doganay58
Posting Freak
    
Mesajlar: 4,554
Grup: Kayıtlı
Katılım: Mar 2007
Statü:
Çevrimdışı
Karma Puanı: 38
|
PEYGAMBER EFENDiMiZ'iN VASIFLARI
09. 06. 2000 AKRA CUMA SOHBETi
Prof. Dr. Mahmud Es'ad COsAN
Hazirlayanlar: Dr. Metin Erkaya & M. Esad Erkaya
----------
PEYGAMBER EFENDiMiZ'iN VASIFLARI
Esselamu aleykum ve rahmetulluhi ve berekatuhu!..
Aziz ve sevgili izleyiciler ve dinleyiciler! Allah'in selami, rahmeti, bereketi cumlenizin uzerinize olsun...
Bu cuma sohbetimi, Peygamber SAS Efendimiz'in mevlidi munasebetiyle, yani onumuzdeki carsamba gecesi Mevlid kandili oldugu icin, Peygamberimiz'le ilgili hadis-i serifleri sohbetimin konusu olarak sectim.
Bu hadis-i seriflerde Peygamber SAS Efendimiz, kendisine soruldugu zaman, "Ya Rasulallah senin hakkinda bilgilenmek istiyoruz. Zat-i serifiniz hakkinda bilgi verirmisiniz?" diye sorduklari zaman, bu sozleri ifade eylemis. Onlari okuyacagim; boylece Peygamber SAS Efendimiz'in kendi mubarek hadis-i serifleriyle, kendisini ogrenmis olcagiz.
a. Ben insanlarin En sereflisiyim!
Okuyacagim hadis-i seriflerin birincisi, Cabir RA'dan. Ondan basliyorum:
RE. 153/3 (Ene esrefun-nasi haseben ve la fahra, ve ekremun-nasi kadran ve la fahra. Eyyuhen-nas! Men etana etaynahu, ve men ekremena ekremnahu, ve men katebena katebnahu, ve men seyyea mevtana seyya'na mevtahu, ve men kume bihakkina kumna bihakkiha. Eyyuhen-nas! Calisun-nase ala kadri ahsabihim, ve hulitun-nase ala kadri edyanihim, ve enzilun-nase ala kadri muruvvatihim, ve darun-nase biuk-likum.)
Deylema'nin rivayet ettigi bu hadis-i serifte Efendimiz SAS buyuruyor ki:
(Ene esrefun-nasi haseben) "Ben haseb bakimindan insanlarin en sereflisiyim!" Haseb, insanin sayginligi, sayilmasi, hurmet gormesi manasina.
Biliyorsunuz, insanlar islam'da, islam'in ahkaminin karsisinda, taragin disleri gibi esittirler. Ama farklari takvalarina goredir. En kiymetlisi en muttakasidir. Allah'in emirlerini en cok tutan, en kiymetli insandir. Kole de olsa, fakir de olsa, coban da olsa, umma de olsa, Allah'in sevgili kulu olan, sevdigi isleri yapan en kiymetli olur.
Onun icin, "Sayginlik bakimindan, ben insanlarin en sereflisiyim!" diyor Peygamber Efendimiz SAS. Durumun ifadesi bu. Yani durumun ifadesi oldugu icin, arkasindan da (ve la fahra) buyuruyor. Yani, "Siz benim kimligimi, benim vasiflarimi sordunuz. Cenab-i Hak boyle takdir buyurmus, ezelden beni secmis, boyle yaratmis, boyle gorevlendirmis. Onun icin, insanlarin sayginlik bakimindan en saygini, en sereflisi benim; ogunmek yok!" diyor.
Yani, "Ben bununla ovunmuyorum." diyor. Ancak sukredebilir insan boyle bir durumda. Yoksa ben boyleyim diye, baskalarina bunu baski unsuru, eza, cefa unsuru yapmaz tabii. Efendimiz onu ozellikle belirtiyor.
(Ve ekremun-nase kadren ve la fahra) "insanlarin kiymet bakimindan da en asiliyim, en kiymetlisiyim; yine ogunmek yok!" uunku Allah-u Teula Hazretleri onu peygamber yapmis. Allah'in secip peygamber yaptigi, gorevlendirdigi bir insan. Hem de hababullah, yani Allah'in sevdigi bir insan; halalullah... O bakimindan kadir itibariyle en kadirlisi, en kiymetlisi, soylusu diyor.
Baska hadis-i serifler de okuyacagim ama, bu sozlerin arkasindan soyle buyuruyor:
(Eyyuhen-nas! Men etana eteynahu) "Ey insanlar! Biz bize gelene gideriz." Peygamber Efendimiz ziyareti severdi. Ziyarete tesvik ederdi. Kardesligi tesvik ederdi. iyilige iyilikle mukabele etmeyi, hediyeye hediyeyle mukabele etmeyi daima tavsiye ederdi. insanlar arasindaki munasebetlerin daima guzel olmasini daima ogutlerdi. Kendisine gelene, o da giderdi.
Hatta, davet eden kimse cok fakir de olsa, cok kiymetsiz bir sey bile sunsa... Hani bir deve parcasini koymus kaba, kaynatmis; onu bile sunsa ki, o zaman o cok kiymetli bir yemek sayilmiyor. Ona bile giderdi.
"Bize gelene biz de gideriz. (ve men ekremena ekremnahu) Kim bize ikramda bulunursa, iyi muamele yaparsa; biz de ona iyi muamele yapariz. Soylu insan muamelesi yapariz. O zaman hatirini kollariz."
(Ve men katebena katebnahu) "Kim bizimle yazili anlasma yaparsa, biz de onunla o anlasmaya uygun olarak imza atar, o anlasmaya riayet ederiz."
Katebe-yukatibu-mukatebeten; daha ziyade koleyle efendisi arasinda yapilan anlasma icin kullanilan bir kelime. Kole efendisine diyor ki: "Ben kendi ucretimi, bir yerlerden calisip odeyecegim. Sen beni satacagin zaman ne kadar para alacaksan, o kadar parayi ben sana verecegim. Anlasalim!" diyor. Efendisi de pekiyi diyor, koleyle bir anlasma yapiyorlar, imzaliyorlar. Kole de gece gunduz calisiyor, cabaliyor, kendi parasini oduyor. Buna mukatebe deniyor. Yaziyla bir anlasma yazmak demek ama, burada ozel bir anlami var.
