Cevapla 
 
Derecelendir
  • 0 Oylar - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-30
08-23-2008, 01:11 PM
Mesaj: #1
GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-30
KADI BURHANEDDİN DEVLETİ ZAMANINDA GÜRÜN İLÇESİ
(1381-1398 YILLARI ARASINDA)

Merkezi Sivas’ta bulunan 1328 yılından Emir Eratna tarafından kurulan, doğuda Malatya’dan Harput ve Erzincan’a kuzeyde Sinop ve Karadeniz’e, batıda Çorumdan Anakara’nın batısından Tuz gölü’ne kadar olan saha güneyde ise Aksaray’dan Elbistan’dan Maraş’a kadar uzanan sahadaki toprakları kaplayan Eratna Devleti’nin, Eratna Beyi’in 1352 yılında ölmesiyle birlikte gittikçe zayıflayarak hakimiyeti altındaki toprakların büyük bir kısmını kaybetmiştir. Kadı Burhaneddin, 1378 yılında, yönetimde söz sahibi olduktan sonra, yıkılmaya yüz tutmuş bir devletten yeni bir devlet oluşturmuştur.
Kadı Burhaneddin, bu tarihten 1381 yılına kadar yapmış olduğu çeşitli savaşlardaki başarıları kadar, ekonomideki başarısı nedeniyle; 1381 yılında bağımsızlığını ilan ederek tarih sahnesine çıkmış oldu. Saltanatının ilk yıllarında döneminin en güçlü devletlerinden biri olan Memlüklü Devletiyle iyi ilişkilerde bulunmaya özen göstererek hükümdarlığını sürdürmeye çalıştı. Eline geçirmiş olduğu Eratna Devleti’nin daha önceden elinden çıkmış olan topraklarını ele geçirmek için bir takım seferler düzenleyen Kadı Burhaneddin, ilk önce Kayseri’den başlayarak Zamantı(Pınarbaşı), Gürün, Darende gibi bölgelere seferler düzenleyerek bu bölgeleri ele geçirmeye çalıştı.
Bu tarihlerde Kadı Burhaneddin ile Mısır Memlükler’i sınır bulunuyordu. Çünkü bu tarihlerde 1382 den itibaren Memlükler’in Anadolu’daki hakimiyetleri Malatya’dan Divriği’ye kadar uzanmaktaydı.
Bu arada Memlükler içinde karışıklıklar baş göstermiş ve valiler, Sultan Berkuk’a karşı ayaklanmaya başlamışlardı. Malatya Valisi olarak önceden Memlükler’e tabi iken daha sonra isyan eden ve Sultan Berkuk’a karşı ittifak oluşturmaya çalışan Mintaş, Kadı Burhaneddin ile bir anlaşma yapmak üzere Sivas’a geldiğinde; Kadı Burhaneddin’i Erzincan üzerine sefer hazırlığı yaparken bulmuştu. Malatya naibi Mintaş, Timur’a karşı Memluüklü Sultanlığının hudutlarını korumakla görevli kuvvetlerin tehlike geçer geçmez kendisi üzerine yürüyeceklerini çok iyi bildiğinden Kadı Burhaneddin’e cazip bir teklifte bulunarak Malatya’yı kendisine teslim edeceğini bildirmiştir. Böylece iki hükümdar birbirlerine daha iyice yaklaşarak dostlukları artırmak istemişlerdir. Malatya naibi Mintaş’ın bu teklifini cazip bulan Kadı Burhaneddin Erzincan’a yapacağı seferi ertelemiştir. Kadı Burhaneddin ile Memlükler arasındaki münasebetler öteden beri kötü gidiyordu. Memlüklü sultanı Berkuk aleyhinde olan her faaliyette Kadı Burhaneddin’i sorumlu tutuyor, Kadı Burhaddin ise yakın dostu Durkadir beyi Halil’e Memlüklülerce yapılanları hazmedemiyordu. Bunun yanısıra işin ekonomik boyutu vardı. Kadı Burhaneddin Mısır hükümetinin köle ticaretini aslında merkezi durumundaki Sivas’ta, geçiş izni vermeyeceği açıklanması ilişkişleri olumsuz yönde etkilemiştir.
