Cevapla 
 
Derecelendir
  • 0 Oylar - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
iuKi VE KUMAR
04-20-2007, 11:50 PM
Mesaj: #1
iuKi VE KUMAR
[img][Resim: mec1651qs7.jpg]


iuKi VE KUMAR

M. Es'ad COsAN (Rh.A)
Tefsir Sohbetleri - 09.01.2001


Esselamu aleykum ve rahmetulluhi ve berekatuhu!..

Aziz ve sevgili izleyiciler ve dinleyiciler! Allah'in selami, rahmeti, bereketi uzerinize olsun...

Bugunku konusmam Kur'an-i Kerim'deki Bakara Suresi'nin 219 ve 220. ayetleri uzerinde olacak. uunku bu ikisi birbiriyle anlam bakimindan irtibatli. unce metnini okuyalim. Bismillahir-rahmanir-raham:




(Yes'eluneke anil-hamri vel-meysir, kul fahima ismun kebarun ve menafiu lin-nas, ve ismuhuma ekberu min nef'ihima, ve yes'eluneke ma za yunfikùn, kulil-afv, kezalike yubeyyinulluhu lekumul-ayati leallekum tetefekkerun.) (Bakara: 219)




(Fid-dunya vel-ahireh, ve yes'eluneke anil-yetama, kul islahun lehum hayr, ve in tuhulitùhum feihvanukum, valluhu ya'lemul-mufside minel-muslih, ve lev saelluhu lea'netekum, innalluhe azazun hakam.) (Bakara: 220)Sadakalluhul-azam.

Burada, 219. ayet-i kerimede, Peygamber Efendimiz'e bazi kimselerin dana konularda aciklama almak maksadiyla sorduklari sorular bahis konusu ediliyor. unce hamrdan ve meysirden, yani ickiden ve kumardan sormuslar; onun cevabi veriliyor. Ondan sonra sadaka, hayir olarak, nafaka olarak neyi infak edeceklerini sormuslar; onu ifade ediyor.

Ondan sonraki 220. ayet-i kerimede de, yetimlerin bakimi konusunu sormuslar, onun cevabi veriliyor. simdi aciklamalari yapmaga baslayalim:

a. ickinin Haram Olusu

(Yes'eluneke anil-hamri vel-meysir) "Ey Rasulum, ey Muhammed-i Mustafam, ey Hababim, sana hamrdan ve meysirden soruyorlar." Soranlar kimler?.. Tefsir kitaplari soranlarin Hazret-i umer ve Muaz RA gibi, sahabeden bazi kimseler oldugunu kaydediyor.

Hamr, bir seyi ortmek manasina gelen bir kelime. uzum gibi, hurma gibi, bal gibi tadi olan bir maddenin sikilmisinin eksimesi, fiskirmasi, kopuklenmesi, yani tahammur etmesi dolayisiyla, icildigi zaman akli ortmesi, insanin aklini almasi, sarhos etmesi dolayisiyla, ickiye verilmis bir isim. Kok manasi ortmek; akli orttugu icin, kafayi dumanladigi icin, bulandirdigi icin ickiye hamr ismi verilmis.

Tabii, hamr kelimesi ile daha cok kasdettikleri, Arabistan'da da cok cok olan bir meyva var, uzum her yerde yetisiyor. Medine-i Munevvere'ye gidenler de gorur. Hurma agaclari vardir oraya mahsus agac olarak ama, agaclarin dibinde de yine bakarsiniz, golgeliklerde uzum baglari vardir. Kur'an-i Kerim'de de ineb diye geciyor. uogulu a'nab diye geciyor.

uzum salkim salkim olur, taneleri kolay ezilir. Ta eski caglardan beri bu meyvayi insanogullari ya taze yemislerdir; tabii taze yenildigi zaman, helal, afiyet olsun, yenilebilir. Helal, besleyici, cok guzel bir meyva... Ya da kurutmuslardir, o da helal. Dalinda kuruturlar, veyahut koparirlar bir yerde kuruturlar. Kurusunu saklarlar, kisin yerler.

Mesela, bizim yetistigimiz yorelerde, bizim memleketimizde [uanakkale'de] uzumu, inciri boyle kurutup, torbalara konulmus olarak saklayip kisin yemek, cok olagan bir seydir.