"Kim bizimle anlasma yaparsa, biz de onunla anlasiriz. Yani eger bizden bir kole, bizimle boyle bir sey yapmak isterse, imzayi atariz; biz de onun anlasmasina sadakat gosteririz. Baska hususlarla bir anlasma isterse, yine riayet ederiz. Yani zorluk cikartmayiz, iyilige mukabele ederiz." demek istiyor.
(Ve men seyyea mevtana seyya'na mevtahu) "Kim bizim cenazemize, vefat eden kimsemize son gorevleri yaparsa, cenazeyi tesya ederse; biz onun cenazesini tesya ederiz."
Cenazeyi tesya etmek; namazini kildiktan sonra kabre goturup, son vazifeleri yapip, defnetmek demek. "Kim bizim vefat etmis olanlarimiza bu son gorevleri yaparsa, biz de onlarin vefat edenlerine bu muameleyi yapariz."
Bunlar ayni zamanda bize de bir nasihat oluyor. Yani insanlara beseri munasebetlerde, onlarin yaptiklari gibi siz de karsilik verin manasina.
(Ve men kume bihakkina kumna bihakkiha) "Kim bizim hakkimizi cignemezse, yerine getirirse; biz de onun hakkini cignemeyiz, biz de onun hakkini yerine getiririz, hakkini veririz."
(Eyyuhen-nas) "Ey insanlar! (Calisun-nase ala kadri ahsabihim) insanlarla, onlarin sayginliklari olcusune gore, mecliste oturun!" Yani saygin insanin karsisinda, oyle davranilacak. Yasli, basli, saygin, itibarli kimseye karsi davranis, buyuge olan davranis, samimi arkadasa, kendisinden kucuge karsi olan davranisa benzemez. "insanlarin sayginligina gore, haseblerine gore onlarla oturmaniza, kalkmaniza, meclisteki davranislariniza dikkat edin!"
(Ve hulitun-nase ala kadri edyanihim) "Ve insanlarin dindarliklarindaki kuvvete gore, onlarla samimiyetinizi ilerletin, onlarla kaynasin!"
Demek ki, dindar insanlar kaynasmayi daha cok yapacak. uunku hem kendisi dindarligini onun yaninda daha kolay yurutur; hem de ondan bircok seyler ogrenir, birbirlerini etkilerler. Boylece Cenab-i Hakk'in rizasina uygun kullugu yapmak daha kolay olur.
(Ve enzilun-nase ala kadri muruvvatihim) "Ve insanlari muruvvetlerinin, mertliklerinin miktarina gore konuklayin!"
Muruvvat, muruvvetin cogulu oluyor. Muruvvet aslinda imru'un kelimesinin masdari oluyor. Yani erlik demek, mertlik demek. Adam gibi, olgun yetismis bir insanin davranislari gibi davranan, onu gosteren kimseye muruvvetli derler. Onlari gostermeyen kimseye de, muruvvetsiz derler. Yani ergin davranmiyor, tam bir adam degil. Hani o adam adam degil deriz ya, bazen boyle doneklik yapanlara.
Muruvvet erlik manasina geliyor, ama bu da muamelede guvenilirlik, sozunde durma manasina.
(Ve darun-nase biuk-likum) "insanlara aklinizi kullanarak, aklinizi kullana kullana muamele yapin; onlari oyle dirayetle idare edin!" Yani aklinizla onlari idare edin! Veya bunun aksi, akilla idare etmenin aksi ne olur? Nefsinizle, yani nefsani duygularla yaparsaniz; o zaman soyle dedi, kizarsiniz, boyle soyledi kizarsiniz; oturdu kizarsiniz, kalkti kizarsiniz... "uyle yapmayin da, akliniza gore davranin!" diyor Efendimiz.
Demek ki, kendisini kisa bir tanitma ile tanitmis, ama arkasindan etrafindaki muslumanlara, insanlarla beseri iliskilerini guzel yapmalari konusunda mutekabiliyet esasina gore, iyi davranana iyi davranmayi tavsiye eylemis.
Ondan sonra da, dindar insan secmeyi, onlarla daha iyi arkadaslik yapmayi ve sayginligina gore insanlara muameleyi dikkatlice yapmayi tavsiye eylemis.
"Ve hissiyatiniza maglub olarak insanlarla munasebetlerinizi kizginliklarla, sevgilerler, dusmanliklarla goturmeyin de aklinizla goturun, mantikli davranin!" diye tavsiye buyurmus.
b. Ben Cihad Peygamberiyim!
Diger hadis-i serif. Orada da buyurmus ki Peygamber Efendimiz:
RE. 153/4 (Ene muhammedun ve ahmedun, ene rasulur-rahmeti, ene rasulul-melhameti, ene mukaffa vel-husiru, buistu bil-cihadi ve lem ub'asu biz-zira')
Bu hadis-i serifte de, Peygamber Efendimiz kendisi hakkinda bilgi veriyor. O bilgilerden de bize cok faydali isaretler cikacak. Buyuruyor ki:
(Ene muhammedun) "Ben Muhammedim." Dedesi Abdul-Muttalib, dogdugu zaman bu torununa Muhammed ismini vermis. Muhammed; cok medhedilmis, cok ovulmus kisi demek. Araplar arasinda yaygin bir isim degil. sasirmislar:
"--Niye bu ismi verdin?" demisler.
Demis ki:
"--Yerde de, gokte de ovulen bir insan olsun diye dusundum."
Tabii, oyle mubarek insanlarin isminin konulmasi da, hep Cenab-i Hakk'in isaretiyle olur. Muhammed bir ismi.