Kadı Burhaneddin, Erzincan Emiri Mutahharten ile savaşırken ülkesinin güneyinde otorite boşluğundan faydalanan Gazze’den Diyarbakır’a kadar olan sahada yaşamakta olan Şam, Halep, Hama ve Humus Türkmenleri’nin akrabaları olan Dulkadirliler ile birlikte ülkenin güneyindeki birçok belde ve köyleri yağmalayarak Tohma Havzasını ele geçiren bu Türkmenlere karşı sefer düzenleyerek hudutlardan bunların temizlenmesini sağladı. Dulkadirli Beyliği ile Memlüklü Devleti arasındaki anlaşmazlıklardan da faydalanarak ülkenin güney bölgelerini böylece tekrar ele geçirmiştir. Darende ve Gürün İlçeleri’nin bulunduğu bölgeleri, tüm Tohma Havzası’nı Kadı Burhaneddin, 1381 deki bu seferiyle ele geçirmiştir. Böylece Dulkadirliler’in dolayısıyla bağlı bulunmuş oldukları Memlüklüler’in bu bölgelerdeki 20 yıllık egemenlikleri geçici bir sürede olsa kalkarak 1381 den itibaren bu bölgeler Kadı Burhaneddin Devleti’nin egemenliğine girmiş bulunuyordu. [273]
Kadı Burhaneddin’in 1381 yılındaki güney seferiyle birlikte de Dulkadirliler’in elinde belli başlı şehir olarak sadece Elbistan kalmıştır. Sivas-Malatya güzergahı ve bu bölgelerdeki yolların hakimiyeti Kadı Burhaneddin’in eline geçmiştir. Kadı Burhaneddin eline geçmiş olan bu fırsatı çok iyi kullanıyordu. Memlüklüler’e karşı bu yolun önemi dolayısıyla da bu ülkeye birtakım imtiyazlar vermiş gibi görünerek, ülkesinin güney bölgelerindeki sükuneti de sağladıktan sonra diğer yerdeki fetihlerine devam etmiştir. 1382 yılında Mısır memluk Sultanı, Emirul Asakir Berkuk’un Sultan Hacı’yı tahtan indirerek hükümdarlığını ilan etmesine tepki olarak Memluk ülkesinde karışıklar baş göstermiştir. Özelliklede Suriye’de kanlı çatışmalar olmuştur. Bu karışıklar Memlüklüler’in Avşar Beylerinden Güzel’i vali tayin etmiştir. Avşarlar’dan Hüseyin Bey, Elbistan Valisi Alaaddin Altınboğa ayaklanarak Dulkadirliler’in yardımı ile Darende’yi ele geçirmeye teşebbüs etmiştir. Şehir halkının direnişi ile karşılaşınca Elbistan’a çekilmiş ve Eratna Devleti’nin yerine kurulmuş olan Kadı Burhaneddin Devletine sığınmıştır.
Kadı Burhaneddin, Ramazanoğulları ile kurduğu dostluğa güvenerek Maraş Elbistan ve Darende’den Memlukları çıkartmak istemiş, bu maksatla 1384 yılında harekete geçerek, öncelikle yöredeki Memluklü taraftarı olan Türkmenleri cezalandırmıştır. Ancak Memluklar’ın Halep valisi Yelboğa durumdan haberdar olur olmaz, Maraş üzerine yürüdü. ve Dulkadirli Halil Beyi mağlup etti. Fakat Halil Bey kuzeye doğru çekilerek Kadı Burhanettin’in de desteğini alarak Darende ve Divriği yöresini yağma ettirmiştir. O sırada Maraş’ta ordugahını kurmuş olan yelboğa, Elbistan’a gelerek müttefik kuvvetleri önce Darende yakınlarındaki Arslantaşlar mevkiinde, daha sonra da Sivas’a yakın bir yerde birbiri ardına mağlup etti. Dulkadirli Halil Bey, düşmanını 6 Temmuz 1384 tarihinde arslantaş’ta karşılamıştır. Harran ve Resul ayn’da meskun Türkmenler’in de desteğine rağmen Halil Bey mağlup oldu, ağırlıklarını savaş meydanında bırakarak kaçtı.
