Cevapla 
 
Derecelendir
  • 0 Oylar - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
GÜÜRN İLÇESİ TARİHİ-24
08-23-2008, 12:55 PM
Mesaj: #1
GÜÜRN İLÇESİ TARİHİ-24
MÜSLÜMAN ARAPLAR ZAMANINDA GÜRÜN İLÇESİ
(M. S: 692-695 )
Emeviler Dönemi (II)
Avasım ve Süğur Bölgesi
Müslümanlar (Emeviler) Zamanında (II) (M. S: 692-695)
Emevi halifesi Abdülmelik Bin Mervan, Bizanslılarla mücadeleye devam etti. M. S: 692 yılında Bizans ordusunu Sivas yakınlarında perişan etti. 693 yılında Ermenistan bölgesini tamamıyla ele geçirdi. Bu tarihlerde Darende ve Gürün havalisinde, Bizanslılar’ın zorla Hristiyanlaştırmak isteyerek bölgeye sürmüş oldukları Ermeniler ile M. Ö: 308’de (Selevkoslar Döneminde)yerleştirilmiş olan Rumlar ve V. VI. VII. Yüzyıllarda Bizanslılarca paralı asker olarak bölgeyi korumaları maksadıyla yerleştirilmiş olan Oğuz, peçenek, Sarı Gur, Ağaçeri, gibi Türkmen Boyları yaşamaktaydılar. Aslında bu bölgelerde meydana gelen mücadele Bizans’tan ziyade bu bölgede yaşayanlar arasında meydana geliyordu. Çünkü bu bölgelerde yaşayan halk, Bizans tarafından hudutları korumaları için yerleştirilmişlerdi. Bu yerleri korumak için de Bizanslılar adına, bu bölgeleri ele geçirmek isteyen Müslümanlara karşı savaşmaktaydılar.
M. S: 695 yılında Bizanslılar bu bölgeleri ele geçirmek için saldırıya geçmişlerdi. Fakat M.S. 695 de yapılan bu savaşı Müslümanlar kazanmıştır. Yezid b. Muaviye ölünce Rum akınları bu şehir halkına karşı çoğaldı. Bunun üzerine Maraş halkı şehri terkettiler. Abdül melik, babası Mervan bin El-Hakem’in ölümünden ve halifeliğe talip olduktan sonra, belirli bir para ödemek şartıyla Hicri: 74/Miladi: 696 yılında Rumlar’la anlaştı. Darende ve Gürün havalisi bir süre (M. S: 692-695 yılları arasında)Müslümanların elinden kaldıktan sonra Bizanslılar’ın eline geçmiştir. (12)

BİZANSLILAR ZAMANINDA GÜRÜN İLÇESİ (M. S: 695 -705) (IV)
Bizanslılar Zamanında (IV) (M. S: 695-705) Sebesteia Theması içinde
Yezid b. Muaviye ölünce Rum akınları bu şehir halkına karşı çoğaldı. Bunun üzerine Maraş halkı şehri terkettiler. Abdül melik, babası Mervan bin El-Hakem’in ölümünden ve halifeliğe talip olduktan sonra, belirli bir para ödemek şartıyla Hicri: 74/Miladi: 696 yılında Rumlar’la anlaştı.
Hicri: 75/Miladi: 697 yılında yaz aylarındaki savaşı da Muhammed bin Mervan idare etti. Bu savaş da Rumlar, Cema’dul ula ayında Maraş taraflarından El-Amak’a kadar ilerlediler. Müslümanlar da başlarında Eban b. Velıd b. Ukbe b. Ebi Muayt olduğu halde onlara karşı ilerlediler; Eban’ın ya¬nında, Abdulmelik b. Mervan’ın azadlısı Kınnesrin ve çev¬resinin valisi Dinar b. Dinar da vardı. İki ordu Maraş ova¬sında karşılaştılar; çok şiddetli bir şekilde savaştılar; Rumlar yenildiler; Müslümanlar, onları takip ettiler, öl¬dürdüler, esir aldılar. Bu yılda Dinar, Yağra köprüsün¬de Rumlardan bir toplulukla karşılaştı; bu köprü, Şim¬sat’dan on mil kadar uzaklıktadır. Dinar onları mağ¬lup etti. Daha sonra el-Abbas b. el-Velid b. Abdülmelik Maraş’a geldi ve orasını tamir ve tahkim ettirdi; ora¬ya insanlar nakletti ve büyük bir cami yaptırdı. Ayrıca o, her yıl Kınnesrin halkının buraya belirli sayıda as¬ker göndermesini kararlaştırdı.
Mervan b. Muhammed’in halifeliğinde ve kendisinin Hıms halkıyla savaşması sırasında, Rumlar harekete geçti ve Maraş şehrini kuşattı. Şehir halkı, orayı terketmek şartıyla Rumlarla anlaştılar. Bunun üzerine aileleriyle birlikte el-Cezire ve Kınnesrin ordugahına doğru çıkıp gittiler; Rumlar da Maraş’ı yıktılar. Mervan’ın bu sıradaki Maraş valisi, el-Kevser b. Züfer bin Haris el-Kilabi idi. O sırada azgın Rum Kayseri Elion oğlu Kostantin idi. Mervan Hıms işini tamamladıktan ve suırunu yıktırdıktan sonra Maraş’ı yeniden yapmak üzere bir ordu gönderdi. Maraş yeniden yapıldı ve şe¬hir haline getirildi. Mervarı iç kargaşalıklarla uğraşırken, Rumlar yeniden harekete geçtiler ve şehri yıktılar. Salih b. Ali, Ebu Cafer el-Mansur’un halifeliğinde, Maraş’ı yeniden yaptı; şehri tahkim etti ve oraya fazla maaşla insanları davet etti. el-Mehdi halife olunca, şe¬hirdeki askerlerin sayısını artırdı ve halkını kuvvetlen¬dirdi.