(Ve ahmedun) "Ben Ahmedim." Ahmed de ayni manaya gelir. Bu da ism-i mef'ul olan Mahmud'un, ism-i tafdilidir. Yani cok Mahmud, cok ovulen; yine Muhammed gibi. Hammede-yuhammidu, teksir ifade ediyor. Arapca bilenler bilir, tef'il babi cokluk ifade eder. Mesela darabe dovdu demek; darraba, tadrab cok dovdu demek. Hamide, hamd etti demek; ahmede cok hamd etti demek. Muhammid, cok hamdeden; Muhammed ise cok ovulen, begenilen manasina geliyor. Ahmed de, cok Mahmud demek; ayni kapiya cikiyor.
Eski kitaplarda, Allah'in eski peygamberlere vahiyle indirmis oldugu eski kitaplarda, Peygamber Efendimiz'den Ahmed diye de bahsedilir. Mesela incil'de Paraklitus diye gecer. incil'in kendisi yok ortada, tercumeleri var. Tercumelerinde Paraklitus diye bir kelime var; o da ayni manaya, yani cok ovulen manasina geliyor. Ama incil'in tam asli bulunsa, orada Ahmed oldugu anlasilacak.
uunku Saf Suresi'nde Cenab-i Hak Teula buyuruyor ki:
(Ve iz kule asebnu meryeme ya bena israale inna rasululluhi ileykum musaddikan lima beyne yedeyye minet-tevrati ve mubessiran birasulin ye'ta min ba'dismuhu ahmed.) (Saf: 6)
"Ben benden sonra gelecek, ismi Ahmed olacak olan bir peygamberi mujdeleyiciyim. Musa AS'dan, peygamberlerden gelen eski ahkam-i ilahiyyeyi de tasdik ediciyim. Onlarin arasindayim. Eskiyi tasdik edici ve gelecek olan bir peygamberi, ahir zaman peygamberi, Ahmed isimli peygamberi mujdeleyiciyim." diyor.
Zaten incil'in mujde manasina geldigini biliyoruz. Abdul-ehad isimli bir zat var; papazliktan islam'a girmis, cok yuksek tahsilli. ismi Abdul-mesih iken, ismini degistirmis Abdul-ehad adini almis. uok doktoralar yapmis, profesor olmus, ilimde, irfanda ilerlemis, cok lisan bilen bir kimse. incil uzerine, Kur'an uzerine kitap yazmis. O diyor ki:
"--incil mujde demektir. uunku Hazret-i isa AS vaazlarinda, 'Benden sonra bir peygamber gelecek, aman o geldigi zaman ona tabi olun!' diye mujdeliyordu. Onun icin mujde manasina gelir." diye acikliyor.
Bir papazin aciklamasi boyle.
Demek ki, Ahmed ismi de var, Muhammed ismi de var. Kur'an-i Kerim'de de hem Muhammed diye geciyor... Mesela, Fetih Suresi'nde, (Muhammedun rasululluh) diye geciyor. Baska bir ayet-i kerimede;
(Ve ma muhammedun illa rasul) [Muhammed ancak bir peygamberdir.] (Al-i imran: 144) diye geciyor. Saf Suresi'nde Ahmed diye geciyor.
Peygamber Efendimiz'in cesitli sifatlari vardir, onlari da gorecegiz. Yani sifatlar isimler grubuna dahildir.
"Ben Muhammed'im ve Ahmed'im!" diyor Peygamber Efendimiz. (Ene rasulur-rahmeti) "Ben rahmet peygamberiyim!" Allah'in rahmetini insanlara bildiren, Allah'in insanlara rahmet olarak gonderdigi peygamberim manasina gelir. Allah'in bize rahmetini mujdeliyor tabii: "Bakin, mu'min olursaniz cennete gideceksiniz, rahmet-i Rahmana ereceksiniz!" diye... Ama asil;
(Ve ma erselnake illa rahmeten lil-uleman) diye, kendisinin alemlere rahmet olarak gonderilmesi dolayisiyla rahmet peygamberi Peygamber Efendimiz.
Ne demek alemlere rahmet olarak gonderilmek, onu da tekrar aciklayalim: Rahmet, acimak demek, yani merhamet etmek manasina geliyor.
Allah-u Teula Hazretleri Peygamber Efendimiz'i, alemlere rahmet olarak gondermis. Ne demek?.. insanlarin gercekleri gorup de, saskinlik yapmayip da Allah'in lutfuna ermesi, cennete girmesini saglamak icin, Allah bir ikazci olarak, bir mujdeci olarak gondermis ki, bu guzel bir sey tabii... unceden haber veriyor Cenab-i Hak: "Bak boyle yapin, cenneti kazanirsiniz! soyle soyle yapmayin, onlar fenadir. uyle yaparsaniz, zarara ugrarsiniz. soyle yaparsaniz, cehenneme girersiniz." diye bildiriyor.
Bunlari onceden bildirmesi rahmet... Bildirmeyip de, insanlari sessiz sedasiz imtihan edip de, dunyaya gonderip de, sonunda hatalilari cehenneme atmak yerine; Allah-u Teula Hazretleri rahmetinden, insanlara merhametinden, peygamberler gonderiyor ki, "ikaz olsunlar, mutennebih olsunlar, kendilerini duzeltsinler de, Allah'in lutfuna ersinler!" diye...
Peygamber Efendimiz de ancak rahmet olarak indirilmistir, merhamet olarak indirilmistir. Yani insanlarin iyiligi icin indirilmistir, insanlar kurtulsun diye indirilmistir. O bakimdan rasulur-rahme'dir. Peygamber Efendimiz rahmet peygamberidir. Rahmet olarak gonderilmis bir peygamberdir. Dogrudan dogruya kendisinin varligi, peygamberligi rahmettir.
(Ene rasulul-melhameti) "Ben Savas peygamberiyim!" Melhame savas demek. Etlerin kesildigi, insanlarin birbirleriyle carpistigi ve yaralandigi ve oldugu bir olay oldugu icin, savasa melhame denmistir. Yani kanlarin dokuldugu, etlerin kesildigi, insan vucutlarinin yaralandigi yer manasina.