1386 yılı başlarında Dulkadıroğlu Halil Bey, Memlükler üzerine tekrar akınlarına başlayarak Elbistan ve Maraş’ı beyliğine dahil etmiştir. Bu hadiseler üzerine Maraş’a gelen Halep valisi Yıl Boğa, Dulkadırlılar’ı bozguna uğrattı. Dağlara çekilen Halil Bey bir müddet sonra Kadı Burhaneddin ile ittifak etmek suretiyle Memluklar’a tabi Darende ve Divriği havalisini yağma ve tahrip etti. Maraş’ta bulunan Yelboğa bu haber üzerine Elbistan’a geldi ve müttefik kuvvetleri önce Darende yakınında ve arkasından Sivas’a yakın bir yerde iki kez mağlup etmeye muvaffak oldu. Halil Bey’in bu mağlubiyetten sonra kardeşleri ile arası açılmıştır. Nitekim kardeşlerinden Osman ve İbrahim beyler 1386 yılında Sultan Berkuk’un yanına gitmişler ve iltifatına nail olmuşlardır.Berkuk ise sürekli akınlarından bıktığı Halil Bey’i ortadan kaldırmak için faaliyete geçmiş ve Halep’de bulunan Türkmen beylerinden Umuroğlu İbrahim’i bu iş için görevlendirmiştir. Bu görevi yerine getirmek üzere harekete geçe İbrahim Bey, bir hile ile Halil Bey’i 1386 yılında öldürtmeye muvaffak olmuştur. Halil Bey, fevkalade cesur ve kahraman birisiydi. Son derece cömert olması sebebiyle de halk tarafından çok sevilir ve sayılırdı.Babası gibi Mısılılar’ın baş belası olan ve onları hayli uğraştıran Halil Bey’in öldürüldüğünde yaşı altmışı geçmişti. Kabri Melik Gazi Köyü’ndeki türbesindedir. Kadı Burhaneddin, 1387 yılında Kayseri’de isyan eden Ömeroğlu Cüneyd’i tekrar egemenliği altına almış, 1388 de de av bahanesiyle doğudaki komşusu Erzincan emiri Mutahharten’in üzerine yürümüş ve O’na istediğini kabul ettirerek barış imzalatmıştır. Yine aynı yıl içerisinde de Mutahharten’in, Kadı Burhaneddin’in Timur ile olan ilişkilerinin olduğunu ve bu iki hükümdarın da Memlüklüler’e karşı ittifak halinde bulunduğunu göstermek maksadıyla Timur’dan Kadı Burhaneddin’e gelen bir mektubu yakalayarak Mısır hükümetine göndermesi sonucunda da Memlüklüler ile Kadı Burhaneddin arasındaki ilişkiler kopma noktasına gelmiş oldu. Her iki hükümdar da ülkelerinde bulunan tüccarları rehin tuttular. (Kadı Burhaneddin Sivas’ta, Sultan Berkük de Kahirede tutmuştu.
Memlüklü Kadı Burhaneddin ilşkilerini olumsuzlaştıran bir başka neden ise: Kadı Burhaneddin 789/1387 yılında yakın Şark’a gelen Timur’un memnuniyetinbi anlamak için nezline bir elçi gönderdi. Timur’un cevabı mektubunu getiren elçiyi ise Erzincan hükümdarı Mutahharten yakalanarak Timur’un bu cevabı mektubunu mısır Memlüklü sultanı Berkük’a Kadı Burhaneddin’in Timur ile iş birliği halinde olduğunu isbat etmek için kullanmış bulunuyordu. Memlükler ile Kadı Burhaneddin arasında meydana gelen bu hadiseler, ilişkileri olumsuz yönde etkilerken bir diğer hususta; Malatya emiri Mintaş’ın gönderdiği elçinin, Suriye emirliğinin sultan Berkuk’a karşı muhalefete başladıklarını bildiren haberi ve Malatya’nın Anadolu ile Suriye arasındaki ticaret yollarının üzerine bulunması ve çok önemli mevkiide bulunması, Kadı Burhaneddin’in bu bölgeyi hakimiyeti altına almak istemesiydi.
