|
GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-25
|
|
08-23-2008, 01:06 PM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-25
MÜSLÜMANLAR ZAMANINDA GÜRÜN İLÇESİ (I)
Abbasiler Dönemi (M. S: 762-775) Avasım ve Süğur Bölgesi Hicri 139/Miladi 761 yılına kadar Bizanslılar’ın elinde bulunan bu bölgeler Abbasiler’in hilafeti ele geçirmelerinden sonra Abbasi halifesi El Mansur, komutanlarından Salih Bin Ali’yi Malatya’nın fethi için gönderdi. Salih Bin Ali Malatya’yı 762 de ele geçirerek şehri yeniden inşa etmeye başladı. Emrinde 70.000 kişilik bir orduyla Malatya’ya gelmiş bulunan Salih Bin Ali, Malatya’nın tamirini ve camilerinin yapımını ancak altı ayda tamamlayabildi. [237] Daha sonra da batı yönünde ilerleyerek Kubakib Irmağı (Tohma Suyu) boyunca ileri karakollar meydana getirdi. Fakat kısa bir süre sonra Malatya ve havalisi, Bizanslılarca tekrar işgal edilmişse de Müslümanların komutanı Cibril Bin Yahya tarafından bu bölgeler tekrar ele geçirilmiştir. Hicri:139/Miladi: 761 yılında el-Mansur, Salih bin Ali’ye mektup yazdı ve Malatya’yı yeni baştan yapmasını ve şehri tahkiın etmesini emretti. Daha sonra İmam Abdulvehhab b. İb-rahim’i, el-Cezire ve hudutlarına vali tayin etmeyi düşün¬dü. Abdulvehhab, yanında el-Hasan b. Kahtabe olduğu halde, Horasan halkından olan askerlerin başında, Hicri: 140/Miladi: 762 yılında yola çıktı. el-Mansur, Şam ve el-Cezire halkınında gönderecekleri asker sayısırn tesbit etti. Böylece Abdülvehhab’ın yanında yetmiş bin asker toplandı. O, Malatya’da ordugahını kurdu ve çeşitli şehirlerden işçiler topladı ve Malatya şehrini tamir ettirmeye başladı. El Hasan bin Kahtabe, zaman zaman ustaların kendisine verilen taşları taşıyor; onlara, sabah akşam kendi malından ve mutfağından yemekler yediriyordu. O’nun bu durumu Abdülvehhab’ı kızdırdı. Ebu Cafer El Mansur’a yazdığı mektupta, kendisinin halkı doyurmasına rağmen El Hasan’ın kat kat fazla yemek yedirdiğini; bu hareketiyle O’nun cömertlikte de önde olduğunu; buna karşılık kendisinin yaptıklarını bozmak, israf ve riya yoluyla O’nu küçük göstermek niyetinin bulunduğunu; ayrıca halkı yemeğe çağırmak üzere davetçilerinin olduğunu bildirdi. Ebu Cafer el-Mansur, Abdulvehhab’a şu cevabı yazdı: “Ey çocuk! El-Hasan, kendi malından yediriyor, sen ise; benim malımdan yediriyorsun. Şikayetinin sebebi yalnızca şerefinin küçüldüğünden; himmetinin azlığından ve görüşünün hafifliğinden ileri gelmektedir. Halife Ebu Cafer El Mansur, el-Hasan’a da şu mektubu yazdı:” Yemek yedir; ancak yemeğe çağırmak üzere davetçi kullanma!” Böylece halk, çalışmakta acele etti ve Malatya ile camisinin yapılmasını altı ayda tamamladılar. Malatya’ya yerleşen asker1erden her arafeye-on ile onbeş arasındaki askeri birlik-iki ev yapıldı. Bu evlerin ikisi şehrin aşağısında,ikisi de yukarı kısmındaydı; ayrıca