Sonra biliyorsunuz, izmir'in sultuna cekirdeksiz uzumu guzelce kurutuluyor. Kurutulduktan sonra ihracati bile yapiliyor, gelir getiriyor.

Yasi veya kurusu o haliyle yenildigi zaman, sekerli bir meyva; bunda bir mahzur yok... Ama, bir de insanlar ne zaman bulmuslarsa, bu meyvanin suyunun durdugu yerde degistigi fiskirdigini, kopurdugunu, degisiklige ugradigini kesfetmisler. sark efsanelerine gore, efsaneva iran hukumdari Cem, yahut daha tam adiyla Cemsad isimli hukumdar sarabi bulmus. Yani uzumu sikarak, sarap denilen sarhos edici maddeyi yapmayi, ilk defa o hukumdar bulmus. Gazellerde boyle gecer. "Cemsad eli dokmusse nasil cama sabuhu..." diye Yahya Kemal de siirinde bahsetmis. (Sun cam-i Cem) "Cem'in kadehini bize sun!" diye Osmanli sairleri bu ismi zikrederler.

Yani eski iran'in efsaneva bir hukumdari bulmus deniliyor. O bulmustur, baskasi bulmustur, veya ayni anda muhtelif ulkelerde bulunmustur. Bu uzum sikildigi zaman, suyu bir muddet sonra eksiyor, bozuluyor. Bu eksiyen sey sonradan, icildigi zaman insanin icini yakiyor; icindeki maddeler dolayisiyla kendisini mahmur ediyor, kafasini, aklini ortuyor, sarhos ediyor. Yururken sallanmaga basliyor, konusmasi pelteklesmege basliyor, dili dolasmaga basliyor; abuk sabuk isler yapmaga basliyor ama, icenler demek ki zevk aliyorlar ki, ne kadar engellense de, insanlar bunu icmisler.

Eski Yunanlilar icmis. Hatta eski o putperest, kafir, musrik Yunanlilar, bir de sarap tanrisi diye tanri uydurmuslar; Bakus isimli bir putlari da varmis.

Tabii Yunanistan'da, Yunanlilarin, eski Romalilarin yayildigi yerlerde... Misir'i filan da almislar ya, Klepotra ile olan maceralarini tarih kitaplari yaziyor. Arabistan'da yasayan insanlarin yakinina kadar bu icki icmek yayilmis. Akdeniz mintikasinda, italya'da, Balkan yarimadasinda, Mora yarimadasinda, Anadolu'nun Akdeniz kiyilarinda olan o zamanki kavimlerin ictigi bir sey... Tabii, oralara seyahat maksadiyla giden Arap yarimadasi ahalisi ve kabileleri arasinda da yayilmis, taninmis; icki iciliyormus. Peygamber SAS Efendimiz peygamber olarak vazifelendirilmeden once, Arabistan'da bu icki icmek adeti yayilmis, yerlesmis.

sarapcilar saraplari, nerelerden aliyorlarsa, oralardan elde ettikleri saraplari tulumlara doldurup, getirirlermis Arabistan'a, Mekke'ye, Medine-i Munevvere'ye ticaret maksadiyla... Tabii testi vs. agir oluyor, tulumu tasimasi kolay oluyor. Oranin ahalisi de bu icki icmeye alismis. Yani sarhoslugu bilen, ickinin zevkini tatmis insanlar...

Hatta cadirlarda icki satan seyyar saticilar olurmus. Bunlar bir yere cadir kurarlarmis. Gelenlerden iste nesini aliyorsa --koyun mu alir, deve mi alir, daha baska deri mi alir, ne alirsa-- onun mukabilinde ickiyi verirlermis. ickileri bittigi zaman da, cadirin ustune bir bayrak asarlarmis, bir bez parcasi cekerlermis.

Uzaktan onu gorenlerin, "Haa, demek ki sarap bitmis artik, alamayacagiz!" diye anlamalari icin, onceden haber veriyor. Gelip de yok demektense, uzaktan "Kalmadi!" isaretini verirlermis.

Bunu nereden biliyoruz?.. Bazi cahiliye devri sairleri ogunme babinda diyorlar ki:

"--Ben nice sarap cadirina bayrak cektirtmisim!"