Peygamber Efendimiz ayni zamanda buyuruyor ki: "Ben rahmet peygamberiyim. insanlarin dunya ahiret saadetini saglamak icin mujdeci ve ikazci olarak gonderildim, bu bakimdan rahmetim. Ama bir taraftan da savas peygamberiyim!"
Bu ne demek?.. Yani eger bazi kotu insanlar Allah'in emirlerini dinlemezlerse, Allah'in emrinin tebligini, insanlara bildirilmesini engellerlerse, Allah'in buyurdugu guzel seyleri yaptirtmamaya calisirlarsa, Allah'in yasakladigi cirkin isleri yapmaya kalkarlarsa, o zaman bunlara karsi tedbir almak gerekir.
Dunyanin nizami, insanlarin mutlu bir sekilde yasamasi buna baglidir. Onun icin devletler kurulmustur, kanunlar konulmustur, polis vardir, zabita vardir, asyais vardir, yanlis is yaptirmazlar. Yakalarlarsa muhakeme ederler, cezalandirirlar. Tarihten beri boyle olmustur. insanlar kotuluge firsat vermemege calisirlar. Kotuleri caydirmaga, cezalandirmaga calisirlar. iyiligi de yapmaga calisirlar. Umumiyetle boyledir.
Bu izahlari su bakimdan yapiyorum: Bir peygamber savas yapar mi?.. Yapar. uunku peygambere karsi savasa kalkisilirsa, o zaman kendisini savunmasi gerekir. iyiliklerin yapilmasini engellemeye kalkiyorsa bazi insanlar, onlarla carpisilir. Polis de carpisiyor. Baskin yapiyor, ceteyi dagitiyor. Bu isin tabiiligini anlatmak istiyorum. Ordular da carpisiyor. Bir kotuluk gordugu zaman engellemek ve ulkeyi savunmak icin carpisiyorlar.
Peygamber Efendimiz sessiz, sedasiz, pisirik, susan, sesini cikartmayan bir peygamber degil. Yakalanan, gadredilen, testereyle kesilen bir insan degil. Peygamber Efendimiz merdane, kotu insanlarla da carpisan bir peygamber olarak gonderilmis. Onun icin rasul-u melhamedir.
Ve buyuruyor ki SAS Efendimiz: (Ene mukaffi) "Ben mukaffayim, artciyim." Ne demek mukaffa?.. siirin kelimelerin en sonunda bir sey geliyor, kufiye diyoruz ona. O kelime ile ilgili, ayni kokten. Mukaffa; bir seyi kapatici, bitirici. Neyi bitiriyor?.. Peygamberler dunyanin hayati, asirlar boyunca gelmisler, insanlara olaylari anlatmislar, gercekleri bildirmisler, Allah'in guzel kulu olmalarini saglamak icin ogutlerini vermisler. Bunlarin sonuncusu, bu isi kapayan kim?.. Peygamber Efendimiz. Yani ne demek?.. Ahir zaman peygamberi demek, son peygamber demek.
Mukaffa demek; artci, en sonuncu, en sonda gelen demek. Bitiriyor, artik kapatiyor. Peygamber Efendimiz'den sonra peygamber yok. (Men la nebiyye ba'dehu) Kendisinden sonra peygamber olmayacak olan, ahir zaman peygamberi.
O halde simdi bu siralarda ikide birde gazetelerde, haber kaynaklarinda, "Birisi ben peygamberim dedi." vs. diye duyarsak, nedir o?.. Ya mecnundur timarhaneden kacmistir veya timarhaneliktir, timarhaneye konulmasi gerekir. Gercekten Allah'in peygamberi degildir. uunku Peygamber Efendimiz ahir zaman peygamberidir. Ondan sonra peygamber gelmeyecektir.
Peygamber Efendimiz gelmeden evvel, onun ahir zaman peygamberi oldugunu, Allah oteki peygamberlere de bildirmis. Yani nebiyy-i ahiriz- zaman, ahir zaman peygamberi diye onun evsafini verirken, ondan sonra peygamber gelmeyecegini bildirmis.
Binaen aleyh, Peygamberimiz'den sonra peygamber olmadigini, hem alim, insafli hristiyanlar bilirler... Hem alim, insafli yahudiler, yahudi alimleri bilirler ki, Peygaber Efendimizden sonra peygamber yok... Mukaffa, yani artci, artik bu isin sonuncusu; ondan sonra yok!
Senden sonra var mi?.. Yok! iste ona mukaffi derler. Efendimiz vasiflarini soylerken, onu da soyluyor.
(Vel-husir) "Ben ayni zamanda kiyamette insanlari toplayiciyim." Husir; hasretmek manasina, ism-i fail bu... Hasredici, yani toplayici demek.
Peygamber Efendimiz insanlari kiyamette toparlayacak. Kimleri toparlayacak?.. Butun mu'min insanlar Peygamber Efendimiz'in etrafinda toplanacak. Hazret-i Adem'den isa AS'a kadar butun peygamberler, siddaklar, sehidler, salihler onun yaninda yer alacaklar; Livaul-Hamd'i altinda bulunacaklar.
Ve buyuruyor ki: (Buistu bil-cihadi) "Ben cihad goreviyle gonderildim; (ve lem ub'asu biz-zira') ciftcilikle gonderilmedim. uiftcilik yapmak icin gonderilmedim; Allah'in emrini yerine getirmek icin, engelleri asip, cihad yaparak islam'in yerlestirilmesi icin gonderildim." buyuruyor.
Zira'; fial vezninde, mufaale babindan mastardir. Muzaraa ne demek; ziraat yapmak demek. Topragi esmek, kazmak, surmek, tohumu ekmek, fidani dikmek, mahsulu almak meslegi, ziraatcilik.
Peygamber Efendimiz ziraatcilikle emrolunmamis, cihadla emrolunmus, cihad yapmak goreviyle gonderilmis. Onun icin, butun muslumanlarin en basta gelen, en kiymetli, en serefli hizmeti cihaddir. Allah yolunda, Allah'in dinine hizmet etmektir. Allah'in emrettigi guzel seylerin, dogru inancin, hak dinin korunmasina yayilmasina gelismesine calismaktir. Efendimiz bunu acikca bildiriyor.
