Cevapla 
 
Derecelendir
  • 0 Oylar - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
peygamberimizin kölelere şevkati
06-13-2008, 09:44 AM
Mesaj: #1
peygamberimizin kölelere şevkati




Peygamberimizin şefkat ve merhametinden en çok istifade eden sahipsiz ve kimsesiz insanların başında köleler geliyordu.
İslâm nurunun ilk doğduğu sıralarda başta Bizans ve İran olmak üzere, Arabistan'da cahiliye âdetleri arasında kölelik bütün şiddet ve dehşetiyle devam ediyordu.
Kabileler arasındaki çarpışmalar, yağmalar dinmeden aralıksız sürüyordu. Bunun neticesinde düşman tarafın insanları—kadın, erkek, çocuk—esir almıyor, kölelik ve cariyelik teşvik ediliyor, genişletiliyordu. Hatta her kabilenin nüfusunun hemen yarısını köle ve cariyeler teşkil ediyordu. Bunlar en zor işlerde çalıştırılıyor, hayvandan aşağı görülüyorlardı.
Araplar köleleri hiçbir şekilde hürriyetlerine kavuşturmazlar, azad etmezlerdi. Köleler ömür boyu esir olarak bırakılırlardı.
İşte, Peygamberimizin insanlığa getirdiği en büyük değişikliklerden birisi de Allah'ın hür olarak yarattığı kimselerin köle olarak bırakılmalarını hoş görmemesidir.
Böylece bu zavallı insanlar rahat bir nefes almaya başladılar. Zalim insanların kölesi olmaktan çıkıp, en büyük hürriyet olan Allah'a kulluk mertebesine erme imkânı buldular.
Peygamberimiz, bu insanların hürriyetlerine kavuşmaları için her türlü çabayı sarf etmiş, bu hususta Ashabını teşvik etmiş, bilhassa Müslüman olan kölelerin bir an önce azad edilmeleri için başta Hz. Ebû Bekir olmak üzere zengin Sahabîleri teşvik etmiştir:
"Bir kimse mü'min bir köle azad ederse, Allah o kölenin her azası karşılığında kendisinin bir azasını cehennemden azad eder" buyurarak peşin mükâfatı müjdelemiştir.
Sahabîler tarafından bir emir olarak kabul edilen bu teşvik, kısa zamanda gerek kendi ellerinde bulunan ve gerek müşriklerin zulmü altında inleyen mü'min kölelerin azad edilmelerini netice vermişti.
Hz. Ebû Bekir'in, müşrik efendilerinden satın alarak işkenceden kurtardığı Müslüman kölelerin sayısı kırkı bulmuştu. Hz. Bilâl-i Habeşî ve Suheyb bin Sinan gibi meşhur Sahabîler bunlardan sadece ikisiydi.
Peygamberimiz kölelikten kurtulmuş insanları kendi hallerine bırakmaz, onları himaye eder, ticaret yapmak isteyenlere sermaye temin eder, iş kurmalarını sağlardı. Bazılarını da önemli görevlere getirirdi. Bilâl-i Habeşî'ye müezzinlik vazifesi vermiş, Zeyd bin Harise'yi ordu komutanlığına getirmiş, Ebû Rafi ve Hz. Sevban'ı kendi yanına alarak bizzat himaye etmişti.
Asırlardır devam eden bu kurumu bir anda tamamen kaldırmak o zamanın toplum yapısı içinde mümkün değildi. Her meselede olduğu gibi, bu hususta da Peygamberimiz tedrici, yani yavaş yavaş benimseterek kabul ettirme prensibine dikkat etmiş, hiçbir Sahabî-sini, kölesini azad etmesi için zorlamamıştır. Çünkü onların bazısı toprak sahibi idi, çalıştırmak için adama ihtiyacı vardı; bir kısmı da yalnızdı, hizmetçi kullanması gerekiyordu.
İşte Peygamberimiz, bu şekilde kölelerini azad etmeyip çalıştırmak isteyenlere de sıkı sıkıya tenbihte bulunuyor, köle ve cariyelerine karşı şefkatli davranmalarını söylüyor, eziyet ve hakarette bulunmamaları için ikaz ediyordu. En kısa zamanda da azad etmelerini tavsiye ediyordu:
"İhtiyacınız bitene kadar onlar size hizmet etsin. İhtiyacınız kalmayınca da azad edin" buyuruyordu.
Peygamberimiz kölelerin hak ve hukuklarına dikkat edilmesi konusunda o kadar titiz davranıyordu ki, Hz. Ali'nin rivayetine göre, "Resulullahın vefatından önce en son sözü 'Namaza dikkat edin namaza' ve 'Elinizin altında bulunan kölelerinize eziyet etmede Allah'tan korkun' idi."
Sahabîlerden birisi gelerek "Ya Resulallah, bir kölenin kaç suçunu bağışlayayım?" diye sordu.
Soru üç defa tekrarlandıktan sonra Peygamberimiz şöyle cevap verdi:
"Günde yetmiş defa affediniz."
Peygamberimiz, kölelere hiçbir şekilde eziyet edilmemesini, onlara hakarette bulunulmamasını, zarurî ihtiyaçlarının ihmal edilmemesini tavsiye ederdi.
Bir gün Hz. Ebû Zer kölesiyle birlikte yolda gidiyordu. Kendi sırtındaki elbisesinin aynısı kölesinin sırtında da bulunuyordu. Bu durum diğer Sahabîlerin dikkatini çekti. Ebû Zer'e şöyle dediler:
"Kölenin sırtındaki elbiseyi alsan, kendininkine eklesen içli dışlı güzel bir elbise olurdu, ona da başka bir giyecek verirdin."
Bunun üzerine Hz. Ebû Zer onlara Resulullahtan işittiği bir hadisi hatırlattı. Peygamberimiz şöyle buyuruyordu:
"Onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah onları sizin hizmetinize vermiştir. Kimin kardeşi elinin altında ise, ona kendi yediğinden yedirsin, kendi giydiğinden giydirsin.
"Gücünün yetmeyeceği bir şeyi ona yüklemesin. Eğer yüklerse ona yardımcı olsun."
Daha önce köleler efendilerine "sahibim" manasında "rabbi" veya "rabbeti" derler, efendiler de kölelerine "kölem ve cariyem" diye hitap ederlerdi. Bu durumu hoş görmeyen Peygamberimiz şöyle buyurdu:
"Sahipleri kölelerine 'oğlum, kızım' desin, köleler de efendilerine 'seyyidi' (efendim) desin. Siz hepiniz kulsunuz, Rab ise ancak Allah'tır."
Peygamberimizin bu güzel davranışından ve engin şefkatinden dolayı hürriyetlerine kavuşan köleler kabile ve ailelerinin yanına gitmek istemez, Peygamberimizin hizmetinde bulunmayı, onunla birlikte olmayı tercih ederlerdi.
Zeyd bin Harise, azad edildikten sonra Peygamberimizi, babasına ve amcasına tercih etmiş, Resulullahla birlikte kalmayı arzu etmişti.
Yine bu coşkun şefkati gören müşriklerin köleleri Peygamberimize gelir, onun merhametinden imdat isterlerdi. Çok kere Peygamberimiz onların kurtuluş bedellerini verir, hürriyetlerine kavuştururdu.
Peygamberimizin bu merhametinden dolayı o zavallı insanlar da insan olmanın hazzını tadar, huzur ve rahat içinde yaşarlardı.