Malatya naibi Mintaş, her ne kadar davet ettiysede Kadi Burhaneddin’in Malatya yakınlarına kadar gitmesine rağmen şehri teslim etmediği ve öncü olarak gönderdiği kuvvetleri de Mintaş üzerine yürümek için Sivas’a dönerken Mintaş’ın Malatya’yı teslim edeceği haberini alan, Kadı Burhaneddin, Malatya’ya gitmeden Sivas’a geldi. Böylece Sivas’a eli boş dönen Kadı Burhaneddin, bir müddet Sivas’tan kaldıktan sonra bu arada Kayseri’de karışıklıklara sebebiyet verdiği bildirilen ömer oglu Cüneyd’in elindeki Kayseri’yi ele geçirmek için hazırlıklara başladı. Kayseri’ye giderek Cüneyt’i itaati altına aldı. Bölgede bulunan Moğollar’a karşı şiddet kullanmayacağı sözünü alarak devlet erkanıyla bir ön görüşme yaparak onların fikirlerini ögrendi. Böylece üçüncü defa olarak Malatya Naibi Mintaş’ın Malatya’yı teslim almak hususundaki kararlarını devlet erkanından öğrendi. Alınan kararla, Malatya’nın teslim alınmasının Kadı Burhaneddin için müsbet olacağını düşünüyordu. Kadı Burhaneddin Malatya naibi Mintaş’ın bu teklifine “eğer Malatya’dan çıkarak Sivas’a kadar gelirse gelip Malatya’yı gelip teslim alabileceğini bildirdi. Mintaş ise böyle olamayacığını, şehri eğer terk ederse kendisine bağlı emirlerin isyan ederek Malatya’yı ele geçireceklerini öne sürdü. Bunun üzerine kuvvetli bir ordu ile Malatya üzerine yürüyen Kadı Burhaneddin, yapılan bir anlaşma ile mintaş’dan teslim almıştır. Daha sonra Kadı Burhaneddin yanında Mintaş ile birlikte Sivas’a gelmiştir. Bazı tarihi kaynaklar ise Sultan Berkuk’un Malatya üzerine asker gönderdigi için korkusundan Kadı Burhaneddin’in yanına kaçtığını bildirmektedir. Bütün bu gelişmeler üzerine, Suriye’ye doğru genişleme arzusu ise Kadı Burhaneddin’i Divriği’ye kadar sokulmuş olan Memlükler ile karşı karşıya getirmiştir.
Kadı Burhaneddin’in Malatya’yı almak üzere harakete geçmesini bir saldırı olarak kabul eden Mısır sultanı Berkuk Halep ordularının yelboğa komutasında Sivas üzerine yürümeleri emrini verdi. Kadı Burhaneddin’in muhalifi olan emirlerden Amasya emiri Ahmet, Erzincan emiri Mutahharten, Kayseri Emiri Cüneyd’in de teşvikleriyle harekete geçen Yelboğa, 799/1388 yılı Rebiül Ahir’de Sivas önlerine gelmesinden sonra karşı koyma kararı alarak sür’atle müdafaa harbine koyuldu. Memlükler’e bağlı olan Divriği kuvvetleri de Divriği naibi Valad Şuhri’nin komutasında katıldığı Memlüklü ordusu Sivas önlerine geldi. Daha sonra, her iki devletin orduları Divrik yakınlarında savaşa tutuştular. Kırk gün süren savaşta her iki tarafta hiçbir başarı elde edemedi. Memlüklü Sultanının ordu komutanı Yelboğa, Halep’e geri dönmek zorunda kaldı. Burada karşılıklı başları ve yenilgilerle tam kırk gün süren savaş sonunda, Memlüklü ordusu en sonunda Moğollar’n da Kadı Burhaneddin ordusuna yaptığı yardımlarla yenilerek geri çekilmek zorunda kaldılar. Kırk gün savaş esnasında da Mremlüklü Sultanı oldukça para ve mal ve erzak yardımı yapmasına rağmen yine de bir başarı elde edemeyen Yelboğa Halep’e geri dönmek zorunda kaldı. Kadı Burhaneddin ile Memlükler arasındaki ilişkilerin iyiye gitmesi ancak, Timur’un yakın şarkta görülmeye başladığı zamanlarda düzelmeye başlamıştır. Memlükler’in Sivas kuşatmasını kaldırarak dönmeleri Kadı Burhaneddin’e rahat bir nefes aldırmıştır. Kadı Burhaneddin’in üst üste almış olduğu başarılar ve kazandığı zaferler ününe ün katmış ve Kayseri de Ömeroğlu Cüneyd, Erzincan da Mutahharten, Amasya’da Emir Ahmed almış oldukları yerleri Kadı Burhaneddin’den özür dileyerek geri vermişlerdir. Kadı Burhaneddin’in 1381-1389 yılları arasındaki seferleriyle Erzincan-Amasya-Malatya-Samsun hattı üzerindeki toprak ilhaklarıyla devletinin en geniş hudutlarını meydana getirmiştir.