Tabii eger muslumanlar, baska bir hadis-i serifte Efendimizin ifade buyurdugu gibi, kazancla, ziraatle mesgul olurlar da emr-i ma'ruf, nehy-i munker ve cihadi yapmazlarsa; o zaman, ummet-i Muhammedin basina Allah oyle fitneler, musibetler, belalar gonderir ki, salih kimseler dua etseler bile, Allah onlarin dualarini kabul etmez, o belayi kaldirmaz; Muslumanlar asil gorevlerine donmedikce...
Muslumanlar asil gorevleri olan; islam'i yaymak, ogretmek, insanlari islam'a cagirmak, davet etmek ve Allah'in emrini, dininin guzelliklerini insanlara anlatmak vazifesini yapmaktan geri dururlarsa, o zaman dusmanlar gulip gelir, mafiyalar gulip gelir, ceteler gulip gelir.
Dusmanlar bir yeri istila ettiler mi, berbat ederler. Bombalarlar simdiki duruma gore... Eskiden yakip yikarlardi. insanlari oldururler; makinali tufeklerle, bombalarla, evleri yikarlar, yakarlar. uocuklarin hali perisan; kizlarin, kadinlarin hali perisan... Erkekler kanlar icinde yerde... uok fena seyler olur. uunku iyiler calisma yapmadilar, kotuler hakim oldu. insafsiz, merhametsiz insanlar oyle yaparlar.
Muslumanlar gittikleri yerde ne yapmislar?.. Gittikleri yerde ahaliye iyi bakmislar. Mesela, Balkanlari fethetmisler, Viyana'ya kadar dayanmislar, Sirplar Sirp olarak kalmis, Yunanlilar Yunanli olarak kalmis, Bulgarlar Bulgar olarak kalmis, kiliseleri, papazlari devam etmis. Yedi asir Osmanli idaresinde, Osmanli onlari en medeni sekilde yonetmis. Gayet guzel...
Askere alinmamis, muslumanlar askere cagirilmis, olmus. Ankara'nin en guzel yerlerinde Rumlarin, Ermenilerin kosleri var; Kecioren'de. Kayseri'nin en guzel yerlerinde, Talas'da ve sairede koskleri var kesme tastan... Konya'da, baska sehirlerde huzur icerisinde, asirlarca yasamislar...
Birisi soylemisti: Anadolu'dan istanbul'a calismaya geldikleri gibi Anadolu erkeklerinin, bu Amerika bulunduktan sonra, uyanik olan Ermeniler Dogu Anadolu'dan kalkar, Amerika'ya giderlermis. iste 1800'lu yillarda, Osmanlilarin son devirlerinde... Orada calisirlarmis, para kazanirlarmis, gelirlermis. Avrupa'ya giden iscilerin para kazanip geldikleri gibi.
Dogu Anadolu'da, Erzincan'da bir Ermeni'ye demis ki birisi:
"--Ya, hanimini da gotursene gittigin yere, Amerika'ya!"
Demis:
"--Ben aptal miyim? Hanimim burada emniyette, namuslu, kimse ona yan bakmiyor, bir zarar vermiyor, huzur icinde... Ben de calisiyorum, para kazaniyorum geliyorum." demis.
Bunu oralardaki bir kimseden duymustum askerlik yaptigim sirada. Ben de hayret etmistim. Yani emniyette oldugu icin, hanimini birakiyor, kendisi calisip donuyor.
Huzur icinde yasatmis. Onlardan vezir secmis, hukumete almis, milletvekili secmis. Amma dis kiskirtmalardan, tahriklerden sonra da, onlar buyuk katliamlar yaptilar. Ahaliye, kendilerine asirlarca komsu muamelesi yapan, hic bir zarar vermeyen bu asil millete ne kotu gunler yasattilar.
Dusmanla isbirligi yaptilar. Ruslar Erzurum'a geldigi zaman, onlara onculuk, kilavuzluk ettiler. Fransizlar guneye geldigi zaman, onculuk ettiler. italyanlar geldigi zaman, Yunanlilar geldigi zaman, her taraftan saldiriya ugradigimiz o kara gunlerimizde, eski iyilikleri unuttular, cok kotu seyler yaptilar. Maras'da vs. silahlandilar, saldirdilar. Ondan sonra da tabii, ahali de kendisini savundu.
Yani, iyilere gorev dustugunu anlatmak icin bunlari soyluyorum. "Bu savas da ne oluyor?" diyenlere, ben de ayni seyi soyluyorum: "islam savasmiyor, savas da ne oluyor? Niye islam'la savasiyorsunuz?.. Herkes fikrini soylesin, bakalim kim hakli? Puta tapan mi hakli, haca tapan mi hakli, yeri gogu yaratan Rabbul-uleman'e tapan mi hakli?.. Niye siz hacli seferleri duzenleyip de ustumuze geldiniz?.. Niye Hindular bu kadar saldirilar yaptilar?.."
Gecen gun ogrendim: Sihler baslarina bir kirmizi kurdele takarlarmis. Bir muslumani oldurmeyince, o kurdeleyi cikartmazlarmis. su dusmanliga bak!..
Muslumanlar oyle yapmiyor ki!.. Gidiyor, "Buda'ya tapmayin! Bu puta, bu inege tapmayin, Allah'a kulluk edin! Dogru olan din, Allah'a kulluk etmektir." diyor. "Pekiyi" derse, her seyi oldugu gibi kaliyor. uok daha mutlu yasiyorlar.
Ama bunlar firsat buldu mu, katliam yapiyorlar. Kadinlara kotuluk yapiyorlar, kizlara kotuluk yapiyorlar. Kucuk cocuklari, bebekleri sungunun ucuna takiyorlar. Masum insanlari kaziklara oturtuyorlar. Tarihte bunlar goruluyor.
Bu haclilar geldikleri zaman, bu kucuk cocuklarin eti korpe diye, cocuk eti yemisler. Onlarla beraber gelen bir papaz, hatiratinda bunlari yaziyor.