Mihail, seksenbin askerle el-Hades boğazından yo¬la çıktı ve Maraş ovasına geldi. Öldürdü, yaktı ve Müs¬lümanlardan birçok kimseyi esir aldı. Sonra Maraş şeh¬rinin kapısına geldi; orada İsa b. Ali vardı; Isa, o yıl Rumlarla savaşmıştı. İsa’nın azadlıları, şehir halkı ve savaşcıları, Mıihail’e karşı çıktılar; ona taş ve ok attılar. Bunun üzerine Mihail onlardan ayrılıp geri çekildi ve Müslümanları şehirden uzaklaştırdı; sonra da onlann üzerine saldırdı; İsa’nın azadlılarından sekiz ki¬şiyi öldürdü; kalanlar şehre sığındılar; kapıları kapat¬tılar. Mihail, Müslümanları şehirde kuşattı; sonra çeki¬p Ceyhan’a gitti. Dabık’da bulunan Sümane b. el-Ve-lid el-Absi, bu durumu öğrendi; onun üzerine pek çok atlı gönderdi; ancak bu süvariler, kaçıp kurtulanlar ha¬riç hepsi öldürüldü.
VII.Yüzyılda başlayan ve yüzyılın sonlarına doğru yoğunluk kazanan Emevi Bizans Mücadelesinin en yoğun geçtiği bölgeler, Tohma Havzası ve Toroslar bölgesi olmuştur. Elbistan, Maraş, Malatya, Darende ve Gürün havalisi; bu mücadelelerin odak merkezlerini oluşturmuştur. Güneyde Müslüman Araplar’ın, kuzeyde ise, Bizanslılar’ın karşılıklı saldırıları VIII. Yüzyıl boyunca da hep yazlı kış sürdürülmüştür. Müslümanlar yapmış oldukları bu akınlarla bütün Doğuanadolu’yu ve Ortaanadolu’yu istila etmişler. Bizanslılar da her defasında fırsat buldukça, özellikle de Müslümanlar arasındaki iç karışıklıklar nedeniyle, Avasım ve Süğur adı verilen uç bölgelerin yeterince korunamamış olmasından dolayı, bu bölgelere saldırarak tekrar ele geçirmeye çalışmışlardır.
Bizanslılar, bu saldırılarda kendi eğemenlikleri altında bulunan Ermeniler, Merdailer, Nabatiler gibi Hristiyan topluluklardan ve Hristiyan Türkler’den de bu savaşlarda faydalanmaktaydılar. Özellikle de Tohma Havzası’na (Darende ve Gürün İlçelerinin bulunduğu sahalara) bu gruplar, bu bölgelerin korunması amacıyla yerleştirilmişlerdi. Bu tarihlerde, Müslümanlar arasında meydana gelen iç çekişmeler nedeniyle bu grupların da yardımıyla Bizanslılar’n saldırısına uğrayan Tohma Havzası, Emevi Halifesi I. Velid’in (M. S: 705-715) tahta geçmesine kadar, Bizanslılar’ın eğemenliği altında kalmıştır. [231]

Müslümanlar (Emeviler) Zamanında (III) (M. S:705-715)
Avasım ve Süğur Bölgesi

Emevi Hailfesi I. Velid (M. S: 705-715) devlet yönetimine geçtikten sonra; Iyad b. Ğanm, Habib b. Mesleme el-Fihri’yi, Şimsat’dan Malatya’ya gönderdi: o da şehri fethetti. Sonradan şehir Müslüman¬ların elinden çıktı. Muaviye Şam ve el-Cezire valisi olun¬ca, Habib b. Mesleme’yi oraya gönderdi; o da şehri sa¬vaşla fethetti, oraya şehrin valisiyle birlikte Müslüman¬lardan paralı askerler yerleştirdi. Rum ülkesine gitmek isteyen Muaviye Malatya’ya geldi ve şehri, Şam ve el-Ce¬zfre ile başka yerlerden gelen insanlarla doldurdu. Malatya, Rum ülkesine yazın savaşlar düzenleyen ordunun güzergahı oldu. Abdullah b. ez-Zübeyr’in hilafet iddiasında bulunduğu günlerde, Malatya hakkı şehirden ayrıl¬dılar. Rumlar şehre hücum ettiler ve orasını yıktıktan sonra terkettiler. Ermeni ve Nabatlı Hıristiyanlardan bir zümre şehre indiler.
Müslümanlar, hicri 83/Miladi: 705 yılında Abdullah b. Abdülmelik’in Turanta’ya(bugünkü Darende İlçesi)savaşından sonra oraya indiler ve orada ev¬ler yaptılar. Burası Malatya’dan üç merhale uzaklıkta ve Rum ülkesinin içlerindedir. Malatya, o günlerde yı¬kılmış bir haldeydi ve orada, ermeni ve başkalarından yalnızca bazı zimmet ehli kimseler bulunuyordu. El-Ce¬zire ordusunun öncü birlikleri yazın buraya gelirler ve kış gelip kar yağıncaya kadar orada kalırlar, sonra dö¬nerlerdi.
Ömer b. Abdilaziz halife olunca; Turanta (Darende) halkını, onlar istemedikleri halde başka yere nakletti; o, kendilerini düşmana karşı korumak için nakletmişti. Halk, hiçbir şeylerini bırakmadan naklettiler; sirke ve zeytinyağı küplerini kırdılar. Ömer Bin Abdülaziz onları Malatya’ya indirdi ve Turanta’yı yıktırdı. Malatya’ya da Beni Amir b. Sa’sa’a Kabilesinden Ca’vene bin el-Haris’i vali tayin etti.