Ancak Kadı Burhaneddin’in Danişmedliler’in ve Eratnalılar’ın ülkesini, Orta Anadolu’ya tamamen sahip olmak, Anadolu Selçuklu Devleti’nin tabii hudutlarına erişmek politikası, bir yandan Orta Anadolu yaylasını elinde tutan Karamanoğlu’nun öte yandan da Osmanlı ekonomisinin şah damarı olan Tebriz-Tokat-Bursa yolunu kontrol edecek mühim merkezleri ele geçirerek Ankara’yı tehdit altında bulundurmaya başladığı andan itibaren Osmanlılar Kadı Burhaneddin’in karşısına ciddi bir rakip olarak çıkmışlardır. Kadı Burhaneddin aynı zamanda da Malatya’dan Kayseri’ye kadar olan bölgeleri de ele geçirmek suretiyle Suriye ile Orta ve Batı Anadoluyu birleştiren yolların kavşak noktalarını elinde bulundurması ve Suriye’ye genişleme arzusu nedeniyle de neredeyse Divrik’e kadar sokulacak kadar geniş bir alanda siyasi etki ve nüfusu bulunan Memlüklülerle de karşı karşıya getirmiştir. Kadı Burhaneddin Devletiyle Karamanoğulları, Osmanoğulları, Mısır Memlüklülerinin savaşmalarının nedeni budur.
Anadolu’da, bu devletler arasında geçen güç savaşı sürerken 1394 yılında bu güç dengelerini etkileyerek büyük ölçüde bozacak olan Timur’un büyük bir orduyla Anadolu’ya yürümüş olduğu haberi bu devlet hükümdarlarında şok etkisi yaptı. Çünkü Timur’un öteden beri Anadolu istilaya hazırlandığını hepsi de bilmekteydiler. Timur 1394 yılı başında Dicle Nehrini aşıp Anadolu’ya girdiği vakit ilk safta düşman olarak Malatya’ya kadar sokulmuş olan Mısır Memlüklüler Devleti ile Tohma Havzası’ndan itibaren Ortaanadolu’da kuvvetli bir devletin başnda Kadı Burhaneddin‘i buldu. Başta Kadı Burhaneddin olmak üzere, Erzincan emiri Mutahharten’e, Karamanoğlu Alaaddin Beğê, Dulkadiroğlu Sulei Beğ’e elçiler göndererek kendisine itaat etmelerini istedi.
Timur’un kendisine “itaat et” emrini reddeden Kadı Burhaneddin Timur’a karşı savaşmak için karar aldı ve Osmanlı Devleti’nin imparatoru olan I. Bayezıt’a, Memlüklü Sultanı Berkük’a, aralarında ittifak yapmaları gerektiği konuda teklifler götürdü. Yıldırım Bayezıt ise Timur tehlikesine karşı Altunordu Devleti hükümdarı Toktamış’a ittifak teklifi yapmıştı.
1394 yılının Ağustosun’da Timur’un Sivas’a doğru hareket ettiğini ve başta Malatya, Darende, Divriği gibi bölgelerin vali ve yöneticilerinin telaşa kapılarak kaçtıklarını bu bölgelerde bulunan göçebe Türkmen ve Moğollar’ın da daha güvenli yerlere göç etmeye başladıklarını öğrenen Kadı Burhaneddin savaş hazırlıklarına başladı.
Timur’un Sivas üzerine yürümüş olduğunu haber alan ve Kadı Burhaneddin’e bağlı bulunan Karamanoğlu sözde yardım etmek için Kırşehir’den başlayarak Kayseri Develi’ye kadar her yeri yağmalamaya başladı. Bu arada ani bir kararla Anadolu’dan ayrılarak Altunordu Devleti üzerine yürüyen Timur’un tehlikesi geçici bir süreyle de olsa kalkması üzerine Kadı Burhaneddin kendisine ihanet eden Karamanoğlu ve Muhatahharten’in üzerine yürüdü. Yine bu durumdan faydalanarak çoktandır Memlüklü Sultanı ile arası iyi olmayan Dulkadirli Beyi Sevli’nin emrindeki Türkmenlerin ülkenin güney bölgelerine saldırmaları dolayısıyla bu bölgelere çeşitli kaleler inşa ettirerek bu bölgelere fırsat buldukça saldırmakta olan Kara Tatarlar’ın da tedip edilmeleri için bu bölgelerde kuvvetleri yerleştirdi.
Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’in babası olan Orhan Bey, torununun (Osman Bey’in en küçük oğlunu) Cimri hadisesinden sonra Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Keyhüsrev’in hizmetine vermişti. (1264-1283) Keyhüsrev de bu çocuğa Kahta tarafında Yığnık mıntıkasını tımar olarak vermişti. ışte bu zatın çocukları olan Halil, Bayat ve Ahmed Beyler bu bölgelerde ve Malatya havalisinde aşiret beyleri olarak bulunuyor ve hüküm sürüyorlardı. Hicri 798’de yani Miladi 16 Ekim 1395-4 Ekim 1396 arasında Memlüklü Sultanı Berkük ölünce Yıldırım Han Malatya bölgelerine hücum ederek bu bölgeleri tümden ele geçirdi. Darendeyi ve buraya bağlı yerleri ve Besni’yi de aldı. Sonra geri Bursa’ya döndü. İşte bu sıralarda da akrabaları olan insanlarla bu bölgelerde karşılaşmıştı.
Osmanlı Devleti’nin sınırları 1397 yılına geldiğinde oldukça sınırlarını genişletmiş bulunuyordu. Osmanlı hükümdarı I. Bayezid (Yıldırım) 1397 yılının sonbaharında Karamanoğulları üzerine yapmış olduğu seferi sonucunda kendisine bağlamıştı. Bu durumu gören Kadı Burhaneddin öteden beri de Osmanlılar için çok önemli olan Tebriz-Tokat-Bursa yolunu elinde tutmuş olması nedeniyle bu devletin ciddi bir rakip ve düşmanı haline gelmişti. Karamanoğulları üzerine yapılan sefeer, Kadı Burhaneddin’i telaşa düşürmüştü. Yıldırım Beyazıt, 1398 yılı ilkbaharında Kadı Burhaneddin’in üzerine sefer düzenlemesinin nedeni budur. Yıldırım Han, bu seferiyle birlikte Taceddinoğulları (Ordu ili bölgesinde) ve Giresun emirleri Osmanlı egemenliğini kabul ettirmiştir. Daha sonra, Kadı Burhaneddin’in Ülkesi üzerine seferini devam ettirmek niyetinde olan Yıldırım Bayezıt, Amasya Bölgesi’nde iken Sivas Hükümdarı Kadı Burhaneddin ile Akkoyunlu Hükümdarı Karayülük Osman Bey’in arası açılmış. Kadı Burhaneddin’in pusuya düşürülerek öldürülünce, 1398 yılında da yine bu bölgelerde geçmekte olan Sivas’lı tüccarların Dulkadirli Türkmenlerince soyulmaları nedeniyle tehdit ederek üzerine yürüyeceğini bildiren Kadı Burhaneddin aynı yıl içerisinde Akkoyunlu Devleti hükümdarı Karayülük Osman Bey ile araları açılıp savaşmaları sonucunda pusuya düşürelerek ele geçirilip 1398 yılında öldürüldü. Aynı tarihte Dulkadirli Beyi Sevli de, oğlu Sadaka’nın maiyetindeki birisi tarafından Memlüklü Sultanı Berkuk’un talimatıyla gece çadırında hançerlettirilerek öldürülmüştür.
Sivas halkının huzurunda öldürülmesi üzerine, halk isyan ederek şehri Akkoyunlu Beyi Karayülük Osman’a vermek istemediler. Karatatarlar olarak tarihi kayıtlarda zikredilen oymaklardan istemiş oldukları yardımlarla şehri savunan Sivaslılar, Kadı Burhaneddin’in 13 yaşındaki oğlu Alaaddin Ali Çelebi’yi hükümdar ilan ettiler. Fakat Karatatarlar’ın geri dönüp gitmelerinden sonra tekrar Sivas, şehrini kuşatmış olan Karayülük Osman Bey’e şehri ve kenti teslim etmeyen Sivaslılar, şehirlerinin Akkoyunlu Türkmenlerce talan edilmesini önlemek ve yaklaşmakta olan Timur tehlikesinden de korunmak maksadıyla, bu tarihlerde Amasya ve havalisini almış olan Osmanlı hükümdarı I. Bayezıt’a haber göndererek şehri gelip teslim almasını ve kendilerini de koruması için haber gönderdiler.