Onun icin kimse kalkip da iftira etmesin, egri otursa bile dogru konussun! Bu savas da ne oluyor? Niye yapiyorsunuz bunu?.. uunku fikrin karsisinda duramiyorsunuz. Fikrin karsisinda duramayinca da, menfaatleriniz kacmasin diye savasa kalkisiyorsunuz.
"La ilahe illallah" deyin, oturun! Biz sizden baska bir sey istemiyoruz ki... Allah CC, Allah'in varligini birligini kabul etmenizi istiyor. "Ben yaratiyorum, ben besliyorum; benden gayriya tapiyorlar! Bu ne bicim is?" diyor. Biz boyle bir yanlisligi engellemeye calisiyoruz.
Binaen aleyh, mutecavizin alacagi cevap vardir. Birisi tecavuze kalkismissa, o zaman o kavgayi baslatana cevap verilir. Cevap hakki dogar, savunma hakki dogar.
c. Ben Peygamberlerin Efendisiyim!
Diger hadis-i serife geciyorum. Ayni minval uzere, Efendimiz'in kendisinden bahsettigi hadislerden. Buyuruyor ki Peygamber SAS Efendimiz Hazretleri:
RE. 152/4 (Ene seyyidul-murselane iza buisu, ve subikuhum iza veradu, ve mubessiruhum iza ublisu, ve imamuhum iza secedu, ve akrabuhum meclisen izecteme-, e tekellemu feyusaddikuna, ve esfeu feyuseffiuna, ve esel'u feyu'tana.)
umm-u Kerz RA'dan rivayet olunmus. Burada da kendi vasiflarini, kendi mubarek lisaniyla soyledigini goruyoruz. Buyurmus ki Peygamber Efendimiz:
(Ene seyyidul-murselan) "Ben mursellerin, yani peygamberlerin, gorevli olarak insanlara gonderilmis mubarek enbiyaullahin, Allah elcilerinin seyyidiyim!"
Peygamber Efendimiz, mertebe bakimindan peygamberlerin en ustunudur. Allah-u Teula Hazretleri ona ahirette Makum-i Mahmud'u vermistir. Kendisinin de bir adi Mahmud'dur; hem de kendisi, suhib-i Makum-i Mahmud'dur. Makum-i Mahmud cennetteki en yuksek derecedir. Bir kisi icindir o; o da Peygamber Efendimiz'dir. Makum-i Mahmud'un sahibi ve peygamberlerin serveridir. En yuksek mertebelisidir.
Butun peygamberler hal-i hayatlarinda, onun ummeti olmayi temenni etmislerdir. Adem, Musa ve isa peygamberler, hepsi onun sanini, serefini, ustunlugunu, efdaliyyetini ummetlerine bildirmislerdir.
(Ene seyyidul-murselane iza buisu) "Peygamber olarak gonderildikleri zaman, ben peygamberlerin en sayginiyim, seyyidiyim, efendisiyim, en soylusu, asaletlisiyim!" buyuruyor.
(Ve subikuhum iza veradu) "Ve havz-i kevserin basina vardiklari zaman, mahser yerine vardiklari zaman, havz-i kevserin basina gidildigi zaman, ben en onde gideniyim,"
Verede, varid olmak, vurud etmek, yani gelmek manasina, umumiyetli bir suya gitmek manasina kullanilir Arapca'da. Evet, Peygamber Efendimiz bu oncelige sahip, ilk once o gidecek.
(Ve mubessiruhum iza ublisu) Eblese-iblas- ublisu; me'yus olmak, umit kesmek, umitsizlige dusmek demek. insanlar mahserde Allah'in kahrini, gazabini heyecanla gordukleri zaman, tir tir titrerken, umitleri kalmadigi sirada, ben onlara mujde vericiyim. Cenab-i Hakk'a tazarru ve niyaz edecek, sefaat edecek. "Haydi uzulmeyin ey insanlar!" diye onlarin umitsizlikerini, korkularini izale edecek.
(Ve imamuhum iza secedu) "Secde ettikleri zaman, namaz kildiklari zaman, ben onlarin imamiyim!" Peygamber Efendimiz Mi'racda da butun peygamberlere imamlik etmisti. Mahserde de en onde, onlarin imami olacak. uunku onlarin seyyidi, en onde geleni, rutbesi en yuksek olani.
(Ve akrabuhum meclisen izecteme-) "Toplastiklari zaman, ben oturma yeri bakimindan Allah'a en yakin, en serefli yerde oturaniyim!" Mahser yerinde toplandiklari zaman, Allah-u Teula Hazretleri, Ars-i A'la'nin golgesinde Allah'in sulih kullari golgelenirken, kendisine en yakin, en serefli yere onu oturtacak.
(E tekellemu) Ben konusacagim mahser gunu, soz isteyip konusacagim. (Feyusaddikuna) Allah-u Teula Hazretleri benim sozumu, soyledigim sozleri: "Dogru soyluyorsun Ey mubarek Rasulum, dogrusun, tamam Rasulum!" diye beni tasdik edecek. Kim?.. Allah.
(Ve esfeu feyuseffiuna) "Ve ben sefaat edecegim. 'Ya Rabbi. ummetime rahmeyle! Gunah islemis olsalar bile, suclularini affeyle!' diye sefaat isteyecegim. Allah-u Teula benim sefaatimi makbul, gecerli sefaat sayacak. sefaat is gorecek. Yani sefaate muhtac olanlar sefaate erecekler, kurtulacaklar. (Ve esel'u feyu'tana) "Ve istiyecegim Cenab-i Mevla'dan; o da bana orada istediklerimi bahsedecek."
