıl Sayfiye (yazlık) ve Şitaiyye (kışlık) adını verdikleri gazalar (Akınlar) ile Hristiyan Bizanslılar’a karşı savunmaya ve akınlara devam ettiler. İlk zamanlarda fetihler genelde sınırlı boyutta ve bögelerde kaldı. İslam ve Hristiyan dünyası arasında Toros dağlarından Erzurum’a kadar çekilecek bir çizgi sınırı oluşturuyordu. Hz. Ömer’den sonra hilafete geçen Hz. Osman (r. a.) döneminde de fetihlere devam edildi. (M.S. 644-656) Avasım ve Süğür bölgeleri Bizanslılar’ın elinden Müslüman Araplar’ın eline geçmiştir. Tohma havzası, dolayısıyla Darende ve havalisi de bu tarihlerde Müslümanlar tarafından fethedilmiştir. Hz. Osman’ın komutanı ve Suriye valisi bulunan Muaviye (r. a.) Suriye’deki ordusuyla gelerek Doğu Anadolu’dan itibaren Kayseri’ye kadar olan bölgeleri istila etmiştir. Araplar, Avasım ve Süğür adını verdikleri bu uç bölgelere akın akın gelerek yerleşiyorlardı. Bu yerleşmeler, Hz. Ömer zamanında olduğu gibi, Osman zamanında da devam etti. Bu tarihlerde Avasım ve Süğür bölgeleri çeşitli İslam bölgelerinden gelen gönüllü İslam askerleri ile dolmuştu. Bu askerlerin amacı Allah yolunda cihad yapabilmek ve İslam Dini’ni yaymak azminde idiler. İslam ülkelerinden Türkistan ve Horasan’dan gelen Müslüman Türklerle de bu bölgeler dolup taşmaktaydılar. Müslümanlar bu dönemde Anadolu’da bir çok şehir ve kasabayı ele geçirmişler, İstanbul’u dahi işgal etmişler ise de Anadolu’nun coğrafik yapısı ve Bizans’n çok şiddetli savunma gücü nedeniyle Anadolu’yu tamamıyla fethedememişlerdir. Fakat Tohma Havzası, Malatya ve Maraş Bölgeleri Müslümanlar tarafından ele geçirilmiştir. Hz. Osman (r. a.) zamanında Rumlar büyük bir ordu ile bu bölgelere yürüdüler. Bunun üzerine bir miktar asker ile Selman Bin Rabiatel Behli bu bölgeye gönderildi. O da Şam askerleriyle birleşerek Anadolu’ya dahil oldu. Bu bölgelerde birçok kale ve şehirleri fethederek birçok ganimetlerle geri döndü. [225] Bu sıralarda da Hz. Muaviye, halife Hz. Osman’ın Suriye valisi bulunuyordu. Miladi 643 yılında Suriye’deki ordusuyla Doğu Anadolu bölgesini Malatya’dan Kayseri’ye kadar olan bütün bölgeleri istila etti. III. Halife Osman (r. a.)’ın ölümüne kadar olan zamanda (656) Avasım ve Süğür adı verilen bütün bölgeler Rumlar’ın elinden Müslümanlar’ın eline geçmişti. Hz. Muaviye’in Suriye valiliği esnasında Malatya’dan Kayseri’ye kadar olan bu bölgelerin fethedilmesi esnasında Habib Bin Mesleme komutasındaki ordu Samsat, Malatya ve gibi bölgeleri fethetmiştir. Fethedilen bu bölgelere Müslüman halk yerleştirilerek, halkın korunmasını sağlamak maksadıyla da buralara çeşitli aylıklı askerler de yerleştirilmişlerdi. [226] Hz. Muaviye hilafete geçtikten Rum Ülkesi’ne gitmek üzere Malatya’ya gelmiş, Şam ve Mezapotamya Ahalisinden başka bölgelerde yaşamakta olan müslüman olan halktan bir çogunu bu şehre yerleştirmişti. Bu tarihten sonra da Malatya