doganay58
Posting Freak
    
Mesajlar: 4,418
Grup: Kayıtlı
Katılım: Mar 2007
Statü:
Çevrimdışı
Karma Puanı: 32
|
Kur'an Da insan
(ALINTIDIR.)
Soru :
Kur-an, insanin zayif yaratildigi haber veriliyor. bunu aciklar misiniz?
Cevap:
insan, zaaflari olan bir varliktir. Kur-an, su ayetiyle bu gercegi bildirir: -insan zayif yaratildi- (Nisa Suresi, 28.) Bu zayiflik, daha dunyaya gelir gelmez kendini gostermeye baslar. Diger canlilarin yavrulari kisa zamanda hayata uyum saglayip, kendi baslarina hayatlarini devam ettirebilecek seviyeye ulasirlar. insan yavrusu ise, bir-iki yilda ancak ayaga kalkar. 15-20 yilda ancak bir kisim fayda ve zararlari ogrenir. umru boyunca da, hayat kanunlarini ogrenmeye muhtactir.
Ayrica, insan cok hassas bir canlidir. Ne fazla sicaga gelebilir, ne fazla soguga... Ne acliga dayanabilir, ne susuzluga... Bir mikrop onu yere serer. Bir kuyruklu yildiz onu urkutur. Gecmisi dusunur, uzulur. Gelecegi dusunur, endise eder. Emelleri ebede uzanir.
Bir de,- beseri zaaflarimiz- vardir. Bu zaaflar, birtakim huy ve karakterlerimizdir. Bunlardan bir kismini su sekilde ele alabiliriz:
1. Nisyan (Unutkanlik).
insan, nisyana mupteladir. Her insanin hayatinda pek cok nisyan ornekleri vardir. ilk insan Hz. Adem de ayni nisyani yasamistir. Ayet bunu soyle anlatir: -Dogrusu daha once Adem-den ahid almistik da, unuttu...- (Taha Suresi, 115.)
Hz. Adem-e, yasak agaca yaklasmamasi emredilmistir. seytanin vesvesesiyle yaklasir ve o agactan yer. Bunun sonucunda dunyaya gonderilir. (Bakara Suresi, 35-37.)
Hz. Adem-in tabiati aynen Ademogullarinda da vardir. Nisyanin en kotusu, insanin kendini unutmasi, ne icin yaratildigini aklina getirmemesidir. Buna, gaflet denir. Cenab-i Hak, bazi musibetlerle insani gaflet uykusundan uyandirir. Onu, yaratilis gayesine yoneltir. Fakat pek cok insan yine unutur. Kur-an, bu hali soyle bildirir:
-insana zarar dokundugunda gerek yatarken, gerek otururken, gerek ayakta iken bize dua eder durur. Fakat ondan zarari giderdigimizde, daha once o zarar icin bize dua etmemis gibi, gecer gider...- (Yunus Suresi, 12.)
2- Harislik ve cimrilik
Beseri zaaflarimizdan biri de, mala duskunluktur. Kur-an, bu hususu soyle haber verir:
-insan helu- (haris ve cimri) yaratildi. Kendisine bir zarar dokundugunda feryadi basar. Bir hayir dokundu mu ( yoksullara) yardim etmez (siki siki tutar)...- (Mearic Suresi, 19-21)
-Ademoglunun bir vadi dolusu altini olsa, ikinci bir vadi dolusu altini ister...- (Muslim, Zekat, 117.) hadisi, bu beseri zaafimiza dikkat ceker. Bebeklerde bile ayni tabiati gormek mumkundur. Onun elindekini almak cok zordur, ama sizin verdiginizi hemen alir.
3- Acelecilik
insan, aceleci bir varliktir. Bir anda neticeye ulasmak ister. Ahiret saadetini dunyada tatmaya calisir. -Ya Rabbena! Bize dunyada ver- der. Bu kimsenin ahirette bir nasibi yoktur.- (Bakara Suresi, 200.)
Halbuki, bu dunya sabri ve sebati gerektirir. Asil olan dunya mutlulugu degil, ahiret saadetidir. Ahiretin elmaslarini, bu dunyanin cam parcalariyla degistirmenin bir anlami yoktur. Sonsuz hayata nispetle bu kisa hayat, bir an gibidir. Fakat insan, ahireti bilmediginden butun himmetini dunyaya sarf eder. -Hayat ancak bu hayattir- deyip, onun lezzetlerini elde etmeye calisir. Kur-anin bildirdigi gibi, -insan cok acelecidir.- (isra Suresi, 11.)