Orada herkes tir tir titrerken, konusmaya cesareti yokken, Cenab-i Hak Peygamber Efendimiz'e bu ustunlukleri vermis. sefaat edince, sefaati makbul; konustugu zaman, sozu dinleniyor; istedigi zaman, istedigi veriliyor. Mecliste, Allah'in huzurunda, Allah'a en yakin meclis; secde ettikleri zaman toplaninca, peygamberlerin imami; umitsizlige dustukleri zaman, onlara mujde veren, mahser yerine geldikleri zaman en onde gelen, peygamberlerin serveri Peygamber Efendimiz SAS.
d. Livaul-Hamd Benim Elimde Olacak
Sonuncu hadis-i serifi okuyarak sohbetimi tamamlamak istiyorum. Bu hadis-i serif de Ahmed ibn-i Hanbel, ibn-i Mace ve imam Tirmiza tarafindan rivayet olunmus, hasen hadis-i serif. Kitaplari mu'teber ve rivayetleri kuvvetli mubarek hadis alimleri bunlar. Kimse itiraz edemez, onlari herkes sever, sayar; hadis ilmindeki hukumlerinin ne kadar degerli oldugunu bilir.
Peygamber SAS Efendimiz buyuruyor ki:
RE. 152/2 (Ene seyyidu veledi ademe yevmel-kiyameti ve la fahra, ve biyeda livaul-hamdi ve la fahra, ve ma min nebiyyin yevme izin ademu femen sivahu illa tahte livaa, ve ene evvelu men tensakku anhul-ardu ve la fahra, ve ene evvelu safiin ve evvelu museffain ve la fahr.)
(Ene seyyidu veledi ademe yevmel-kiyameh) "Ben kiyamet gununde Adem AS'in evlatlarinin, insan cinsinin seyyidiyim, en sereflisiyim, en efendisiyim, en onde geleniyim; (ve la fahra) iftihar yok!" Durum bu merkezde; ben Allah'in bana bahsettigi bu dereceyi, sordunuz diye ifade ediyorum demek.
(Ve biyeda --veya biyedeyye-- livaul-hamdi ve la fahra) "Hamd sancagi, Livaul-Hamd benim elimde benim elimde --veya iki elimde-- olacak; ogunmek yok."
Bu Livaul-Hamd'i, Peygamber Efendimiz'in eline verilecek Hamd Sancagi'ni anlamak icin, Hacca gidenler Arafat'i, Muzdelife'yi, Mina'yi hatirlasinlar. Topluluk halinde gelmis olan hacilar, birbirlerini kalabalikta gorsunler, tanisinlar diye, baslarinda bulunan kimse, uzun bir sopaya bir bayrak takiyor, bir renkli bez takiyor. Herkes bakiyor, "Hah, tamam, bizim kafile surada!" diye onun pesinden gidiyorlar. Kafile belli oluyor.
iste bunun gibi, mahser gununun kalabaligi icinde, Allah-u Teula Hazretleri Hamd Sancagi'ni Peygamber Efendimiz'in eline verecek. O bayrakla Peygamber Efendimiz'in yerini, yanini herkes bilecek; peygamberler, siddaklar, sehidler, salihler, mu'minler onun etrafinda toplanacaklar. Hamd Sancagi'nin Efendimiz'in elinde olmasi cok buyuk bir seref!..
uunku bayrak, sancak sereftir, buyuklerin yaninda olur ve cok onemli bir isarettir, cok derin anlami vardir. Ahirette de Peygamber Efendimiz'in Livaul-Hamd'i, Hamd Sancagi olacak.
(Ve ma min nebiyyin yevme izin) "Peygamberlerden hicbir peygamber yoktur ki, o kiyamet gununde, (ademu femen sivahu) Adem ve otekiler..." Halbuki Hazret-i Adem, insanlarin hepsinin dedesi, Peygamber Efendimiz'in de dedesi. Yasca buyuk ama, hicbir peygamber yok ki, (illa tahte livaa) "O gun hepsi benim Livaul-Hamd'imin, benim dalgalandirdigim sanli Hamd Sancagi'nin altinda olacaklar." Adem AS da gelecek, Adem AS'dan sonraki butun yuzyirmidort bin peygamber --sayisini Allah bilir-- onlar hepsi benim sancagimin altinda toplanacaklar." Allah bizi de orda toplananlardan eylesin... Bu arada hemen duamizi yapalim!
(Ve ene evvelu men tensakku anhul-ard) "Yeryuzu yarilip da, icindekileri cikardigi zaman, ilk cikan ben olacagim." Bundan maksad, insanlar kabre gomuluyor. Sonra kiyamet kopunca, sura ufurulunce, onlar kabirlerinden kalkacaklar. Toprak acilacak, kabirden oyle kalkacaklar. Ama kabrinden ilk kalkan Peygamber Efendimiz kalkacak. uunku server o, onder o, en onde gidecek o... Onun icin ilkonce toprak onun ustunden acilacak. Kabr-i serifinden Efendimiz kalkacak, one gececek. ilkonce o hasrolunacak, o ba'solacak. (Ve la fahra) "ugunmek bahis konusu degil."
(Ve ene evvelu safiin) "Ve ilk sefaat edecek olan ben olacagim." "Ya Rabbi, kullarini afv u magfiret eyle! Mu'minleri bagisla, gunahlarini magfiret eyle..." diye Peygamber Efendimiz'in sefaat ettigi muhtelif yerler olacak. Kiyamet gununde muhtelif yerlerde, muhtelif zamanlarda sefaat edecek.
(Ve evvelu museffain) "Ve sefaati ilk kabul olan kimse de ben olacagim. (Ve la fahra) Bir ovunc bahis konusu degil." diye buyuruyor.
Tabii, Efendimiz'in kendisi hakkinda bilgi verdigi daha baska pek cok hadis-i serifler var. Biliyoruz ki, cennetin kapisina ilk gelecek olan da Peygamber Efendimiz olacak. Cennetin yuksek surlari olacak. Peygamber Efendimiz oraya gelip kapiyi caldigi zaman, cennetin bekcisi olan Ridvan isimli melek soracak: (Men ente?)
"--Kimsin sen?..
Peygamber Efendimiz de kendisini tanitacak: (Ene muhammedun)
"--Ben Muhammedim! Allah'in hababi, ahir zaman peygamberi Muhammedim." diyecek.
O zaman cennetin bekcisi melegin cevabi su olacak: (Bike umirtu en la efteha kableke ya rasulallah!)
"--Ya Rasulallah! Senden evvel bu kapiyi baska birisine acmamakla emrolunmustum. Buyur, gir ya Rasulallah!" diyecek.