Bu haber üzerine, Amasya da bulunan Osmanlı hükümdarı I. Bayezıt, oğlu Süleyman Çelebi’yi büyük bir kuvvetle Sivas üzerine gönderdi. Süleyman Çelebi, Akkoyunlu hükümdarı Karayülük Osman’ı yenerek mağlup etti. Süleyman Çelebi’ye yenilen Akkoyunlu hükümdarı Karayülük Osman Bey, Erzincan emiri Mutahharten’e sığınırken, Kadı Burhaneddin’in küçük yaştaki oğlu Alaaddin Ali Çelebi de, Sivas’ın Osmanlılar’a teslim edilmesinden sonra eniştesi olan Dulkadirli Beyi Nasuriddin Mehmet Bey’in yanına gitti. Daha sonra da Osmanlı Devleti hükümdarınının hizmetine girmiştir.(*)
Sivas şehri böylece Süleyman Çelebi’ye teslim edildi. Süleyman Çelebi Sivas’a gelerek şehri teslim aldı. (1398)Bu tarihten itibaren de Kadı Burhaneddin’i ülkesinin büyük bir bölümü Sivas, Amasya, Kayseri şehirleri ve Malatya’ya kadar olan tüm sahalar Osmanlı Devleti’nin egemenliği altına girdi. [274]
Burhaneddin’in küçük yaştaki oğlu Alaaddin Ali Çelebi de, Sivas’ın Osmanlılar’a teslim edilmesinden sonra eniştesi olan Dulkadirli Beyi Nasuriddin Mehmet Bey’in yanına gitti. Daha sonra da Osmanlı Devleti hükümdarınının hizmetine girmiştir.)



MEHMET ALİ ÖZ

vuslataozlem diyor ki:

"Biedeb mahrum başed ez lutf_i Rab."
" Dara düştüm yarab bana bir inşirah"
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
09-16-2008, 07:18 AM
Mesaj: #2
Cvp: GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-30
emeğine sağlık
Emrullah diyor ki:
Cesaret Akıldan Geliyorsa Cesarettir
Ağızdan Geliyorsa Cehallettir...
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Görüntüleyenler: Son Mesaj
  Minik Gürünlülerden Gürün Yanlama halayı kangallı58 2 84 10-02-2008 04:10 PM
Son Mesaj: retina
  İŞTE GÜRÜN BEYPINAR KÖYÜNÜN GURURU vuslataozlem 1 167 09-18-2008 12:54 PM
Son Mesaj: 34mekan58vatan
  CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL, GÜRÜN STANDINDA... kangallı58 3 91 09-17-2008 10:34 AM
Son Mesaj: kadirhan58
  Gürün Gökpınar Gölünün yenı Hali kangallı58 4 174 09-16-2008 12:52 PM
Son Mesaj: kangallı58
  GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-38 vuslataozlem 7 167 09-16-2008 07:30 AM
Son Mesaj: Emrullah
  GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-1 vuslataozlem 1 58 09-16-2008 07:28 AM
Son Mesaj: Emrullah
  GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ -2 vuslataozlem 1 38 09-16-2008 07:27 AM
Son Mesaj: Emrullah
  GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-3 vuslataozlem 1 43 09-16-2008 07:27 AM
Son Mesaj: Emrullah
  GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-4 vuslataozlem 1 45 09-16-2008 07:27 AM
Son Mesaj: Emrullah
  GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-5 vuslataozlem 1 43 09-16-2008 07:26 AM
Son Mesaj: Emrullah

Forum Atla:

İletişimSivas | Sivasliyiz.ComYukarıya dönİçeriğe DönHafifleştirilmiş SürümRSS Beslemesi






Seni Seviyorum Msn Nickleri Msn Adresleri Kevenli Check up