Mesleme Bin Abdülmelik Bin Mervan M.S. 705 yılında El Cezire sınırlarından kalkarak Rum ülkesine gaza için yola çıktığında ordugahını Baliys (Kızılırmak) da kurdu. Hicri: 83/Miladi: 705 yılında daha önceden Bizans’ın tekrar eline geçmiş bulunan Darende ve havalisi üzerine Müslümanlar bir sefer düzenlediler. Malatya’ya üç konaklık mesafede bulunan bu yere savaşarak ancak girilebildi. Burada evler ve binalar yapılıp şehir tamir edilerek Müslümanlardan bir gurup buraya yerleştirildi. Daha önceden İslam ordusunun konaklama ve karargahı Malatyada iken daha sonrada Darende ve yakın havalilerinden konaklama merkezleri kurulmaya başlandı. Artık Müslümanlar, Bizans’a yapacakları akınlarda bu yerleşim birimlerini kullanmaya başlamışlardı. Başta Darende olmak üzere Gürün, Elbistan gibi yerlerde Müslüman askerlerin keşif kolları yazları buralara geliyor kış aylarında da tekrar Mezapotamya’ya dönüyorlardı. [232]
Yine aynı yıl içinde halife Abdülmelik Bin Mervan, Hicri: 84/M. 706 de yazlık ordularının başında Antakya Derbendinden geçerek Maraş’a geldi. Maraş şehrini ve kalesini yeniden inşa ettirdi. Buraya çok sayıda Müslüman halk ve asker yerleştirdi. Daha sonra da Sinan Kalesi’ne yürüyerek bu kaleyi ele geçirdi. Kalenin korunması için 1500-2000 arasında müslüman asker yerleştirdi. [233]
Bu dönemde, yani M.S. 705-715 yılları arasında Erzurum, Darende, Misis (Maraş) gibi bölgeleri Müslümanlar ele geçirerek tekrar bu bölgelere yerleşmişlerdir. Dolayısıyla Gürün İlçesi de bu seferle birlikte Müslümanlar’ın eline geçmiştir.

BİZANSLILAR ZAMANINDA GÜRÜN İLÇESİ
(M. S:715-715 ) (V)
Bizanslılar Zamanında (V) (M. S: 715-715) Sebesteia Theması içinde
M.S: 715 yılında Bizanslılar, Müslümanlarca ele geçirilmiş ve iskan edilmiş olan Erzurum, Darende ve havalisi(dolayısıyla Gürün İlçesi) ile Misis (Maraş) gibi bölgelere çeşitli saldırılarda bulunarak bir süre ele geçirdiler. Fakat aynı yıl içerisinde, bu yerler yine Müslümanların eline tekrar geçmiştir. (14)

MÜSLÜMAN ARAPLAR ZAMANINDA GÜRÜN İLÇESİ
(M. S: 715-745)
Emeviler Dönemi (IV)
Avasım ve Süğur Bölgesi
Müslümanlar (Emeviler) Zamanında (M. S: 715-745)
Müslümanlar, bu tarihlerde Bizans içlerine kadar bir çok saldırılar düzenleyerek Malatya’dan Kayseri’ye kadar tüm bölgeleri M. S: 715 yılında ele geçirmişler. Güney bölgelerinden gelen Müslümanlar bu bölgelere gelerek tekrar yerleşmişlerdir. (15)
Bu arada, Müslümanlar arasında iç karışıklıklar meydana gelmiştir. Çünkü bu tarihlerde Abdullah Bin Zübeyr, hüküm sürmekte olan Emeviler hanedanına isyan ederek mücadeleye başlamıştır. Bununla birlikte Müslümanların 717-718 yıllarında, Orta Anadolu’daki fetihleri devam ettirilememiştir. Çünkü Bizans İmparatoru III. Leon, M.S. 718 deki Arap saldırısını büyük bir başarı göstererek durdurmuştur. Bizans İmparatoru III. Leon’un bu akınlar esnasında elde ettiği başarıları kendisini göstererek Hristiyan Dünyasının lehine olurken, Bizans ile sınır olan bölgelerde içinde Darende ve Gürün İlçeleri’nin de içinde bulunduğu Tohma Havzası’nda dengeler Müslüman Araplar aleyhine bozulmuştur. Emeviler ile isyan eden Abdullah Bin Zübeyir arasındaki mücadeleden dolayı bu dönemde Bizanslılar, Kayseri’den Malatya’ya kadar olan bölgeleri ve yine Kayseri’den Antakya’ya kadar olan sahayı ele geçirmişler. Burada yaşamakta olan Müslümanlara da olmadık işkenceler ve zulümler uygulayarak bu bölgelerden çekilmelerine büyük bir kısmının da öldürülmesiyle buradaki İslam nüfuzunun azalmasına neden olmuşlardır. Bu tarihlerde Müslümanlar, bu bölgeleri korumasız bırakırken aksine Bizans Devleti eskiden olduğu gibi bu dönemde de Bizanslılardan olmayan çeşitli grupları bu bölgelere, özellikle Tohma Suyunun kaynaklarına ve Ceyhan Nehri’nin havzasına yerleştirerek bu bölgelerin korunması yoluna gitmişlerdir. Bu dönemde de Bizans Themalara ayrılmış ve her Themanın başında da Bizanslı bir asker kökenli kimse bulunmaktaydı. Sınır bölgeleri ise, kendi subaylarının ya da uç beylerinin komutası altındaki sınır birliklerince korunuyordu Taberi ve İbnü’l Kesir’e göre; Hicri: 113/Miladi: 731 yılında burada şehit düşen Abdulvehhab Gazi ve arkadaşlarının mezarlarını bulur. Halk arasında anlatılan rivayetlerde Abdülvehhab Gazi, Sivas’ta şehid olmuştur.