Şehri, Müslüman ordularin her zaman için bir karargah merkezi olmuştur. Anadolu’nun fethedilmesi için yapılan seferlerde bu bölge islam ordusunun ana geçit merkezini, oluşturuyordu. Emeviler, Şam ve Cezire Ahalisinden kurdukları askeri bölüklerle kış ve yaz aylarında Bizans Ülkesi’ne akınlar düzenliyor, bunun için gerekli yerlerde gemileri hazır bulunduruyorlardı. Bizans İmparatoru Herakleios zamanından beri Malatya, Maraş ve Kayseri arasındaki bölgelerde bulunan bir çok şehir ve kasabaları ve kaleleri boşaltan Bizanslilar buralardan çekilirken de bu yerleri tahrip ederek gitmişlerdi. Müslümanlar da bunun üzerine bu bölgelerdeki bir çok yerleşim yerlerini tekrar imar ederek buralara yerleşmeye başlamışlardı. [227] Bu dönemde Bizanslılar, Malatya’dan Kayseri’ye kadar olan yerleri tümüyle kaybetmişlerdi. Doğuanadolu ve Ortaanadolu bölgelerine devamlı olarak saldırıda bulunan müslümanlar bu dönemde Malatya, Maraş ve Kayseri bölgelerini ele geçirirken aynı zamanda Emevi Halifesi I. Muaviye, İstanbul’u fethetmek için denizden bir donanma göndermiştir. Böylece Müslümanlar ilk defa İstanbul’u kuşatıyorlardı. Bizanslılar Zamanında (II) (M. S: 656-659) Sebesteia Theması M. S: 656 Yılında Hz. Osman’ın şehid edilmesinden sonra Hz. Ali, Medine Halife seçildi. Hz. Ali, Hz. Muhammed S. A. V. in amcası Ebu Talib’in oğlu ve hem damadı idi. Ancak, Hz. Ali’nin halifeliğini bir grup müslüman, özellikle de Emeviler kabul etmediler. Emeviler ve bu kabilenin reisi durumundaki Suriye valisi Muaviye B. Ebu Süfyan, Hz. Osman’n şehid edilişini bahane ederek Hz. Ali r. a. nın halifeliğini kabul etmedi. Hz. Osman’ın (r. a.) şehid edilmesinden sonra Müslümanlar arasında meydana gelen ihtilaflar ve olaylar, birbirleriyle karşı karşıya gelerek savaşmalarına, Cemel Vak’ası ve Sıffin Savaşlarının çıkarak kardeş kanının dökülmesinin yanısıra, İslam Dünyasında asırlarca devam edecek karışıklıkların çıkmasına zemin olmuştur. Dolayısıyla, Müslümanlar arasında meydana gelen Cemel Vak’ası(Deve Olayı) ve Sıffin savaşı nedeniyle bu bölgelere gereken önem verilemeyip korunamadığı için, bu durumdan faydalanan Bizanslılar, Antakya’ya kadar ilerleyerek Müslümanları kılıçtan geçirip birçok işkence ve eziyetlere maruz bıraktılar. Bu saldırılar esnasında Toroslar Bizans’ın eline geçtiği gibi, Cemel vak’ası ve Sıffin Savaşının yapıldığı yıllarda (M. S: 656)Tohma Havzası ve Malatya’ya kadar olan tüm bölgeler, Bizanslılar’ın hakimiyeti altına girmiştir. Darende ve Gürün havalisi de bu saldırılarla birlikte bu tarihlerde Bizanslılar’ın eline geçmiştir. [228] Müslümanlar (Emeviler) Zamanında (I) (M. S: 659-670) Emeviler Dönemi (I) Avasım ve Süğur Ebu Ubeyde b. el-Cerrah, Menbic’de iken, Halid b. el-Velid’i Maraş ta¬rafına gönderdi. Halid, halkın kaleyi terketmesi şartıy¬la orayı fethetti: sonra kaleyi yıktırdı. Süfyan b. Avf el-Ğamid’i hicri: 