Yani o kadar cok icmis ki, ogunuyor onunla... Sonunda sarabi bitirttirmis de, bayrak cektirtmis.

b. ickinin Adim Adim Yasaklanmasi

Tabii, toplumun, cemiyetin durumu bu iken, islam geliyor. islam gelince de toplumun hastaliklari birer birer tedavi ediliyor. iste burada sahabeden bazi kimseler, ickinin zararlarini, meysir denilen kumarin zararlarini gordukleri icin, sormus

"--Ya Rasulallah, biz bu ickiyi icelim mi? Meysir denilen oyun oynansin mi, oynanmasin mi?" diye sormuslar.

Hazret-i umer sormus mesela. Hazret-i umer'den Ebu Meysere rivayet ediyor ki, soyle metnini de okuyalim:




(Lemma nezele tahramul-hamr) "ickinin haram olduguna dair ayet inince..." Dort tane ayet iniyor bu konuda. Bir ayet inince Hazret-i umer demis ki:

(Kule: Alluhumme beyyin lena fil-hamri beyanen safiya!) "Ya Rabbi, soyle akla sifa verecek, sakat kafalari, sakat dusunceleri sifaya kavusturacak, acik secik bir sifa verici aciklamayla, su ickinin kotulugunu bildir bize, beyan eyle!.." diye dua etmis. Onun uzerine Sure-i Bakara'daki, (Yes'eluneke anil-hamri vel-meysir kul fahima ismun kebarun) ayet-i kerimesi, yani su aciklamasini yapmakta oldugumuz ayet-i kerime inmis.

(Feduiye umer ve kuriet aleyhi) O zaman Hazret-i umer cagrilmis. "Ya umer bak sen dua ediyordun, soruyordun, istiyordun. Allah-u Teula Hazretleri bu ayet-i kerimeyi indirdi." diye kendisine okunmus.

Bu ayet-i kerimenin devaminin aciklamasini da size kisaca vereyim, buyruluyor ki:

"ickiden ve kumardan, meysirden sana soruyorlar ey Hababim! (Kul) Onlara de ki: (Fahima ismun kebarun) Bu ickide ve kumarda buyuk bir gunah var. Yani bunu oynamakta, bu ickiyi icmekte, bu kumari oynamakta buyuk gunah var. (Ve menafiu lin-nas) insanlar icin, bazilari icin de bazi faydalar var." Meyhaneci icin fayda var, kumarhaneci icin fayda var... simdi sizin anlayacaginiz sekilde kisaca oyle soyleyelim.

"Bazi faydalar da var ama, (ve ismuhuma ekberu min nef'ihima) bu ikisinin gunahi bazi kimselere sagladigi cuz'a, mevzia, kisisel faydasinin yaninda, cok daha buyuktur." buyruluyor.

simdi boyle buyruldugu icin Hazret-i umer gene duasina devam ediyor, rivayet edildigine gore. Yani, (Alluhumme beyyin lena fil-hamri beyanen safiya!) diye ayni duaya devam edince, bu sefer bundan sonra bir ayet-i kerime daha iniyor:




(Ya eyyuhellezane amenu la takrabus-salate ve entum sukara) "Ey iman edenler, sarhosken namaza yaklasmayin!" (Nisa: 43)

uunku birisi cikmis, icki icmis olarak imamlik yapmaya kalkmis. O zaman ayetleri yanlis okumus, manayi bozmus. Namaz tehlikeye girince, Hazret-i umer tabii rahatsiz olmus bu durumdan, sahabe rahatsiz olmuslar. O zaman da o ayet-i kerime inmis.

(Fekanel-munada rasulallallah SAS iza ekumes-salate nada) Peygamber Efendimiz'in namaza cagirmakla vazifeli muezzinleri, namaza cagirdiklari zaman, (En la yakrabnes-salate sukranu) "Sarhos olan namaza yaklasmasin!" diye de ayrica ikaz ederlermis. uunku sarhoslukta neler yapiliyor.

Sonra Hazret-i umer, yine israrla duasina devam etmis: (Alluhumme beyyin lena fil-hamri beyanen safiya!) "Tam sadra sifa verecek bir beyanla bize bu ickinin hukmunu bildir ya Rabbi!" diye. Onun uzerine de Maide Suresi'ndeki 90 ve 91. ayet-i kerimeler inmis. Allah-u Teula Hazretleri ickiyi acik secik bir sekilde, tamamen yasaklamis; Hazret-i umer'in istedigi, arzu ettigi aciklikla, herkesin anlayacagi bir sekilde haram oldugunu beyan etmis. O zaman, artik;




(Fehel entum muntehun) "insaallah bu ickiyi birakirsiniz, bitirirsiniz bu isi." (Maide: 91) deyince, evlerinde o ana kadar icki bulunduran ve icen herkes, onlari sokaklara dokmusler.