Tarihi kaynaklarda belirtildiğine göre; Emeviler döneminde Anadolu’yu fetih için gelen İslam mücahidlerinden Abdulvehhab Gazi ve arkadaşları Sivas şehrine girebilmeleri için Mihael (Manuel) in kardeşi ve Tokat beği bulunan Sivastos’un bir hilesiyle girebilmişlerdi. (16) Rumlar, Hicri 123/Miladi: 745 yılında yirmi bin askerle yola çıktılar önce Sivas ve havalisini daha sonra da Kemah şehrini (bu tarihlerde Kemah tamamıyla müslümanların elinde bulunuyordu) ele geçirdikten sonra, Bizans İmparatoru Kostantin Malatya’ya yöneldi ve buradaki müslüman ahaliyi kuşattı. Konstantin, şehre karşı mancınıklar yerleştirdi. Şehir halkı ise, kuşatma kendilerine ağır gelince, Konstantin’den kendilerine eman vermesi¬ni istediler; o da bunu verdi. Bunun üzerine şehir halk kendilerine hafif gelen şeyleri yüklediler; ağır gelen şeyleri ise kuyulara ve çukurlara attılar; son¬ra da şehirden çıktılar. Rumlar, Malatya’yı yıktılar; orada bir ambardan başka bir şey bı¬rakmadılar; ambarın az bir kısmını da yıkmışlardı. Ay¬rıca Kalüziye kalesini de yıktılar. Böylece Sivas ve havalisi bu tarihlerde tamamıyla Bizanslılar’ın eline geçti. Rumlar, Hicri 123/Miladi: 745 yılında yirmi bin askerle yola çıktılar ve Malatya’ya indiler. Şehrin halkı, kapılan kapattılar; kadınlar başlarında sarıklarla surların üzerine çıktılar ve savaştılar. Malatya halkının bir elçisi yardımistemek için çıktı; posta hayvanına bindi ve er-Rusafe’de bulunan Hişam bin Abdülmelik’in yanına geldi. Hişam, halkı Malatya’ya yardıma çağırdı; daha sonra. Rumlar’ın şehirden ayrıldıkları haberi kendisine ulaştı. Hişam, Malatya’nın elçisini yanına çağırdı ve bu haberi ona bildirdi. Elçi ile birlikte şehri korumak üzere askerler gönderdi. Hişam kendisi de savaşmak üzere hareket etti ve Malatya’ya indi ve orada ordugahını kurarak şehrin tamiri bitinceye kadar Malatya’da kaldı. Hişam, er-Rakka’dan geçmişti ve oraya kılıç kuşanmış olarak girmişti. O halifeliğinde, bundan önce kılıç kuşanıp savaşa çıkmamıştı.
Vakidi’ye göre; Hicri: 1¬33/Miladi: 755 yılında azgın Kostantin Malatya Üzer¬ine yürüdü. Bu sırada Kemh şehri müslümanların elindeydi ve valisi Beni Süleymden bir kimseydi. Kemh halkı, Malatya halkını yardıma çağırmak üzere bir adam gönderdi. Onlardan 800 atlı yardım için Rumlar’a karşı çıktılar. Rum süvarileri onlara saldırdılar ve yendiler. Rum Kostantin yoluna devam edip Malatya’ya yöneldi ve oradakileri kuşattı. O günlerden el Cezire’de karışıklıklar vardı. Oranın valisi Musa bin Ka’b, Harran’da bulunuyordu. Malatyalılar ona elçi gönderdiler; ancak Musa onlara yardım edemedi. Kostantin bu durumu öğrendi ve onlara şunları söyledi;
Ey Malatyalılar! Ben, sizin durumunuzu bildiğim ve sultanınızın meşgul olmasından dolayı geldim. Eman üzere ininiz; şehri boşaltınız; çünkü burayı yıkacağım ve sizleri bırakıp gideceğim. Şehir halkı, onun teklifini reddettiler. Bunun üzeri¬ne Konstantin, şehre karşı mancınıklar yerleştirdi. Fe¬laket şehir halkını zorlayınca ve kuşatma kendilerine ağır gelince, Konstantin’den kendilerine eman vermesi¬ni istediler; o da bunu verdi. Sonra şehir halkı göçe hazırlandılar; kendilerine hafif gelen şeyleri yüklediler; ağır gelen şeyleri ise kuyulara ve çukurlara attılar; son¬ra da şehirden çıktılar. Rumlar, şehirdeki son kimse çıkıncaya kadar, kılıçları kınlarından çıkarılmış bir şe¬kilde şehrin kapısına iki saf halinde sıralandılar; onla¬rın her biri, kılıcını karşısındakinin kılıcına doğru uzat¬mış bir halde sanki bir köprü vücuda getirmiş gibi dur¬dular. Rumlar şehir halkını, emniyette olacakları yere kadar uğurladılar. Malatyalılar, el-Cezire’ye doğru yö¬neldiler ve orada çeşitli yerlere dağıldılar. Rumlar, Malatya’yı yıktılar; orada bir ambardan başka bir şey bı¬rakmadılar; ambarın az bir kısmını da yıkmışlardı. Ay¬rıca Kalüziye kalesini de yıktılar.

BİZANSLILAR ZAMANINDA GÜRÜN İLÇESİ
(M. S: 745-762) (VI)
Sebesteia Theması içinde
Bizans İmparatoru III. Leon ülkesinde yapmış olduğu yenilikler ve düzenlemelerle oldukça başarı kazanmıştır. Bu başarılarını Müslüman Araplara karşı yapmış olduğu savaşlarda da göstermiştir. Çünkü yukarıda sözü edilen gurupları uç bölgelere yerleştirerek bu bölgelerin bu guruplar tarafından korunması sağlanmış olduğu gibi aynı zamanda çeşitli savaşlarda bu gurupların çok büyük katkıları olmuştur.