her iki evin arkasında bir de ahır vardı. Biri Malatya’dan otuz mil uzaklıktaki yere, diğeri ise Fırat’a dökülen ve Kubakib(Tohma suyu)denilen ırmağın kenarında olmak üzere karargahlar kuruldu. El mansur Malatya’ya 4000 kişilik bir asker grubu yerleştirdi. Bu savaşçılar, kendi sınırları olduğu için El Cezire halkından seçilmişti. Bu askerlere, kendi kabilelerinin aralarında yaptıkları yardımlar dı¬şında, her askerin maaşına on dinar zam yapılmış; ay¬rıca vardım olarak da yüz dinar verilmiştir. Şehre ye¬terince silah koydu. Askerlere, ziraat yapılan toprakları ikta olarak verdi. Kalüziye kalesini de yaptırdı. Bizans İmparatoru Konstantin, yüzbinden fazla bir orduyla, bu sırada ha¬rekete geçti ve Ceyhana indi. Arapların sayısının çok¬ olduğunu öğrenince korkudan geri döndü. Hicri: 141/Miladi: 763 yılında, Muhammed b. İbrahim, başlarında el¬-Müseyyiib b. Züheyr’in bulunduğu Horasan askerleriyle birlikte Malatya’ya savaşa gönderildi. Muhammed, düş¬manın oraya saldırmaya cesaret edememesi için orada hudut muhafızı olarak kaldı; bu durumu gören şehir halkı. oraya geri döndü. Rumlar, Harun er-Reşid’in halifeliğin¬de Malatya’a saldırmışlarsa da şehri ele geçiremerniş¬lerdir. Harun er-Reşid, onların üze¬rine yürüdü, onları mağlup ve perişan etti. [238] BİZANSLILAR ZAMANINDA GÜRÜN İLÇESİ (M. S: 775-782) (VII) Sebesteia Theması içinde Müslümanlar’ın kendi içindeki iç çekişmeleri ve bu bölgelere gereken önemi verememeleri nedeniyle, Bizans İmparatorluğu tarafından tekrar ele geçirilen Tohma Vadisi’ne, M. S: 775 yılında Bulgar Türkleri’nden bir kısmı Anadolu’ya geçerek Müslümanlar ile savaşmak üzere Tohma ve Ceyhan nehri Havzaları’na yerleştirilmiştir. Bu nedenle, Bizans-Abbasi mücadelesi bu tarihlerde karşılıklı başarı-yenilgi şeklinde bir süre devam etmiştir. Müslümanlar, Malatya ve havalisine sahip olmalarına rağmen, Fırat’ın batı yakasında yer alan Darende ve havalisi, dolayısıyla Gürün İlçesi, Bizanslıların eğemenliğinde kalmıştır. Daha sonraki yıllarda Abbasiler Devleti içindeki karışıklıkların sona ererek, Müslümanların bu bölgelere gereken önemi vermeleriyle birlikte Tohma Havzası tekrar Müslümanların eline geçmiştir. [239] MÜSLÜMAN ARAPLAR(Abbasiler)ZAMANINDA GÜRÜN İLÇESİ (II) (M. S: 782-809) Avasım ve Süğur Bölgesi Abbasi halifesi Mehdi (M.S. 775-785), Müslümanlar arasındaki birliği sağladıktan sonra oğlu Harun Reşit’i ordusuyla birlikte Anadolu seferine gönderdi. Harun Reşit, ordusuyla Maraş’a geldi. Bizanslılar tarafından yıkılarak tahrip edilen şehri yeniden inşa ettirdi. Müslümanları buraya yerleştirdi. Şehrin korunması amacıyla da müslümanlardan oluşan askeri birlikler yerleştirdi. Böylece Maraş bölgesinden itibaren tüm Avasım ve Süğur Bölgeleri M. S: 782 Yılında tekrar Müslümanlar’ın eline geçti. Aynı yıl içerisinde, İstanbul üzerine yürüdü. Üsküdar’a