30/Miladi: 652 yılında Rumlara karşı savaşa Maraş tara¬fından gitti ve Rum ülkesine oradan girdi. Muaviye, Maraş şehrini yeniden inşa ettirerek oraya asker yerleştirdi. M.S: 659 Yılında Halife Muaviye, Malatya ve havalisine saldırarak bu bölgeleri işgal eden Bizanslılar’ı tekrar buralardan çıkarmak maksadıyla kumandanlarından İyaz Bin Gahm Bin Fihir Kabilesi’nden Habip Bin Mesleme’yi göndermiştir. Habip Bin Mesleme, kısa bir kuşatmadan sonra Aynı yıl içerisinde tekrar ele geçirmiştir. Müslümanlar, bu dönemde de Bizans içlerine bir takım seferler düzenlemişlerdir. Müslümanlar bu dönemde, Bizans içlerine yapmış oldukları seferlerde Malatya ve Maraş bölgelerini üs olarak kullanmaktaydılar. M. S: 661 yılında, Hz. Ali (r. a. ) şehid edilmesiyle oğlu Hasan (r. a. )n halifeliği kesinleşmişti. Ancak Hz. Ali r. a. taraftarları Irak’ta Muaviye’nin iktidarına karşı sert muhalefet başlattılar. Muaviye’nin Irak Valisi Ziyad B. Ebih’in katı tutumu, aradaki gerginliği daha da artırdı. Özellikle M. S: 680 yılında Hz. Hüseyin’in şehid edilmesiyle sonuçlanan Kerbela faciası iktidara karşı yapılan mücadeleleri daha da sertleştirdi. Bu tarihlerde (M. S: 661 yılında) Hz. Ali (r. a. ) şehid edilmesiyle birlikte Müslümanlar arasında meydana gelen iç çekişmeler nedeniyle, bu bölgeler yeterince korunamamıştır. Müslümanlar arasındaki bu iç çekişmeler, bizans hududunda dengelerin Müslümanların aleyhine bozulmasına neden olmuştur. Müslümanlar arasındaki bu iç çekişmelerden dolayı, M.S. 670-680 yılları arasında Avasım ve Sügür bölgelerinde Müslümanlar açısından önemli ölçüde bir zayıflama söz konusu olmuştur. Bu tarihlerde Bizanslılar, Müslümanlar arasındaki iç çekişmelerden faydalanarak bu bölgelere oldukça yoğun saldırılarda bulunmuşlardır. M. S: 663 yılında Halife Muaviye, Maraş yönünden bir sefer düzenleyip Bizans üzerine(Derevliye’ye kadar ilerleyerek)akınlarda bulunduktan sonra iç karışıklıklar nedeniyle bu akınları devam ettiremeyerek geri dönmüştür. Müslümanlar’ın(Emeviler)bu bölgelerdeki hakimiyetleri iç karışıklıklar nedeniyle ancak M. S: 670 yılına kadar sürmüştür. Bu durumdan faydalanan Bizanslılar, Antakya’ya kadar ilerleyerek Müslümanları kılıçtan geçirip birçok işkence ve eziyetlere maruz bıraktılar. Toroslar Bizans’ın eline geçtiği gibi, M. S: 670 ‘li yıllarda Tohma Havzası Malatya’ya kadar (Darende ve Gürün İlçeleri de dahil olmak üzere) olan bölgeler Bizanslılar’ın hakimiyeti altına girmiştir. Bu saldırılar neticesinde daha önceden fethedilmiş bölgeler bu dönemde tekrar kaybedilmiştir. [229] Bizanslılar Zamanında (III) (M.S: 670-692) Sebesteia Theması içinde Bizans’ın sınır bölgelerine yerleştirilen Merdailer ve Nebatiler, Malatya ve Maraş bölgesine saldırarak büyük ölçüde bu şehirleri tahrip etmişlerdir. Bu nedenle Halife Muaviye tarafından daha önceden bu bölgelere yerleştirilmiş olan müslüman ahali, bu