III. Leon, M. S: 718 deki Arap saldırısını ve yirmi yıl süren savaş boyunca elde etmiş olduğu başarılarını, M. S: 740 yılında yapılan Akronion savaşını Müslüman Araplar’a karşı büyük bir zaferle kazanmasının ardında yatan gerçek, geleneksel müttefiki olan Hazar Türklerinin kendisine olan yardımları ve ülkenin doğu sınırlarının da yukarıda sözü edilen Türk Grupları tarafından Bizans adına korunmasının sağlanmış olması yatmaktadır.
Yapılan bu savaşlar esnasında Battal Gazi çok büyük kahramanlıklar gösterdi. Destanlara konu olan olayları bu savaşlar esnasında gerçekleştirdi. Bu savaş esnasında Darende ve havalisinde bir askeri garnizon kurmuş olan Battal Gazi, Kayseri’ye yapılan akınlar esnasında bu bölgelerde de bir süre kalmıştır. Darende ve Gürün İlçeleri’nde halk arasında anlatılan efsaneler ve rivayetlerin hepsi de bu döneme aittirler.
Rivayete göre Battal Gazi Darende Kalesi’ni fethettikten sonra Kayseri’ye gitmek için Gürün İlçesi’nin bugünkü Tıhmın (Bahçeiçi) Köyü’ne gelir. Burada namaz kılamak için yanındaki esirleri ağaca bağlar. Fakat her nasılsa kurtulan esirler, Battal Gazi’nin yerini Bizanslılar’a haber verirler. Bu bölgede tuzağa düşürülen Battal Gazi, Burçevi denilen yerde esir edilerek şimdiki tarihi kalıntıların bulunduğu yerdeki kiliseye hapsedilmiş fakat sonradan da arkadaşları Ahmet Turan ve diğerleri tarafından kurtarılmıştır. Burada bulunan çeşmeden de abdest alıp namaz kılmış olduğu halk tarafından rivayet olarak anlatılmaktadır. Destanlara konu olan Battal Gazi’nin 740 yılında yapılan Akronion (Afyonkarahisar) savaşında şehit düşmüş olduğunu tarihi kaynaklar belirtmektedir. Bu konuda yeri gelmişken Battal Gazi hakkında az da olsa bilgi vermek gerekir. Çünkü halk arasında anlatılan bir çok Battal Gazi ile ilgili hikaye vardır ve bunların nereler olduğuda bu hikayelerde anlatılmaktadır:
Malatya Emin Ömer’in ölümüne kadar (863) süren, Malatya Emir¬liği’nin en parlak devirlerine ait Arap-Bizans çarpışmalarının akisleri, Battal Gazi destanındaki tarihi olayların en önemlilerini teşkil etmekte¬dir. Battal Gazi Destanının coğrafyası alanı; çok geniş olmakla birlikte bu destanda geçen olayların büyük çoğunluğu Suriye’den İstanbul’a kadar uzanan sahada geçmektedir. Bu bölgeler genel olarak; Malatya merkez olmak üzere, Amasya, Kayseri, Ankara, İstanbul, Fırat boyları, Tarsus, Iskenderun, Suriye, Kıbrıs ve daha bir çok yerlerdir.
Avrupa’dan gelen Hristiyan ordularına karşı birlik içinde en kuv¬vetli bir düşman olarak saldıran, Anadolu’nun Türkleşme ve İslamlaş¬ması yolunda canlarını tehlikeye koyan kişiler, Türk emirleri olmuştur. İslami dininin hakim olduğu bu devirde asıl halk üzerindeki ‘kuvvetli tesirleri, bu din müdafaasında oynadıkları rollerden ve gösterdikleri kah¬ramanlıklardan ileri gelmiştir. Bu devrede İslam dinine karşı hissedilen hürmet çok büyük olmuştur. Bu durum, din uğruna döğüşen kahramanların gösterdikleri harikuladelikler sayesindedir. Böylece İslam dini, ken¬disini Hristiyan dini hücurınlarından koruyarak Anadolu’da yaşıyan ka¬lıcı bir din durumuna gelmiştir. Işte bu düşünce iledir ki bu dönemin ye¬tiştirdiği kahramanlardan birisi de Battal Gazi’dir.
Battal Gazi, Emevilerin VIII. Yüzyılda Bizans (Rum)‘a karşı açtılan seferde ün almış Arap kumandanı; Arap ve Türk destani halk kahramanıdır. Türkler arasında Battal Gazi, Seyid Battal ve Serdar Battal Gazi isimleri ile maruftur. [234]
Arap ve Türk edebiyatında özellikle halk romanlarındaki yiğit ve cengaver Battal Gazi, eski adıyla Akroinon ve bugünkü adıyla Seyit-gazi kasabasında büyük bir külliyenin içinde yatmaktadır. Bu tarihlrede ehl-i salip ordu¬larına karşı Allah rızası için savaşmıştır. Battal Gazi’nin asıl adının Abdullah olduğu ve Ebu Hüseyin, EbuYahya veya Ebu Muhammed künyeleri ile tanındığı bilinmektedir. Battal¬ (Kahraman) sıfatı, tarihi kaynakların hepsinde O’nun lakabı olarak kullanılmaktadır. Babasının adının Taberi’nin Türkçe (anonim) tercü¬mesinde Ömer veya Amr olduğu belirtilmektedir. Doğum tarihi bilinmemekle birlikte, doğum yeri hakkında değişik görüşler bulunmaktadır.
İbnü’l Esir ve İbn Kesir’e göre; Antakyalıdır. Cevzi’ye göre Sıbti’dir. İbn-i Esir’e göre; Dimeşk (Şam)’lıdır. İbn-i Asakir’e göre; Emevilerin azatlı kölesi olup, Arap asıllı değildir. Bir çok tarihçiye göre Türk asıllıdır. Arap kaynaklarında Battal’ın Abdülmelik Bin Mervan oğlu Mesleme’nin l3izans’ı kuşatması ve Rum diyarındaki diğer seferlere katıldığı bildiril¬mektedir. Mesleme komutasındaki Bizans kuşatması 715’de başlamış ve 717’de kaldırılnııştır.