kadar ulaşmasına rağmen bir başarı elde edemeden geri döndü. Bu sefer Müslüman Araplar’ın İstanbul üzerine yapmış oldukları son sefer olmuştur. Sümame, hicri 161/Miladi: 783 yılında, Rumlara karşı yaz seferleriyle görevlendirilmişti. el-Mehdi, bu mağ¬lubiyetin intikamını içinde sakladı; bir sonraki yılda, yani hicri 162/Miladi: 784 senesinde, el-Hasan b. Kahtabe’nin hatırası için ihtifal yaptı. El-Hades kalesi, Ömer’in hahifeliği zamanında, Iyad b. Ğanm’ın gönderdiği Habib b. Mesleme sonra ‘Muaviye, bu kalenin korunmasına dikkat ediyordu. Emeviler, uğursuzluğundan dolayı “el hades geçidini”, “Selamet geçidi” diye isimlendirdiler. Geçit üzerinde birdenbire ortaya çıkan bir genç, Müslüman¬larla karşılaştı; arkadaşlarının başında Müslümanlarla savaştı. Bundan dolayı buraya “el-Hades geçidi” denildi. Mervan b. Muhammed fitnesi zamanında Rumlar harekete geçtiler ve el-Hades şehrini yıktılar; Malatya’ da yaptıkları gibi halkını da çıkarttılar. Hicri: 16 Miladi:783 yılında Mi¬hail, Maraş ovasına yürüdü; el-Mehdi, ona karşı el-Ha¬san b. Kahtabe’yi gönderdi. el-Hasan, Rum ülkesinde dolaştı; o buraların halkını o şekilde ezip korkuttu ki Rumlar, kiliselerinde onun resmini yaptılar. el-Hasan, Rum ülkesinde el-Hades geçidinden girdi; şehrin bulun¬duğu yere bakınca ona, Mihail’in aynı yerden çıktığı haber verildi. Bunun üzerine el-Hasan, şehrin yerini bul¬mak istedi. o geri dönünce, bu şehrin ve Tarsus’un yeniden yapılmasını el-Mehdi’ye tavsiye etti. el-Mehdi, ön¬ce el-Hades şehrinin yapılmasını emretti. el-Hasan’ın bu savaşları sırasında, Muhaddis Mendel el-Anezi el-Küfi ve Mu’temir b. Süleyman el-Basri de onun yanındaydı. el-Hades şehrini, el-Cezire ve Kınnisrin valisi Ali b. Süleyman b. Ali kurdu. Şehre, “Mu¬hammediye" adı verildi; şehir kerpiçten yapıldı. el-Meh¬di, Mehdiyye ve Muhammediyye şehirlerinin yapılmasın¬dan sonra, hicri:169/Miladi: 792 yılında vefat etti; yerine, Oğlu Musa el¬-Hadi’yi bıraktı. el-Hadi, Ali b. Süleyman’ı azletti ve el-¬Cezire ile Kınnısrin’e Muhammed b. İbrahim b. Muham¬ıned b. Ali’yi vali tayin etti. Ali b. Süleyman, azledildiği sırada eI-Hades şehrinin yapılmasını bitirmişti. ‘Muham¬med buraya, Şam, el-Cezire ve Horasan halkından kırk dinar maaşlı askerler tayin etti; aynca bu askerlere ik¬ta yoluyla evler verdi ve herbirine üçyüz dirhem bağış¬ladı. Şehrin yapılması hicri:169/Miladi: 791 yılında tamamlandı. Ebu’l¬ Hattab şunları söyledi: Ali b. Süleyman, e1-Hades şeh¬rine dörtbin asker için para ayırdı ve onları şehre yer¬leştirdi. Ayrıca bu şehre, Malatya, Şimsat, Keysum, Dü¬lük ve Ra’ban’dan ikibin kişi nakletti. Bu konuda el-Vakıdi şunları söylemektedir: el-Hades şehrinin yapılması tamamlanmca, kış ve kar bastırdı, çok yağ¬mur yağdı. Şehrin binası sağlam ve tedbirli yapılmadığın¬dan, duvarları delinmeye ve aşınmaya