Demek ki bu taleplerin, pespese dualarin yapildigi sirada, inen ayet-i kerimelerin bir tanesi bu (Yes'eluneke anil-hamri vel-meysir...) ayet-i kerimesi.

Hamr, umumiyetle uzumden yapiliyor da baska seylerden yapilmiyor mu?.. Ebu Davud'da Nu'man ibn-i Besir RA'den rivayet olunduguna gore, buyurmus ki Peygamber Efendimiz:




(inne minel-inebi hamren) "uzumden hamr olur, yapilir." icki yapilan seylerini sayiyor SAS Efendimiz. (Ve inne minet-temri hamren) "Hurmadan da icki olur." Hurmayi suya islarsin, tadi suya gecer, eksir, fiskirir, tahammur eder, mayalanir. Ondan da gene hurma sarabi olur.

(Ve inne minel-aseli hamren) "Baldan da icki olur." su bizim kahvaltida yedigimiz, sevdigimiz bal da sulandirilirsa, bekleyince fiskirir, fiskirinca mayalanir. Mayalaninca o da icki olur.

(Ve inne minel-burru hamran) Bugday da ezilirse, bugday kati haliyle bir sey olmaz da ezildigi zaman, nisastasiyla, tadiyla sulandigi zaman; o biraz bekledi mi, o da kopurur, o da mayalanir, o da bugday ickisi olur. (Ve inne mines-saìri hamran) "Arpa da ayni sekilde yapilirsa hamr olur, icki olur." diyor Peygamber SAS.

Demek ki bira dedigimiz sey, yani arpadan yapiliyor ya icki, bu bira da hamr oluyor, uzumden yapilan da oluyor, neden yapilirsa yapilsin...

Hakikaten kimyacilarin bildigi bir husus. Artik liselerde vs.de okutuldugu icin, umuma olarak halk da bilir bu kadarini. Yani ozel olarak kimya fakultesine gitmemis de bilirler ki, tatli bir sey bekletildigi zaman etkileniyor, zamanla degisime ugruyor, eksiyor, mayalaniyor, fisir fisir kopuruyor, fiskiriyor... Kimyeva degisiklikler oluyor icinde, sonunda hamr oluyor. Yani icildigi zaman insanin kafasini orten, aklini alan bir icecek haline geliyor.

Bu kafa ortmeye de Arapca'da humar derler. Humar ne demek? Hamri ictikten sonra kafadaki duman... "Kafasi dumanli adamin." Yani, sarhos demek. iste ona humar derler.

Demek ki, icki cesitli seylerden oluyor. Hani,"saraptan gayrisi serbest..." gibi bir anlam cikmamali!.. uunku Peygamber SAS Efendimiz, Kur'an-i Kerim'in manalarinin inceliklerini bize hadis-i serifleriyle, sunnet-i seniyyesiyle beyan etmistir. Bu hususta da buyurmustur ki:




(Kullu muskirin haramun) "Her kafaya sekir veren, insani sarhos eden, kafayi dumanlayan her sey haramdir." diye beyan etmis.

O halde, ister kati olsun, ister sivi olsun, ister duman buhar seklinde olsun... Kafayi tutsuledi mi, dumanladi mi, insani sarhos etti mi, koklanmasi suretiyle olsa bile, onun da haram oldugu hadis-i seriften anlasiliyor.

Burada bir noktayi dinleyicilerime aciklamak istiyorum: Dinimizin ana kaynaklarindan birisi Kur'an-i Kerim; birisi de onun inceliklerini bize aciklayan hadis-i seriflerdir. Bakin, hadis-i serifler ne kadar kesin bir sekilde insanlarin kacamak noktalarini tikayip, nasil guzelce, acikca anlatiyor. Kur'an-i Kerim'deki ayet-i kerimenin manasinin guzel bir sekilde anlasilmasini sagliyor.