Bazı kaynaklar, Battal’ın ölüm tarihini ve yerini bildirmektedirler. Ölüm tarihinin Hicri: 122/Miladi: 740 olduğu üzerinde Taberi, ibn-i Kesir, Teop¬hanes birleşmekte, İbnü’l Esir ise, bu tarihi Hicri:123/Miladi: 741)olarak kay¬detmektedir. Neticede şu gerçek ortaya çıkmaktadır: Arap kumandanı bulunan Abdullah El Battal. Emevi ordularında görev almış ve (715-740) yılları arasında Hristiyanlarla yapılan savaşlarda bulunmuştur. 740’da Afyon¬karahisar yakınlarında Akroinon (Seyitgazi İlçesi) denilen yer¬de yapılan bir savaşta şehit düşmüştür.
Taberi, Battal’ın bulunduğu muharebelerden ikisi hakkında bilgi ve¬riyor. Birisi Hicri: 113 yılında olmuştur. Bu muharebede, Battal’ın arkadaşların¬dan olup, O’nun menkıbesine de karışmış bulunan Abdülvehab Bin Buht öldürülmüştür. İkincisi Hicri: 114 Miladi: 732 te ve Akroinon yakınlarında olmuş ve Abdullah El Battal Bizanslıları mağlup etmiştir; bu muharebe sonunda Süleyman Bin Hişam Kayseri şehrine kadar vardı...”İbn Kesir, Battal’ın siyasi ve askeri sahada yaptıklarına dair bilgi¬ler vermektedir. Abdül Melik Bin Mervan (685-705). Misis şehrine vali olarak Battal’ı tayin ettiğinde, Battal, Bizans (Rum) diyarına kiiçük bir müfreze gönderir, aradan bir hayli zaman geçip de haber ala¬mayınca bizzat kendisi atına biner ve(Amrumiye)’ye varır, arkadaşlarını kurtarır. (Bu sözü edilen muhasara kısaca şöyledir: ..İslam donanması 715 sonlarında Marmara’dan tazyikle muhasarayı başlattı. İmparator Leon’un azimkar dehası, Bizans’ı, Avrupa’yı ve Hristiyanlığı kurtardı. Çünkü bu defaki muhasara, son derece çetin oldu ve Bizans pek tehlikeli dakikalar geçirdi. 716 Ağustosunda. Emir Ömer kumandasındaki Müslüman donanması, Haliç’in önüne gerilen zincire kadar sokuldu, fakat zinciri koparamadı. Mesleme. Çanakkale Boğazından Trakyaya geçti. Kış, rum ateşi ve Bizarıslılar, Araplar’a büyük zayiat verdirdiler. 717 Eylülünde yeni tahta çıkan İkinci Halife Hz. Ömer, muhasaranın kaldırılması emrini verdi.
İbn-i Kesir’de Battal Gazi’nin menkıbeleri ile ilgili şu anlatımlara rastlanmaktadır:¬”Battal diye bilinen Abdullah Ebu Yahya, Antakya’da Ebu Mervan El Antaki O’ndan şöyle anlatmıştır: «Abdülmeli oğ1u Mesleme ile Rum diyarına sardırmayı akdettiği zaman¬ Cezire ehli reislerinin başına Battal’ı getirdi. Mervan oğlu¬ öncülenin başına O’nu (Battal’ı), getir ve O’nu kumandana yap. Çünkü O, güvenilir, emin, atılgan ve cesur birisidir. Onlarla birlikte yolcu etmek üzere Şam kapısına Mesleme, Battal’a 10.000 asker taktim etti. Bu 10.000 asker ile Battal’ı Rum ülkesine gönderdi.”Demektedir.
Battal’m ölünı tarihiyle ilgili olarak yine İbn Kesir’de şu bilgilere rastlanıaktayız: “Halife Bin Hayat: «Battal’m öldürülmesi Hicri: 121/Miladi: 743 de oıınuştur. Ibm Cerir 122/744 de, ilmi Hasen Ez Ziyadi 123/745 de öldüğünü vurgulamaktadırlar. Denildi ki bu 123/745 tarihini Ibni Hasen Ez Ziyadi de¬ğil, bir başkasının söylediği rivAyet olunmuştur. Yine o rivAyete göre Battal ve Emir Abdülvehhab Bin Buht 133/755 te öldürülmüşlerdir. Fakat Ibni Cerir O’nun vefatının 122 olduğunu zikretti.» Ibnü’l Esir’de Battal’ın ölümü ve şöhreti ile ilgili şu bilgiye rastlı¬yoruz: “Bu yıl içerisinde Battal katledildi. O’nun adı Abdullah Ebül Hüseyin El Antaki’dir. Bilad-ı Rum’da bır müslüman cemaati iken öl¬dürüldü. Denildi ki 123/745 senesindedir. Rumlara karşı çok savaşır ve onla¬rın ülkelerine baskınlarda bulunurdu. Rumlar nezdinde çok anılır ve kendisinden çok korkulurdu.”