başladı. Rumlar şehre saldırdılar; orada bulunan askerler ve başkaları da¬ğıldılar. Bu durumu Musa öğrenince, birisi el-Müseyyib b. Züheyr, diğeri Ravh b. Hatiım ile Hamza b. Malik ko¬mutanlığında ordu göndermeye karar verdi; ancak o, bu ordular yola çıkmadan önce öldü. Daha sonra Harun er-Re¬şid halife oldu; o şehrin yapılmasını, kale haline geti¬rilmesini ve oraya asker yerleştirilmesini; askerlere ik¬ta yoluyla evler ve topraklar verilmesini emretti. Rum patriklerinin büyüklerinden bir patrik, şehir yapıldıktan sonra, büyük bir ordu ile el-Hades şehrine yürüdü. Şehir, birbiri üstüne konulmuş kerpiçlerden yapılmıştı; karlar şehre zarar vermişti. Şehrin valisi ile orada bulunanlar kaçtılar. Düşman şehre girdi; camini yaktı ve şehri yıktı; halkın mallarını alıp götürdü. Harun Er-¬Reşid halife olunca şehri yeniden yaptırdı. Harun er-Reşid, Muhammed b. İbrahiın’e mektup yazıp onu vazifesinde bıraktığını bildirdi. Harun er-Reşid’i emriyle el-Hades şehrini tamir ettirdi. Daha sonra Harun er- ¬Reşid onu azletti. M. S: 785 Yılında Hilafete geçmiş olan Harun Reşid, Anadolu’nun fethine çok önem vermiştir. Bu nedenle Bizans ile sınır olan Avasım ve Süğur bölgelerini yeniden teşkilatlandırdı. Bu bölgeleri bir tek eyalet merkezi haline getirerek tampon bir bölge oluşturdu. Menbiç Şehrini de ba tampon bölgenin başkenti yaparak Abdülmelik Bin Salih Bin Ali’yi de buraya vali olarak gönderdi. Tarsus, Adana, Maraş, Zibatra, Malatya, Hıns-ı Mansur, Samsat gibi bölgeleri kapsayan kısacası Kuzey Suriye’den başlayarak Malatya’dan Kayseri’ye kadar olan, Avasım ve Süğur adı verilen bu bölgelerde Abbasi Devleti’nin hakimiyeti tamamen sağlanmış oldu. Darende Kalesi (Zengibar)de bu dönemde tekrar fethedilerek Müslüman Araplar’n eline geçmiştir. Battal Gazi’nin Babasi Hüseyin Gazi, Amcasi ve Kayinpederi olan Hasan Gazi ve Emir Ömer adindaki komutanlar da Darende’nin fethi için gönderilen ordunun içinde yer almaktaydılar. Battal Gazi’nin Amcası ve Kayınpederi olan Hasan Gazi bu savaşta, M. S: 782 yılında burada şehid düşmüştür. M. S: 797 yılında başta bizzat halife olmak üzere Bizans üzerine bir sefer daha düzenlenmiştir. Abbasi Halifesi Harun Reşit, yapmiş oldugu bu seferle birlikte, Bizans Imparatoru Eigrene’yi vergi vermeye mecbur etmiştir. M. S: 806 Yılına kadar Abbasiler’e vergi veren Bizans İmparatoru, vergisini vermek istemeyince, Harun Reşit yine ordusuyla Anadolu’ya bir sefer düzenlemiş, Tyana’ya kadar gelerek bu bölgelerdeki bir çok beldeyi de ele geçirmiştir. Tohma Havzasi ve başta Darende ve Gürün Ilçeleri olmak üzere tüm bölgede bulunan şehirler, Halife Harun Reşid’in ölümüne kadar Müslümanlar’ın elinde kalmıştır. [240] BİZANSLILAR DÖNEMİNDE GÜRÜN İLÇESİ (VIII) (M. S: 809-830) Sebesteia Theması içinde M.S. 809 yılında Harun Reşit’in ölümüyle rahat bir nefes alan