saldırılar nedeniyle bu şehirleri terketmek zorunda kalmışlardır. Avasım ve Süğur bölgeleri geçici bir süreyle de olsa tekrar Bizanslılar’ın işgaline uğramış oluyordu. Müslümanlar arasındaki bu iç çekişmeler, bizans hududunda dengelerin Müslümanların aleyhine bozulmasına neden olmuştur. Müslümanlar arasındaki bu iç çekişmelerden dolayı, M.S. 670-680 yılları arasında Avasım ve Sügür bölgelerinde Müslümanlar açısından önemli ölçüde bir zayıflama söz konusu olmuştur. M. S: 692 yılında Halife Abdülmelik zamanında II. Jüstinien Sivas yakınlarında bozguna uğratmıştır. Emevi halifesi Abdülmelik Bin Mervan (M.S. 685-705) Bizanslılarla bir anlaşma yaparak Bizans sınır bölgelerinde yerleşen ve Müslümanlara ait olan bölgelere akınlar düzenleyerek yağmalayan ve tahrip eden Nabatiler ve Ermeniler’in ülkenin daha iç bölgelerine yerleştirilmelerini sağlamıştır. Bizans İmparatorluğu’nun bu nakilleri ileriki tarihlerde kendilerinin zararına olacaktır. Bu anlaşmayla birlikte Malatya ve havalisinde yerleşmiş olarak bulunan Ermeniler ve Nabatiler Darende bölgesine giderek yerleşmişler, daha sonra da Bizanslılar’ın bölgeden gitmesiyle Müslümanlar’ın himayesinde yaşamaya başlamışlardır. Darende bu tarihlerde tahrip edilmiş bir durumdaydı. Dolayısıyla Gürün ve havalisi de bu tarihlerde Bizanslılar’ın hakimiyeti altında bulunmaktaydı. [230] MEHMET ALİ ÖZ |
|||
|
09-16-2008, 07:21 AM
Mesaj: #2
|
|||
|
|||
|
Cvp: GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-23
emeğine sağlık
|
|||
|
|
| Benzeyen Konular | |||||
| Konu: | Yazar | Cevaplar: | Görüntüleyenler: | Son Mesaj | |
| Minik Gürünlülerden Gürün Yanlama halayı | kangallı58 | 2 | 84 |
10-02-2008 04:10 PM Son Mesaj: retina |
|
| İŞTE GÜRÜN BEYPINAR KÖYÜNÜN GURURU | vuslataozlem | 1 | 167 |
09-18-2008 12:54 PM Son Mesaj: 34mekan58vatan |
|
| CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL, GÜRÜN STANDINDA... | kangallı58 | 3 | 91 |
09-17-2008 10:34 AM Son Mesaj: kadirhan58 |
|
| Gürün Gökpınar Gölünün yenı Hali | kangallı58 | 4 | 174 |
09-16-2008 12:52 PM Son Mesaj: kangallı58 |
|
| GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-38 | vuslataozlem | 7 | 167 |
09-16-2008 07:30 AM Son Mesaj: Emrullah |
|
| GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-1 | vuslataozlem | 1 | 59 |
09-16-2008 07:28 AM Son Mesaj: Emrullah |
|
| GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ -2 | vuslataozlem | 1 | 38 |
09-16-2008 07:27 AM Son Mesaj: Emrullah |
|
| GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-3 | vuslataozlem | 1 | 43 |
09-16-2008 07:27 AM Son Mesaj: Emrullah |
|
| GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-4 | vuslataozlem | 1 | 45 |
09-16-2008 07:27 AM Son Mesaj: Emrullah |
|
| GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-5 | vuslataozlem | 1 | 44 |
09-16-2008 07:26 AM Son Mesaj: Emrullah |
|