Evliya Çelebi, Istanbul’un Emeviler dışında iki defa da Abbasiler zamanında kuşatıldığını ve Battal’ı Arap ordularına başkumandanlık eden Harunu’r-Reşid’in çağdaşı olarak ka¬bul ediyor ve İstanbul muhasarasına O’nun da katıldığını anlatıyor. Harunu’r-Reşid sebebiyle zikredilen tarihler, IX. yüzyıla aittir. Şu gerçek ortaya çıkıyor ki; Harunu’r-Reşid’in de Battal ile ilgili gösterilen menkıbevi tarihi meydana gelmiştir. Bu menkıbeler genişleyerek, Malatya Emirleri dairesini de sarmıştır. Evliya Çelebi Malatya’dan bahsederken, Harunu’r-Reşid ile Malatya Emiri Ömer’i çağdaş göstermektedir. Bu rivayete göre; Malatya, Hicri: 230/Miladi: 852 yılında Hz. Ömer’in oğlu Emir Ziyad, O’nun oğlu Emir Lokman ve O’nun oğlu Emir Ömer tarafından kuşatılmış ve Battal’ın babası Hüse¬yin Gazi tarafından fethedilmiştir. Daha sonra Emir Ömer mülkiyetini Hüseyin Gazi’ye vermiştir. Battal Gazi Malatya’da doğmuştur.
Ord. Prof. M. Fuad Köprülü, Türk menkıbesinde geçen «Seyyit Bat¬tal Gazi» yi Arap Kahramanı Abdullah Battal’dan ayrı düşünmekte ve Seyyid Battal Gazi’nin asıl künyesinin «Ebu Mehmed Cafer bin Sultan Hüseyin bin Rebi bin Abbasü’l-Haşimi» olarak bildirmektedir. Aynı eserde Seyyid Battal Gazi’nin Malatya’da doğduğu ve Abbasilerden Mutasım ve Vasık Billah zamanlarında (832-847) yaşadığı belirti!¬rnektedir. Yukardaki açıklamalardan da anlaşılabildiği gibi, kaynaklarda men¬kıbe ile tarih biribirine karıştırılmıştır. Battal Gazi’nin mücadele ettiği bir çok Bizans causu vardır. Bunlardan birisi de, Akabe (Ukbe) Kadı’dır.
Aslen Hıristiyan olduğu halde Halife’ye kendini Islam’ın ileri gelenlerinden biri olarak tanıtıp, Bağdat kadılığı görevini üstlenen Hristiyanların Müslümanlar nezdindeki casusudur. El altından Hristiyanlara yardım etmekte ve Müslümanlar cephwesinde her ne oluyorsa Bizans’a haber göndermektedir. Bu casusluk görevini gayet gizlilikle yürütmüştür. Akabe bin Velid ise;
Akabe’nin oğludur. Babası gibi sinsice Müslümanları yok etmek için, her türlü kılığa ğirer ve Battal’dan babasının intikamını almaya ça¬lışır. Önce kendini, Battal’a Müslüman olarak tanıtır ve yakınlık kurar. Velid, Battal’ın karısı Fatma’ya Aşık olur. Bunu elde etmek için, Battal Gazi’yi bir bağa davet eder. Bağa gittiklerinde, «Bağ evinin anah¬tarını unuttum» diyerek eve döner ve Fatma’ya: «Seyyit seni ister, tiı atlanup bağa gelsifıı didi» der. Şehir dışına çıkınca kötü emelini belirtir: «Elbette çare yoktur. Benimle bir olursun yohsa seni öldürürem» diye tehdit eder. Fatma atını mahmüzlayıp kaçarken bir dereye düşüp parça¬lanarak ölür. Bu sıralarda Kays adlı bir Müslüman tüccar, Aşık olduğu keşiş kızı ile evlenmesi için, şeklen Hıristiyanlığı kabul eder. Battal Gazi, Kays’ın hikayesini dinler ve bir akşam evinde misafir kalır. Ertesi gün ruhban kıyafetine bürünerek gezinirken bir manastır görür ve oraya varır. Ona yardımda bulunan Papaz, Battal’ı içeri almak ister, fakat burada buluna Velid, Battal’ı tanır ve engel olur. Battal, Incil’den Ayetler okumaya başlayınca papaz, Velid’in ısrarına kulak asmaz, kapıyı açıp Battal’ı içeri alır. Fakat bir süre sonra papaz, Battal abdest almak için soyununca ondan şüphelenir. Battal dışarıya abdest almak için çıkınca manastırın kapısını kapatır ve Battal’ı dışarda bir gömlekle bırakırlar. Battal, soğuktan manastırın duvarı dibine büzülüp kalır. Öldü diyerek, başını kesmek için kapıya çıktıklarında, Battal atik davranarak papazın elini ayağını bağlar. Elbiselerini giyinceye kadar Velid dışarı çıkıp kaçmaya koyulur, Battal da arkasından gider. Battal Gazi, bir çeşme başında Velid’i uyurken yakalar. Bir ağaca bağlar ve namaz kılmaya başlar. Bu arada iki arslan Aşkar’a saldırır ve at kaçar. Battal namazını bitirir ve Velid’i orada bırakıp atının peşı sıra gider. Geçmekte olan tüccarlar, Velid’e acıyıp bağlarını çözerler. Battal Gazi döndüğünde Velid’i kaçmış görür........”Battalnamelerde anlatılan bu olay, halk arasında anlatılanlara göre Darende ve Gürün bölgesinden geçmiştir.