4- uvulmek
Hemen her insan ovulmeyi sever. Yaptigini sever, begenir. Halbuki, ovundugu seylerde kendisinin hissesi pek azdir. Mesela, sesinin guzelligiyle iftihar eder. Halbuki, Allah ona boyle bir ses vermeseydi, elinden hicbir sey gelmezdi.
Kur-an-i Kerim, bu meselede su hatirlatmayi yapar:
-Yaptiklariyla gururlanan ve yapmadiklariyla ovulmeyi sevenlerin, azaptan emin bir yerde bulunduklarini zannetme!- (Al-i imran Suresi, 188. )
Ayette reddedilen iki durum vardir:
1. Yaptigiyla gururlanmak.
2. Yapmadiklariyla ovulmekten hoslanmak.
Halbuki insan, kendini methetmek icin degil, Allah-a hamd etmek icin yaratilmistir.
5- Hizmette ihmal
insanin tabiatinda hizmetten kacmak, ucrete kosmak vardir. Bir is yapilacagi zaman kimse ortalikta gorulmek istemez. Fakat ucret ve mukafat zamaninda, herkes talip olur. Kur-anda zikredilen su olay, buna guzel bir ornektir. soyle ki:
Peygamberimiz, 1400 sahabeyle umre niyetiyle Mekke-ye dogru yola cikar. O zaman Mekke henuz musriklerin idaresindedir. Bir savas cikabilecegi endisesiyle, bir kisim bedevi insanlar sefere katilmazlar. Sudan bahanelerle geri kalirlar. Fakat ayni insanlar, Hayber ganimetleri icin yola cikildiginda orduya katilmak isterler. Cenab-i Hak, onlarin bu sefere katilmalarini men eder. (Fetih Suresi, 11-15 )
6- Bahanecilik
Musbet alanlarda bir varlik gosteremeyenler, birtakim bahanelerle kendilerini avuturlar. Nedense kendi kusurlarini gormek istemezler. Mesela, Hudeybiye Seferine katilmayan bir kisim bedevilerin bahanelerine bakalim: -Mallarimiz, ailelerimiz bizi alikoydu. Bizim icin magfiret dile- diyecekler. Onlar, agizlariyla, kalplerinde olmayani soyluyorlar...- (Fetih Suresi, 11)
-Sucun sahibi olmaz- derler. Halbuki, -Kusurunu gormemek, o kusurdan daha buyuk bir kusurdur- (Nursi, Lem-alar, 84.) Kusurunu goren o kusurdan kurtulmaya calisir.
iste, insanin mahiyetinde boyle nice zaaflar vardir. Bu zaaflar, aslinda insanin manevi terakkisinde muhim birer esastirlar. Meleklerde boyle zaaflar olmadigindan, onlarda mucadele de yoktur. Mucadele olmayinca, terakki de soz konusu degildir.
insanin meleklere ustunlugunun muhim bir sirri, bu zaaflarinda gizlidir. Fitraten cimri bir insanin, nefsini asarak comertlikte bulunmasi, elbette kolay bir sey degildir. Nefsini methe meyilli bir kisinin, -Butun medih ve muhabbet Allah-adir. Butun iyilikler, guzellikler O-ndandir- diyebilmesi suphesiz az bir huner degildir.
Bu zaaflar asilmayacak zaaflar degildir. Zira -Allah kimseye kaldiramayacagi yuku yuklemez- (Bakara Suresi, 286)
Allah sizi, hiçbir şey bilmezken annelerinizin karnından çıkarmıştır. Şükredesiniz diye size işitme duyusu, gözler ve gönüller vermiştir.
Nahl, 78
Bu din kolaylıktır. Kimse aşırı gayretle dini geçmeye çalışmasın, başa çıkamaz, yine de yapamadığı eksiklikleri kalır ve gâlibiyet dinde kalır.
Buhari, 29
Lâ ilâhe illallah sözünün bir özelliği de insanı korumasıdır. Hem dünyevî hem uhrevî, hem maddî hem mânevî tehlikelerden gerçekten korumasıdır.
Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN Rh.A
|
|