Sarhosluk verdi mi, haramdir. Mesela bazilari, ayakkabinin altinda koseleyi yapistirmaga yarayan yapistirici maddeyi bile kokladiklari zaman, kafayi buluyorlarmis, duydugumuza gore tabii. uok tehlikeli bir sey... Onu kokladigi zaman kanser oluyor sonunda, deli oluyor, mecnun oluyor. Ama iste muvakkat bir zevk icin bu divanelikleri, divanelige goturen, delilige goturen delilikleri yapiyor insanlar. Ondan sonra da cesitli hastaliklara tutuluyorlar.

Bu nedir?.. O da haramdir.

"--Canim ayakkabinin koselesini deriye yapistirmaya yarayan, teneke kutunun icindeki yapistirici."

uyle ama, sonuc itibariyle sarhosluk veriyor.

Tozlar, uyusturucu tozlar... Ben gormedim de soyluyorlar, "Beyaz toz, esrar..." filan diyorlar. uesitleri var, cesitli bitkilerden ayni amaca ulastiracak sekilde maddeler cikartiyorlarmis, cesitli sekillerde kullaniyorlarmis. Sigaraya koyuyorlarmis... Tabii sigaraya koyunca ne oluyor? Dumani icine cekmek oluyor. Dumani bile haram!.. Neden?.. Sarhosluk verdigi icin! Ana sebep kafayi dumanlandirdigi, akli giderdigi icin.

uunku islam dininin ana amaclarindan bir tanesi, akli da korumaktir. Akli korumak dinin ana gorevleri arasindadir ve o hususta gayret gostermistir islam, ahkam koymustur.

Onun icin sivi olsun, buhar olsun, duman olsun, kati olsun; cignenerek yensin, icilsin, koklansin... her ne sekilde olursa olsun, haramdir.

Faydalari neler?.. Tabii bir kere, satan para kazaniyor. Ondan sonra icen muvakkat bir zaman keyif buluyor, kafayi buluyor. iste o keyiften dolayi zaten onu iciyorlar ama, sonu cok aci biten bir keyif... Ondan sonra bazilari bir muddet cesaretleniyor. iste onun icin eski devirde, savastan once birkac kadeh atarlarmis da, cesaretle harbe girerlermis.

Bazilari da iste, "Zayifim, kuvvetleneyim!" diye iciyor. Dina duygulari dusunmeyen, dinin ahkamini nazara dikkate almayan, bazi doktorlari da duydum ben; "uok zayifsin. Kuvvetlenmek icin su ickiyi ic, bu ickiyi ic!" diye gelen hastalarina icki teklif ediyorlarmis. Evet ama gunahi daha buyuk...

Yani bir seyin faydasi, zarari da var ama, hangisi daha onemli, ona gore hareket etmeli! Sonra o fayda dedigin seyler, dunyeva fayda, yani bir muddet, kisa bir zaman icin olan fayda... Ama onun da sonu fayda degil, sonu felaket, hastane, hapishane, timarhane ve mezar oluyor. Ona da fayda vermez.

Gelelim ikinci kelimenin aciklanmasina: Hamr, icki demek; yasak... Meysir de yusr kokunden geliyor, masdar-i mami oluyor. Yani kolaylik demek, zenginlik demek.




(inne meal-usri yusran) "Zorlugun yaninda kolaylik var." diye, Elem nesrah leke suresinde geciyor. (insirah: 6)

Bazi kimseler kumarda kolay bir sekilde servet kazaniyorlar, birden kazaniyorlar. Onun icin meysir demisler.

Araplar cesitli sekillerde kumar oynarlarmis. Onlarin oyunlarindan bir sekil: Deveyi kesip yirmisekiz parcaya bolerlermis. uzerine yazi yazilabilen, yassi on tane kumar oku varmis. uzerinde herbirinin ismi yaziliymis. Fezz, Tev'em, Rakib, Hils, Nafis, Musbil, Mualla, Menih, Sefih, Vagd isimleri bulunurmus bu on tane kumar oku uzerinde.

Torbaya koyup birisine verirlermis, karistirirlarmis torbanin icinde... Alt alta, ust uste, icindekiler karmakarisik olurmus. Sonra kisiye gore cekerlermis. uzerinde ismi yazili oklardan her birinin bir hakki varmis. Fezz'in bir, Tev'em'in iki, Rakib'in uc, Hils'in dort, Nafis'in bes, Musbil'in alti, Mualla'nin yedi hisse hakki varmis; toplam yirmisekiz ediyor. uteki Menih, Sefih, Vagd oklari cikarsa, onlar da bos cikmis oluyor.