Bu dönemde, Müslümanların zayıflaması nedeniyle bu bölgelere gereken önemin verilmemesi nedeniyle, daha önceden ele geçirilen yerler tekrar Bizanslılar’ın eğemenliği altına girmeye başlamıştır. Bizans ordusu böylece Kayseri’den Malatya’ya ve Maraş’a kadar olan bölgeleri yeniden ele geçirmiş ve ele geçirilen bu bölgelere yukarıda sözü edilen guruplar paralı asker olarak hudutları korumaları için yerleştirilmişlerdir. [235]
Buralara yerleştirilen guruplar ve Bizanslılar, Emeviler’in zayıf zamanlarında (Halife Süleyman Bin Abdülmelik zamanında) Müslümanların elinde bulundurdukları daha önceden Bizans’a ait topraklara yerleştirilmeye çalışılmıştır. Bunlardan başka Hristiyanlardan, Ermenilerden ve Nabatilerden olan guruplar ile Hristiyanlaşan Türklerden (Bulgar Türklerinden) büyük bir kısmı daha önceki yıllarda olduğu gibi bu dönemde getirilerek sınır bölgelere yerleştirilmiş bulunan Müslüman halktan mühim bir kısımını daha güvende olmaları için Malatya’ya getirtmiştir. Cava Bin Haris’i Malatya valisi olarak tayin etmiştir. Hicri: 123/Miladi: 745 yılında meydana gelen bu olayda burada yaşamakta olan Müslümanların önce gitmek istemedikleri ve gerektiğinde şehri koruyacaklarını söylemelerine rağmen ömer Bin Abdülaziz’in bunları isteklerinin aleyhine Darende’den Malatya’ya naklettiği, bunların giderkken de neleri varsa alıp götürdükleri, zeytinyağı ve sirke küplerini de kırdıklarını, Darende şehri’nin de Halife’nin emriyle bizzat tahrip edilmiş olduğunu tarihi kaynaklar belirtmektedirler. [236]
Dolayısıyla bu tarihlerde, Müslümanlar’n Tohma Vadisi’ndeki hakimiyetleri tamamnen ortadan aklkmasa da, Darende ve havalisinde etki ve nüfuzlarının kalmamış olduğu ve bu bölgelerde hakimiyetin Bizanslılarda olduğunu göstermektedir. Abbasi Halifesi Ömer Bin Abdül Aziz’in Darende ahalisini istekleri aksine Malatya’ya nakletmesi de bunu doğrulamaktadır. Çünkü Abbasiler’de meydana gelen iç karışıklıklar nedeniyle Bizans’a sınır olan bölgeler yeterince korunamadığından, bu bölgeler Bizanslılar tarafından tekrar ele geçirilmiştir. Emeviler ile Abbasiler arasında başlayan mücadele (M. S: 750) nedeniyle bu bölgelerde Bizans-Müslüman Araplar arasındaki savaşlar çok sayıda meydana gelmiş ve bu savaşlar tam 87 yıl sürmüştür. Bu zaman içerisinde Tohma Vadisi dahil olmak üzere Kayseri’den Malatya ve Maraş arasında kalan tüm bölgeler toroslar da dahil olmak üzere her iki tarafın eline geçerek çok defa el değiştirmiş ve bu esnada da bu bölgelerde bulunan şehirler bir çok defa tahrip edilmiştir. Her defasında bu bölgelerde bulunan ve savaşlarda yıkılan veya tahrip olan şehirler yeniden inşa edilmiştir. Fakat bu dönemde Bizanslılar’ın Tohma Vadilerindeki eğemenliği müslümanların bu saldırılarına rağmen yine de devam etmiştir. M.S. 755 yılında Malatya şehrine Rumlar saldırarak ele geçirmek isteyince halife Hişam ordusuyla Malatya’ya gelerek Rum kuşatmasını yararak bu şehri tekrar kurtardı. Bu dönemde Emeviler Devleti içinde kargaşa meydana gelmiş olduğundan Bizans İmparatoru Kostantin Malatya’ya kadar bir sefer düzenleyerek Malatya da dahil olmak üzere tüm Tohma Vadisini ele geçirerek halkının da zorla göç etmesini sağladı. Bizanslılar’ın bu bölgelerdeki eğemenlikleri Abbasi Halifesi Mehdi’nin iç istikrarı sağlamasına kadar sürmüştür.

MEHMET ALİ ÖZ

vuslataozlem diyor ki:

"Biedeb mahrum başed ez lutf_i Rab."
" Dara düştüm yarab bana bir inşirah"
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
09-16-2008, 07:21 AM
Mesaj: #2
Cvp: GÜÜRN İLÇESİ TARİHİ-24
emeğine sağlık
Emrullah diyor ki:
Cesaret Akıldan Geliyorsa Cesarettir
Ağızdan Geliyorsa Cehallettir...
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Görüntüleyenler: Son Mesaj
  TURKCELL GÖKPINAR’DA ÇEKİYOR kangallı58 1 48 10-18-2008 11:54 AM
Son Mesaj: bjk_sivas
  Minik Gürünlülerden Gürün Yanlama halayı kangallı58 2 84 10-02-2008 04:10 PM
Son Mesaj: retina
  İŞTE GÜRÜN BEYPINAR KÖYÜNÜN GURURU vuslataozlem 1 167 09-18-2008 12:54 PM
Son Mesaj: 34mekan58vatan
  CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL, GÜRÜN STANDINDA... kangallı58 3 91 09-17-2008 10:34 AM
Son Mesaj: kadirhan58
  Gürün Gökpınar Gölünün yenı Hali kangallı58 4 174 09-16-2008 12:52 PM
Son Mesaj: kangallı58
  GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-38 vuslataozlem 7 167 09-16-2008 07:30 AM
Son Mesaj: Emrullah
  GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-1 vuslataozlem 1 59 09-16-2008 07:28 AM
Son Mesaj: Emrullah
  GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ -2 vuslataozlem 1 38 09-16-2008 07:27 AM
Son Mesaj: Emrullah
  GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-3 vuslataozlem 1 44 09-16-2008 07:27 AM
Son Mesaj: Emrullah
  GÜRÜN İLÇESİ TARİHİ-4 vuslataozlem 1 45 09-16-2008 07:27 AM
Son Mesaj: Emrullah

Forum Atla:

İletişimSivas | Sivasliyiz.ComYukarıya dönİçeriğe DönHafifleştirilmiş SürümRSS Beslemesi






Seni Seviyorum Msn Nickleri Msn Adresleri Kevenli Check up