alıntı

BALACAN diyor ki:
HER KÖTÜ GÜNÜN SONU
İYİ GÜNÜN BAŞLANGICIDIR,
HAYATTA ÖYLE BİR YAŞAMALISIN Kİ
MEZAR KAZICI BİLE YASINI TUTMALI
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
06-13-2008, 09:47 AM
Mesaj: #2
RE: peygamberimizin kölelere şevkati
emegine saglık teyzecim
murti diyor ki:
Sokakta giderken kendi kendime
Gülümsedigimin farkına vardığım zaman
Ben deli zannedeceklerini düşünüp
Gülümsümüyorum
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
06-13-2008, 09:54 AM
Mesaj: #3
Cvp: RE: peygamberimizin kölelere şevkati
murti Yazılan:emegine saglık teyzecim

sağol yavrum tşk ed.
BALACAN diyor ki:
HER KÖTÜ GÜNÜN SONU
İYİ GÜNÜN BAŞLANGICIDIR,
HAYATTA ÖYLE BİR YAŞAMALISIN Kİ
MEZAR KAZICI BİLE YASINI TUTMALI
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Görüntüleyenler: Son Mesaj
  Alevilikte Namaz,OruçVe Abdest BaranCan58 19 165 10-01-2008 11:35 PM
Son Mesaj: BaranCan58
  Pir Sultan Da Namaz İbadeti KAFKASKAR 18 131 10-01-2008 11:28 PM
Son Mesaj: KAFKASKAR
  Sanat Eseri Çocuk KAFKASKAR 2 29 10-01-2008 08:24 PM
Son Mesaj: KAFKASKAR
  iMAM-I AZAM'IN BABASI VE ELMA doganay58 5 159 09-16-2008 12:31 PM
Son Mesaj: yagmurreis
  “kıl beni ey namaz...” bjk_sivas 8 66 09-13-2008 09:11 PM
Son Mesaj: bjk_sivas
  RAMAZAN HAKKINDA PEYGAMBER EFENDİMİZİN SÖZLERİ, ORUCU BOZAN ŞEYLERİN BİR KISMI.....VS vuslataozlem 4 522 09-01-2008 06:12 PM
Son Mesaj: 34mekan58vatan
  DİNİMİZİN DİREĞİ NAMAZ VE ÖNEMİ SABRİ KÖNTEK 1 30 08-28-2008 11:57 PM
Son Mesaj: 34mekan58vatan
  imam mehi a.s. soru ve cevabıyla hamza76 1 30 08-27-2008 10:14 AM
Son Mesaj: 34mekan58vatan
  CUMANIZ MUBAREK OLSUN vuslataozlem 4 48 08-22-2008 08:48 AM
Son Mesaj: vuslataozlem
  Mübarek soyu SABRİ KÖNTEK 0 23 08-08-2008 10:52 PM
Son Mesaj: SABRİ KÖNTEK

Forum Atla:

İletişimSivas | Sivasliyiz.ComYukarıya dönİçeriğe DönHafifleştirilmiş SürümRSS Beslemesi