Deveyi satin alirken esit miktarda para odedikleri halde, paylasirken kimisi bir hisse aliyor, kimisi yedi hisse aliyor, kimisi hava aliyor. Buna meysir oyunu diyorlar. Hisseleri alanlar ya evlerine goturuyorlar, pisirip coluk cocuk yiyorlar. Ya da adam zenginse, onu eve goturmege tenezzul etmiyorsa, oradaki fakirlere, kumari seyredenlere veriyor. Onlar faydalaniyor. Ama boyle bir fayda, mesru, guzel bir fayda degil...

"iste bunlari soruyorlar. ickinin icilmesinde, kumarin oynanmasinda buyuk bir gunah vardir. Bazi faydalar vardir bazi insanlar icin ama, gunahi faydasindan daha fazladir." diye boyle beyan ediyor.

c. Fazla Olani Verin!

Bundan sonra, 219. ayet-i kerimedeki ikinci soru geliyor:

(Ve yes'eluneke ma za yunfikùn) "Bir de sana 'Neyi infak edecekler? Nafaka olarak neyi verecekler?' diye soruyorlar. (Kulil-afv) Onlara de ki: Afvi infak edin, nafaka olarak verin!"

Afv; bize gore bir suc isleyeni bagislamak manasina geliyor ama, burada mufessirlerin kesin beyanina gore, malin fazlasi demek. Ailenin ihtiyacini karsiladiktan sonra, elindeki varliktan arta kalana afv deniliyor. Yani fazla olani vermesi tavsiye edilmis.

Bu husustaki bazi hadis-i serifleri okuyalim: Ebu Hureyre RA'dan rivayet edildigine gore, birisi Peygamber Efendimiz'e geldi, dedi ki:




(Kule raculun: Ya rasulallah, inda danarun) "Ya Rasulallah yanimda altin para var, ne yapayim?" dedi. Peygamber Efendimiz de: (Enfikhu ala nefsik) "Onu kendine harca!" dedi.

(Kule: inda ahar) "Daha var yanimda..." dedi. (Kule: Enfikhu ala nefsik) "Onu da ailene harca!.."

(Kule: inda ahar) "Daha fazlasi var." dedi. Onun uzerine, dedi ki Peygamber Efendimiz: (Enfikhu ala veledike) veya (vuldike) "Onu cocuklarina harca!"

(Ve inda ahar) "Daha var..." demis. (Feente ebsir!) "Artik kendin bak, nere uygunsa oraya harca!"

Demek ki, oncelikle kendisinden baslamak suretiyle, kisi malini, elindeki madda imkanini, derece derece yakinindan uzagina dogru harcayacak.

Muslim'in Sahah'inde Cabir RA'dan rivayet ettigine gore, Rasulullah SAS bir kisiye dedi ki:




(ibde' binefsike) "Elindeki para ve imkani harcamaya kendine harcamaktan basla, (fetesaddak aleyha) nefsine bu harcamayi yap! (Fein fadile sey'un feliehlike) Daha artarsa ailene harca!.. (Fein fadila sey'un an zalike) Ondan da artarsa, (feliza karabik) akrabana harca!.. (Fein fadila an zakarabetike sey'un) Akrabandan da artarsa, (fehakeza ve hakeza...) suraya, suraya harcarsin!" buyurmus.

Yine Ebu Hureyre RA'dan bir baska hadis-i serif: Peygamber SAS buyurdu ki:




(Hayrus-sadakati ma kane an zahri ginen) "Sadakanin hayirlisi, insanin imkani varken verdigidir. (Vel-yedul-ulya hayrun mines-sufla) Daha yuksek el, daha asagidaki elden hayirlidir." Yuksek el, veren el oluyor. Asagidaki el, alan el oluyor. Yani vermek, almaktan daha iyidir. (Vebde' bimen teùlu) Hayri vermege, gecimiyle gorevli oldugundan basla!" buyuruyor.

Bir hadis-i serif daha var:




(ibne adem) "Ey Ademoglu! (inneke in tebzulul-fadla hayrun leke) Malinin artanini, fazlasini bezledersen, ikram edersen, hayir olarak verirsen, bu senin icin daha hayirlidir. (Ve in tumsikhu serrun leke) Tutarsan, o fazlasi senin icin zarardir. (Ve la tulamu ala kifaf) ihtiyacin icin olani tutmanda bir beis olmaz." diye hadis-i serifler var.