Bizanslılar, Abbasiler Devleti içindeki Emin-Memun mücadelesinden de faydalanarak imparator Theopnilas, Toroslar’ı geçerek Maraş, Malatya, v.b. gibi bölgeler dahil olmak üzere Tarsus’a kadar olan bölgeleri tekrar işgal ederek bu bölgeleri ele geçirmiş ve Müslüman halktan 7000 kişiyi de esir alarak istanbul’a dönmüştür. Bizans İmparatoru III. Michel, Abbasiler’e karşı savaşa devam etti. Tohma Havzası’nın bulunduğu tüm bölgeler bu dönemde tekrar Bizanslılar’ın eline geçmiştir. M.S. 809 yılından itibaren Avasım bölgesi, özellikle de Sivas-Malatya arasındayer alan ve Tohma Havzası adıyla bilinen Malatya’ya kadar olan sahalar, Bizanslılar’ın eline geçmiştir. Tohma Havzası’nı ele geçiren Bizans Hükümdarı, M. S: 809 yılından itibaren Avasım bölgesinde özellikle Sivas-Malatya arasında yaşayan, Müslümanlarla birlikte Bizanslılar’a karşı mücadele eden Pavlikanlar’a karşı bir sefer düzenleyerek yaşamış oldukları (Arguvan ve Divriği) bölgelerden atmıştır. Pavlikanlar ise, bunun üzerine Malatya Emiri Ömer’in yanına sığınmışlardır. Bu tarihlerde Pavlikanlar, Abbasi Devleti tarafından Ermenistan hududuna yerleştirilmişlerdir. Bizanslılar’n bu bölgedeki eğemenlikleri Abbasi halifesi Me’mun’un devlet yönetimini ele geçirip bu bölgelere sefer düzenlediği tarihe(M. S: 830) kadar devam etmiştir. [241] MEHMET ALİ ÖZ |
|||
|
09-16-2008, 07:20 AM
Mesaj: #2
|
|||
|
|||
|
Cvp: GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-25
emeğine sağlık
|
|||
|
|
| Benzeyen Konular | |||||
| Konu: | Yazar | Cevaplar: | Görüntüleyenler: | Son Mesaj | |
| Minik Gürünlülerden Gürün Yanlama halayı | kangallı58 | 2 | 84 |
10-02-2008 04:10 PM Son Mesaj: retina |
|
| İŞTE GÜRÜN BEYPINAR KÖYÜNÜN GURURU | vuslataozlem | 1 | 167 |
09-18-2008 12:54 PM Son Mesaj: 34mekan58vatan |
|
| CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL, GÜRÜN STANDINDA... | kangallı58 | 3 | 91 |
09-17-2008 10:34 AM Son Mesaj: kadirhan58 |
|
| Gürün Gökpınar Gölünün yenı Hali | kangallı58 | 4 | 174 |
09-16-2008 12:52 PM Son Mesaj: kangallı58 |
|
| GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-38 | vuslataozlem | 7 | 167 |
09-16-2008 07:30 AM Son Mesaj: Emrullah |
|
| GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-1 | vuslataozlem | 1 | 59 |
09-16-2008 07:28 AM Son Mesaj: Emrullah |
|
| GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ -2 | vuslataozlem | 1 | 38 |
09-16-2008 07:27 AM Son Mesaj: Emrullah |
|
| GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-3 | vuslataozlem | 1 | 44 |
09-16-2008 07:27 AM Son Mesaj: Emrullah |
|
| GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-4 | vuslataozlem | 1 | 45 |
09-16-2008 07:27 AM Son Mesaj: Emrullah |
|
| GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-5 | vuslataozlem | 1 | 44 |
09-16-2008 07:26 AM Son Mesaj: Emrullah |
|