Yani Cenab-i Hak, "Sakin ha ey Ridvan, Rasulullah'tan evvel kimseye acma! ilkonce o girecek burdan..." diye melegine bildirdigi icin, melek de onu beyan ediyor.
Boylece cennete ilkonce Peygamber Efendimiz girecek. Her seyin en ustunu, en onde geleni, ilki oluyor Peygamber Efendimiz SAS Hazretleri.
Bizim ne yapmamiz lazim?.. Bizim Rasulullah SAS Efendimiz'i iyi tanimamiz lazim, iyi anlamamiz lazim!.. Onun buyuklugunu, neden Allah'in hababi oldugunu, niye peygamberlerin serveri oldugunu iyi anlamamiz lazim! Ve onun sevgisini gonlumuze yerlestirmemiz lazim!..
uunku zaten taniyinca, sevmemek mumkun degil. Onu goren asik-i sadiki olurdu. "Ondan once ve onda sonra, hic onun kadar guzelini gormedim!" derdi. Onu taniyan da, ayni seyi diyecektir muhakkak...
Rasulullah'i tanidiktan sonra, sevdikten sonra, muslumanin yapacagi is, Peygamber SAS Efendimiz'in sunnetine ittiba etmektir. Sunnete ittiba etmek ne demek?.. Hadis kitaplarini acmak, hadis-i serif muslumani olmaktir. En yuksek musluman nasil muslumandir?.. Hadis-i serif muslumanidir.
"Baska ne tip muslumanliklar var hocam?" diyecek olursaniz; ahir zaman muslumanligi var. Muslumana benzemez. Kendisine muslumanim der ama, "Ne bicim musluman?" diye sasarsiniz. uunku islama vazifeleri yapmaz. Gunahlarin her cesidini isler. Yine de o da bir derece, hic olmazsa "Elhamdu lillah, ben muslumanim!" der. Ama yanlis tarafi nedir?.. iyi olani anlayamamaktir, iyi olani da tenkid etmektir. "Biz de muslumaniz!" deyip, daha iyi olan muslumani tenkid eder, "Ne luzum var?" filan der, cahilliginden. Ne luzum oldugunu Allah biliyor, Rasulullah biliyor. Madem emretmis, vardir bir sebebi...
--icki icme!
--Pekala...
--urtun!
--Pekala...
--ibadet eyle!
--Pekala...
--Yalan soyleme!
--Pekala...
Bunlarin hepsini yapar musluman. Hadis-i serif muslumani odur.
Zamane muslumani da kendi kafasindan uydurur, kaytarir, kivirtir; yine de muslumanligi kimseye birakmak istemez. Allah islah etsin...
Baska ne cesit muslumanliklar var?.. Bid'atlara saplanmis insanlarin muslumanligi var. Bazi insanlar kendilerini dindarlik yapiyorum sanarak, sunnete aykiri yasayislara suruklerler. Eski konusmalarimda anlattigim gibi: "Salamura zeytin yemeyelim!.. Beyaz peynir yemeyelim!.."
Hatta birisi demis ki, guluyorum: "Bal yemeyelim!.." Bali Kur'an-i Kerim'de Allah medhediyor; (Fahi sifaun lin-nas) "Onun icinde sifa var!" buyuruyor. Peygamber Efendimiz tavsiye buyuruyor. Guzel bir gida, kuvvetli bir gida... icinde her turlu kiymetli, besleyici ve insan vucudunu zindelestirici maddeler var.
Bal yemesecekmisiz. Mantiga bakin: Ari her cicekten gidiyormus, bal aliyormus. Bazan o cicekler filancanin tarlasinda, bazan falancanin tarlasinda... Tarlalar da, cicekler de, bitkiler de hepsi Allah'indir. Ari da Allah'in kuludur. Biz de Allah'in kullariyiz. Allah-u Teula Hazretleri arinin calisip, cabalayip topladigini yemeyi bize helal kilmistir. Yani asiriliklar cok yanlis!
Kimisi et yemiyor. Neden yemiyorsun? Peygamber Efendimiz yemis. Yasin Suresi'nde, "Bunlari insanlar icin biz yarattik!" diye, Allah-u Teula Hazretleri beyan ediyor. Yenilecek olanlarin yenilmesini helal ediyor. Binilecek olanlarinin, uzerine binilmesini helal ediyor. Yani sen Allah'in helal ettigini, musaade verdigini ne diye tenkid ediyorsun?
Asiriliklardan, kendi aklina gore seytana uyup, seytan tarafindan kiskirtilip, boyle abuk sabuk seylerle cesitli isler yapanlar oluyor. Bunlara da, "bid'atci musluman" diyoruz. Yani islam'in ozunde, aslinda olmayan; Peygamber Efendimiz'in yasantisinda, hadis-i serifinde olmayan tip fikirler ve davranislar... Bid'at, yani sunnete aykiri, sonradan uydurma seyler.
insanlar cok cesitli seyler uydururlar. Kendilerini serbest birakirsan, yuz verirsen, o kadar sasirirlar ki, sonunda baslarlar putlara, taslara, hayvanlara, ineklere, hatta yilanlara, hatta tenasul cihazlarina taparlar. Hindistan'da oyle bir mezheb de var... seytan onlara bir mantik asilar. O mantigi da uygun sanar ve ondan dolayi oyle yapar gider. Kimisi seytana da tapiyor. Neden?... Tapalim da bize zarar vermesin filan gibi bir dusunceyle. Halbuki Allah, "seytan insanlarin dusmanidir." diye bildiriyor. Kimisi de oyle yapiyor.
Allah-u Teula bizi, sunnet ve hadis-i serif muslumanligindan, Peygamber Efendimiz'in yolundan ayirmasin... Allah hepinizden razi olsun...
Esselamu aleykum ve rahmetulluhi ve berekatuhu!..
09. 06. 2000 - AVUSTRALYA
"Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, dogrunun ve dogruyu egriden ayırmanın açık delilleri olarak kendisinde Kur’an’ın indirildigi aydır. Sizden her kim bu ayda bulunursa oruç tutsun" Bakara, 2/185.
|
|