Demek ki, "Neyi infak edelim?" diye soruldugu zaman, Peygamber Efendimiz, "Malindan fazlasini..." demis. Yani zorlamayi, tekellufu, kendisi verip de, ondan sonra el acip baskasindan dilenme durumuna gelmeyi uygun gormuyor.

(Kezalike yubeyyinulluhu lekumul-ayat) "Allah ayetleri sizin icin boylece acikliyor. (Leallekum tetefekkerun) Dusunesiniz diye. (Fid-dunya vel-ahireh) "Hem dunya konusunda, hem ahiret konusunda..." Demek ki, dinimiz hem dunyayi tanzim ediyor, hem ahireti...

Bazilari diyorlar:

--Din bir duygudur, ahiretle ilgilidir. Dunya ayri, din ayri...

uyle degil! ikisine birden Allah ayetler indiriyor, insanlara hem dunyeva ahkami, dunyadaki yasantilarina fayda saglayacak seyleri, hem de uhreva saadeti, ebeda saadeti kazanmalarina sebep olacak seyleri anlatiyor.

d. Yetimlere Bakmak

Bu 220. ayet-i kerime'de (Fid-dunya vel-hahireh) cumlesinden sonra, ucuncu soru geliyor: (Ve yes'eluneke anil-yetama) "Sana yetimleri de soruyorlar."

Sormalarinin sebebi su: "Yetimlerin mallarini yiyenler, karinlarina cehennem atesi yiyorlar, ates dolduruyorlar." diye ayet-i kerime inmis ondan once. Onun uzerine, yetimlerin malina yanasmak, onlari yonetmek, yetimlere bakmak durumda olanlar, "Aman gunah olmasin, haram yemis olmayalim, ates yemis olmayalim!" diye yetimin yanina yanasmamaga baslamislar.

O zaman, yetimler --zaten kucuk kendileri, babalari da olmus-- daha guc duruma dusmusler. Onun icin soruyorlar. "Yetimler hakkinda nasil davranalim?" diye soru sormuslar. Onlar hakkinda buyruluyor ki:

(Kul islahun lehum hayr) "Onlarin durumlarini islah etmek, mallarini yonetivermek, daha iyi duruma gelmelerini saglayacak tesebbuslerde bulunmak, daha hayirlidir. (Ve in tuhulitùhum) Eger siz onlarla uzak durmak yerine karisirsaniz, meselelerini cozmek icin yanlarina yanasirsaniz, meselelerine el koyarsaniz, (feihvanukum) onlar sizin kardeslerinizdir.

(Valluhu ya'lemul-mufside minel-muslih) Allah iyi niyetle yanasani da, kotu niyetle yanasani da cok iyi bilir, ayirt eder, tefrik eder. Kotu niyetle yanasani cezalandirir, islah maksadiyla yanasip da, 'Aman ates yemeyeyim karnima!' diye korka korka da olsa, yanasmak hayirlidir diye yanasani bilir, onu da mukafatlandirir.

(Ve lev saelluhu lea'netekum) Allah-u Teula hazretleri dileseydi sizi sarpa sardirirdi, islerinizi zorlastirirdi ama, kolayliklar ihsan ediyor. (innalluhe azazun hakam.) Allah-u Teula Hazretleri hic suphesiz ki cok azizdir, cok hakimdir." buyuruyor. (Bakara: 220)

iste bu iki ayet-i kerime boyle... Bundan sonraki ayet-i kerimede de yine, bazi sorularin soruldugunu, onlara cevaplarin verildigini insaallah onumuzdeki sohbetlerimizde, Allah nasib ederse, anlatiriz.

Allah hepinizden razi olsun, aziz ve sevgili izleyiciler ve dinleyiciler!.. Esselamu aleykum ve rahmetulluhi ve berekatuhu!..
doganay58 diyor ki:
Genç, ihtiyar bütün mü'min ve müslümanlar, çevreleriyle, toplumun eğitim ve yönetim meseleleriyle, uluslararası siyasî olay ve gelişmelerle çok yakından ilgilenmelidirler.
(Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN (Rha))
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum Atla:

İletişimSivas | Sivasliyiz.ComYukarıya dönİçeriğe DönHafifleştirilmiş SürümRSS Beslemesi






Seni Seviyorum Msn Nickleri Msn Adresleri Kevenli Check up